Daredevil: Born Again

Daredevil: Born Again

ดาวน์โหลดคำบรรยายTurkish

ซีซั่น 2

ข้อมูลรุ่น

Daredevil Born Again S02E06 1080p WEB h264-ETHEL
ความคิดเห็นโดย BartuW

แท็ก

webdl
เผยแพร่เมื่อ: 2026-04-22
ดาวน์โหลด: 130
ผู้พิการทางการได้ยิน: No

ตัวอย่างคำบรรยาย Turkish

200 บรรทัดแรก

İlgili resmî podcast'e Disney+

ve podcast platformlarından ulaşılabilir.

Yanılıyorsun. Sizi arıyordum.

-Öldürmek için. -Hayır, yardım için.

DAHA ÖNCE

Ne sıfatla burada olduğunuzu bilmiyorum ama…

Ben de Vali Yardımcısı'nın ne olduğunu bilmediğimden

ödeşmiş sayılır mıyız Juan?

Bunların Brooklyn'de bir depoda

olmaması gerekiyor. Gine-Bissau'ya

gitmeleri gerekti.

Teslimatın yapılacak.

Sabırlı olmanı rica ediyorum!

Bunu yapmak zorunda değilsin.

Yaptığım şey her ne ise

-hak etmişimdir. -Arabadan in Daniel.

Patronumuz hayatını değiştirebilir.

Karşılığında istediği şey sadakat.

Seçimini yap.

Javi, senden bir ricam olacak.

Hop! Sen BB'sin.

-Foto çekilebilir miyiz? -Tabii. Gel.

Önce beni öldürmeye kalktın,

şimdi kurtarmaya çalışıyorsun.

Öldürmeye kalktığım için kurtarmaya çalışıyorum.

Yardım etsene.

Vanessa?

Hemşire!

"Sevdikleri diğer tarafa göçse de

birbirlerinden ayrılamazlar.

Ölüm, ölümsüz olanı öldüremez."

Çok üzgünüm, başınız sağ olsun Bay Fisk.

Son anlarında bile iyimserliğini hiç yitirmedi.

Teselli olacaksa şunu bilin,

huzura kavuştu.

Hepimizi bekleyen güzel karanlığa gitti.

Bu yolculukta size eşlik etmek

hem üzücü hem de onur vericiydi.

Bay Fisk.

Bay Fisk…

Bay Fisk.

Âmin.

Burası temiz.

Tamam.

Teşekkürler Başkan Fisk.

Âmin.

Senin işaretinle.

Hazır ol.

Dön!

İyi denemeydi.

Tekrar dön.

Bir kez daha.

Senin işaretinle.

Hazır ol. Dön!

Aferin!

İşte geldi!

Canım.

Bu, oyuncak değil.

Çok kan kaybetmiş ama kurşunu çıkardım.

Temiz tutup enfeksiyonu önlerse,

ki bu çok mümkün olmasa da

iyileşebilir.

Angela.

Pasame esa venda por favor.

Sağ ol Soledad. İyi ki söyledin.

Elimden geleni yapıyorum ama hastaneye gitse iyi olur.

Hayır.

Ölüm fermanını imzalamış olur.

Bence gitmeliyiz.

-Karen. -Ne? Bunu desteklemiyorum.

Ölmeli ya da Fisk'in zindanında olmalı.

-Anlaşıldı. -Haklı.

Şehir onun yüzünden karıştı.

Kazaydı.

Bu sefer öyleydi.

Hey. Dışarıda ne oluyor?

Millet hüngür hüngür ağlıyor.

Başkan'ın eşinin yasını tutuyorlar.

Herkes değil.

Alakası bile yok.

Daha çok kişi öfkeli, hem de Fisk'e değil.

Baskınlar, kaybolanlar. Her zamankinden kötü.

Belediye'deki sessiz protesto herkesin dilinde.

İnsanlar,

bizimkiler.

Sorun var gibi.

Si Titi.

Bak,

göze çarpmayacağına söz vermelisin.

Güvenli bir yere git.

-Christofi'den ses var mı? -Yok.

Ama kaynağım, Red Hook ifadesini yakında getirir.

Güzel. Halkın desteğini kazanmış oluruz.

Kazandık zaten.

Direniş günbegün büyüyor.

Ne zaman biri tutuklansa veya kaybolsa.

-Yetmez, fazlası lazım. -Nasıl yani?

Tamam.

Clinton Kilisesi'ndeki gece var ya?

Peder Lantom'ı öldürüp seni ağır yaraladığında

-bir an seni kaybettiğimi sandım. -Hatırlıyorum.

Fisk'i öldüreceğini söylediğinde sana engel oldum.

-Şeyi bildiğimi… -Hatırlıyorum.

Ya yanıldıysam?

Karen, lütfen yapma.

Ondan farkımız bu, anlamıyor musun?

-Hâlâ o kadar farklı mıyız ki? -Evet, farklıyız!

Kafamıza göre öldüremeyiz.

Biliyorum!

Wesley'ye yaptığım şeyin vicdan azabıyla yaşıyorum.

Hâlâ kâbus görüyorum!

Ama fark şu, pişman değilim.

Ya o ya bendim.

Belki senin durumunda da öyledir. Ya Fisk ya sen.

Ya bitmesi için ikinizden birinin ölmesi gerekiyorsa?

O şekilde düşünemem.

Düşünmek zorundasın.

Hiçbir şekilde acımayacağını kanıtladı!

Sen böyle biri değilsin.

Değilsin.

-Ondan. -Neredeymiş?

310, Garnet Sokağı.

Tamam.

Bunu ne yapacağız?

İntikam adalet değildir Karen.

Evet.

Çok gecikmem.

Baksana…

Başkan Fisk, şunu demek istedim…

Vanessa varken en azından onu yönetip zapt edebilecek

biri olduğunu biliyordum.

Buna o kadar güvenmezdim.

Ofisimi iyice sıkıştırıyorlar.

Her yandan saldırıyorlar. Baskınlar, Görev Timi.

Adam oralı bile olmuyor.

Bundan sonra durum değişir.

Başka şansı olmayabilir.

Nasıl yani?

Tekrar aday olmayacakmış.

Onun yerine sen mi aday olacaksın?

Evet. Söz verdi, adaylığımı destekleyecek.

Nereli olduğumu biliyorsun.

Hanımefendi son nefesine kadar tahttan inmeyecek.

Öyle mi?

Senin memleketinde "çük" bir tatlı adı.

Burada monarşi yok Cashman.

Bundan emin misin?

Sabırla bekledin, değil mi?

Sadık bir hizmetkârdın.

Evet, çok haklısın.

Öyleyse ölmesini niye bekleyesin?

Daha üst bir makama aday olmam, demiştin.

Kampanya sürecini sevmiyorum.

Buna gerek olmadığını söylesem?

Bana ne zaman söyleyecektin?

Neyi?

İyi ki doğdun.

Bu yıl pek kutlama havasında değilim.

Burada onunla olmalıyım.

Gerçekten olabileceğini sanmıyorum.

Hadi. Akşam nereye gidiyoruz? Ne yapıyoruz?

Hiçbir şey, bir yere gitmiyoruz.

Niye yalan söylüyorsun?

Hayatımı neden takip ediyorsun?

Daniel, bugün doğum günün. Telefon takvimime yazmıştım, manyak.

Anladım.

Erkek erkeğe âlem mi?

Et lokantası? Striptiz kulübü?

Annemin evi.

Cidden mi?

Evet.

Vay, çok güzel.

Öyle düşünmene sevindim.

Ben de geleyim mi?

Annemin evine mi?

Staten Island'a mı gelmek istiyorsun?

Evet.

İstiyorum.

Bayan Urich.

Sizi görmek ne güzel.

Her şey yolunda mı?

Aksiyon nerede, siz oradasınız hep.

Gazetecilerin işi bu, Bay Cashman.

Gazeteciler, tabii.

Daniel'la biraz konuşabilir miyim?

Çok sürmez.

Tabii. Ne demek.

Sağ olun.

Şöyle geçelim mi?

-Siktir. -Daniel.

-Kendine gel. -Dün gece yaptığımız deliceydi.

O bir emirdi

ve geldi geçti. Önüne bakmalısın, tamam mı?

Doğa yürüyüşümüz sayesinde yükseldin.

Zirvedesin artık.

Ve zirve

seninle ilgilenir.

-Tanrım. -Şayet

işi halledersen.

Nasıl yani?

ความคิดเห็น

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left