200 บรรทัดแรก
Wayne!
Eyvah!
Baba! Rue ahıra gidiyor!
Lanet olsun!
Of! Eyvah!
Yo, yo, yo, yo!
Rue!
Oyalanma da koş artık!
Kahretsin.
Yardım edin!
Yardım edin!
Wayne!
Wayne!
-Ver şunu. -Sağ ol, sağ ol, sağ ol.
Amma sert adamım be!
Yeminle öyleyim bak!
Vay anasını be!
Oha! Çok fenaydım, değil mi? Kalbim yerinden çıkacak sandım!
-Ben de! -Vay be!
Beni nasıl hakladı gördün mü kanka?
-İple yakaladı resmen! -Asıl ben onu nasıl hakladım!
Görmedin mi? Bam diye indirdim herifi!
-Haddini bilsin pislik! -Hem de ne biçim hakladın kanka!
Buyurun.
Ne yapacağım?
Birlikte çözeceğiz.
Aferin sana.
Seninle gurur duyuyorum.
Gel bakayım.
Hadi, geç otur.
Acele etme.
Kahretsin.
Biliyor musun, galiba başından beri haklıydın.
Ne konuda?
Seninle beni
kader buluşturdu.
Canın yanıyor gibi.
Yanıyor.
Percocet.
Belim için alıyorum.
Laurie benim yaptığımı biliyor.
Evet, üstünlüğü ele geçirdiğini sanmıştı.
Ama ne bilsin...
Ben yük katırını bile şampiyon at yapabilirim.
Evet, o kaltağın işini çok fena bitirebilirdim.
Neyse ki centilmenim. Böbürlenmeye gerek yok.
O yüzden malı yarı yarıya bölüşmeyi önerdim.
Ve ömür boyu ateşkesi.
Anlaşma devam mı?
Evet.
Hatta yük bu gece Amerika'ya varmış olur.
Eskiden bunlara bayılırdım.
Bana bak, o fiziksel acın için.
Kafana takılanlar için değil, duydun mu?
Dediğimde ciddiydim.
Aşırıya kaçmanı istemiyorum.
Yılın elemanısın sen.
Hatta bir hafta izin yapmanı istiyorum.
-Olur. -Eve git, dinlen.
Kendine güzel köpüklü bir banyo hazırla.
Dikiş lazımsa da
faturayı bana yolla. Ben hallederim.
Yeter ki toparlan.
Durum ne?
Her şey tam.
Hadisene, bir bak.
Minnetimin küçük bir göstergesi.
Dinlen.
Daha fazlasını istemek için gelme bana sakın.
G.
-Hayırdır? -Her şey yolunda.
Tekrar bakabilir miyim?
Bana ateş etmeyi öğretecektin.
Acıdığını biliyorum.
İyiyim ben.
Tamam, git kızları al.
Birlikte gidelim.
Minibüs boş mu kalsın?
Hola. Kızları almaya geldim.
Beni takip edin.
Tamamız.
Kolam nerede?
Bitti sandım.
Bitmemişti.
Pardon.
Defolup gidelim şuradan.
Nasıl bu kadar çok kötü insan olabiliyor?
Çünkü daha kolay.
Yanlış olanı yapmak doğruyu yapmaktan daha mı kolay?
İnsan doğası bu. Benciliz.
Tanrı bizi neden böyle yarattı ki?
Bilmiyorum Rue.
Ama bir gün senin için ona sorarım, olur mu?
Şimdi defol!
Bir süre kanepende yatabilir miyim?
Elbette. Ne zaman istersen.
Sağ ol.
Motoru kapat.
-Nasılsınız bu gece? -Her gün bir lütuf Memur Bey.
Buyurun pasaportlarımız.
Sağlık belgelerimiz de orada.
-İstikamet? -Los Angeles'ın biraz dışı.
Ne taşıyorsunuz?
Tanrı'nın verdikleriyle yetinmeyen iki genç hanımı.
Hey. Kapa şunu.
-Adınız? -Edward Wallace.
Sizin?
-Adınız? -Mitchel. Blister.
Bekleyin lütfen.
Merhaba.
-Adınız? -Kitty.
Öyle yazmıyor.
Tanrım, çok aptalım. Katherine.
Christina.
Araçta uyuşturucu ya da silah var mı?
Kesinlikle yok. Hayır, efendim.
Eve hoş geldiniz.
Teşekkürler.
VAAT SÖZÜ
YARATILIS 1
Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
Yeryüzü şekilsiz ve boştu,
engin karanlıklarla kaplıydı.
Ve Tanrı'nın ruhu suların üzerinde dolaşıyordu.
Sonra Tanrı buyurdu:
"Işık olsun."
Ve ışık oldu.
Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü.
Ve Tanrı, ışığı karanlıktan ayırdı.
Işığa "gündüz" adını verdi.
Karanlığaysa "gece" dedi.
Onu o odadan ben çıkarmadım.
-Ya sen Bruce? -Daha neler!
-Laurie? -Hayır.
Mitch yapmış olabilir mi?
Mitch burada değil.
Sen de değilsen, tümdengelim mantığıyla geriye tek bir kişi kalıyor.
Beni uyandıran Faye'di.
İti an çomağı hazırla.
Yine başladık.
O arkandan upuzun, ince bir tenya sarkıyor.
Çok iğrençsin.
Tabii ya, kafayı bul. Harika fikir cidden.
Adaleti bir yoldan sağlayamazsan başka yoldan sağla.
Mitch?
Tamam, görüşürüz.
Yarım saate buradalar.
Sonunda be.
Paket yolda. Hava birimi takipte.
Anlaşıldı.
Şunları kıstırmak için sabırsızlanıyorum.
Lanet olsun. Lanet olsun.
-Kahretsin. Ah, karnım çok fena. -Sana söylemiştim.
Kızım defol git buradan.
Ağrı kesici olsalardı kabız olurdun, böyle bağırsaklarını boşaltmazdın.
Ne demeye çalışıyorsun?
Müshil bunlar.
Paketleri kendimiz hazırladık.
Tuzak mı bu?
Yirmi dakikaya ölmüş olacaksın.
Ondan sonra zaten yaralı bir adamı bulmak
zor olmaz.
Bizim bilmediğimiz bir şey biliyorlar.
Wayne, konumun ne?
Cevap ver evlat. Neredesin lan?
Deh!
Wayne, duyuyorsan lanet olsun sana.
Kahretsin.
Hapse giremem ben.
-Kahretsin. Harley! -Olmaz.
Narkotikçiler burada!
Lanet olsun sana. Fırsatımız varken
-seni öldürmeliydik. -Bu benim işim mi sanıyorsun?
-Lanet olsun. Evet, sendin tabii. -Ben mi yaptım sanıyorsun?
-Evet sendin. -Bunlar benim dostlarım mı?
Gerzek herif!
Harley!
-Lanet olsun. -Beni de adamlarımı da sattın it herif!
Eller yukarı!
Yukarıdalar ya işte be!
Silahsızım!
Silahsızım!
Narkotik! Narkotik!
Eller yukarı!
Etrafınız sarıldı!
Silahlarınızı atın.
Memurların sözünü dinleyin
ve ön kapıdan çıkın.
İki şüpheliyi yakaladık.
Onları araca yüklüyoruz.
Ne yapacaksın oğlum?
-Yürü! -Giriyoruz!
Hedefleri bulduk!
Hayatta hapse dönmem ben!
Emri ver. Şu domuzların hepsini indireyim!
Narkotik! Narkotik!
Eller yukarı!
At o silahını!
At dedim silahını!
Teslim ol! Yere yat!
No comments yet. Be the first to leave one.