200 บรรทัดแรก
NETFLIX SUNAR
Daphné, tatlım, uyan!
Kalk, vakit geldi. Eşyalarını al. Acele et.
Hadi gidelim.
Botlarını giy, çantanı al. Paltonu da. Gidelim.
Hadi tatlım, gidelim.
Yeni uyandın, biliyorum ama acele et.
Hadi, kolundan geçir.
-Harika, şişen yanında mı? -Evet.
-Yedek çorabın var mı? -Evet.
-Hayatta kalma kitin? -Evet baba, hepsi yanımda.
Raphaël nerede? Hadi!
Onu aldım baba.
Hadi gidelim tatlım, acele et.
Hadi tatlım. Hadi, acele et.
Hadi, çabuk.
-Her şeyi aldık mı? -Sanırım.
Işıkları kapatalım.
Şu andan itibaren konuşmuyoruz.
Üç, iki, bir.
Adadan çıkmamız 17 dakika 53 saniye.
-Bu çok iyi. -Geçen seferkinden iki dakika hızlı.
Harika zamanlama. Tebrikler.
Seni uyarmalıyım Daphné, bir daha ikinci bir şans olmayacak.
Kaplumbağanı unutursan onsuz gideriz. Anlaşıldı mı?
Onun dışında harikaydın.
-Aferin. -Aferin tatlım.
Yatmaya gidelim mi?
Montreal'deki gibi marketlerde üç günlük stok var.
Yani üç gün sonra
kamyonlar gelmezse hiçbir şey kalmayacak.
Millet açlıktan ölecek. Kaos olacak. Kavga çıkacak.
O yüzden bu video polyester filmle ilgili.
Yemekleri nasıl saklayacağımızı öğreneceğiz.
Bu kesin bir fark yaratacak.
Çünkü huzurumuz pamuk ipliğine bağlı.
Tabii bu, hükümet çökerse
ya da büyük bir H1N1 salgını veya doğal afet yaşanırsa olur.
Bu yeterli bir miktar. Burada 20 kilo pirinç var.
Şimdi de oksijeni olabildiğince boşaltmamız gerek.
Oksijen emici veya ayak ısıtıcı bir şey kullanabilirsiniz. Onlar da işe yarar.
Ayrıca onları bunun için kullanmazsanız
botlarınızın içine koyabilirsiniz. Soğukta ayağınızı sıcak tutarlar.
Her şeyi poşete koyun. Başlıyor.
Bu noktada acele etmeniz gerek.
Böyle.
Poşeti sıcak ütüyle kapatın.
Parmaklara dikkat.
Poşetin iki ucunu da mühürleyeceğiz.
Şunları koy... Evet, aynen. Şurayı iyice sık.
Normal ütü işe yarıyor.
Evet. Sona kadar git...
Şimdi yaptığımıza bakalım.
Sıkıca kapalı mı?
Evet.
Bu pirinci 20 yıl sonra yiyebiliriz.
Hatta belki daha önce.
Bir salgın olursa ya da...
Ekonomik kriz çıkarsa ya da gezegen biraz daha ısınırsa
kıtlık çıkacak ama biz hazırlıklı olacağız.
Çak bakalım. Bir kez daha.
Kanalıma üye olun. Sorunuz olursa cevaplayabilirim.
Yorum yaparsanız okurum.
Unutmayın, yaşayabilmek için hayatta kalmamız gerek.
Selam Antoine, ben Alain.
Alain Frenette.
Sunum mektubunu çok beğendim, beni çok etkiledi.
Çok ani olacak ama eğer istersen...
katılımcılardan biri iptal etti ve bir yer açıldı.
İstersen o yer senin.
Beni arayabilirsin veya e-postayla onaylayabilirsin.
Umarım kabul edersin. Hoşça kal.
...2050'de iklim mültecisi sayısının
zirveye çıkacağını söyledi.
Uluslararası örgütler, şu anda bizi etkileyen krizin
yakında çok daha sık görüleceğini söylüyorlar.
Söylenenlere göre 2050'de en az 250 milyon iklim mültecisi
kendine yeni ev arayacak.
Durumdan en çok etkilenecek nüfus da
durumu zaten istikrarsız olan çiftçiler.
Bazıları kendi ülkelerinde kalmak istese de
bazıları başka ülkelere göç etmeye başladı bile.
Devlet başkanları, iklim mültecilerine
kapılarının kapalı kalacağını ve bu göç dalgasını durdurmak için
güvenlik önlemleri alınacağını açıkladı.
Öte yandan, diğer ülkeler mültecileri kabul etmeye
açık olsalar da nasıl olacağını bilemiyorlar...
-Antoine? -Evet!
Sonunda şahsen tanışmak ne garip.
Eşyalarını al.
Telefonunu alacağım.
Otur.
Al, bu senin için.
Temkinli olmak gerek.
Yol biraz sarsıcı. Sıkı tutun.
İnternet'te kolay görünüyor
ama göreceksin, gerçek hayatta olay daha farklı.
500 dönüm arazim var.
Çok büyük!
Dünyadan uzakta.
Artık çıkarabilirsin. Geldik.
Bir iki şey alıp bunu nereye koyacağını göstereceğim.
Tamam.
Alain.
Bunu nereye koyayım?
Tezgaha koy, sonra bakarım, tamam mı?
Mükemmel.
-Selam. -Merhaba.
-Ben Anna. -Antoine, memnun oldum.
Ben de.
-David. -Antoine.
-Eğlenceli olacak dostum. -Evet.
Hadi!
Arkadaki iki yataktan birini seçebilirsin.
-Merhaba. François. -Antoine.
O, sonuncu mu?
Hayır, biri daha var.
Yerleş, rahatla, kendi evinmiş gibi.
Bir de... Kurallar şunlar.
Lütfen bunları oku.
22:30'da yasak başlıyor.
- Merhaba, Rachel. - Antoine.
Oraya geçebilirsin ama uyarayım, horlarım.
Pekala.
Umarım kulak tıkacın vardır.
David.
Sébastien'a eşyaları için yer göster.
-Tamam. -Merhaba.
-David. -Sébas.
Merhaba, ben Antoine.
Merhaba, Sébas.
Sigara içiyor musun?
Evet, bazen alkol aldığımda.
Çadırda sigara içemezsin.
Evde de öyle. Bu Frank. Sébastien.
-Selam. -Merhaba.
Alain sigara içmemizden pek hoşlanmaz.
Tabii, sorun değil.
Yaklaşın.
Yine de durumu daha iyi anlıyoruz.
Evet. Dokuz saat.
Yaklaşın!
Çok güzeldi.
Hayatta kalanlara özel geçici özerk alanın ne olduğunu açıklayacağım.
GÖL.
Bu benim projem, bebeğim.
Yaklaşık on yıldır üzerinde çalışıyorum.
Başka üsler de var ama hiçbiri bunun gibi değil.
Pekala. Burada altı panel var ve 2.600 Watt gücündeler.
Çok fazla propan ve akaryakıt var.
Odun yığını. Hepsi kuru çünkü yaş odun ısıtmaz.
Ve 1.500 litrelik jeneratör.
-Jeneratör nerede? -Evin arkasında.
Onun sayesinde dondurucu ve buzdolabı çalışacak,
-elektrik olacak. -Tamam.
Ekstra enerjiyle de gece kullanılan bataryalar dolacak.
Burada tavuk kümesimiz var.
Şurada da sera. İkisi de ısıtmalı.
Burada iyi yemek yiyoruz.
Tavuğum çok lezizdir.
Marketteki hasta tavuklar gibi değil.
İleride de mahsulü bol elma ağaçları var.
Geyiklerin de vardır.
Aynen öyle. Burada et eksiği yok.
Biraz daha ileride akçaağaçlarım var.
Her baharda şurup yaparım.
Şimdilik elde yapıyorum ama...
İleride donanım kuracağım çünkü durum kötüleştiğinde
akçaağaç şurubu takas için harika olacak.
Herkes tatlı sever.
Her şeyde kullanılabilir. Kahvede, mısır gevreğinde. Rahatlatıcıdır.
Burada da saldırıya uğrarsam diye
tahliye yolları var.
Yazın tırmıklayıp ses çıkarabilecek şeyleri toplarım.
Kışın da yolları açık tutarım,
saldıranlar haraket ettiğinizi duymasınlar diye.
Pekala.
Diyelim ki biri peşimde. Yol ayrımları yaptım.
Bu ilki.
Her seferinde doğru olana girmelisiniz, yoksa hiçbir yere varamazsınız.
Düşündüğünüzde, bir kod gibi.
-Harika! -Sonda da
temel ihtiyaçların olduğu konteyner var.
Yani saldırıya uğrarsam
buradan kendimi savunup arazimi geri alabilirim. Anladınız mı?
Sığınak gibi.
"Sığınak gibi" değil, tam olarak öyle.
-Sabit mi mobil mi? -Sabit.
Mobil yapmayı düşündün mü? Hareket halindeki hedefi vurmak zordur.
Konteyner, toprağımı geri almak için, bir korkak gibi kaçmak için değil.
-Onu görebilir miyiz? -Bak.
Güven bana. Sakın oraya gitme çünkü içi küçük sürprizlerle dolu.
Açıkça söyleyeyim, bu yollar yürüyüş yapmak için değil.
-Pekala. -Tamam mı?
Peki...
-Kim bunu ilk kez yapıyor? -Ben. İlk kez yapıyorum.
Buraya ilk kez geldim ama hayatta kalma eğitimini bitirdim.
Yılda iki hafta avlanmak sayılır mı?
Evet, işe yarar.
Ya sen Antoine, bu ilk eğitimin mi?
No comments yet. Be the first to leave one.