200 บรรทัดแรก
Thalia Grace büyük bir fedakârlıkta bulundu.
Zeus bu cesaretini ödüllendirip ona yeni bir yaşam bahşetti.
Luke…
Post bize Thalia'yı geri getirebilir.
Geri getirebiliyor olsaydı
Kronos ağacı zehirlemeden söylerdi.
O zaman ona sor. Sana gerçeği söylemesini iste.
Kazanmama izin mi vereceksin?
Mesele kazanmak değil.
Kampı kurtarmak için
Post'u ağaca götürmeliyiz.
O sıradan bir ağaç değil ki.
Altın Post gibi tanrısal bir sihir.
Yani kampa döndüğümüzde orada olabilir mi?
Neden Post'un Thalia'yı geri getirebileceğini söylemedin?
-Sana sadığım. -O zaman kanıtla.
Saflarımıza katıl.
Kampı yakıp kül et.
Ve Poseidon'un oğlunu öldür.
Devam etmeliyiz. Açık alandayız, güvenli değil.
Durmayın, arkanıza bakmayın ve her şeye hazır olun.
Ne? Hayır, seni bırakmam.
Beni dinle!
Onları yavaşlatabilirim ama onu korumalısın.
Onları kampa götür, tamam mı?
Onu güvenli bir yere götür.
Birbirimizi koruruz.
Gidin. Hadi!
Hadi o zaman. Madem istediniz, dövüşelim.
Kehanete göre, üç büyükten birinin çocuğu
16 yaşına bastığında,
Olimpos'un kaderini belirleyecek.
Tek bir seçimle
ya Tanrıların Çağını kurtaracak…
ya da yok edecek.
Percy. Ne oldu?
Yok bir şey, sadece…
Dikkat et!
Blackjack?
Clarisse nerede?
Onu tanıyorum.
Tanıyormuş. Peki.
Çok hızlı büyüyorsunuz
ve dünyanız…
Omzunuzda çok yük var.
Thalia yardım edecek.
Percy'nin bu yükü taşımasına yardım edebilir.
Nasıl yani? Kehanetteki Thalia mı olacak?
-Percy değil mi? -Bir de kehanet mi var?
Hep olmaz mı zaten?
Clarisse ağaca ulaşamamış.
Kampın etrafı canavar dolu.
Post'u alıp gitmiş.
-Nereye? -Sizinle geliyorum.
Hayır, olmaz.
-İzin istemedim. -Lütfen.
Bu yolun ilerisinde,
Minotor gözümün önünde…
Bir daha böyle bir tehlikeye girmene izin veremem, tamam mı?
Tamam.
Ama bir tek benim için endişelenmiyorsun, değil mi?
Rüyanı hatırlıyor musun?
Şu drahmili olan?
Bir yüzünde mızrak, diğerinde tırpan vardı.
Benimle ilgili sanmıştım. Benim iki farklı yönüm.
İyi ve kötü. Ama…
-sanırım biri benim, biri de… -Thalia.
Percy?
Fazla yaklaşmayacağına söz ver.
-Peki. -Tamam.
-Peki. -Tamam.
Neden surat asıyorsunuz?
Parkuru eski hâline getirdiğiniz için gurur duymalısınız.
Kral olmadan önce ben de savaş arabası sürerdim.
Yeteneğim ve hızımla her yerde nam salmıştım,
gittiğim her yerde benim şerefime ziyafetler verilirdi.
Her neyse, belki sizi de davet…
-Efendim! -Evet.
Kusura bakmayın Bay Rodriguez ama bir hikâye anlatıyordum.
Bir dev daha geçti. Son üç günde üçüncü oldu.
Bariyer iyice zayıfladı. Sınıra daha çok adam lazım.
Mümkün değil.
Yarışları yeniden başlatmaya ancak yetişeceğiz.
Yemişim yarışı!
Yakında yarış falan olmayacak, kamp da olmayacak.
Pardon ama bu çocukları korkutmaya mı çalışıyorsun?
Hiçbiriniz gerçek bir kuşatma görmediniz.
Benim zamanındaki kuşatmaları.
Kan, vahşet.
Silahımızı alır ve…
Tanrılar…
Tanrılar lanetimi kaldırmış.
Çünkü ben haklıydım!
Hadi ama.
Biri daha geçmiş!
Atın!
Gerin!
Atın!
Yere yatın!
Safları bozmayın!
Bronte'nin yeterli adamı yok.
Günlerdir uyumamıştır da.
Clarisse buradan gelmemiştir.
-Percy, bir şey duyuyorum. -Ne?
Bilmiyorum. Bize doğru geliyor, yer sarsılıyor.
Birliklere haber verin.
Herkes Melezler Tepesinde bize katılsın.
Giriyoruz.
Geçebileceğimize emin misin?
Bariyer yarı tanrıları durduramaz.
Kamptaki adamlarımız da arkadaşlarını içeri alıyor.
Kamptaki adamlar mı?
Ağaçla başladığın işi bitir.
Ağacı indirirsen bariyer de onunla iner.
Bu savaş sadece bir başlangıç.
Kampı ve içindekileri yakıp kül edeceğiz.
Ama savaş sona erdiğinde ağaç ayakta kalmalı.
Savaşa Üç Büyüklerden birinin çocuğu karar verecek.
Thalia Olimpos'u yok edecek.
O, yaşayan en güçlü yarı tanrı.
Onu ağaçtan kurtarmalıyız.
Biri daha bariyeri aştı!
Ateş etme! Benim!
Katie, dur!
-Pardon Clarisse, ben… -Umurumda değil.
Bana eşlik edeceksiniz. Daha yolumuz uzun.
Clarisse, hepimize ihtiyaç var. Canavarlar sınırı aşıyorlar.
-Bariyer düşmek üzere ve… -Bunu ağaca götürürsek düşmez.
Post'un onu geri getirebileceğini nereden biliyor?
Ben söyledim.
Ne?
Neden?
Kronos'tan daha çok önem verdiği tek şey Thalia da ondan.
Bizden yana olacağı ne malum?
Olacak, biliyorum.
Kronos bir tane daha var demişti.
Büyük Kehanet benimle ilgili diye endişeleniyordun. Ya Thalia?
Rüyanda Thalia'yı kampta gördün diye böyle diyorsun.
Yarı tanrıların rüyaları tehlikelidir. Sen söylemiştin.
Kronos rüyalarla oynayabiliyor.
Ares'in zihnine girdiyse seninkine de girebilir.
Ona izin verme.
Dostun diye bizden yana mı olacak?
Aynen öyle.
Ama Luke'un da dostu.
Aranızda bir seçim yapması gerekecek.
Nasıl bir şey bilemezsin.
Ne yapacağız?
Konvoya doğru gidiyorlar. Kıvırcık, ne tarafta?
-Ne ne tarafta? -Post.
Pan'ın kokusunu yaymıyor muydu? İzini sürebilirsin.
Biz seninle Post'u bulalım,
Percy ve Tyson da Bronte'ye yardıma gitsin.
-Kımıldamayın. -Kaçaklar.
-Durun! Bizi dinleyin. -Gözaltına alın.
Ellis, Clarisse'e yardım etmeliyiz.
Görevini çalmaya çalıştınız.
Buraya dönmemeliydiniz.
Buna vaktimiz yok. Ön tarafta bir ordu var.
Karşı koyarlarsa işlerini bitirin.
Tamam. Peki.
Bizi Tantalos'a götür.
Tantalos öldü.
Ne?
Suratına ateş topu geldi.
Savunmanın başında kim var?
Ben kendimin
Büyük, büyük, büyük Büyük, büyük, büyük
Büyük, büyük, büyük, Büyük, büyük, büyük
Büyük, büyük, büyük, Büyük, büyük, büyük
Büyük, büyük, büyük, Büyük, büyük, büyükbabasıyım
Ben kendimin Büyük, büyük, büyük
Büyük, büyük, büyük, Büyük, büyük, büyük
Aman ne harika!
Kaçakları sınırda bulduk efendim.
Tamam, Tantalos'a götürün.
Doğru ya.
Post Clarisse'de.
Ondan önce geldiysek başı beladadır.
Aslında…
Post Clarisse'de
Luke yarı tanrılar ve canavarlarla kampa girmeye hazırlanıyor.
Ne olmuş?
Kampın müdürü sizsiniz.
Tamam.
Luke sırf bizim değil, sizin de peşinizde.
Titanları geri getirecek.
Tamam. Bu kadar yeter.
Şu an kampa saldıran bir Titan var mı?
-Yok ama… -O zaman size yardım edemem.
Artık aranızdaki anlaşmazlıkları kendiniz çözmelisiniz.
Anlaşmazlık mı?
Kronos geri döndü.
Tamam, tamam.
Doğru olduğuna dair kanıtınız yok.
Benimle konuştu.
Dinleyin. İşte bu.
Gerçek olan bu.
Kheiron bizi bunun için eğitti.
Hepimiz kahramanlar hakkındaki hikâyelerle büyüdük.
No comments yet. Be the first to leave one.