İlk 200 satır.
Bu dizi kurgudur. Dizideki kişi, mekân,
kuruluş, ortam ve olaylar hayal ürünüdür.
Ona dersini ver!
Elini korkak alıştırma!
Soysuzlar gibi vurmuyorsun.
Dövüşmeyi nerede öğrendin?
Çok konuşuyorsun.
Bana bak.
Yeter.
Sırf yürekle dövüşülmez.
Daha bitmedi.
Canın yanacak.
Ne kadar düşüncelisin.
The Murky Stream
BEŞ. KAZANAN VE KAYBEDEN
Olamaz. Ne yapacağız abi?
Patron!
İhanetin cezası bıçakla verilir.
Ne yapacağız?
Durum fena.
Ne yapacağız?
Düzeni sağlıyorum.
Beni suçlama.
Beni sakat bırakacağına öldürsen daha iyi.
İbret olsun patron!
Yapma!
Patron!
Yakalayın!
-Patron! -Patron!
O ne?
Elindeki ne?
Kan mı?
Nereye gidiyorsun ya?
Mantar falan da yemedim ki.
Acaba kafayı mı üşüttüm?
Niye çocuklarla gelmedin?
Niye yalnız geldin?
Duymuyor musun?
Başımız belada.
Nasıl yani?
Şey…
Deokgae'ye orak sapladım.
Durumu nasıl?
Uyandı mı?
Bir daha yürüyemeyebilir.
Benimle gel.
Karşısında diz çöküp yalvaralım.
Büyük bir hata ettiğimizi söyler,
yerlere kapanıp yalvararak af dileriz.
Dinliyor musun?
Ne dediğimi duydun mu be?
Bu kadar korkacaksan eline niye orak aldın?
-Ne? -Adamı yere göğe sığdıramıyordun.
Ona niye orak sapladın?
Ben de bilmiyorum ki.
Kendime hâkim olamadım.
Aklım gitti. Ne var yani?
Deokgae abi patronluğu bırakırsa
kıdem ve yaş sırasına göre sıra sende, değil mi abi?
Kimse var mı?
Söyle patron.
-Mudeok nerede? -Getireyim mi?
Yakalayabilir misin ki?
Görüşmek istediğimi söyle.
Peki.
Tamam.
Sana bir şey soracağım.
Kavgaya niye karıştın?
Ölsem göbek atardın. Ne oldu birden?
Yoksa erkeklik gururuna mı yediremedin?
O yüzden değil.
Neden peki? Arkadaşın hapse girer diye mi korktun?
Ben bir söz verdim.
Ne sözü?
Asla kaçmayacağıma söz verdim.
Saçmalığın daniskası.
Sana mantıklı geliyor mu?
Başka bir nedeni yoktu.
Peki.
Bu dünyada neler neler oluyor.
Niye yaptığımı ben bile bilmiyorum.
Bir şey diyeyim mi?
Ölmekten hiç korkmuyorum.
Ama bu şekilde yaşamak beni korkutuyor.
Öyle böyle saçmalamıyorsun.
Kendi başımıza yaşasak nasıl olur?
Kendi başımıza mı?
Ne dersin?
Uyum içinde…
kardeşçe yaşamak
sence nasıl olur?
Kardeşçe yaşamak mı?
Abi.
Seni koruyacağım.
Dün gece rüya gördüm.
Merhum annem elimi tutup…
bana ipek giysiler giydiriyordu.
Güzel bir şey olacak diye düşündüm.
Erkek dediğin kişi bazen yükselir.
Bazen yıkılır.
Bazen de gitmek zorunda kalır.
Patron.
Sen gidersen burayı kim koruyacak?
Bu bacakla mı koruyayım?
Hiç pişman değilim.
Demek kaderim buymuş.
O delikanlı…
İyi dövüşüyordu.
Yoon bıçaklamasaydı…
onu yenemezdim.
Kazanmayı hak etti.
Ormanda karşına bir kaplan çıkmış.
Ona sataşırsan kesin ölürsün.
Kaçarsan yine öldürür.
Elin mahkûm, kaplanın sırtına bineceksin.
Deokgae.
Sakın diyeyim.
O oğlanın sırtından inme.
Deokgae.
Özür dilerim.
Tüm gücünle yaşa.
Kral Yeomra işte böyle gider.
Liderle dövüşen delikanlı
aslında işçiymiş.
Öyleyse buradaki koşullar düzelir mi?
Fazla umutlanmayın.
Deokgae denen adam da zamanında işçiydi.
Çalışırken birlikte dayak yerdik.
O da doğru ya.
Basamakları çıkınca insanın huyu suyu değişiyor.
Onların kendi kuralları, bizim kendi kurallarımız var.
Doğru.
Haklı.
Deokgae.
Güle güle.
Herkes çıksın.
Yürüyün.
Siyul kalsın.
Kapıyı kapatın.
Benim adam güya yeni lider olmuş.
Ne demek bu?
Doğru söylemiş.
Öyle saçmalık mı olur? Adam kendine bakmaktan bile âciz.
Onda liderlik vasfı yok.
Sen yapmışsın.
Onu sen lider yaptın, değil mi?
Siyul.
Benim babam köleydi.
Kıtlık döneminde hiç yiyeceğimiz yoktu.
Büyük ablamı sattı.
Sonraki arpa hasadında da oğlunu satamayacağı için
ikinci ablamı sattı.
Sonra sıra bana geldi.
Bir soylunun konağına satıldım
ama salgına yakalanıp kan kusmaya başlayınca…
beni sokağa attılar.
Ateşler içinde yanıyordum.
Ben de karın üzerine uzandım.
Ne kadar soğuk olduğunu hissetmedim.
Sonra gözümü bu evde açtım.
O adam aylar boyunca
bana et ve ilaç verdi.
Hayatımı kurtardı.
O günden sonra burada kalıp onun karısı oldum.
Haberin olsun,
aklı kıt olsa da iyi kalpli biridir.
Kalbinin iyiliğini çoğu zaman göstermeyebilir.
Ama olsun.
Yaşamak için ufak da olsa bir şansı hak etmiyor mu?
Söz, sana yemek yaparım.
Ama lütfen ona sırt çevirme, olur mu?
Bana söz verir misin?
Merak etmeyin.
Yiyebilir miyim artık?
Sana güveniyorum.
Kestim.
Biraz da şöyle. Tamam.
Harika oldun patron. Haksız mıyım?
Tam lider gibi görünüyorsun.
Bu yakışıklılığı neye borçlusun?
Al. Bak şöyle.
Abi, kafamız rahat bir şekilde tuvalete gidebilir miyiz artık?
Tuvaletle kalsa iyi.
Hava bile değişti. İçinize çekin.
Jungbok.
-Osurdun mu sersem? -Evet.
O bile güzel koktu.
Sizin için canla başla çalışacağız patron!
Beyler!
Hepiniz büyük haydutlar olacaksınız!
Sonsuz cömertliğinize minnettarız!
Çekil.
Tebrikler patron.
Tebrik ederim.
Size layık olacağım.
Lütfen elimi sıkın!
Teşekkür ederim!
Size çok iyi hizmet edeceğim patron.
Tebrikler patron.
Tebrikler patron.
No comments yet. Be the first to leave one.