Caída del cielo

Caída del cielo

Turkish Altyazısını İndir

Sürüm bilgisi

-ITA-
Şunun yorumuyla -ITA-
Netflix Version

Etiketler

other
Yayınlandı: 2021-01-14
İndirmeler: 17
İşitme Engelliler: No

Turkish altyazı önizlemesi

İlk 200 satır.

sessizlik

Alejandro, bir ayak sesi duydum.

Sessizlik!

37 dakika, 20 saniye...

Merhaba.

Selam.

-Selam. -Selam.

-İyi misin? -Ne?

Ne oldu? Neredeyim?

Sen... Bahçeme düştün.

Neredeyim?

Bahçemdesin.

-Bahçemde. -Bahçeme düştün.

Ne oldu? Bir yerin acıyor mu?

-Evet, çok acıyor. -Yaralandın mı?

Sakin ol. Hayır! Öyle kal. Nerede yaşıyorsun?

Yukarıda.

-Yukarıda mı? -Bahçenin.

Üst katta mı yaşıyorsun? Aşağı düştün, tabii ki.

Sakin ol.

Hayır, kıpırdama! Polisi arayacağım. Sakin ol.

Neden polis? Ben bir şey yapmadım.

-Ambulans. Ambulans çağıracağım. -Ambulans. Evet, ambulans.

-Ambulans... -113.

Yüz... Hayır, o tamir işleri gibi şeyler için.

-Sosyal güvenlik. -Sosyal güvenlik!

Yıllarca bekletebilirler.

Evet, bir felaket.

-Bir sigaran var mı, lütfen? -Ne? Ne dedin?

Bir... Bir sigaran varsa, lütfen.

Bence bir doktor görene kadar sigara içmemelisin.

Tamam.

Sıkıldım. Beklemek beni çok sıkıyor. Çok hareketliyimdir.

Öyle görünmüyor ama öyleyim.

Bir keresinde sabit durmadığım için bir sorunum olduğunu söylemişlerdi.

Mesela dişçide çıldırdım.

Ve herkes gibi matkaptan korktuğum için değil.

Beni çok fazla beklettikleri için.

Çok dağıtırım.

-Tuhaf, değil mi? -Ne?

Birini...

...çok fazla tanımamak ve ne hakkında konuşacağını bilmemek.

Merhaba.

Evet, affedersiniz. Biri ambulans mı çağırdı?

Evet, bahçede. Bahçede doktor.

Bu taraftan doktor. Doktor!

Affedersiniz.

Burada.

Peki, kartı nerede?

-Benimki var. -Hayır, onunki.

Hayır, onunki yok. Onun sigortası olup olmadığını bilmiyorum.

Yani belki benim kapsamımda olabilir. Ona sorayım.

Sosyal güvenlik numaran ne?

Sosyal güvenlik! Ne, hatırlıyor musun?

Numaran var mı? Görüyor musunuz? Cevap vermiyor.

Onu bir yere götürmeliyiz. En azından bir sanatoryuma, bir devlet hastanesine.

Bu bir sorun.

Bir şeyi olmamasını umalım.

-Ama sakin ol, nefes alıyor. -Sakin olamam.

Çünkü bu, her gün yaşadığım bir şey değil.

Belki siz alışıksınızdır. Belki siz her gün yaşıyorsunuzdur ama ben değil.

Pek sayılmaz. Salı günü başladım.

Doktor değil misin?

Eğitimdeyim.

Hemşirelik eğitimi mi?

-Hemşire misin? -Henüz değil.

Şoförle konuşacağım.

Sorun yok, geçti.

-Hayır! Dokunma ona! -Neden?

Yasal bir sorun olabilir.

Sakin, tamam.

-Davul mu çalıyorsun? -Evet.

Hangi grupta?

Hayır, bir grupta çalmıyorum. Sadece bir sesçiyim.

Ses mi yapıyorsun?

Hayır, önceden yapılmış seslerle çalışıyorum. Şoför!

Evet, onu almayacağımızı söyledi.

Ambulansı arayın. Röntgen çekilmesini isteyin.

Dur. Acil servisin numarası var mı?

-112. -Hayır, o tamir için.

İnternetten bak. Zamanım yok, bir acil durum var.

Annem.

-Ne? -Annem.

Annen. Anneni aramamı mı istiyorsun?

-Anne. -Nerede?

-Anne. -Nerede?

-Nerede? -Yukarıda.

Yukarıda.

Günaydın. Bir kızın annesini arıyorum.

-Sen Diego'sun, değil mi? Eşyaların bende. -Hayır, ben...

-İçeri gel. -Hayır, dur. Boş ver.

Dur, Diego değilsen kimsin?

Beni korkudan öldürmeye mi çalışıyorsun?

Affedersiniz, sizin kızınız olduğunu söylemiyorum.

Kimin kızı olduğunu bilmiyorum!

Bir kız bahçeme düştü. Sizin kızınız mı acaba? Annesini arıyorum.

Kapımı çalması gereken kişi Diego'ydu.

Onun için bu, anlamadığım bir şey.

Neden aptalın birine kapıyı açıyorsun?

Dinle, bir kız bahçeme düştü. Bu binada yaşıyor.

Sanırım annesiyle birlikte yaşıyor. Kim olabileceğini biliyor musun?

-Ciddisin. -Evet.

-Saçları kısa, kâkülü var. -Kim olabileceğini biliyorum.

Birinci kattaki çiftin kızı, biliyor musun?

Hayır, hiçbir fikrim yok.

Polisi aradın mı?

-Polisi arayacağım. -Hayır dostum. Bekle.

İntihar Hattı'nı ara.

-135. -135.

1, 4, 5, 1, 1, 135, İntihar Hattı dostum.

-Tamam. -Ama lütfen polisi arama.

Tamam.

Hayır, aslında senin tam bir kat üstündeki evde oturuyorum.

Daha yüksekten düştün gibi göründü, en azından bana öyle geldi.

Evet çünkü...

Evimden düşmedim. Terastan düştüm.

İşte...

Senin salonunun üstünde benim yatak odam var.

Orada, mutfağının olduğu yerde banyom var.

Ve salonum, senin yatak odanın olduğu yerde.

-Tuhaf. -Ne?

Hayır, bunun tuhaf olduğunu söyledim.

Genelde, borulardan dolayı banyolar birbirinin üstünde olur.

Genelde ama her zaman değil.

Hastaneye gitmelisin. Hemşire dedi ki...

Duydum. Röntgenle ilgili bir şey dedi, değil mi?

Duydun mu? Bilinçsiz olduğunu sanmıştım.

Hayır, gidip geliyordum ama değildim.

Sadece soru sorulmasını istemedim.

Bak, şu anda ihtiyacın olan şey, hastaneye gitmek.

Dikkatli dinle. Düşüşten dolayı bir yerini kırmış olabilirsin.

Ve şimdi bir iç kanaman...

Ama senin araman için bir sebep yok! Gerçekten. Lütfen!

Biraz canım acıdı evet acıyor ama daha fazlası değil.

-Emin misin? -Evet.

Hadi bakalım, sıkı tutun.

-Hayır. -Böyle.

-Bir deneyelim. -Deneyelim. Bir, iki, üç, evet.

-Bırak! -Ne oldu?

Bir şey yapmadım! Ne? Durdum!

Sana söyledim. Hastaneye gitmelisin. Sakin ol. Az önceki gibi.

-Bir bardak su getireceğim. -Evet ve ambulansı da ara.

-Yiyecek bir şey ister misin? -Hayır.

Al, bunu iç. Yavaş.

-Yavaş, sakin ol. -Tamam.

Bir akrabanın telefon numarasını ver.

İhtiyacın olan tek numara, ambulansı çağırmak için olan.

Hastaneye gideceğim ve seni daha fazla rahatsız etmeyeceğim.

Rahatsız etmiyorsun.

Bir akrabanın telefonu lazım. Gelip sana yardım edecek birinin.

-Uzakta yaşıyorlar. -Nerede?

Pergamino'da.

Orası yakın. Üç saatlik uzaklıkta. Bir akrabanı aramalısın

çünkü zaten bilmeleri gerek.

Kimseyi aramanı istemiyorum çünkü nasıl olacağını biliyorum.

Annem, arabasını ödünç almak için amcamı arayacak. Amcam çok geç gelecek.

Annem hastalanacak ve bunların hepsiyle uğraşmam gerekecek.

Bilmelerini istemiyorum.

Ayrıca kendi başımın çaresine bakabilirim. Ambulansı arayabilir misin, lütfen?

-Bunu al. Kliniğe gidiyoruz. -Hayır, ne demek gidiyoruz?

-Hayır. -Evet, seni böyle... Yalnız gönderemem.

Kendi hayatın var. Benim için zaten yeterince uğraştın. Gerçekten, iyiyim.

Emin misin? Ama...

AMBULANS

Selam, ben...

-Geçenki kadın... -Evet, hatırladım.

Nasıl olduğuna bakmak istedim.

-Sen nasılsın? -Tüm olanlardan dolayı utanıyorum.

Sağlığın nasıl?

Yok, iyi. Belli ki iyi...

Hastaneden yeni geldim. Her şeyi yaptılar.

Ve yükseklikten dolayı çok şanslı olduğumu söylediler, bilmiyorum.

Yani görünüşe göre çok şanslıyım.

-İyi ki, evet. -Evet, iyi ki.

İçeri gel, sanırım...

Tamam, bir dakika. Sana bir şey söylemek istiyorum.

Tamam. Yardım edeyim. İçeri gel.

-Sorun değil. Orada dur. -Emin misin?

-Gel. -İyiyim.

İşte oldu. Tamamdır.

Söylemek istediğim şey...

Sana karşı borçlu hissediyorum.

Ve yaptıklarının karşılığını vermenin güzel bir şekli...

...seni evimde yemeğe davet etmek olur.

Önümüzdeki cumartesi.

-Tamam. -Bir planın...

Ama önümüzdeki cumartesi...

Planladığım ama...

Şu anda ne olduğunu hatırlamıyorum ama...

Hayır.

Hayır ama başka bir güne alabilirim, sorun değil. Zaten ne olduğunu unuttum yani...

Adın ne?

-Julia. -Julia...

Julia Santangeli.

-Julia Santangeli. -Evet.

Tatlı getirebilir miyim?

Tabii, kulağa iyi geliyor.

-Görüşürüz. -Güle güle.

"Santangeli."

Evet! Röntgenler, evet! Bekle.

Yorumlar

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left