İlk 117 satır.
Biraz su ister misin?
Heey Barbara, hadi!
Evet, anne?
Jan! Saat kaç biliyor musun? Sekizden beri seni arıyorum!
Söyleseydin baban başka bir çare bulurdu.
Kadın hasta üstelik.
Neler oluyor?
Neden konuşmuyorsun bizimle?
Yoksa yine o boktan şeyleri mi kullanmaya başladın?
Jan, hadi kaldır kıçını!
Hey Catrine, faturalarımı ödediniz mi?
Evet! Hadi fırla!
Ne dediğinizi anlamıyorum hanfendi, özür dilerim.
Ne dediğinizi anlamıyorum, özür dilerim.
Kusura bakmayın acelem var.
Bay Şentürk!
Daha önce dediğim gibi, hastanın tetkikleri her ne kadar Türkiye’de yapıldıysa da,
burada hepsini yeniden yapmamız lazım. Ve ona göre
Şimdilik biopsi için akciğerinden bir parça aldık.
Bu parça üzerinde çalışıp kanserin türünü öğreneceğiz.
Tabikî bu süre içinde hastamızın hastanede kalması gerekmektedir.
Hastanemizde en iyi şekilde
Bir önceki dersimizde
Rock’n roll en çok neden etkilenmiş
Blues müziğinden!
Bu yüzden blues müziğini analiz etmeden, rock müziğini anlayamazsınız.
Blues terimi; Batı Afrika kültüründe cenaze ve yas törenlerinde...
...acının ifadesi olarak kullanılan 'çivit rengi’ üzerinden 'mistisizme' dayanır.
Bu müziği Amerika’ya siyahi Afrikalılar getirdi.
Ve bu müzik onlara sömürgeci güçler tarafından,
dayatılan şartları eleştirmek için kullanılıyordu.
Ve zamanla bu müzik, daha sert, güçlü ve başkaldıran bir hal aldı.
Ayrıca umut ve özgürlük arzusunu doğurdu.
Şimdi sizin için bir şeyler çalmayı deneyeyim.
Sonuçlara göre bir kaç gün içinde ameliyata karar verilecek.
Ve baban da bu hafta çok meşgul. Şu Empire Bank ile birleşme konusunda.
Onun için senin refakat etmeni istiyor.
Öyle mi? Nedenmiş o?
O senin babaannen!
O onun annesi benim değil!
Neler oluyor sana?
Afyon'da bir annesi olduğunu yeni mi hatırladı?
Gözlerim yaşardı!
Bana da yeni bir babaanne düştü!
Burada!?
Hastahanede!?
Elazığ… Malatya…
Uyan…
Malatya’ya geldik...
Hangi istasyon?
Ah Sivas...
Babaanne de eğlence istiyor.
Zer ah Zer, kimin aşkı Zer
Uzun saçlım selvi boylum
Zer ah Zer benim aşkım Zer
Uzun saçlım selvi boylum
Geldim Zer’imi kaçırayım
Ama kara kış bastırdı
Ben eridim bittim
Hiç bir şey kalmadım
Ah şu gurbette
Ah Zer’im ah
Hangi istasyon burası?
Ah Sivas...
Geldik mi? Kayseri...
Zer ah Zer, kimin aşkı Zer
Uzun saçlım...
Ve yalıtılmış bir simgesel alan olmanın ötesinde, müzik,
toplumsal yapı ve değişimden kaynaklanan bir dizi kodu içerir.
Ontolojik ve teknik özelliklerinin yanı sıra,
toplumsal yaşamda bir çok işlevin eklemlendiği bir anlam evreni olarak ortaya çıkar.
Müziğin toplumsal olarak inşa edilmiş boyutlarını ve müzikal ifadenin biçimlendiği
özgül kültürleri ve koşulları çözümlemeden müziği anlayamayız.
Müziği anlayabilmek için...
Pardon beyefendi.
Üzgünüm ama babaanneniz fenalaştığı için yoğun bakıma almak zorunda kaldık.
Durumu kontrol altında ama Sertaç Bey’e...
- Görebilir miyim hemen? - Evet.
Normalde yoğun bakıma giriş yasak,
ama bizi anlamadığı için sakinleştiremiyoruz.
Umarım sizi görünce sakinleşebilir biraz.
Merhaba Zarife Hanım.
Nasılsın bakalım?
Pardon bayan, hortumu çıkaramaz mıyız bi süreliğine?
Bir şeyler söylemek istiyor.
Gerçekten üzgünüm ama çıkarırsak nefes darlığı yaşayabilir.
Odaya aldığımızda çıkaracağız. Ama şu an için doktorun izni olmadan olmaz.
Tamam.
Pardon beyefendi, kısa kestiğim için üzgünüm ama çıkmak zorundayız şimdi.
Ne oldu?
Dün gece Babaanneni kaybettik oğlum.
Şimdi cenaze işlemlerini yapıyoruz.
Onu Afyon’a götüreceğim.
Dün geceden beri neden bana haber vermediniz ki?
Ne yapabilirsin ki? Kader işte!
Kaderden bahsetmiyorum baba,
Dün gece bana haber vermenden bahsediyorum!
Söyle bana, neden?
Neden?
İstediğin şeyleri söylemeyi biliyorsun,
Ama istemediklerin siktiğim kaderi oluyor!
Jan! Bu ne saygısızlık Bugün baban için çok zor bir gün!
Evet belli oluyor!
Sen buraya babaannene kötülük yapmak için mi geldin?
Tamam, özür dilerim.
Demek rüya değilmiş...
Gerçek...
Rüzgar da; “çünkü dağ beni engelliyor” demiş.
Martı gitmiş dağa sormuş.
Dağ da demiş: “çünkü fare beni deliyor?”
Topal Martı gitmiş fareyi bulmuş.
Fare de: “Çünkü kedi beni yiyor” demiş.
Kedi de demiş; “Çünkü köpek beni kovalıyor”
Köpek demiş; “Çünkü sopa beni dövüyor”
Sopa demiş; “Çünkü ateş beni yakıyor”
Ateş demiş; “çünkü su beni söndürüyor”
Su demiş: “çünkü inek beni içiyor”
No comments yet. Be the first to leave one.