İlk 200 satır.
- Tanrım, ne oldu öyle? - Kıçını kurtardım.
Canına okunmak üzereydi.
Formsuz kalmışım. Spora gitmem lazım.
Adamı tanıdın mı?
Hayır. Yabancı biri. Profesyonel.
Dördümüze ve bir araca rağmen yürüyüp gitti.
Dördümüz sayılmaz.
Bu iki moruk bir sayılır. Senden emin değilim.
- Onun derdi ne? - Herkes.
- Lavande'ı anlat. - Lavande mı?
Baş Tazı olmadan David Cartwright'ın kuryesiydin.
- Seni oraya yollamış. - Ah, Tanrım.
Konu Les Arbres.
Fransız ağaçları mı?
Bir yerleşke. Gözlerden uzak. Onlar kötü insanlar.
Tehlikeli. Profesyonel katiller.
Park'ın karışmasını istemiyorum Jackson.
İfşa oldum. Park'a gidip yaptıklarımı anlatırsam bir daha çıkamam.
Neden? Ne yaptın ki?
Ofiste bilgi veririm.
Evet. Çocukların önünde olmaz. Haklısın.
Güvenlik biraz abartı değil mi?
Sadece konuşacağız sanıyordum.
Konuş öyleyse.
Ekselansları, bir özür dileyerek başlayayım.
Westacres plana göre gitmedi.
Süregelen ilişkimiz için hoş bir başlangıç olmadı.
Bay Harkness, ülkemin güvenlik teşkilatında, yaptığınızı
yapabilecekler var.
Bu işi size yaptırmamın nedeni,
ihtiyatlı olduğunuz ve iz bırakmadığınızın söylenmesiydi.
Normal şartlarda evet. Tam olarak onu yapıyorum.
Maalesef, olaylar birbirini izledi...
Sana ne için para ödedim?
Bir cinayet için.
Westacres otoparkında bir kaza gibi görünecekti.
İşi batırdın.
Hayır, batırmadım. Bu, sorunun bir parçasıydı.
Teşkilatımda fark etmem gereken zayıf bir halka vardı.
- Bir dahakine daha çok müdahale edeceğim. - Bir dahakine mi?
Sözleşmede indirim yapacağım.
Hayır, yapmayacaksınız.
Peki...
Neden buradayım?
İngiliz hükûmeti Westacres'la bir ilgimiz olduğunu öğrenirse
büyük diplomatik zarara yol açar.
Bizi o bombaya bağlayan her şeyi silin.
Peki. Tiyatroyu kessek nasıl olur?
- Bana gerçekten ne istediğini... - Bu hiç olmamış olsun istiyorum.
İzi silmek istiyorum.
Hadi ama beni silmeyeceksiniz.
Bir cesedi keserken ne kadar ses çıktığını biliyorum.
Bu nedenle üst katımızı ve alt katımız da tuttuk.
Peki. Tam ücret iadesi.
Sıradaki beş iş bedava.
Hay içine...
Başkaları da Westacres'ı biliyor.
Baştan sona uyanık ama felçli olacaksın.
İzlemekten keyif alacağım.
Beni öldürün ama bilen insanlar hâlâ ortalıkta.
Kim?
Eski hizmetten.
Benden isimleri aldığınızda
ortadan kaybolmuş ya da Park'a sığınmış olacak.
Hadi ama. Bunun kapanmasını ben de istiyorum.
Gece yarısına ölmüş olmalarını istiyorum.
Ondan sonra bana çalışacaksın.
Tabii.
Morukları buraya getirip bizzat parçalayacağım.
MICK HERRON'UN SPOOK STREET ROMANINDAN UYARLAMA
Siktir.
- Tazılar. Siktir. - Ne istiyorlar?
Muhtemelen beni. Patronlarını oyalayıp duruyorum.
Telefona sarıl ve binada olup olmadıklarına bak.
Geldiler mi?
Hayır.
Kapıdaki büyük köpeğin kokusunu aldılar.
Bu sabah baş Tazı'nın girmesine izin verdin.
Bal tuzağına düşmüştüm.
Tek zayıflığım güzel kadınlar, o yüzden benim için tehdit değilsin.
Dışarıda takılıyorlar.
- Ho yavşakların piri olmaya devam ediyor. - Tamam.
Burada bekleyin.
Beni içeri alırlarsa ve Flyte, Cartwright'ı yakalamadıysa
River ortaya çıkana kadar onu koruyun.
Umarım senin de kaçış fonun yerli yerinde duruyordur.
- Geliyor musun? - Hayır.
Ben biniyor muyum?
Hayır, yeni temizlettim.
Burada duramam. Islanıyorum.
Yukarı çıkacağım.
Arayabilirdin.
Gelmene gerek kalmazdı.
- Aradım. Birkaç kez. - Sahi mi?
Ah, evet. Aramışsın.
Özür dilerim. Ne? Tesadüfen mi oraya park ettin?
Flyte'a yalan söyledin.
- Evet. - Ölü adam bir suikastçıydı.
Bu yüzden casuslukta kariyer yapıyorsun.
Biri niye David Cartwright'ı öldürmek istesin ki?
Onunla tanıştın mı?
Beni neden bunlarla rahatsız ediyorsun ki?
Dışarıda başka bombaların patlamamasını sağlaman gerekmiyor mu?
River Cartwright nerede? Ve neyin peşinde?
Fransa'da, suikastçının izini takip ediyor.
- Ona ulaşmamın yolu yok. - Sanırım büyükbabasını saklamıştır?
Öyle düşünmek isterdim ama dediğim gibi, ona ulaşmamın bir yolu yok.
Flyte'a sırf ondan kurtulmak için Catherine Standish'in evinde dedim.
Ne? Sana söylemedi, değil mi? Bu biraz saygısızca.
Cartwright'lardan biri gelirse ilk öğrenen olmak istiyorum.
Ve bunu sana iyiliğimden mi söyleyeceğim?
Ne iyiliği? Hangi kalp?
- Çay istemediğinden emin misin? - Hayır, sağ ol.
Daha sert bir şey?
Kahveyi kastettim.
Öyle yapıyor. Sebebini bilen yok.
- Sormak kimsenin aklına gelmedi mi? - Doğru anı bulmak çok zor.
Bir şeyi engellemeye çalışıyor.
Aramaya yardım etmesi için onu gönderemez miyim?
Kimseden sorumlu değilsin. Şu anda burada çalışmıyorsun.
Ne demek şu anda? Geri dönmeyeceğim.
Bir boşluk olacak çünkü Park'a dönüyorum.
Hey!
Eline sağlık Longridge.
Hıyara bak ya.
- Nerede o? - Catherine?
- Döndün mü? - Hayır.
David Cartwright, İhtiyar Piç var ya. Üst katta mı yoksa buzdolabına mı kapadın?
Onu kaybetmiş.
- Flyte gelmeden onu götürdüm. - Nereye?
- Komşuma. - Ve?
- Kaçtı. - Allah kahretsin Standish.
Bir şişe cin olsa onu kaybetmezdin. Müdürle görüşmek istiyor
o yüzden Park'a gittiğini düşünüyoruz. Gelirse diye Louisa bekliyor.
Daha fazla insan toplamaya geldim.
Yan girişi kullanabilir ya da bir polisten rica edebilir.
Konuşursa burnuma kadar boka batarım Jackson.
Evet, o aklını kaçırmış. Park'ın yerini nasıl bulacak?
Şaşkın bir köpek gibi sokaklarda gezer.
Scratch ve Sniff, dışarı çıkıp etrafı kolaçan edin.
- Ben de gideceğim. - Onu yine kaybetmek için mi?
Hayır, sağ ol.
Yukarı.
- Sen de katıl. - Neden?
Katılma madem.
Geciktin.
Tedavi olmam gerekti.
- Nerenden? - Kalça ve omuz.
Tedavi için nereye gittin?
Doktora.
Bertrand'ın pasaportu hareket hâlinde,
bu da River Cartwright'ın Fransa'dan döndüğü anlamına geliyor.
Doktor sessiz kalacak mı?
Onu bıraktığımda ses çıkarmıyordu.
Chapman'ın icabına bakıldı mı?
Yardım almış.
Kimden?
Bilmiyorum.
Bu omzundan mı yaralandın?
Müşteriler çok mutsuz oldu.
Hedefleri haklayamazsak kendimiz haklanırız.
Sence bunu halledebilir misin?
Evet efendim.
Ye.
Belki Chapman'a yardım edenler Cartwright'a da ediyordur.
Bu yüzden Chapman'ı susturmadan önce konuşmasını sağla.
Onu nasıl bulacağım?
Saklanacaktır. Bize yakalanmak istemez.
Park'a yakalanmak da istemez.
Yapma. O morukların hareketleri çok belli.
Bir casus ürktüğünde ne yapar?
Kaçış fonunu alır ve kaçar.
Nerede olduğunu biliyor musun?
Evet, Fransa.
- Tek bir yolculuk mu? - Evet.
Beni bir çıkarma görevine yolladı.
- Detay yok. - O normal mi?
- Bilgi olmaması? - Onu tanıyorsun.
Evet.
İhtiyar Piç olarak tanınmasının sebebi var.
O zaman sadece Piç'ti.
Dover'dan bir araba aldım.
İçini karıştırma dedi. Karıştırmadığıma sevindim
çünkü içinde ne olduğunu bilsem gümrükten geçmezdim.
Lavande'a gittiğimde arabayı parçalara ayırdılar.
Kim?
Paralı askerler.
Sadece liderleriyle konuştum.
Amerikalıydı. Adını söylemedi.
Korkutucu herifti.
Ne buldular?
Nakit para, mühimmat, C-4, fünyeler ve kimlikler.
Hazır kimlikler.
Herhâlde hiçbirinin ismini hatırlamıyorsundur.
Hayır, yakından bakmadım.
Birinin Robert Winters olduğuna bahse girerim.
Dediğim gibi, görmedim.
Karşılığında ne aldın?
Kimi çıkardın?
Bir kızı. Genç bir kadını.
No comments yet. Be the first to leave one.