İlk 200 satır.
- Baba. - Babacığım.
Babacığım.
-Ne yaptınız oğlum? -Hiç öyle.
-Balıkları doyurdun mu? -Evet doyurdum.
- Balıklar nasıl? - İyiler.
Küçükler yemeye başladı mı peki?
Yani biraz zor yiyorlar.
- Neden? - Büyükler hiç izin vermiyor.
- Hep onların önüne geçiyorlar. - Ne yapacağız onları biz?
- Bilmem. - Bulacağız artık bir çaresini.
İstersen dedenle de konuşabilirsin bu durumu.
Hadi gel kutlayalım. Gel bakalım gel.
Sen niye köşkte uyumadın?
- Ne yapayım seni çok özlemiştim. - İyi yapmışsın.
Ben de seni özledim.
Ne oldu bir şey mi oldu?
Yo. Kafama bir şey takıldı da.
Bir adamlarımla konuşayım.
Bak hâlâ uyuyor.
Umut burada. Evin arkasında gördüm onu.
Bir gidip baksana. Çocuklar da bahçeyi arasınlar.
Umut burada. Bahçeyi kolaçan edin.
Tabii ya. Ayhan'ın doğum günü işte.
Bak uyuya kaldı.
Bak uyuya kaldı.
Hadi gel. Gel babacığım yatırayım seni. Hadi tut elimden benim.
Hadi gel gel gel.
İbrahim hadi git sen de dinlen.
Tamam abi. İyi geceler.
-Kaancığım iyi geceler. -İyi geceler.
Hadi.
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.
Çocuklar hâlâ bakıyor. Ama kaçmış herhâlde.
Bir de bunu buldum.
Ne yapmaya çalışıyor bu aptal acaba?
Onu bir sakla bakalım.
Kaldır, kaldır bakayım.
Çıkmıyor da artık pehlivan seni. Bu ne böyle?
Bu ne? Kaan Paşa, ha?
Ya ne yapayım yemekler çok güzeldi, dayanamadım.
Hele remani.
-Remani değil revani. -Ha işte ondan remani.
Peki oğlum, remani.
Sok, sok, sok, sok.
-Baba çok güzeldi değil mi? -Ne güzeldi?
-Remani. -Güzel mi remani?
Sok şunu da bakayım.
Bundan sonra biraz dikkat ediyoruz ama tamam mı?
Bak yoksa kızlar beğenmez seni.
Hiç de bile. Ben büyüyünce sana benzerim ki.
O zaman bütün kızlar bana bayılır.
Yerim ben seni. Gel buraya. Hazır cevabım benim.
Baba. Ayhan Amca'nın doğum gününde pasta kestiniz mi?
Kestik tabii oğlum.
-Peki bana pasta ayırdın mı? -Ayırdım.
Onu şimdi yiyebilir miyim?
Ben sana ne dedim? Ben sana ne dedim?
Yürü göbiş yürü, atla. Yarın sabah yersin hadi.
Dal yatağa. Dal, dal, dal, dal.
Hadi al bakalım.
Al bunu da. İyi uykular koçum.
Ben gideyim artık. Çok güzel bir gece oldu. Teşekkürler.
Bir şey mi oldu Murat? Huzursuz gibisin.
Yo, işle ilgili şeyler.
Pek önemli değil. Görüşürüz.
Hey, koca bebek.
Hadi. Kalk.
Hadi al.
-Al şunu da üstüne hadi. -Öyle kızartılmaz onlar.
-Rüya mı görüyorsun? -Kısık ateşte çevirin
altlarını yavaş yavaş.
Yanar kururlar.
Yakarsınız.
Yatıyor musun?
Yatacağım şimdi.
Anne? Sen iyi misin?
İyiyim.
Canın bir şeye sıkkın değil yani?
Yok canım. Yorgunum sadece.
Kimdi o Ayhan'ın yanındaki kadın Allah aşkına?
Aman, Pınar diye bir kadın. Lüzumsuzun biri.
Üstelik ben tanıştırdım Ayhan'la. O da ağzının içine düştü bu gece.
Sen kıskandın mı yoksa onu?
Yok canım. ne kıskanacağım Allah aşkına.
Yalnız geçen gün bir adam geldi.
Öyle bu kadına dikkat edin falan dedi.
Beni soydu soğana çevirdi. Çok tehlikeli bir kadın dedi.
-Söyledin mi Ayhan'a? -Yok canım söylemedim.
Anneciğim bu ciddi bir şey ama söylemen lazım adamın bilmesi lazım.
Bana ne canım? Koskoca adam. Kendini korusun. Allah Allah.
Öyle ayran budalası gibi el âlemin ağzına düşmesin yani.
Kadın da bir fular almış aman takmış böyle buldumcuk oldum gibi.
Sana kıyamam. Kıskanmışsın sen bayağı.
Kıskandığım falan yok efendim öyle.
-Biraz biraz. -Yok canım ne kıskanacağım Allah aşkına.
Aman hadi iyi geceler.
İyi geceler.
-Günaydın Ayşegül. -Günaydın Feyza Hanım.
-Günaydın. -Günaydın.
Kahvaltı yapmadıysan gel birlikte yapalım.
Başka zaman yapalım mı? Çünkü birazdan dışarı çıkacağım.
Murat'la bir yere kahvaltıya gideceğiz de.
Ama seninle bir kahve içebilirim.
Ayşegül!
-Bir kahve alabilir miyim acaba? -Hemen Feyza Hanım.
Sen de içer misin? Ama yok sen daha kahvaltı yapmadın.
Murat Bey'le bu yakınlığınızın özel bir sebebi var mı?
Yoksa sadece birlikte vakit geçirmekten keyif mi alıyorsunuz?
Sana ne Neslihan?
Bu konuyu niye seninle konuşayım ki?
Ayrıca aramızdaki ilişkinin boyutu niye seni bu kadar ilgilendiriyor?
Aşk olsun Feyza.
Niye bu kadar kırıcı karşılık veriyorsun ki?
Ben sadece mesleğim açısından merak ettim.
-Mesleğin açısından öyle mi? -Tabii ki. Başka ne için olabilir ki?
Ne bileyim, Murat'a ilgi duyuyor olman.
Bu konuda bir tür hayal kırıklığı yaşıyor olman falan. Olabilir yani.
-Feyza gerçekten kırıcı oluyorsun. -Hadi ama Neslihan.
Birbirimizi çok iyi tanıyoruz değil mi?
Ayrıca hep sen mi benim davranışlarımı yorumlayacaksın?
Biraz da ben yorumlayayım. Yani herhâlde bu kadar zamanda
senden bir şeyler öğrenmişimdir değil mi?
Evet ama olmayan şeyleri düşünmen, beni gerçekten endişelendiriyor Feyza.
Neslihancığım, hiç endişelenmene gerek yok gerçekten.
-Teşekkür ederim Ayşegülcüğüm. -Afiyet olsun.
Şunu sakın aklından çıkarma.
Sen şu anda duygusal çalkantı yaşamaya hazır değilsin.
Bir şeyler istemediğin gibi gidebilir.
Hayal kırıklığı yaşayabilir ve üzülebilirsin.
Onun senin üzerinde nasıl bir etkisi olabileceğini hesap ettin mi?
Hesap etmek mi?
Hangimiz hayatımızı hesap ederek yaşayabiliyoruz Neslihancığım?
Söyler misin lütfen?
Ayrıca sen sınırları aşmaya başladın bence.
Senin işin benim özel hayatımı korumak değil.
-Feyza bak. -Biliyor musun?
Son zamanlarda sana ihtiyacım kalmadığını düşünüyorum.
-Ne demek oluyor bu? -Yani aramızdaki bu
hasta hekim ilişkisine son vereceğiz, galiba.
-Şaka yapıyorsun değil mi? -Yo, şaka falan yapmıyorum.
Ben bunu çok uzun zamandan beri düşünüyordum.
Ben kendimi çok iyi hissediyorum. İlaçlarımı alıyorum. Terapiye gidiyorum.
Çok iyi hissediyorum yani sürekli peşimde dolaşmana gerek yok artık.
Sana da yazık değil mi? Kendi başıma idare edebilirim artık.
Feyzacığım bak. Bu gerçekten iyi bir fikir değil.
Sen buna hazır değilsin henüz.
Hadi ama Neslihan.
Zaten son zamanlarda sebep olduğun tatsızlıklar yüzünden
Ali Nejat da sana çok kızgın biliyorsun.
Emin ol böylesi çok daha iyi olacak.
Beni kovuyorsun yani?
Aşk olsun Neslihan. Ne demek kovmak canım?
Hiç mi beni tanımadın? Ayrıca sen bu eve
beni iyileştirmek için gelmedin mi?
Bak iyileştim. Başardın bunu.
Çok teşekkür ederim. Ama yeter artık.
Ben kendimi çok daha iyi hissediyorum. Güven bana.
Feyzacığım bak, gerçekten kendini iyi hissetmene seviniyorum ama
biz bunu daha önce de yaşamıştık biliyorsun.
Pardon, Murat arıyor.
-Efendim Murat. -Ben seni almaya geliyorum.
Ha öyle mi? Tamam hemen hazırlanıyorum o zaman.
Tamam görüşürüz.
Ben gerçekten iyiyim Neslihan.
Artık buna yavaş yavaş kendini alıştırsan iyi olacak.
Gökçe.
- Gökçe. -Efendim anne?
-Uyandın mı kızım? -Hazırlanıyorum.
Tamam çocuğum.
Umut.
Umut.
Efendim Cahide Anne.
-İsot. -Hayırdır ne oldu?
Oğlum, Umut oralarda mı?
Yok ikisini de bulmak mümkün değil valla arazi oldular ya.
Hay Allah nerede bu çocuk?
Bilmiyorum. Gerçekten bilemiyorum artık Cahide Anne.
Bir kayboldular gelmek yok.
Hayır koca müessese bana kaldı, patron ben oldum.
Gerçekten ben olmasam işler falan batacak.
Ekmek yiyemeyeceğiz.
Tamam oğlum tamam hadi sana kolay gelsin.
Kolaysa başına gelsin Cahide Teyze, hadi görüşürüz.
-Nasılsınız Neslihan Hanımcığım? -Müsait misiniz Oğuz Bey?
Ben sizin için her zaman müsaidim efendim.
Bırakın şimdi zevzeklik etmeyi.
Çok önemli bir konu var. Rahat konuşabileceğiniz bir yere geçin.
Evet efendim dinliyorum sizi.
Feyza iyiden iyiye sıkıntı çıkarmaya başladı.
Beni kovmak için fırsat kolluyor.
Enver Bey'le konuşalım bir an önce bir çözüm bulalım buna.
Efendim böyle basit bir mesele için Enver Bey'i rahatsız etmeyelim.
Ne basiti? Sen anlamadın galiba beni.
Feyza beni köşkten kovmak istiyor diyorum. Kontrol edemiyorum artık.
Ne desem tersliyor beni.
Bu yeni bir haber değil.
Siz Feyza Hanım'ın kontrolünü çok önceden kaybettiniz efendim.
Başka meseleleriniz olduğu için.
Bana bak Oğuz, zaten sinirim laçka, hıncımı senden almayayım.
Feyza bugün yarın beni kovacak anlamıyor musun?
No comments yet. Be the first to leave one.