A Series of Unfortunate Events

A Series of Unfortunate Events

Tải xuống Phụ đề Turkish

Mùa 1

Thông tin phát hành

A Series of Unfortunate Events S01E07-WEB-DL
Bình luận bởi Spectral

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
TS
Được xuất bản vào: 2017-01-14
Lượt tải xuống: 29
Khiếm thính: No

Xem trước phụ đề Turkish

200 dòng đầu tiên.

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

Değiştir, değiştir kanalı

Değiştir, değiştir kanalı

Bu dizi insanda Ne huzur bırakır ne de ağız tadı

Ki her bölümde Apayrı bir can sıkıntısı

O yüzden değiştir kanalı Değiştir, değiştir kanalı

Bıçkıhanede çalışmaya zorlandılar

Göz doktoru fesat, mal sahibiyse hıyar

Kütükler ve hipnotizmanın ortasındalar

Buna gelene kadar izlenecek neler var

Değiştir kanalı, değiştir

Çünkü burada göreceğin tek şey Keder ve dehşettir

Aklı başında birinin Sana diyeceği şey tektir

Değiştir, kanalı değiştir

Değiştir, değiştir

LEMONY SNICKET'in kitap serisinden uyarlanmıştır

Değiştir, değiştir

BİTİK ORMAN: BİRİNCİ KISIM

Beatrice'e...

Aşkım kelebek gibi uçup gitti,

ta ki ölüm yarasa gibi üstüme çullanana kadar.

Bir facia! Eşi benzeri görülmemiş bir facia! Rayından çıkmış! Talihsiz!

Baudelairelar kayıp ve başlarında kimse yok!

Bu ne demek, biliyor musunuz?

-Başlarında kimse olmayışı mı demek? -Tanrı aşkına, haklısın!

Hemen harekete geçmeliyiz. İvedilikle işe koyulmalıyız.

Bize...

...lazım olan şey...

Bize lazım olan şey...

BALIK TÜRLÜSÜ BEDAVA DENEYİN

Tanrım.

Tanrım. Mükemmel bir yahni.

Tanrı...

...aşkına...

Umarım Bay Poe bizim için çok endişelenmemiştir.

İyi dedin.

Eğlenceli yerlere giden, rahat yolculuklar yapan çocukların,

-...başlarına bela olan... -Bu ne be?

...gizemleri nihayet çözdükleri hikâyeleri seviyorsanız...

Gidin de iş bulun otostopçular!

...onu başka siteden izleyeceksiniz.

-E, şimdi? -Yürüyeceğiz.

Yürümek mi?

Merak etme Sunny. Ben seni taşırım.

Ormanı atlatıp düzlüğe çıkmak üzereyiz.

"Ormanı atlatıp düzlüğe çıkmak",

ormanların tehlikeli yerler olduğuna dikkat çeken bir ifadedir.

Hansel ve Gretel'de,

ormana giren iki kardeş, ihtiyar bir yamyamın gazabına uğrarlar.

Kırmızı Başlıklı Kız'da, ormana giren bir kurt,

kaba bir genç kızın gazabına uğrar.

Walden'da ise

ormana giren bir şair, uygarlığı terk edip

bir göletin yanında yaşamamız gerektiğini söyleyen aydınlanmaların gazabına uğrar.

Bu yüzden "ormanı atlatıp düzlüğe çıkmak" ifadesi

"gazaptan, sarsıcı aydınlanmalardan kaçıp güvenliğe dönme" anlamındadır.

Üzülerek söylüyorum ki

Violet, ormanı atlatmak üzere oldukları hususunda haklı olsa da...

...düzlüğe çıkmadıkları kesindi.

Burada yangın çıkmış sanırım.

-Her şey kül olmuş. -Her şey değil.

"Meymenetli Kokular Bıçkıhanesi."

Belki tüm ipuçları bizi buraya getirmiştir.

Josephine teyzenin evindeki gizli kasa ve garip fotoğraflar.

Monty'nin evindeki gizli mesaj ve garip heykel kadın.

Kont Olaf. Çok tuhaf biri.

Annemle babamın sırlarıyla aramızdaki tek şey...

Devasa, ahşap bir duvar.

Ya bulduklarımız hoşumuza gitmezse? Bilmek, korkunç bir şey olabilir.

Ama bilmemek daha kötü değil mi?

Bunu aşmak için bir mancınık icat edebilirim.

Duvarlar üzerine okumuştum.

Eriha Duvarları, Çin Seddi.

Tek gereken ağır bir şey ve devasa bir kaşık.

Pink Floyd'un Duvar'ı . Gerçi annem onu izlememe izin vermemişti.

Sunny?

UYARI İZİNSİZ GİRENLER ÇALIŞTIRILIR

-İzinsiz girmiş mi olduk şimdi? -Çocuğuz biz.

İkisi aynı anda olabilir.

Yakalanırsak okul gezisine geldiğimizi söyleriz. Hadi.

Ne arıyoruz?

Babamın güzel sanat eserleri için dediği gibi. Görünce anlayacağız.

Sanırım doğru yerdeyiz.

Ya da çok yanlış yerde.

-Bir tesadüf olabilir. -Olaf da olabilir.

Belki de gitmeliyiz.

Kusuruma bakmayın. İzinsiz girdiniz sandım.

Ama görüyorum ki çocuksunuz.

-İkisi aynı anda... -Okul gezisindeyiz.

Evet, çünkü okula giden çocuklarız biz.

Bu bıçkıhane çocuklar için hiç güvenli bir yer değil.

Bunu en iyi ben bilirim çünkü ben işletiyorum. Ben Charles.

Bu insanları tanıyor musunuz?

Gelin, en iyisi sizi partnerimle tanıştırayım.

Şu kasabaya ne oldu?

Acıklı bir hikâyesi var. Paçavracılar Kasabası gelişen bir kasabaydı.

Dünya mutfakları pazarımız, iki sıcak yoga stüdyomuz vardı,

hatta su parkı yapılması konuşuluyordu.

Paçavracılar Kasabası, yanlış adlandırılmış bir yerdi.

Günün birinde tüm kasaba korkunç bir yangında yanıp kül oldu.

Neyse ki bıçkıhaneyle göz şeklindeki bina ayakta kaldı,

hatta onun sahibi de... Hah, geldik.

Çocuklar, karşınızda...

Bana "Efendim" deyin.

Herkes öyle diyor çünkü öyle demelerini söylüyorum. Patron benim.

Ne dersem yapmaya mecburlar, partnerim bile.

"Partner", "denk" anlamına gelmiyor mu?

"Partner" birçok anlama gelebilir.

"Birlikte kestane fabrikası ya da kapkekçi işleten iki kişi" anlamına gelebilir.

Ayrıca daha yenilikçi kültürel normların gelişiyle,

tabii bir de Yüce Divan kararlarıyla, "partner" aynı zamanda...

İşi ben yapıyorum. O da çamaşırlarımı ütülüyor.

Omletlerini de pişiriyorum.

İki tanım aynı anda doğru olabilir.

Onları başlarında kimse olmadan gezinirken buldum, zavallıcıklar.

İzinsiz girenlere ne yaptığımızı biliyorsun Charles.

Ama onlar daha çocuk.

Onları yanımıza alabiliriz. Sevgi dolu, kurallı bir yuva veririz.

Saçmalama. Bence çocuklara yetişkin gibi davranılmalı.

Bıçkıhanede çalışsınlar. Sorumluluk sahibi olmayı,

alın terinin kıymetini,

ağaçtan kereste yapmayı öğrenirler.

-Ama... -Karşı gelme. Partneriz biz.

Bıçkıhanede çalışırsak burada kalmamıza izin verecek misiniz?

İzin mi?

Burada kalmak mı?

Ufaklık anlıyor.

Bu ekonomide çocuklar iş bulabildiklerine şükretmeliler.

-Adınız nedir genç hanım? -Violet Baudelaire.

Bir Baudelaire.

-Ailemizi tanıyor musunuz? -Elbette.

Paçavracılar Kasabası'ndaki herkes Baudelaire ailesini tanır.

-Neden? Annemizle babamızı tanır mıydınız? -Fotoğraftakiler kim?

O göz şeklindeki binanın olayı ne?

"Ik" ne demek, bilmiyorum

ama aileniz hakkında bir şey öğrenmek istiyorsanız...

Efendim.

Tam bir şeyler öğreneceğiz, hep aynı şey oluyor. Yok artık.

Purolar yüzünden.

Onlardan nefret ediyorum ama bırakamıyorum da. Patronum sonuçta.

Neyse, nerede kalmıştım?

Hah. Bu kasabanın, annenizle babanızı asla unutmayacak olmasının bir sebebi var.

Kasabayı yakıp kül eden onlardı.

Ne dediniz, ne?

Ben önemli bir adamım. Lafımı tekrarlatmayın bana.

Kasabayı yakıp kül ettiler!

Buralarda değiller, değil mi?

Bir yangında vefat ettiler.

Güzel.

Eden bulur.

Yangın çıkarmak korkunç bir şey.

Neden orada dikiliyorsunuz? Sabah bir sürü işiniz var.

Söyleyin bana kamyoncu bey, üç kişi olduklarından emin misiniz?

Emin olduğumdan eminim.

Uzun bir kız, gözlüklü bir oğlan ve yedek lastiğimi ısırıp delen bir bebek.

Çok zengin yetimlere benzer bir hâlleri var mıydı?

Bilmem. Kamyonuma gizlice bindiler.

Ben de onları Paçavracılar Kasabası'nın dört kilometre yakınında kovdum.

-Paçavracılar Kasabası. -Oraya hiç gittiniz mi?

Yıllar önce.

-Söyleyin bana kamyoncu bey... -Söylemiştim, adım Evander.

Daha önce hiç kalbinizi tir tir titreten

bir kadınla tanıştınız mı kamyoncu bey?

Şartlar gereği ve tüm kıymetli eşyalarını çaldığınız için

ayrı düşmek zorunda kaldığınız,

birlikte bir dizi soygun yapıp komplolar kurduğunuz bir kadınla?

Hayır, hayatım boyunca kereste işindeydim ben.

Beni kasaba meydanında atabilirsiniz.

Sizin için.

ÇİKOLATA

Yok artık.

MEYMENETLİ KOKULAR BIÇKIHANESİ MÜZİĞİ

O akşam yatakhanede,

Baudelairelar duydukları şeyi düşündüler

ve ağırlığının altında adeta 100 yaş ihtiyarladılar.

Gerçekten ihtiyarlamadılar elbette.

Yeni elemanları duydun mu?

-Soyadları Baudelaire. -Soylarında kundakçılık varmış.

Kütüphaneden kitap alır, asla geri götürmezlermiş.

Chupacabraların kafataslarından kan içerlermiş.

Yani chupacabralar gibi kafatasından kan mı içerlermiş?

Hayır, öyle duymadım.

Bu saçmalık. Aranızda anne babamızı gerçekten tanıyan var mı?

-Jimmy tanıyordu sanırım. -Norma Rae daha uzun süredir burada.

Bana hiç bakma. Cesar'a bak.

Bu kasabaya ne olduğunu biliyor musunuz?

-Bunu konuşmamız yasak. -Çok feci.

Ayrıca bilmiyoruz zaten.

O zaman dedikodu çıkarmamalısınız.

Ben o dedikodulara hiç kulak asmazdım zaten.

Annenizle babanız şimdi nerede peki?

Yetimiz biz.

Ne şanslısınız!

Başınızda kimse yok. Kural yok, akşam eve dönme saati yok.

Işıklar sönüyor. İki saniye.

-Ama saat daha altı. -Rüya görmek için bolca vaktimiz olacak.

Ben Phil, sizinle çalışacağıma çok memnunum.

Teşekkürler. Ben Violet. Bunlar da kardeşlerim Klaus ve Sunny.

Bakın, biliyorum, vaziyet iyi görünmüyor.

Bardağın dolu tarafına bakın.

Bình luận

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left