200 dòng đầu tiên.
Bunun bir mucize olmadığına hiç kimse inanmayacak.
Doktor.
Bu benim başyapıtım.
Kurşunun hayati bir organa değmeden gidebileceği tek yerdi.
Ne diyor bu?
Hâlâ yetkim olsaydı
sizi mahkemeye çıkarmadan kurşuna dizdirirdim.
Beni kurtardığın için değil, beni rezil hâle getirdiğin için piç herif.
-Ne? -Pişman değilim.
Yeter!
Bırak! Delirmişsin sen.
Merak etmeyin.
Tamam, sakin olun.
İyi olacak, merak etmeyin. Müsaadenizle.
YÜZYILLIK YALNIZLIK
Evet hanımlar ve beyler!
Bakalım bu gece büyük ödülü kim kazanacak.
Akordeonun kazananı…
MARIO REYES
Kâğıdı göster!
José Arcadio Buendía!
Tebrikler!
José Arcadio!
José Arcadio, sen kazandın!
Kazandım!
İki haftanın ardından
Aureliano Segundo hâlâ Petra'ya
onu ve kardeşini karıştırdığını, onlarla sırayla yattığını söylememişti.
-Beğendin mi? -Senin kadar değil.
Açıklığa kavuşturmak yerine
Aureliano bu durumu uzatmayı başardı.
Bu sırada José Arcadio Segundo
hayal gücünün esamesi okunmazken
büyük dedesinin ruhu tarafından esir alınmış gibiydi.
-José Arcadio. -Meşgulüm.
Kardeşini gördün mü?
Hâlâ uyuyordur. Bilmiyorum.
Hayır, orada değil.
Bak, hiçbir şey yememişsin.
Sinekler ziyafet çekiyor.
-Büyükannem mutfakta mı? -Evet. Neden?
Úrsula anne, konuşabilir miyiz?
Yine aklına ne geldi?
Para biriktirdiğin doğru mu?
Bunu sana kim söyledi?
Bir fikrim var.
Unutsan iyi olur.
Ama daha anlatmadım.
Gerek de yok zaten José Arcadio.
Bu hikâyeyi ezbere biliyorum.
Gözlerindeki bakışı tanıyorum.
Hayır demem için yeterli.
Úrsula anne, dinle.
Günlerdir dedemin notlarını okuyorum.
İcatlarının planlarına bakıyorum.
Tam bir dâhiymiş.
Evet ama aynı zamanda takıntılıydı
ve gerçeklikle delilik arasındaki çizgiyi tam seçemiyordu.
Ama bunu gördün mü?
Şunu anla José Arcadio.
Sonunda onun gibi olmanı istemem.
Bunu unut oğlum.
Neden suratın asık?
Annem endişeleniyor.
Soruma cevap vermedin.
Sana bir içki lazım.
Yürüyelim, konuşuruz.
Burayı denize bağlamak istemiş.
Gördün mü? O kitaplar çok değerli, demiştim.
Oyun oynayalım mı?
-Beni dinliyor musun? -Evet ama içelim.
Dostum, iki rom.
-Neden kimse nehri seferlere açmadı? -Kim bilir?
Nehir orada işte.
Büyük dedemin fikirlerini neden kimse kale almadı?
-Catarino's'a gidelim. -Sen iyi misin?
Macondo'ya neler gelirdi.
Dinliyor musun?
Evet, konuş.
Başkente yolun daha hızlı olduğunu düşün.
Kalkınmadan bahsediyorum.
Bir limanımız olsa pangalar, kanolar ve tekneler gelir.
Onlarla birlikte dünya da gelir.
-Dünya mı? -Turistler, girişimciler, fikirler.
Burada hiçbir şey olmuyor demedin mi?
Bak, bana her konuda güvenebilirsin.
Úrsula anneye takılma.
Taşları tek tek dizmemiz gerekirse aynen öyle yapacağız.
-Albay Buendía çok yaşa! -Çok yaşa!
Tamam millet…
Sıkı çalışalım, daha korozo suyu çıkaramadık.
Nereye dedin?
Biz tembelleri sevmeyiz.
Şunu şuraya götür. Oraya. Şöyle. Tamam.
Şu yaprakları topla evlat çünkü…
Oraya bak, bir de buraya bak. Sen şuraya götür.
Her şey orada.
Durun Bay Buendía.
-Kimsiniz? Neden evimdesiniz? -Anlatayım efendim.
Cumhurbaşkanı sizi korumamız için yolladı.
-Görünmeniz iyi olmaz. -Ne?
Henüz gidemezsiniz.
Şunların hepsini götürün.
Daha iyileşmedin. Git yat oğlum. Hadi söz dinle.
Gitmezlerse ben yollarım.
-Ne oluyor oğlum? -Defolup gitsinler!
Neyin var Aureliano?
Onları çalıştırmamın sana zararı ne?
Hükûmetin bu eve gönderdiği tek yardımı heba mı edeyim?
Yardım mı?
Bu masallara inanmak için çok yaşlısın.
Martinez, ipteki çamaşırları toplayın lütfen.
Anlaşıldı mı Martinez?
Siz de yeter artık.
Dedikoduyu bırakın. Hâlâ çok işiniz var.
Onu duydunuz.
Beni kışkırtıyorsun.
Aureliano, saçmalama ve uslu dur.
-Büyüdün artık, saçmalama. -Beni kışkırtıyorsun.
Kendine gel. Aklını başına topla.
Ona öyle davranma, öldürürüm.
Kapa çeneni José Arcadio.
Bir sineği bile öldüremezsin, aptal seni.
-Sen kimsin? -Martinez.
Çarşafı kirli götürürsen Úrsula anne seni öldürür.
Tut da temizleyeyim.
Böyle, bak. Tut.
Üstünü çırpacağız. Böyle.
Böyle temizleyeceğiz.
Yardım etsene.
Dalga geçtiğimi mi sanıyorsunuz?
Dışarı.
Dışarı!
Herkes dışarı.
Hadi. Çıkın. Herkes dışarı.
İşte böyle.
Evimin önünde bağıran o delileri de yanınızda götürün.
Bunu kıracağız.
-İmkânsız başlıyor. Hazır mısınız? -Evet yoldaş.
O taşları kırmazsam ben José Arcadio değilim.
-Deden gibisin. -Daha beteri.
José Arcadio Segundo, beklenmedik bir pervasızlıkla
adam topladı ve alet edevat edindi.
Taş kırma ve kanal kazma, engelleri temizleme,
şelale düzleştirme gibi devasa işlere girişti.
Daha güçlü!
-Hadi beyler. -Hadi.
Çılgınca bir hayaldi,
anca büyük dedesininkilerle yarışırdı.
Bu şey çıkmıyor.
Marito, şunu tut.
Tamam, daha güçlü. Çabuk arabaya. Hadi.
Kardeşi yorulmak bilmeden çalışırken
Aureliano Segundo tembelliği itinayla besliyor,
kendini Petra Cotes'in evindeki bitmek bilmez partilere veriyordu.
Petra!
Hoş geldiniz. Buyurun. Rahatınıza bakın beyler.
Nasılsın dostum?
Bir gece Aureliano Segundo hastalandığını fark etti.
İki gün sonra kardeşini ter içinde buldu,
gözyaşlarına boğulmuştu.
José Arcadio, kardeşine Petra'nın onu reddettiğini söyledi.
Ona kötü hayatından hastalık bulaştırmıştı.
Pislik! Defol!
Ne hâli varsa görsün. Ondan iyileri var zaten.
Katılmıyorum José Arcadio.
Petra'yı suçlama. Bir şey bilmiyor.
İkinizi de kandırdım.
Şu akordeonu gördün mü?
Petra'nın evinde senin adına kazandım.
Sen Catarino's'da içerken ben neredeydim sanıyorsun?
Pisliksin Aureliano.
Senin gibi kardeş düşman başına.
-Kim çalacak? -Sen Aureliano.
Kim o?
-José Arcadio. -Hadi ama.
Seni görmek istemiyorum, dedim.
Hayır. Bana öyle demedin.
Ona dedin.
Ben Aureliano'yum.
Seni beni karıştırdın. Ben seni.
Hepimiz karıştırdık, hallederiz.
-Kardeşim bana benziyor. -Dur!
Senin adın ne?
Aureliano.
Tamam.
Sorun değilse sen onunla yatsana.
Cehenneme git José Arcadio! Aureliano, José… Her kimsen!
Biraz saygı be!
Sahi hiç sevgilin olmadı mı?
Taliplerim olmadığından değil.
Demek doğru.
Bakiresin.
Burada ne işin var?
Albay seni görürse öldürür.
Úrsula Hanım tuzun yerini göstermenizi istedi.
Tuz burada.
Remedios, ben…
Ne oldu?
Kalbim yerinden çıkacak gibi.
No comments yet. Be the first to leave one.