200 dòng đầu tiên.
Medeniyetin başlangıcından beri, insanların yaşam mücadelesini
izlemenin büyüleyici bir yanı vardır.
Bu yüzden gladyatör dövüşlerini, halka açık idamları izledik.
Vahşete doyamayanlar için bir spor geliştirdik.
Az önce ne yaptın?
Müşterilerimizin bazıları dünyanın en güçlü insanları.
Eğlenceli oyunmuş ha!
Her sene daha fazla talep görüyor.
Daha karmaşık odalar.
Daha fazla yaşam ve ölüm kumarı.
Ve onlara son yaşam savaşı için locadan yer ayarladık.
"Bu, Minos Kaçış Odaları'na..."
"...giriş izni verir."
Kural ya da düzenleme falan var mı?
Süre bitmeden önce kaçmalısınız.
Bulmaca ya da şifreye benzeyen şeyler.
Rakamlar çok önemli. Her şey, her yerde olabilir.
Zoey, ilk sen.
Bizi izliyorlar. Her hareketimizi biliyorlar.
Bizimle ilgili her şeyi biliyorlar.
Zoey! Kahretsin. Zoey!
Bizim için kendini feda etti!
Bu ölüm labirentini tasarlayan psikopat sensin demek!
Hayır, Oyun Efendisi'yim. Odaları bulmacacı tasarlar.
Ben.
Benim için döndün.
Evet. Tek sağ kalan olmaktan sıkıldım.
Bunlar hayal değil.
Artık peşini bırakmalısın.
Bu davetiyelerin ulaştığı herkes öldü
ve onları yollayan da dışarıda bir yerde.
Logo. Koordinatlar, Manhattan'ın merkezine ait.
Var mısın?
Evet, varım.
ÖLÜMCÜL LABİRENT: ŞAMPİYONLAR TURNUVASI
Gidip elinizi yüzünü yıka. Geç oldu.
Yorulmuş olmalısın.
Tamam. Gidip babama merhaba diyebilir miyim? Ona günümüzü anlatmak...
Hayır. Baban işiyle meşgul.
Tamam.
Bugün çok eğlendim anne.
Şimdi olmaz.
Konuşmamız lazım.
Teslim tarihim var
ve geç kalırsam ne olur biliyorsun.
Burada yanlış bir şey yokmuş gibi davranarak Claire'e iyilik yapmıyoruz.
Kararımı verdim.
Bunu artık yapamam.
Onu benden almak mı istiyorsun?
Bu aileyi yıkmak mı istiyorsun?
Bu aile çoktan yıkıldı.
Bunun için vaktim yok. Zaten geride kaldım.
Bir saat sonra işim bitince konuşuruz bunu.
- Fikrimi değiştirmeyeceğim. - Bir saat!
Lütfen. Bana bunu konuşmak için bir şans ver.
Biraz dinlen, yüz, kafanı dağıt ve ondan sonra...
Söz veriyorum tartışmayacağım. Sadece dinleyeceğim.
Bir saat.
Henry?
Henry!
Bu oyunu oynamayacağım. Lütfen canım. Bunu yapma.
Söylediklerim için özür dilerim. Lütfen. Tanrım.
Hayır! Hayır! Kahretsin, bunu yapma!
Tamam. Tamam.
"Toprakta büyürüm. Rüzgarla küçülürüm.
Suda boğulurum. Ateşten kurtulurum. Neyim ben?"
Bunun olduğuna inanamıyorum.
Tamam, düşün. Düşün! "Toprakta büyürüm."
99°C DİKKAT
"Rüzgarla küçülürüm. Ateşten kurtulurum."
Bir taş. Taş.
Tamam. Bu ne? Bu ne? Tamam.
Ne arıyorum?
Hadi.
Hadi!
Rengi farklı. Bu olmalı.
İşte bu.
Tamam.
104°C DİKKAT
Bu ne? Bu ne?
Ne işe yarıyor?
Bir mıknatıs. Tamam.
Hayır! Hadi!
UYARI Çok yüksek sıcaklık
Metal.
Tamam. Hadi.
Güzel.
ÖLÜMCÜL HATA
Sıkı tutunun!
Simülasyon bitiriliyor.
Sıfırlamak ister misin?
GÜNÜMÜZ
Hayır. İyi işti. Oyun zamanı için hazırız.
- Tahmini hayatta kalma oranı ne? - Yaklaşık yüzde dört.
Zoey uçma korkusunu yendiği için çok mutluyum.
Geç değil. Biliyorsun değil mi?
Ne için geç değil?
Buradan gitmek için sanırım.
Ne demek istiyorsun?
İstersek buradan gidebiliriz.
Kapıya kadar geldik Ben.
Bir dilim pizza alabilir ve maç seyredebiliriz.
"Maç seyretmek" mi?
Bilmiyorum. Sadece
bunu yapmak zorunda değiliz diyorum.
- Şüphelerin mi var? - Hayır, senin yanındayım.
Bak, o oyunlardan canlı çıktığımız için şanslıydık.
Hayatımıza devam etmemiz
bence normal.
Bunu yapmam lazım.
Minos hâlâ insanları öldürüyor.
Gelmek zorunda değilsin.
Hayır, hadi gidelim.
Tehlikeye doğru kahramanca uçalım.
Veya tehlikeye doğru indirimli ekonomi sınıfı uçalım.
Ensler. Bugün nasıl?
Odaklanmış görünüyor.
Her zamanki gibi efendim.
Bir saniye, bitirmek üzereyim.
İyi iş çıkardım. Merak etme.
Evet, biliyorum, Claire, harika işler yapıyorsun.
Sadece bu sefer risklerin ne kadar fazla olduğunu anlamanı istiyorum.
Ne fark eder?
Ne olursa olsun, hâlâ bir kafeste kilitli kalacağım.
Eğer bana bir şey olsa burada ne kadar
dayanabilirsin sence?
O zaman belki de bu odaları kendin tasarlamalısın.
Zoey'i öldürmeyi saplantı hâline getirmek yerine.
O hazır değil.
Bizi ifşa edebileceğini düşünüyor.
Tanrım.
Belki de onu senden daha iyi anlıyorumdur.
Annemizi kaybetmenin nasıl olduğunu ikimiz de iyi biliyoruz.
Teşekkürler efendim.
- Merhaba. Buyurun. Teşekkürler. - Teşekkürler.
Sıradaki yolcu.
Sıradaki yolcu.
Sıradaki.
Biletiniz hanımefendi.
Hanımefendi?
İyi uçuşlar.
Zoey. Hey.
Zoey, iyi misin?
Zoey.
Zoey, canım.
Zoey! İyi misin?
Canım.
- Vietnam için heyecanlı mısın? - Anne?
Sanırım bunu yapamayacağım.
- Yapamam. - Evet, tamam. Hadi gidelim.
- Hayır. - Hey, Zoey!
Dur. Hey, dur.
Paramızın ellerindeki en berbat arabaya yeteceğini söylediler.
Ama sileceği bozuk dört kapılı bir araba için yükseltme yaptım.
Bunu imzalarsak araba bizim.
Neden hâlâ benimle gelmek istiyorsun?
Yani, Minos'u durdurmak falan istiyorum ama uçağa bile binemiyorum.
Bak...
Bunu sana söylemek istemiyordum ama...
...işimden kovuldum.
Bir müşterinin önünde panik atak geçirdim. Biz,
döner kapıdan çıkıyorduk ve sıkışıp kaldık
ve ben dağıldım.
Bu duyguyu yaşayan tek sen değilsin. Tamam mı?
Ayrıca, hayatımı kurtaran insanlara karşı garip bir sadakatim vardır.
Teşekkürler.
Bana daha teşekkür etme. Arabayı yol boyunca sen kullanacaksın.
Gidelim mi?
Cleveland'da durmak istemediğine emin misin?
Ben, yoldan sapmak yok dedim.
Bu uzun bir yol, o yüzden benimle geldiğin için teşekkür ederim.
O kadar çok teşekkür etme.
Benzin param yok.
Aslında genel olarak hiç param yok.
Hayır. Şu iki günü sigara dumanı altında geçirmeyeceğim.
Uyuyalım mı?
- Yoruldun mu? - Hayır.
Ama...
Uyusak iyi olur, değil mi?
Tamam.
- Sen geç. Hadi. - Hayır, sen. İlk sen kalktın.
Hayır. Sen git. Hayır, git.
- Devam et. - Tamam.
Şık hareketti, dostum.
Harika.
Ben? Ben! Kilitlendi. Çıkamıyorum.
- Zoey? - Ben! Ben! Çıkamıyorum.
Hadi! Çıkmalıyız!
Zoey!
Hayır, olamaz!
Kahretsin!
Lanet olsun!
Lanet olsun. Lanet olsun.
Sorun ne? Ne oldu?
- Neler oluyor? - Aman Tanrım.
Lanet olsun.
Sanırım kâbus gördün.
Her şey... Her şeyin...
Bütün bunlar...
- Sadece rüyaydı. - Evet.
No comments yet. Be the first to leave one.