200 dòng đầu tiên.
Dexter: New Blood'ın önceki bölümlerinde...
Tüm bildiğim, birkaç kişinin yaralandığı ve Harrison'ın da işin içinde olduğu.
Okul saldırısı planıyla ilgili bir şey söylemişsin ona.
Angela? Şunu görmen gerek.
Öldüreceklerinin listesi.
O bıçak yarası Angela'ya anlattıklarıyla örtüşmüyor. Bir tuhaflık var.
Küçük bir bebeği var ve bu bebek, annesinin öldürüldüğü yerde duruyor.
O çocuk ne boktan bir durumdadır şimdi. Haksız mıyım?
Hepimizin kıçını kurtardığı için Harrison'a teşekkürlerimi sunuyorum.
Selam delikanlı. Kasabamızın güvenliğini sağladığın için ufak bir şey getirdim sana.
Homeland'in Carrie'sinin gerçeğine dönmüş burası.
- Beni bıçakladı. - Biliyorum da...
O zaman niye beni sorguya çekiyorsun?
Sence ormanda birine saldırmış mıdır? Ya da babası onu mu koruyor acaba?
Bilet parası lazım sadece.
Matt, New York'taki bir otelde kalıyormuş. Kartlarını incele.
Belki biraz kahramanken biraz da...
Ne bileyim, canavarızdır.
Ethan doğruyu söylüyor. Bu yara, av bıçağıyla açılmamış.
Harrison o gün okula kendi silahını getirmiş.
Karanlık yolcum ona da geçmiş.
Hatırlıyor mudur dersin?
- Hatırlayamaz. - Sen hatırlıyordun.
O testereli şerefsiz torbacılar...
...bir yük konteynerinin içinde anneni kesip biçerken...
...annenin kanının içinde kaldığını.
- Hatırlıyordun. - O başkaydı.
O da senin oğlun Dexter. Senin kanından.
Ona doğru şekilde yardım etmek istiyorum. Engel olmalıyım...
- Benim gibi olmasına mı? - Harry'nin sana yaptığı çocuk istismarıydı.
Sana seri katil olmayı ve bundan sıyrılmayı öğretmiş.
Yaptığı dallamalık yüzünden hâlimize bak.
Bu konuda ona yol gösterebilecek biri varsa, o da benim.
Belki de bu yüzden beni buldu. Belki de bu yüzden burada.
Ona kim olduğunu söyleyemezsin.
- Ona izin vermiş gibi olursun. - Her günüm rol yaparak geçiyor.
Herhangi birinin...
...hakkımdaki gerçeği öğrense...
...beni en derin, en karanlık çukura atacağını bilerek.
Yapayalnız hissediyorum.
Ama Harrison bu şekilde yaşamak zorunda değil.
- Dürüst davranırsam... - Ona ne diyeceksin?
Atlantik Okyanusu'nun dibinde...
...kesilmiş insan cesetleriyle dolu yüzlerce çöp torbası olduğunu mu?
Bu onu ne hâle getirir sanıyorsun lan?
Senden daha beter biri olur. Sen de tam bir canavarsın zaten!
Çeviri: nazo82 İyi seyirler.
KAÇAK
Taşak geçiyorsun, değil mi?
Geçmiyorum.
İstediğin kadar kalabilirsin. Yemek dâhil.
Açıkçası çok iyi bir aşçıyımdır.
Bu kadar iyi misin gerçekten?
Yani...
...şansım yaver gitti ve ihtiyacım olandan fazlasına sahip oldum.
Ama her zaman böyle değildi.
Yokluğu da bilirim yani.
Boş boş duruyordu burası zaten.
Peki...
...benden ne istiyorsun?
Sen de başkalarına iyilik yap isterim sadece.
İçeride duş mu var?
Evet, jakuzi de var.
Başkalarına iyilik yapacağımdan emin olabilirsin.
Çok teşekkür ederim.
Hiç önemli değil.
Öldüm de cennete gittim sanki.
Matt Caldwell'ın kredi kartı ekstresi geldi.
-E? - Kurt'ün dediği gibi...
...o puşt son üç geceyi Gramercy Otel'de geçirmiş.
- Lanet olsun. - Ne?
Ölen yoksa yayın da yok.
Yani, yaşasın! Hayattaymış.
Ben kasabanın yarısını onu arasınlar diye dondururken...
...beş yıldızlı otelde keyif mi yapıyormuş o?
Şerefsizin teki olduğunu biliyordum ama bu bambaşka bir seviye artık.
- Evet. - Şeytan diyor ki...
...New York'a gidip Matt Caldwell'la yüz yüze görüş.
Ben varım.
- Cidden mi? - Evet. Taylor Swift dinleriz. Gidelim.
En azından meseleyi kapamış oluruz. Bir sona bağlanır.
Yayınını kurtarmak için Matt'i pusuya düşürmenle hiçbir ilgisi yok mu bunun yani?
Sona bağlamak demişken...
Belki sırası değil ama...
...yeni biriyle tanıştım.
İnternetten. Birkaç kere mesajlaştık daha.
Düz dünyacı olsa da ciddiyiz.
Aslında zamanlama müthiş oldu.
Bu hafta sonu kayıp kişi konferansı var New York'ta. Gitmek istiyordum.
İnanmıyorum, süper.
Belki bu Bermuda Şeytan Üçgeni'yle alakalı da birkaç ipucu buluruz.
Ama eyalet masrafları hayatta karşılamaz.
Ben karşılayabilirim. Tamamdır.
Logan, karakolla sen ilgilenebilirsin, değil mi?
Yol gezisi! Çok şükür. Alınmayın ama bu kasaba klostrofobimi azdırıyordu biraz.
Bunu sen istedin.
Baba, bugün okulda olanlara inanamayacaksın.
Büyük bir toplantı yapıldı ve herkes beni alkışladı falan.
Çok acayipti.
Eşyalarımı karıştırmışsın.
Konuşmamız gerek.
Güvenlik için taşıyorum sadece.
Güvenlik mi?
Neye karşı?
Uzun süre tek başımaydım ben.
Sokaklarda yattım. İnsanlar tuhaf şeyler yapabiliyor.
İlk soyulduğumda her şeyimi aldılar.
Bir dahakine hazırlıklıydım.
Peki.
Neden okula götürdün peki?
Seni yargılamıyorum, gerçeği öğrenmek istiyorum sadece.
Ethan'ın anlattıklarını duydum. Senin anlattıklarıyla alakası yok.
Nasıl lan? Bana değil de psikopat bir okul saldırganına mı inanıyorsun?
Ne yaptım sanıyorsun? Söyle hadi.
Ona bilerek...
...zarar verdiysen...
...bana söyleyebilirsin.
Kasabadakiler kahraman olduğumu düşünürken öz babam ne sanıyor beni?
Yalancı mı? Canavar mı?
Hayır, çocuksun daha.
Belki de anlamlandıramadığın bir süreçten geçiyorsundur.
Sana yardımcı olmak istiyorum. Harrison, bana güvenebilirsin.
Sana niye güveneyim lan?
Bir yalanı yaşayan sensin asıl...
...Jim.
Ne işiniz var lan burada?
Kanka.
Amına koyayım senin.
Haklıydın lan.
Serseriyiz biz. Hepimiz.
Hadi bakalım.
Ne dersin?
Zorbaya sarıl bakalım.
Geç kalacağız.
- Nereye? - Bu akşam parti var kanka.
Onur konuğumuz sensin. Atla da gidelim.
Bira versenize.
Hadi gidelim.
Atla.
Anne.
Harrison bu akşam Zach ve çocuklarla takılacakmış. Ben de gidebilir miyim?
- Yarın okul var. - Bugün cuma.
Merak etme, 11'de evde olmasını sağlarım.
Aynen, 11'de.
Nya: weh, hakso: t.
Rica ederim keya: De'.
Tamam o zaman.
Harrison iyi bir çocuk. Okuldaki herkes okul için yaptığını konuşuyor.
Birinin dizginlerini fazla sıkarsan onu tamamen kaybedebilirsin.
Pazar sabahı dönmüş oluruz.
Nya: weh Miriam.
Bu ne lan?
Öldürülecekler listesi partisine hoş geldin.
Sadece yazılı davetiyeyle.
Buradaki herkes senin sayende hayatta.
Millet!
Partileyelim hadi!
Bu puşta içecek bir şeyler verin!
Selam Tess.
Şarjım bitiyor, takabilir miyim?
O yüzden var.
Sek Jameson alayım.
Bu akşam IPA almıyor musun?
Daha sert bir şey içmek istiyorum.
Angela nerede?
Bir polis konferansı için Manhattan'a gitti.
Senin oğlan nasıl?
Olanlardan sonra çocuklar epey sarsıldı.
Daha iyi.
Harrison büyük kahramanlık edip doğru olanı yapmış, biliyorum ama...
...başka bir insana zarar verdiğini bilmek kolay bir şey olmamalı.
Belki de çok kolaydı.
Bak, bazen benim de zorlandığım şeyler oluyor.
Yardım istemek çok normal.
Fort Drum'da bir terapist var.
Birkaç yıl önce bir öğrencime yardımcı olmuştu.
Harrison'a da olabilir belki.
Yani, babasıyla konuşmaya hazır olmadığı şeyler olabilir diye.
- Evet, olabilir. - Süper.
Doktor Morris.
- Sağ ol Tess. - Ne demek.
Ortamı coşturalım hadi!
Hadi be millet.
Bunun hâli ne böyle?
Birkaç ayda bir böyle oluyor.
Mekânın sahibi gibi giriyor içeri.
Hep aynı şarkı.
Sürekli aynı şarkı anasını satayım.
# DEL SHANNON - RUNAWAY #
Bak şimdi.
Bana "Dans edelim mi?" diyecek. Dört, üç, iki...
Selam Jim.
Adama bak.
Oğlu küle dönüştü ama o...
...hiçbir derdi tasası yokmuş gibi dans ediyor.
Ya o deli ya da ben.
Gelmişsin.
Kasabamızın kahramanını bizzat görme şansını kaçıramazdım.
Ne?
Artık bana pek mesaj atmıyorsun.
No comments yet. Be the first to leave one.