Silo

Silo

تنزيل الترجمة Turkish

الموسم 3

معلومات الإصدار

Silo S03E06 The Drive 720p ATVP WEB-DL DDP5 1 Atmos H 264-playWEB
تعليق من desprite
Alt yazı çevirmeni: Orhan Cevher

الوسوم

webdl
نشرت في: 2026-08-07
تنزيلات: 22
ضعاف السمع: No
FPS: 23.976

معاينة ترجمة Turkish

أول 200 سطر.

Nereye gittiğini bildiğini söylemiştin.

- Biliyordum. Kaçtı. - Senden.

Mekanik arkadaşlarından biri ona yardım etti.

Onları kovaladım ama buraya ilk onlar geldi

ve ben sandalye alamadan ortadan kayboldular.

Burada olduğumu zaten biliyordun.

İnsanlar nereye gittiğine dikkat eder Robert.

Dinle. Bundan sonrasını ben hallederim.

Mekanik'i bilirim ve hâlâ diken üstünde.

Jo ve Chad var, sanırım idare edebilirim.

Senin için burada olmalıyım.

- Ayrılabiliriz. - Eve, Anthony'ye git.

Onunla vakit geçir.

- O noktaya gelmek zorunda değil. - Onu bulamazsam gelecek.

Camille Sims'ten Emerson'a. Boşluğun altındayım.

Nichols kaçakken burada yakalanmış.

Nerede olduğunu bul.

Yargıç Sims de yukarı çıkıyor.

Gözün üzerinde olsun...

- Onun güvenliği için. - Anlaşıldı .

Uzanmam lazım.

Biraz su içmeliyim.

Yok artık. Yaşıyor musun?

Yaşıyor mu?

Al.

Ölümden dönen başka kimse var mı?

Eski şerif, belki karısı?

Seni gören oldu mu?

Sadece Teddy.

Bay Kyle.

Bay Holland.

Hâlâ hayatta olmana çok sevindim.

Taşınmadan sağ çıkacağını sanmıyordum.

Beni tekrar gördüğüne sevinen küçük bir parçan yok mu?

Hatırlıyorum. Ne yapmamız gerektiğini biliyorum.

Emerson'dan Camille Sims'e .

- Konuş. - Aradığınız adres,

144 numarada Martha Walker tarafından kullanılan bir atölye.

Hatlardan biri boru olmalı.

Ne?

Bay Kyle parçaladığım sabit diski tekrar birleştirdi.

Bulduğun şema,

dışarıdan gelen hatları gösteriyordu.

İki hat var. Biri IT'ye diğeri de Yargı'ya gidiyor.

Hatların ne olduğunu bilmiyordum

- ama bu yüzden madenlere gittim. - Evet, aptalın tekisin.

Suçluların bütün gün kazdığı yere katil bir boru koymazlar.

Madenlerde Silo'ya inip çıkan tüneller var

ve madenlere gaz verildiğinde az daha IT hattına ulaşıyordum.

IT'ye giden hatlar Silo 1'den elektrik taşıyor.

Yani jeneratör dursa bile IT'de her zaman elektrik vardır.

Sonra Yargı'ya giden hat, işte o Önlem.

Sanırım söylediği buydu. Bu...

- Galiba Jimmy'nin dediği buydu. - Jimmy kim?

Jimmy, 17'de birlikte olduğum adam. Sanırım söylediği buydu.

Jimmy sana hatların Yargı'ya nereden girdiğini söyledi mi?

Elinde eski bir plan vardı ama...

Hayır. O... Yapamam... Gitmiş.

Bizim planımız nerede?

Bakın, bir planımız olsaydı o sabit diskte olurdu ki o da IT'de.

Ona ulaşamayacağız.

Belki yeni dostun Sims onu bulmamıza yardım edebilir.

- Sims nerede? - Camille'in yanına gitti.

Bekle. On yedi bizim siloyla aynı mı?

Evet, tamamen aynılar.

O zaman boruyu 17'de bulursak burada da buluruz.

Jimmy'yle iletişim kurmanın bir yolu var mı?

Her silonun kendi frekansı var, yani deneyebilirim...

Onu telsizle hiç görmedim. Hiç telsiz bulamadım. Ben...

Camille Sims bu tarafa geliyor.

Kahretsin.

Seni tekrar taşımamız gerekecek.

- Hadi. - Kahretsin.

Ciddi misin?

Ne kadar vaktimiz var?

McLain Tedarik Müdürü olduğunda 70 yıllık ampulümüz kaldığını söylemişti.

Birileri onları çalmaya başladığından beri iki yıla düştü.

Ne yapacağız?

İlk olarak, bunu kendimize saklayacağız.

Bir isyanın üzerinden sadece üç ay geçti, bir tane daha olamaz.

Sonra Orla Kent'i kimin öldürdüğünü bulacağız.

Bunu yaptığımızda ampulleri kimin çaldığını öğrenebiliriz.

Ya da ampulleri kimin çaldığını bulursak belki Orla Kent'i öldüreni de buluruz.

Beni tutuklamadan önce konuşmalıyız.

Kameraların olmadığı bir yerde.

Her şeyi hatırlıyorum.

HUGH HOWEY'NİN SİLO KİTAP SERİSİNDEN UYARLANMIŞTIR

- Siktir. - Ne oldu?

Şimdi 110'la gidiyoruz.

Muhtemelen hâlâ şehirdeyken atlamaya çalışmalıydık.

Bunu söyledim ama sen 65'le bile öleceğimizi söyledin.

Sadece kötü yaralanırdık.

Ama şimdi kesinlikle yolda birer leke oluruz.

Anahtarı çıkarmayı deneyebilir misin? Lütfen.

Hayır.

- Hey. Ne? - Anahtarı araçtan uzaklaştırırsak

- motor durmaz mı? - Umarım durmaz.

Çocuğun onu fırlatır ve sen de I-95'in ortasında durursan?

Güvenli değil.

Güvende olmak şu an hissettiğim şey değil.

Fren yok. Direksiyon yok.

Charlotte'un filosuna olanlara benziyor.

- Sence bunu İran'dan biri mi kullanıyor? - Bilmiyorum ama biri kullanıyor.

Stensen YZ'yi hacker'lar kullanılabilir diye alarm veriyordu, değil mi?

Belki de uçakların ele geçirilmesinden korktuğu için Nimitz'deydi.

Öyle de oldu.

Çok mu delice?

Bence deliliğe tamamen battık.

Düz kenarlı bir şey lazım.

Lanet olsun.

İşte.

Ne yaptığını biliyor musun?

Kabaca. Frenler basittir.

Bir pedala basarsın, o da balataları sıkan bir hattı harekete geçirir.

Ama bunu kullanan her kimse...

...bunu engellemek için elektronikle bir şeyler yapıyor.

Yani ona erişebilirsem...

- Ne? - Lanet olsun!

Lanet olsun.

Bakayım.

Sence yaşayacak mısın?

Umarım.

Sesi biliyorum.

- Ne sesi? - Hayır, bunu yapma.

Seninle bu konuda konuşmayacağım.

Camille, sığınak kulübesine girmediğimi biliyorsun.

Sana ne anlattığını bilmiyorum ama başka bir siloya girdim.

Ölü değil. İçinde çocuklar var.

Yalnızlar ve bir şekilde hayatta kalmayı başarmışlar

ama onlara geri döneceğime söz verdim.

Hatırladığım bu.

Onları buraya getireceğimi söylediğimi hatırlıyorum.

- Bu çılgınca bir istek. - Sese sorayım, o karar versin.

Olmaz.

Bana yaşayan kurucu gibi davranıldığını biliyorsun.

Merdivenlerden atlarsam beni takip ederler.

Benim için başka neler yapacaklarını göstereyim mi?

Silo için bir tehdit gibi konuşuyorsun.

Hayır Camille, çocukları kurtarmak istiyorum.

Burada kamera olmadığından emin misin? Konuştuğumuzu biliyor gibi.

- Bir şey oldu mu? - Hayır.

Bu şeyi durdurmanın bir yolu olmalı.

Ne oldu?

Hey! Durun! Polisi arayın!

İmdat! Durun!

Lütfen! Polisi arayın! Durun! Hey!

Ne oluyor lan?

Ne oldu?

Nasıl durduracağımı biliyorum galiba.

Hank, ben bir şeyleri çalmam, onları yaparım.

Çalan birini tanıdığını umuyoruz sadece.

Ben sadece Antlaşma'ya sadık vatandaşlarla çalışırım, biliyorsun.

Mark, biz... biz çok ciddi bir şey yapıyoruz.

Yardımın çok işimize yarayabilir.

Ciddi mi? Tırabzandan atılmak gibi mi?

İsyan sırasında en iyi arkadaşımı ölüme atmaktan suçlu iki asker var.

Ama bunu sorduğunu duymadım.

Arkadaşının adı Lee Torgenson mıydı?

Onun için yaptığın bir silahı kullandığı için mi atıldı?

- Siktir git. Sen de kimsin lan? - Ben şerifim.

- Ve iş birliği yapmazsan... - Sen şerif değilsin.

- Sen bir kazasın. - Mark.

İş mecburen sana kaldı.

Şimdi Holston'ın eski kıyafetlerini giyiyorsun

ve sana bir beden büyükler. Birini tutuklamak mı istiyorsun?

- Karını tutukla. - Mark!

İnsanlar onu ve Yabancılar'ı bilmiyor mu sanıyorsun?

Hepimizi öldürtmeye çalıştığını?

Ne yapacaksınız Şerif Bey? Beni buradan dışarı mı sürükleyeceksiniz?

Bu harika görünecek.

Seni tehdit etmiyoruz Mark.

Zor durumdayız ve Kritik Tedarik'ten

kaybolanlarla ilgili bilgisi olan varsa bilmemiz gerekiyor.

Bu pislik için bir bok yapmam.

Şuna ne dersin?

Sen bize kullanabileceğimiz bir şey ver, ben de askerleri araştırayım.

- Bir şey yapmayacaksın... - İsimlerini alıp

sana vereceğim. Bu bilgilerle ne yapacağın sana kalmış.

Pekâlâ.

İşte bu... Yaptığım silahları Knox için yaptım.

Çalıntı malları mı merak ediyorsunuz?

Babası büyük sahtekârdı.

Tedarik'ten elmas matkap uçları çalar, karaborsada mücevher olarak satardı.

Bildiğim kadarıyla, o işte yok

ama benden daha çok şey bilir.

Kullanabileceğin bir şey mi bu?

Bana o isimleri getir.

- İyi misin? - İyiyim.

Sadece oturup bekleyeceğiz.

Hadi ama. Tek gereken

bir kişinin kendi kendine giden boş bir minibüs görmesi ve polisi araması.

Sizi inançsızlar.

Juliette Nichols, neden buradasın?

Sadece konuş.

Tamam.

Dışarı çıktığımda ne olduğunu biliyorum.

Ve... Silo 17'de çocuklar var ve onları geri getirmek istiyorum. Buraya.

Silo 17'yi su basıyor ve ölecekler.

Silo'ya karşı çalışmıyorum. Sana karşı çalışmıyorum.

Ben tehdit değilim.

More Turkish subtitles for Silo

التعليقات

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left