প্রথম 200টি লাইন।
Sevgilim, seni hayal edemeyeceğin kadar çok seviyorum.
Sonsuz mutluluğu ve sevgiyi hak ediyorsun.
Bu yüzden de.
Amerika'nın en hızlı 5G'sini hak ediyorsun.
Gizli ücretler yok ve bir NorvaCom XP4 telefon hediye.
Sizin de Lumezza Kablosuz'a bağlanma vaktiniz geldi.
Ve kes.
Kesiyoruz. Toplayın.
Kestik. Tebrikler Frank, Renée.
Güzel iş çıkardınız, 15 saniyeliklere geçelim. Evet?
Biraz aşağıdaydı.
Pardon, ne?
Telefonun karede biraz daha yukarıda
- olmasını istiyorlar. - Yukarı.
Plan geçişli olacak. O zaman hallederiz.
Ben… Hemen geliyorum.
Biraz daha yukarıda iken çekersek.
Tekrar ediyoruz!
Tekrar ediyoruz.
Sağ ol.
Görüşürüz Anna.
İyi bir gündü, değil mi?
Evet.
Hafta sonu dağ evine gidiyoruz, söylemiş miydim?
Hayır…
Lisa. Lisa ve ben. Dağ evine gidiyoruz.
Ya? Peki.
Evet.
Lisa'yla nasıl gidiyor?
Cumartesi doğa yürüyüşü planlamış.
Ya da pazar.
Tek başına dağlara çıkacakmış.
Yapayalnız. Dedim ki.
"Lisa. Lisa, bu çok tehlikeli."
- Peki. - Dağda kar yağacakmış.
Daha da tehlikeli olur.
Neyse ben gideyim.
Ama bugün çok iyi iş çıkardın.
Dostluğumuza değer veriyorum.
Peki. Görüşürüz Dan.
Alo.
İyi hafta sonları.
Evet, eğlenceli olacak.
Hayır, sana değil. Benim.
Yarınki plan tamam mı?
Evet. Orada olacağım.
İhtiyacın olan şeyleri aldın mı? Hani şey için…
Aldım.
Tamam. Peki. Harika. Görüşürüz.
Sonra tekneyle açılabilir miyiz?
Ne?
Nasılsa orada olacağız, tekneyle açılabiliriz.
Hayır! Tabii ki olmaz.
- Yarın. Öğlen. Geç kalma. - Tamam, peki. Ben…
GÜMÜŞ KUŞ HUZUR EVİ
Bu hafta sonu Lisa ile dağ evine gidiyoruz.
Ha siktir. Yoğurdu yaban mersiniyle doldurmuşlar.
- Şuna bak. - Evet.
Bugünlerde her şey aşırı tatlı.
Ülke cehenneme dönüyor.
Üzüldüm baba.
İsa aşkına.
MAHKÛMLAR KAÇTI KADIN GARDİYAN KAYIP
Lisa bu cumartesi doğa yürüyüşü planlıyor.
Tek başına dağlara çıkacakmış.
Çok tehlikeli olduğunu söyledim ama…
Lisa. O hâlâ seninle mi? Batırdın sanıyordum.
Hayır, biz iyiyiz. Biraz dinlenmek iyi olur dedim.
- Dinlenmek? Niye? - Evet.
Hollywood pedofillerinle rol yapmaktan mı yoruldun?
Yoksa benden para istemekten mi?
Tamam.
Dinlen.
Sen ve senin kuşağın hazıra alışıksınız.
Ödül almazsanız ağlarsınız
ama onun için ter dökmezsiniz.
Size iyi bir savaş lazım.
Evet, savaşın iyi olduğunu herkes söylüyor.
Evet. Beni adam etti.
Erkek doğulmaz Daniel,
olunur.
Acı ve ızdırap ocağında işlenir,
savaş meydanında sertleşir.
Pekâlâ Bay Burton.
Siktir git Kevin.
Kusura bakma.
Tanrım. Beni zehirlemeye çalışıyor.
Orada savaşırken ölmeliydim.
Burada değil.
Böyle değil, bu…
Neyse, ben gideyim.
Dan, sana savaş diliyorum.
Biliyorum baba.
Siktir git, dedim Kevin.
SATILIK
Merhaba Dan.
Merhaba Rachel.
İyi avlar.
- Merhaba! - Selam.
Yürüyüşe hazır mısın?
Ne saçmalıyorsun? Yürüyüşe falan gitmem.
Hep çalıların dibine park ediyorsun.
ÖLÜNÜ GÖREYİM
Neden?
Dinliyordum. Peki.
Peki, tamam.
Başka protein bar yemesen?
Sana yemek yapacağım, şimdiden karnını doyurma.
Ne yapacağımı söylemen hoşuma gidiyor.
Baban nasıl?
İyi.
Aynı.
Seni seviyor.
Benim varlığımdan ise çok utanıyor.
Yeni oyun mu o?
- Evet. - Ya?
- Nasıl? - İyi.
At.
Pardon, ne diyordun?
İyi.
Evet, rolü alacağına eminim.
Sağ ol.
Ama bilmiyorum
çünkü yönetmen kasıntı hıyarın biri.
İş tanımımızın bir parçası.
Evet. Ama o tiyatro yönetmeni.
Bu ne demek şimdi?
Hiç.
Film yönettiğim için iyi değil miyim?
Film sanat değil mi diyorsun?
- Hayır, elbette film sanat. - Benimkiler mi değil diyorsun?
- Sen film yönetmiyorsun diyorum. - Yönettim.
Sekiz yıl önce bir film. Şimdi açılır reklam yönetiyorsun.
Tamam.
Ne?
O açılır reklamlar,
tam öyle değiller gerçi, kredi kartımızı ödedi.
- Limitini aştığın. - Senin için.
Tamam. Vay.
- Ve asil tiyatro kariyerin için. - Peki.
- Broadway değil. - Tamam.
- Ölü sezonda müzik kutusu müzikali. - Tamam. Sakin. Uzatma.
Sana sanatsal üstünlük veren dibe batmış bir şey.
- Uzatmasak? - Denizaltı!
İsa aşkına, bir hafta sonu da mutluymuş gibi davranabilir miyiz?
- Mutluymuş gibi. Lütfen. - Evet.
Evet.
Evet.
Evet.
Hem sana değil, bu herife hakaret etmeye çalışıyordum.
Seni mutlu edecekse bence müthiş bir yönetmensin.
Bunun yalan olduğunu biliyoruz.
At!
Yiyecekleri alır mısın lütfen?
Olur.
Anahtar nerede?
Kapının üstünde, baktığın yerde.
Hayır, yok.
Orada. Yardım edeyim mi?
- Yok, hallederim. - Tamam.
Buldum.
Harika.
Şarap saati moruk.
Eğleniyorum. Peki.
DÜŞEN YANKILAR
Bu iş görür.
Lanet fareler.
Kahretsin.
Bir çorba kaşığı gibi.
Tamam. Sanırım hazır.
Kazağımı gördün mü?
Hangisini?
Hangisi mi? Burada hep giydiğim.
Kışlık kazağım. Mavi.
Kar tanesi desenli.
Dolaba baktın mı?
Kıyafet dolabı mı?
Evet, baktım.
Görmedim.
Sarımsağı ezme. Dilimlenmesi lazım.
- Baş üstüne şef! - Tamam.
Tarife uymaya çalışıyorum.
- Dilimlenmiş sarımsak diyor. - Ya?
Tamam, Tanrım.
Senin için iyi yapmaya çalışıyorum.
O zaman iyi davran.
- İyi davranıyorum. - Ya?
Sarımsak için bana bağırıyorsun. Altı üstü sarımsak.
- Peki. - Peki.
- Tamam. - Uzatma.
İşine dön. Bir şey mi yapıyordun?
Çok esnek.
Yine de çok lifli. Siktir.
Tanrı aşkına.
- Hazır değil. - At içine.
- İşte. Bu kadar. - Hay bin kunduz.
- Tamam. Sağ ol Lisa. Evet. - Affedersin.
Aferin. Gidip banyo yapsana.
Beş saat banyo yap.
Hey.
No comments yet. Be the first to leave one.