See You On Venus

See You On Venus

Turkish সাবটাইটেল ডাউনলোড করুন

রিলিজ তথ্য

See You On Venus 2023 1080p WEBRip x264 AAC5 1-[YTS MX]
ভাষ্য লিখেছেন Takaya
Translated by Takaya (Updated version) - Typos fixed

ট্যাগ

webrip
web
x264
BRip
1080
TS
YTS
প্রকাশিত: 2023-08-13
ডাউনলোড: 56
শ্রবণপ্রতিবন্ধীদের জন্য: No

Turkish সাবটাইটেল প্রিভিউ

প্রথম 200টি লাইন।

VENÜS'TE GÖRÜŞÜRÜZ

Hayır! Hayır!

Uyan bakalım.

Yoksa gıdık gıdık gıdık! Haydi, uyanma vakti!

Günaydın! Dikkatli olun, lütfen.

Gerçekten tek başına gidecek misin?

- Yine de yapmalıyım. - Ama korkmuyor musun?

Bir şey olmaz.

- Peki ya zamanında dönemezsen... - Günaydın!

Bugün nasıl hissediyorsun, Mia?

- İyiyim, teşekkürler. - Güzel.

Doğum gününe özel bir akşam yemeği düşünüyorum.

18 önemli bir yaş.

Kapıdan girişini dün gibi hatırlıyorum. Küçücük çocuktun.

Evet.

Teşekkür ederim.

Ama gerçekten bir şeye gerek yok.

- Gerçekten. - Yapma.

Çocuklar için de iyi olur. Artık yetişkin oluyorsun.

Haydi! Güzel olur.

Ben bir koşu kütüphaneye gideceğim.

Peki.

Almak istediğim birkaç kitap var.

Hastanedeyken okumak için de al, olur mu?

Evet, olur.

Biraz harçlık alabilir miyim?

Yol parası, atıştırmalık için falan.

- Lütfen lütfen! - Olur, olur.

- Bir tanesin! - Biliyorum.

Teşekkürler. Öğleye kadar dönerim, Bayan R.

- Tamam. - Teşekkürler.

- Görüşürüz. - Görüşürüz.

Evet, çocuklar. Bugün ne yapıyoruz?

BOSTON KENZER ÜNİVERSİTESİ Tebrikler, burs başvurunuz kabul edildi.

Hey, kanka! Hiç sesin çıkmıyor?

Üç haftadır evdeyim resmen ya.

O kadar sıkıldım ki. Gelsene. Daha ne kadar kaçacaksın benden?

Günaydın! Krema mı tereyağ mı?

- Sağ ol, anne. Ben... - Doğru. Bugün de aç değilsin.

Hey, dostum.

Dün akşam Josh'la konuştuk. Biraz daha iyi olmuş.

- Yine seni sordu. Biz de... - Evet, biliyorum.

- Şimdi onu görmeye gidiyorum. - Bence çok memnun olur.

Evet.

Bursla ilgili mektuba dönüş yaptın mı?

Kyle. Sonsuza kadar bekleyecek değiller seni.

- O zaman başkasını alsınlar. - Bu işi öyle... - Hayatım!

Hayatım, okul başlayana kadar önünde koca bir yaz var.

Sen kaydını tamamla. Sonrasına bakarsın.

Öğleye kadar dönmem muhtemelen.

Hey, al. Bunu yanında götür.

Al.

Ne desem bilmiyorum.

Neden yine öyle konuştun?

Futbol bursunu elinin tersiyle itemez.

Mezuniyete gitmedi, tamam. Ama bursu reddetmek ne demek?

Biraz daha zamana ihtiyacı var.

Kazanın üzerinden daha birkaç ay geçti. Zamanla düzelir.

Umarım.

Hey! Yolu falan mı kaybettin?

Saatler önce demiştin gelirim diye.

Yürüyerek geldim.

Endişelenme ya.

Kötü görünüyor ama... Acısı daha da kötü!

Ee nerelerdeydin?

"Sun Eater"ın ilk iki baskısı.

Sağ ol, kanka.

Adamsın.

Ee konuştun mu onlarla?

Noah'ın anne babasıyla?

Kaç kere aradılar.

Bizimle konuşmak istiyorlar.

Hâlâ hatırlamıyor musun?

Yani o an olanları?

Ben de.

Normaldir diyorlar.

Kusura bakmayın, gençler. Fizik tedavi uzmanı aradı.

Birazdan buradaymış. Sen istersen...

Evet, evet. Tabii ki.

Ben sonra uğrarım.

Henüz ona söylemeye cesaret edemedik ama...

bir daha yürüyemeyebilir.

Senin yaralanmamış olman mucize gibi gerçekten.

Baksana şu hâline.

Çizik bile yok.

Ama Josh, fena hâlde.

Ya Noah.

Noah.

Bazen...

Bazen diyorum ki...

Oğlum keşke seninle o arabaya binmeseydi.

Keşke seninle o arabaya binmeseydi.

Ya Noah.

Şu hâline bak. Bir çizik bile yok.

Keşke o arabaya binmeseydi. Bir çizik bile yok.

İmdat!

Hey! Duyuyor musun beni?

İyi misin?

Bayıldın.

İyi misin?

Al şunu, al şunu!

İğrenç.

Kusura bakma.

Ben normalde bu kadar isterik değilimdir.

Sadece şey... Çocukken bir kere yatağıma kertenkele girmişti.

Malum, beş yaşında olunca böyle şeyler travmatik olabiliyor.

İnsanlar bayılmadan önce çığlık atmaz.

Atmaz mı?

Hayır.

Peki. Bende epilepsi var ve bayılacağımı anlayabiliyorum.

O yüzden çığlık atarım çünkü beni korkutuyor. Bekle, bekle!

Bence... Bence konuşmalıyız.

Sen kendi işine bak.

Hayır, hayır! Anlamıyor musun? Benim işim sensin!

Düşündüğüm şeyi yapmana izin verirsem kendimi asla affedemem.

Annen de beni asla affetmez.

- Evine git. - Hayır.

İyi.

Hayır. Sen atlıyorsan, ben de atlıyorum!

Ne yap... Hey, dur!

Şimdi inanıyor musun bana?

Bizzat görmüş oldun.

Kâbus görüyorum galiba.

- Git başımdan. - Asla. Oo kilidi açık!

Telefonumu ver!

Kendime mesaj gönderiyorum. Numaranı almış olurum.

Kimsin sen?

İsmim Amelia.

Amelia Faith ama bana Mia diyebilirsin.

- Merhaba. - Sonunda.

Endişelenmeye başlamıştım.

Özür dilerim. Kütüphanede zamanın nasıl geçtiğini anlamadım.

Mia, benimle dürüst ol.

Parmaklarını arkada çapraz yapmıyorsundur umarım.

- Belki başka birine götürmeliyiz. - Yapma Lisa. Kaç ay oldu.

Her gün daha da kötüleşiyor.

Konuşmuyor. Yemek yemiyor.

Yani yüzümüze bile bakmıyor artık.

Hey.

Josh'la nasıl geçti?

17 yaşındaki liseli trafik kazasında öldü. Biri yara almazken, diğerinin durumu kritik.

Biliyordum.

Hey! En sevdiğim evlatlık kardeş!

Bayan Rothswell nasıl?

İyi.

Hey, senden bir şey isteyebilir miyim?

Evhamlı anne taklidi yapabiliyor musun hâlâ?

Merhaba, ben Mia. Kyle'ın yakın arkadaşıyım.

Onunla geçen gün konuşuyorduk da...

- Bu aralar pek iyi olmadığını söylemişti. - Evet.

Ve biraz hava değişimine ihtiyacı var gibi gelmişti.

Ben de dedim ki... Belki annemle konuşsanız daha iyi olur.

- Olur. - Hay senin!

Alo? Merhaba, Bayan Faith. Çok sürpriz oldu.

Çok teşekkürler, Bayan Faith.

Biz ona söyleriz.

Çok güzel düşünmüşsünüz.

- Evet, zor günlerde geçiyor. - Selam!

Ben... Evet burada.

Evet. Teşekkürler, anne. Tamam, görüşürüz.

Çenesi biraz düşüktür.

Hey! Ben de annenlere geçen ne konuştuğumuzu anlatıyordum.

Hava değişimine ihtiyacın olduğunu söylemen falan.

Annem seni İspanya'ya bizimle kalmaya davet etti.

Fotoğrafçıdır. Çok çok iyi bir fotoğrafçı.

Hep seyahat eder. O zaten bir haftadır orada.

Bayılacaksınız buraya diyor.

Hoş biriymiş.

Yalnız Kyle, oğlum. Neden bize hiç Mia'dan bahsetmedin?

- Çünkü ben... - Hayır, hayır.

Hayır! Nasıl tanıştığımızı söylemeyeceksin, değil mi?

Utanç verici olur.

Peki. Demek seyahat etmek istiyorsun?

Bunu kaçıramam dedi.

Ben Mia'yla biraz konuşabilir miyim?

Olur.

Ne işin var burada?

İspanya'ya gelmen için aileni ikna etmeye çalışıyorum.

- İspanya mı? - Evet, İspanya.

Fransa'yla Portekiz'in arasındaki ülke.

Gel 10 günlüğüne gidelim. Tüm masraflar ödendi.

- Buradan biraz uzaklaşmış olursun. - Unut gitsin.

Tamam, bak. Annenler çok tatlı falan.

Ama belli ki onlar da senin durumundan endişeli.

Ya benimle gelirsin...

ya da onlara nasıl tanıştığımızı anlatırım.

Dönüşte yine nalları dikmek istersen, sana engel olmam.

Anlaştık?

Anne, baba! Mia gidiyor.

Tamam, bak. Biraz düşün bunu. Hemen karar vermene gerekmiyor.

Bu akşam haber verirsin bana. Ya da yarın.

Yine gelirim.

Sizlerle tanıştığıma çok memnun oldum.

Çok teşekkürler.

Annem sizinle bizzat tanışmam için ısrar etti.

Çok değişik insanlar var, malum.

- Kendisi biraz... - Tabii ki.

- Çok memnun oldum. - Ben de memnun oldum.

Tatlım, bil diye söylüyorum. Tişörtünü ters giymişsin.

- Yok, bilerek yapıyorum. - Aa? - Evet.

More Turkish subtitles for See You On Venus

মন্তব্যসমূহ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left