প্রথম 200টি লাইন।
Dur bir dakika.
Tam olarak anlayamadım da.
Hâlâ olaydan önceki üç günden mi bahsediyorsun?
- Sabahtan beri anlatıyorum ya. - Anladım, pardon.
Sen ne konuşuyoruz sanıyordun?
Emin olmak için soruyorum…
Tüm bu olanlar Makina'nın bu hâle gelmesiyle mi bağlantılı yani?
Evet…
- Pekâlâ, en baştan başla. - Of!
Dur, dur. Bir saniye.
Kaçak tren olayına kadarki üç günün raporu mu bu?
- Evet! Kaç kere söyledim… - Mantıklı değil biliyorum ama, ya…
Tamam. Sadece…
Teker teker lütfen!
Pardon, lütfen baştan başlayın.
- Yine mi ya? - Baştan mı?
3 GÜN ÖNCE, POLİS KARAKOLU. CHIHARU VE MAKINA'NIN TUTUKLANMASININ 12'NCİ SAATİ
Makina, burada yerimiz yokmuş gibi hissediyorum.
Bakmasana.
- Şu ikisine bir bak. Ne kadar kılıksızlar. - Bakma dedim ya.
Resmen farklı dünyalardanız.
Korkuyorum. Kavga çıkarırlar mı?
Bakma o zaman.
Pekâlâ, beklediğiniz için sağ olun.
Eğer bu odadaysanız az önce yakınlarda bir yerde tutuklandınız demektir.
Adlarınızı ve tutuklanma nedenlerinizi okuyacağım.
Yanlışım varsa söyleyin.
- Max MacCallister? - Evet.
- Kurt Cramer? - Evet.
Yasadışı şeker bulundurmaktan mı buradasın?
- Evet. - Aynen.
- Kanata Iwao? - Benim.
Akane Daidoji?
Evet.
- Aşırı hızdan mı? - Evet.
- Chiharu Kujo. - Evet.
- Makina Kurusu. - Evet.
Aşırı hız, polise engel olma ve polis aracını patlatma.
- Evet. - Evet.
Gerçekten mi?
- Polis aracı derken? - Duymuştum.
Ne çılgın bir liste.
Tamam, şimdi herkes önündeki belgeye baksın.
Katılacağınız programın tüm detayları orada.
- Max, ilk satırı okur musun? - Ne?
Şey, "Kamu Hizmeti Programı. Barnadia Birleşik Yıldızları'na bağlı.
Ginkyo Polis Departmanı…".
"Cezanın tamamlanması
sorumlu amirin takdir yetkisine bağlıdır."
Güzel, aferin size.
Herkes programı anladı mı?
- Hiç anlamadık. - Artık burada mı çalışıyoruz?
- Hukuk dili iğrenç. - Sırayla!
- Nasıl bitireceğiz ki bu programı? - Sessiz olun.
Yani hapishane dolu olduğu için
cezamızı kamu hizmetiyle çekeceğiz, bu mudur?
Evet, aşağı yukarı.
- O zaman öyle desene. - Hepsini nasıl anladın?
- Sessizlik lütfen. - Benim masam oynuyor.
Sorusu olan var mı?
- Benim var. - Buyurun Bayan Kujo.
Bu kamu hizmetini ne kadar süre yapacağız?
Yaklaşık bir hafta buradasınız.
- Çok uzun! - Beş saat falan olur diyordum!
- Bir hafta mı? - Herkes sessiz olsun. Susun.
- Başka sorusu olan? - Ben.
Nedir?
Bu kamu hizmetinde ne yapacağız tam olarak?
Dedim ya… Ha, doğru düzgün bir soruymuş.
SHIN-KISARAGI İSTASYONU
Bu, Galaktik Ekspres, yani Samanyolu Metrosu.
Resmi adı AM24.
Titan Endüstri tarafından Dünya takviminin 72. Yılında yapıldı
ve onu artık Chubu Demir Yolu Şirketi yönetiyor.
Gördüğünüz gibi, yıllardır kullanıldığı için epey kirli.
Bu yüzden göreviniz vagonları temizlemek.
"Samanyolu Metrosunu Temizlemek". Kamu hizmetiniz bu.
- İğrenç, bunu beklemiyordum. - Yandık.
Yeter!
Şimdi her takım için vagon dağılımını açıklıyorum.
Kurt ve Max, üç ve dört numaralı vagonlar.
Kanata ve Akane, beş ve altıncı vagonlar.
Yani siz kızlara yedi ve sekiz numaralı vagonlar kalıyor.
Birinci ve ikinci vagonlarda kaçış kapsülleri ve hassas ekipman var,
o yüzden onları başkalarına bırakıyoruz.
Hadi bakalım, işe koyulun.
- Of, bunu yapmak istemiyorum. - Bu, okula dönmek gibi.
Siz ikiniz nereye?
- Kakaya. - Çişe.
Resmen çocuk işçiyiz.
- Başlayalım mı? - Evet.
Şurayla başlayalım… Bir dakika.
Vay canına, bu bir Chronos kontrol paneli mi?
İnanamıyorum!
Nesi bu kadar iyi ki?
Titan bunları bir zamanlar çok amaçlı kontrol paneli olarak üretti
ama savunma sistemleri kötüydü,
bu yüzden maliyet verimliliği de…
- Peki bu? - Ne?
- O bir U.T.A.Y. - O ne?
Uzay Taşımacılığı Animatronik Yöneticisi.
Aslında yapay zekâ kullanarak konuşması gerekiyor
ama galiba pek popüler olmadığı için kullanmayı bırakmışlar.
Ciddi misin…
Konuşabiliyor mu peki?
- Sanmıyorum, muhtemelen bozuk. - Merhaba? Konuş benimle.
- Chi, şuna baksana. - O ne?
Şu sembole bir bak.
- Yani? Robota mı dönüşüyor? - Evet.
Chronos KP'si olan tüm taşıtlar dönüşebiliyor ama neye yaradığını
- bilmiyorum… - Kullandığınız için sağ olun…
Bu ne ya!
Beni korkutmasana.
Ne yapıyor onlar içeride?
Ah! Üzgünüm patron.
- Patron? - Kan var.
- Temizleyeceğimiz bu tren var ya. - Evet?
Hakkındaki şehir efsanesini duydun mu?
Hayır.
Diyorlar ki, daha önce bu treni temizlemek için
kamu hizmeti yapan başka bir mahkûm grubu varmış,
tıpkı bizim gibi.
Ve?
Sonra hepsi birbirini öldürmeye başlamış.
Her şey çığırından çıkmış.
Deme yahu.
Yani trenin lanetli falan olduğunu söylüyorlar.
- Korkunçmuş. - Değil mi?
Hey, U.T.A.Y.
U.T.A.Y. Bugün hava nasıl?
B-Bugün, Shin-Kisaragi, G-Ginkyo'da hava g-güneşli o-olacak ve…
Hey, U.T.A.Y.
- U.T.A.Y. Sakin ol. - Onunla oynamayı kessene.
- Ama çok tatlı! - Hiç tatlı değil.
U.T.A.Y. bu hâldeyse bu tren kesinlikle pert.
Neden?
Ana bilgisayar bozuk olmalı,
bu da trenin güvenli olmadığı anlamına gelir.
Tüh ya.
Bunları bazen güvenlik kontrolü olmadan da çalıştırıyorlar.
- Öyle mi? - Güvenlik kontrolü yapılıyor.
- Herkes trene. - Bu biraz ürkütücü. Ne oluyor?
- Ne? - Bu ne?
O neydi?
Bu da ne?
Olamaz!
Asami!
Asami! Asami!
Tren… tren!
Birden… hareket etti!
Gözaltındakiler, ay pardon mahkûmlar!
Mahkûmlar trende!
Yanlarında görevli amir yok!
Nereye gittiklerini bilmiyorum!
- Beni bu işe sen soktun. - Ne?
Zaten aşırı hızdan başımız dertteydi ve arabayı sen sürüyordun.
Ama senin müziğin yüzünden hız yaptım…
Polis gelince hızlandın, bir de robotlarından birini vurdun.
- Panikledim tamam mı? - Yine de yapmamalıydın!
Ben sürmek istemiyordum ki zaten.
Beni sen zorladın, yani suç senin.
Patlamış mısır alayım mı?
4 GÜN ÖNCE, CHIHARU VE MAKINA'NIN TUTUKLANMASINDAN İKİ SAAT SONRA
METRO OLAYINDAN 14 SAAT ÖNCE.
Beklettiğim için üzgünüm.
Sabıka kaydınızı incelemek epey uzun sürdü de.
Makina, sen bir de iyi bir aileden geliyorsun, değil mi?
Ailemin bu durumla bir ilgisi yok.
Yani, sanırım yok.
Bu, polisle ilk münasebetin değil, değil mi?
Hayır değil.
Veri tabanımızda sabıka fotoğrafların var.
Bu, ortaokul fotoğrafın, değil mi?
- Vay be, geçmişe gittim. - Niye alınmıştık?
- Ken'i bayılttığın zamandan değil mi bu? - Ken Izu'yu mu?
Şu Ken, erkek kurban o muydu?
Evet, Chiharu'nun eskisi. Tam bir pislikti.
- Öyle miydi? - O kadar kötü değildi.
Chiharu'yu altı saat bekletmişti. Resmen ekti kızı.
- Adi biriymiş. - Gördün mü? Hem de ne adi.
Adi falan değildi, grip olmuş.
- Ben de suratının ortasına indirdim. - Yanlıştı.
- Hep şiddet uyguluyorsun. - Sen de kendini savun!
Pekâlâ, bu kadar yeter.
Peki bu? Benzer bir sorun mu?
GINKYO POLİS DEPARTMANI GÖZALTI KAYDI
- Makina az daha birkaç yaşlı öldürüyordu. - Nefsi müdafaaydı!
- Beş öğrenciyi hastanelik etmişsin. - Çoluk çocuk.
Aslında ben onlara üzülmüştüm. Benimle flört etmişlerdi.
Flört etmiyorlardı. Gerçekten tehlikedeydin.
Doğru, sabıka kayıtları pek temiz değil.
Gördün mü? Haklıymışım.
- İyi dövdüm ama. - Yine de yanlış.
Neden bu kadar şiddete meyillisin ki? İnsanı korkutuyorsun.
Ben olmasam seni kim koruyacak?
Furukawa, PIKOPO'nu kırdığında ağzını bile açmamıştın!
Sonra çok özür diledi ama.
Ama sonuçta ödemedi…
Bu ne?
Bunları okullarda dağıtıyoruz. Sizin de ihtiyacınız var gibi.
No comments yet. Be the first to leave one.