প্রথম 200টি লাইন।
Bu hikâye, Aotearoa Yeni Zelanda’nın sömürge geçmişine dayanmaktadır.
Hikâye, Māori kültürünün ihlal edildiği...
...ve kutsallığının çiğnendiği rahatsız edici sahneler içermektedir.
Geleceğimize ilerlemek için geçmişimizi anlamalıyız...
Buradan yürüyebilirsin.
- Neredeyiz? - Buradan yürüyebilirsin.
Patika epey dik.
Dikkatli in.
Sevgili Mary Stevens...
...umarım bu mektup elinize sağ salim geçer.
Bunu tüm kalbimle diliyorum.
Beni tanımıyorsunuz, ama ben sizi doğduğunuzdan beri tanıyorum.
Ve şimdi, ailenizin geçmişiyle ilgili gerçeği anlamanızın...
...hayati önem taşıdığını düşünüyorum.
Lütfen zarfın içindeki bilgileri kullanıp bana gelin.
Size her şeyi anlatacağıma söz veriyorum.
Size en azından bunu borçluyum.
Saygılarımla...
Thomas Boyd.
Bay Boyd.
Merhaba.
Adım Peggy.
Kalkın da gidelim, olur mu?
Geldik, hanımefendi.
Hoş geldin.
Mary Stevens.
Kusuruma bakma.
Nathaniel Cole.
Hawkesham Malikânesi'ne hoş geldin.
Teşekkür ederim.
Thomas'ın kır evine geldiğini duyduk.
Yorgun düşmüş olmalısın.
- Yarın yola çıkacağım. - Saçmalama.
İyileşmek için zamana ihtiyacın olacak.
Kim geldi?
Arthur.
Odana dön.
Misafirimizi batı odasına götürür müsün?
- Buyurun, hanımefendi? - Bir bardak su alabilir miyim?
- Nasıl oldunuz? - Daha iyiyim.
- Teşekkürler, Peggy. - Rica ederim.
Bu sabah nasılsın?
Otur lütfen.
Teşekkür ederim.
Bugün ayrılıyorum.
- Thomas Boyd'u bulmam gerekiyor. - Öğretmendin sanırım...
Hâlâ öyleyim.
O halde sana bir teklifim var.
Torunum Anne’in bir mürebbiyeye ihtiyacı var.
Henüz dokuz yaşında, ama...
- ...oldukça zeki bir çocuk. - Üzgünüm... Yapamam.
- Burada bizimle birlikte yaşayabilirsin. - Korkarım ki yapamam.
Özgür ruhunu takdir ediyorum, Mary.
Ciddiyim.
Ama senin gibi genç bir kadının...
...bu ülkede iyi bir iş...
...ya da kalacak yer bulması neredeyse imkansız.
Thomas Boyd'un mektubu bana ulaştığında...
Onun kim olduğunu hiç bilmiyordum.
Ama bana ailem ve akrabalarım hakkında her şeyi anlatacağına söz verdi.
Buraya gelmem için bana bileti o gönderdi ve Wellington'dan Whitby'ye 73 günde geldim.
O yüzden...
- ...Thomas Boyd'u bulmam lazım. - Thomas çiçek hastalığına yakalanmıştı.
Bu yılın başlarında öldü.
Çok üzgünüm, Mary.
O benim babam mıydı?
Hayır.
Sen ve ben, o kadar da farklı değiliz.
Ben de babamı hiç tanımadım.
Evim olan Sidney yetimhanesinden kaçtığımda...
...Thomas Boyd da benimle birlikte kaçtı.
O günden beri benim için çalıştı.
- Sana yardım etmek istiyorum. - Kusura bakmayın ama, bayım...
Maorilere karşı sadece saygı besliyorum.
Halkın, gerek karada gerekse denizde gerçekten etkileyici varlıklar.
Gemilerimde Maori erkekleri çalıştırmaya özen gösterdim.
Yani, halkını tanıyorum.
Ve seni de tanıdığımı hissediyorum.
Mary, sana kucak açıyorum.
Burada bizimle kal.
- Dilimi biliyor musun? - Dediğim gibi...
- Halkını tanıyorum. - Anladım.
Anne'in iyi bir wahine 'nin bakımına ihtiyacı var.
Onun sözde babasını gördün...
O, ismimi lekeliyor.
- Anne'in annesi nerede? - Öldü.
Anne'i doğururken öldü.
Anne'le bir tanış.
Merhaba, ben Anne Cole.
Tanıştığımıza memnun oldum.
Merhaba, Anne Cole.
Fransızca biliyor musun?
Evet, biliyorum.
Bildiğini söylemiştin.
Bize katılacak mısın?
Anne'nin yeni mürebbiyesi olmayı kabul edersen, hepimiz çok seviniriz.
- Öyle değil mi? - Evet.
Değil mi, Arthur?
Arthur?
- Evet. Çok seviniriz. - Öyleyse anlaştık.
Aramıza hoş geldin.
İkinci Kaptan Anne, neden Bayan Mary'yi dışarı çıkarıp ona bahçeyi gezdirmiyorsun?
Emredersiniz, Kaptan.
Seni daha önce görmüştüm, biliyor musun?
- Sanmıyorum. - Sanırım görmüştüm.
- Burada ne var? - Burası Koro 'mun özel odası.
- Koro kim? - Büyükbabam.
Fransızca ve Maorice mi konuşuyorsun?
Evet. Koro bana ve Jackie Amca'ya öğretiyor.
Gel.
- Amcan Maori mi? - Belki ucundan biraz...
Bunu Jackie Amca'm hediye etmişti.
Yedinci doğum günümde bana bu bilekliği ve bu uğurlu gemiyi almıştı.
Sonra, sekiz yaşına bastığımda da bu uğurlu balinayı aldı.
Ve geçen ay, dokuzuncu yaş günümde de uğurlu bir tiki aldı.
Tiki mi aldı?
- O zaman çok şanslı bir kız olmalısın. - Öyleyim.
Kolunu bir daha göstersene.
Bak...
Bende de aynı izden var.
Kayan yıldızlara benziyorlar.
- Kayan yıldızlar uğurlu mudur? - Hem de çok...
Güzel.
Burası en sevdiğim yerlerden biri.
Girsene.
Otur.
Ta-da!
Harika biri değil mi?
“Biri” diyorum, çünkü...
...Jackie Amca'm her Maori evinin bir atayı temsil ettiğini söylüyor.
Ben de bu evin...
...özellikle bir kadın atayı temsil ettiğine karar verdim.
Ama nasıl...?
Koro onu Yeni Zelanda'dan buraya kadar getirtti.
Bak, pencere onun gözü, kapı ağzı...
...saçaklarsa kucak açmış kolları.
En üstteki o oymaya koruru deniyor.
Evin yüzü ya da başı gibidir.
- Ne oldu? - Whare'ye bakıyordu ve aniden yere düştü.
Gelmişsin.
Geleceğe doğru geri geri yürüyorsun.
Harika bir iş çıkartmışsın, Jack. Teşekkür ederim.
Mükemmelleştirmesi biraz zaman aldı.
Ama hakkını vererek yapmaya değer bir işti.
Değil mi?
Mary. Girsene.
Merhaba, Mary.
Ben Jack Fenton.
Gerçi, Bayan Anne bana Jackie Amca diyor.
Memnun oldum.
Pek öyle görünmüyorsunuz ama...
Ben de memnun oldum.
Jack benim uzun yıllardır iş ortağımdır.
Aslında, Jack, anne babanla ilgili...
...aradığın bilgileri bulmana yardımcı olabilir.
Bir deneyeyim.
Mary.
İki gün sonra doğum günüm.
Ve bir parti vereceğim.
Eğlencenin bir bölümünü Jack üstleniyor...
- ...değil mi Jack? - Aynen...
Eğlence benden sorulur.
Orada olmanı çok isterim, Mary.
Gitmem gerekiyor.
Şimdilik...
...hoşça kalın...
...Bayan Mary Stevens.
Görüşmek üzere, kaptan.
Nasılsın?
Bahçenizde neden bir ata evi var?
Neden olmasın ki?
O çok güzel.
Ve onunla bizzat ilgileniyorum.
Fransızca konuştuğumu nereden bildiniz?
- Ne? - Anne'e Fransızca konuştuğumu söylemişsiniz.
Thomas bahsetmiş olmalı.
- İyi de o nereden bilebilir ki? - Mary.
Thomas'a...
...bilet alması için parayı veren bendim.
Bu yüzden sana ilgi gösterdiğim için beni affet.
- Ailen nasıl insanlardı? - Onlarla hiç tanışmadım.
Nasıl yani?
Bir İngiliz ve Fransız eşi tarafından evlat edinildim.
Ve bana Mary adını verdiler.
Ama gerçek adım...
Māori adım...
- ...Mārama. - Mārama...
- Baban da koro 'm gibi balina avcısı mıydı? - Hayır.
Bir ticarethânesi vardı, büyükbaban gibilerine hizmet veriyordu.
Peki, Maoriceyi nereden öğrendin?
Babam, Maoriler'le ticaret yapıyordu.
Ve benim de birçok Maori arkadaşım vardı.
Koro, oranın özel bir yer olduğunu söylüyor.
Artık burada çalışıyorsun.
Kalıp kalmayacağıma karar vermem gerekiyor.
Fazla seçeneğim yok.
- Ne zamandır burada çalışıyorsun? - Neredeyse altı aydır.
Peki, nasıl gidiyor?
Ne açıdan?
Yani...
No comments yet. Be the first to leave one.