The Office

The Office

Turkish সাবটাইটেল ডাউনলোড করুন

সিজন 1

রিলিজ তথ্য

The Office US S01 720p WEBRip 2CH x265 HEVC-PSA
The Office US S01 1080p AMZN WEB-DL DD5 1 H 264-AJP69
ভাষ্য লিখেছেন umfuk55
Amazon Altyazı

ট্যাগ

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
webrip
720p
720
BRip
x265
HEVC
2CH
প্রকাশিত: 2020-07-30
ডাউনলোড: 135
শ্রবণপ্রতিবন্ধীদের জন্য: No

Turkish সাবটাইটেল প্রিভিউ

প্রথম 191টি লাইন।

Scranton'a Hoş Geldiniz

Pekâlâ Jim, üç aylık raporun çok iyi görünüyor.

Kütüphanede durumlar nasıl?

Sana söylemiştim, anlaşmayı yapamadım...

Sen de yol göstermesi için ustasına mı geldin?

Bunu mu diyorsun çekirge?

Aslında beni sen çağırdın ama evet.

Tamam. Nasıl yapılacağını göstereyim.

Evet, büro müdürünüzle konuşmak istiyorum.

Evet, merhaba. Ben Michael Scott.

Dunder Mifflin Kâğıt Ürünleri'nin bölge müdürüyüm.

"Müdür müdüre" konuşmak istedim.

Tamam, oldu.

Çok teşekkürler bayım.

Bir beyefendi ve bilginsiniz.

Özür dilerim.

Tamam, özür dilerim. Benim hatam.

Konuştuğum kişi kadınmış.

Sesi çok alçaktı.

Muhtemelen sigara içiyordur, yani...

İşte böyle yapılır.

12 yıldır Dunder Mifflin'de çalışıyorum,

son dört yıldır bölge müdürüyüm.

Şöyle gelirseniz...

İşte, bütün kat bize ait.

Bu benim krallığım, göz alabildiğince.

Bu, karşılama görevlimiz Pam.

Pam!

Pam Beasley.

Pam çok uzun süredir bizimle.

Değil mi Pam?

Bilmiyorum.

Şu an tatlı olduğunu düşünüyorsanız birkaç yıl önce görmeliydiniz.

Ne?

Mesaj var mı?

Evet, faks geldi.

Pam, bu, şirketten gelmiş.

Şirketten gelenler için özel bir dosya dolabı olduğunu

sana kaç kere söyledim?

-Söylemediniz... -Atık kâğıt sepeti deniyor.

Şuna bak! Şu surata bak.

En iyi patron olduğumu söylüyorlar.

"Tanrım, daha önce böyle bir yerde çalışmadık." diyorlar.

"Çok komiksin

ve bizi verimli çalıştırıyorsun."

Bence bu, durumu özetliyor.

DÜNYANIN EN İYİ PATRONU

Spencer Hediyelik'te buldum.

Sana şarkı çalayım mı?

Hediyem yok

İşim, telefonda müşterilerle

miktar ve kâğıt cinsi hakkında konuşmak.

İşte, taleplerini karşılayabilir miyiz, onlar ödeme

yapabilirler mi, gibi.

Anlatırken ben bile sıkıldım.

N'aber?

N'aber? Yedi yıl geçti ama hâlâ seviyorum.

N'aber?

N'aber?

N'aber?

N'aber?

Ne?

Hiç.

Tamam, iyi.

-Görüşürüz. -Tamam.

Dikkat edin.

İşe devam!

Şirket, işime hiç karışmaz.

-Jan Levinson-Gould. -Jan, merhaba!

Ona Hillary Rodham Clinton diyorum.

Yüzüne söylemiyorum ama ondan korktuğum için değil

çünkü korkmuyorum. Ama... evet.

Gündeme eklenmesini istediğin bir şey var mı?

Benim gündemim yok.

Ne? Pardon.

Gündem bana ulaşmadı.

Sabah faksladım.

Öyle mi? Çünkü ben... Sabah faks aldık mı?

Evet, şu...

O zaman neden elimde değil?

Şirketler, iletişimin verimliliğiyle işler değil mi?

Sorun ne Pam? Neden elimde değil?

Özel dosya dolabına, çöpe attınız.

Evet, bu şakaydı.

Şakaydı, faks aslında ağabeyimden gelmişti ve

faturalar olacaktı ama çıkmamış...

-Bakmak ister misin? -Evet, bakayım. Teşekkürler.

Tamam, son toplantımızdan sonra

Alan ve yönetim kurulu, Scranton ve Stamford'da ayrı

-şubelere göz yumulamaz dedi. -Tamam.

-Michael, panikleme... -Hayır.

-Sorun yok. İyi işte, süper. -Panikleme.

Alarm çanları çalıyor ama...

Stamford'dan Josh'la konuştum.

Ona da aynı şeyi söyledim. Bir şubenin, diğerinin

yerine geçebileceğine dair beni ikna etmek elinizde.

-Tamam, sorun değil. -Küçülme olacak

-anlamına da geliyor. -Bunu duymak istemiyorum Jan.

Çünkü küçülme çok kötü.

Acayip kötü.

Josh'un adamlarının başına gelmesini istemem.

Kendi adamlarımın başına gelmesini hiç istemem. Ya da kadınların, sen hariç.

Pardon. Josh kendinin küçülmesinden endişeli mi?

Kendinin küçülmesinden değil, küçülmeden endişeli mi?

Soru. Ne zamana kadar böyle...

Todd Packer, çok iyi bir temsilci. Açsam olur mu?

-Packman. -Merhaba koca prenses.

Bu hiç uygun değil.

Bizim Godzillary bugün geliyor mu?

Ne demek istediğini anlamıyorum.

Sana bir soru soracaktım.

Boya mıymış?

Tanrım!

Korkunç.

Korkunç.

Korkunç insan.

Şimdilik bunu gizli tutabilir miyiz?

-Gereksiz yere germek istemiyorum. -Hayır, kesinlikle. Bu yönetim altında

bu ofisten dışarı çıkmaz. O kadar.

Küçülme ne oluyor peki?

Şimdi...

Öz geçmişlerinizi güncellemelisiniz, ben öyle yapıyorum.

Eminim ben çıkacağım. Büyük ihtimalle benimdir.

Evet, sen olacaksın.

-Sana önemli bir sorum var. -Evet.

Angela'nın kedi partisine gidecek misin?

Evet, dur.

Saçmalık.

Söyleyecek miyim? Hayır, onlara söylemeyeceğim. Gerek görmüyorum.

Doktor, hastasına kanser olduğunu söylemez.

-Merhaba. -Merhaba.

Bu Bay Scott.

Suçlu benim.

Geçici ofisten Ryan Howard.

-İşe başlamam için Daniqua gönderdi. -Howard? Three Stooges'tan Moe Howard.

-Evet. -İzle. Moe'yu yapacağım.

İşte. Three Stooges, çak.

Pam, bu erkeklerin arasındaki bir şey.

Komedi öğrencisi sayılırım.

İzle. Başlıyorum.

Ben Hitler. Adolf Hitler.

Bence beni kovarlarsa çok da kötü olmaz

çünkü o zaman belki...

Bu işin kızların düşlediği bir iş olduğunu sanmıyorum.

Resim yapmayı seviyorum.

Çoğunlukla sulu boya,

bazen yağlı kalem. Jim güzel olduklarını düşünüyor.

Dunder Mifflin, ben Pam.

Tabii ki. Bay Davis, sizi hemen arayayım.

Bir işim çıktı. İki dakika. Çok teşekkür ederim.

Dwight, ne yapıyorsun?

-Ne? -Ne yapıyorsun?

Masamı temizliyorum. Konsantre olamıyorum.

Masanın üzerinde değil.

Üstüne geliyor, hepsi kenardan giriyor.

Tek kelime, iki hece. Sınır.

Bunu yapamazsın.

Neden?

Güvenlik ihlali. Düşüp bir organımı delebilirim.

Göreceğiz.

İşte küçülme durumu beni bu yüzden rahatsız etmiyor.

Küçülme mi?

Bununla bir sorunum yok.

Burada ilk başladığımdan beri küçülmeyi öneriyorum.

Hatta mülakatımda da söyledim.

Bence olsun.

Bu mesajların dünden beri duruyor.

Sakin ol, her şey kontrol altında.

Evet. Bu önemli.

Evet. Bu o kadar önemli ki, cevap vermek için koşmalıyım.

Ne?

Hadi ama. Altı Milyon Dolarlık Adam. Steve Austin.

Aslında maaşım bu olsa iyi olurdu değil mi?

Altı milyon dolar? Jan'e not, zammı hak ediyorum.

Herkes etmiyor mu?

Pardon.

Hiç.

Maaşından memnun değilsen İnsan Kaynakları'na gitmelisin.

Tamam mı? Bugün olmaz, tamam mı? Pam, profesyonel ol.

Bence ben burada bir örneğim. İnsanların saygısını kazanıyorum.

Dunder Mifflin çalışanlarının dikkatine.

Toplantı odasında hemen toplanıyoruz.

Saygı duyduğum insanlar, kahramanlarım, Bob Hope,

Abraham Lincoln,

kesinlikle.

Bono.

Tanrı da dördüncü olur sanırım.

Sanırım... Bence bütün bu insanların dünyaya

o kadar çok katkısı oldu ki...

...bu...

...kelimelerle anlatılmaz.

More Turkish subtitles for The Office

মন্তব্যসমূহ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left