প্রথম 200টি লাইন।
THE APARTMENT JOB
Şimdi de en büyük abiyi tek çekelim.
Çok iyi duruyorsun zaten.
Başlıyorum.
Bir, iki, üç.
Merhaba.
Ödümü kopardın.
Kulak zarımı patlatacaktın be velet.
Bir, iki, üç!
Harika. Çok güvenilir duruyorsunuz.
Biraz gülümser misiniz?
Tamam. Bir tane daha.
Bir, iki, üç!
Güzel.
Oynama şununla.
-Yoruldum artık. Dur. -Alo!
-Alo. -Dur.
Kazanacağım.
Ne olursa olsun kazanacağım.
Kazanıp Yong-man'ı kurtaracağım ve adamlarımı sonuna kadar
koruyacağım.
İşte sözleşme. Okuyup imzala.
Sözleşmeye ne gerek vardı?
Çekim çok uzun sürdü.
Bari bir yemek verseydiniz. Açlıktan öldüm…
Sızlanmayı kes. Nasılsa afiyetle yiyeceksin.
Yumul.
Bak sen.
"Karşı tarafın kusuru nedeniyle
fesih hâlinde üç katı tazminat" mı?
Ne kusurum olabilir ki?
Sözleşme feshedilecekse senin kusurun yüzünden olur.
İş söz konusu olunca tam bir profesyonelimdir.
Bu yüzden maalesef bunu silmek zorundayız.
İşini profesyonelce yaparsan bir sorun…
-Sil şu maddeyi. -Emredersiniz.
Çatı katına çıktın mı hiç?
Hey, sus.
O maddeyi kaldırtmak için çatıya çıkmam gerekti.
Çorban soğuyacak. İmzala da ye artık.
KANG HA-RI
Ünlü imzası gibi oldu.
Tamamdır, değil mi?
Bay Park.
Bu karşılaşmamızı kadere bağlıyorum.
Aynı evde yaşayıp aynı kaptan yemek yiyenlere
aile denir.
Kes sesini.
Hey. Pardon ama
büyüklerinle böyle konuşamazsın.
"Hey" deyip duruyorsun. Onun adı Bay Park.
Şu işi çözelim.
O artık yengeniz. Ona Bayan Kang deyin.
-Bayan Kang. -Bayan Kang.
-Kertenkele de… -Kertenkele mi?
Ha-ri, gelinim.
-Gyeong-buk. -Anne!
Ben de sana "sevgilim" diyeceğim.
Ürperdim resmen.
"Tatlım"a ne dersin?
Bana uyar.
Adamlarıma da soyadlarıyla hitap et.
Ne?
Şu resmiyet takıntısı tam bir saçmalık.
Şunlara bak, kocamın küçük kardeşleriymiş.
Profesyoneldin hani?
Bay Kim, Bay Jang, Bay Kim.
Mutlu oldun mu?
-Yiyelim. -Emredersiniz.
Ona adıyla hitap etmeniz gerekmez mi?
Artık abiniz o sizin.
Kardeşsiniz.
Evet. Uzun zamandır.
Abinizmişim gibi konuşun.
Gerçekten mi?
Hae-kang.
Tamam Hae-kang.
Pardon.
Yesene.
Hayır, kendime söz verdim.
Diyet için
aralıklı oruç yapıyormuş Bay Park.
Pardon, Hae-kang.
Aralıklı ne?
Aralıklı oruç.
Günde 16 saat aç kalıp
kalan saatlerde serbestçe yiyorum.
Ama şu an açlık vaktim.
Tuz karabiber niye o zaman?
Âdet yerini bulsun diye.
"Aralıklı aile" olalım.
Gerektiğinde birbirimize
anne, baba, çocuk, amca ve yeğen oluruz.
Projenin adı da
"Aralıklı Aile Projesi" olsun.
Benim sayemde!
Harika bir fikir.
Aralıklı aile mi?
-Harika. Dur artık. -Alkış.
Alkışlayalım.
Otur. Baba!
Nereden geldi aklınıza?
-İyi misin? -Hadi içelim!
THE APARTMENT JOB
Bugün formu teslim edeceğim.
Yarından itibaren bize gelebilirsin.
Ne formu?
Bekle! Dur!
True Value State mi? Evin burada mı?
Bir sorun mu var?
True Value'da yaşadığını niye söylemedin?
Bilseydim reddederdim.
Neden? Burada tanıdığın biri mi yaşıyor?
Benim…
Neyse, bu işte yokum.
Tazminat maddesini bu yüzden mi sildirdin?
Lütfen aç, hadi.
Alo, Ha-jeong. Neredesin?
Akademide derslere kaydoldum.
-Neden? -Yok bir şey.
Bugün işte değil misin yani?
İş mi? Bugün izinliyim.
Hâlâ bitmedi mi?
Bir şey yok. Görüşürüz.
Teşekkürler.
Nasıl yardımcı olabilirim?
Otoparkı kapatan adamın icabına bakan sizsiniz.
O sıra ortalık çok karışıktı, kendimi tanıtamadım.
Ben tesis müdürü Choi Yeong-jae.
Ben Park Hae-kang.
Memnun oldum.
Otopark ne âlemde?
Artık tam çizginin içine, nizami park ediyor.
Harika.
Baksana, biz niye geldik ki?
Kang Hanım, şu an "aralıklı aile" vaktindeyiz.
Ha-ri.
Bay Kim, neden buradayız?
Bina temsilciliği başvuru formunu teslim etmeye geldik
Bayan Kang.
Bina temsilciliği mi?
Bina temsilciliği başvuru formum.
Temsilci adayı mısınız?
Fotoğrafınız harika.
Yun-seo, şunu sisteme gir.
Başüstüne.
Diğerleri kim acaba?
Benim ailem.
Merhaba.
Vay canına.
Bayağı canciğer bir ailesiniz.
İnternetten de başvurabilirdiniz
ama tüm aileyi toplamış gelmişsiniz. Pek görülmüş şey değil.
Aynen öyle. Bugünlerde böyle canciğer aile zor bulunur.
Bu eşim.
Çok güzel, değil mi?
Oğlum da çok akıllıdır.
Çok da usludur.
Memnun oldum.
Babam eskiden ressamdı.
Bunlar da küçük kardeşlerim.
-Merhaba! -Merhaba!
Çok mutlu bir aileyiz.
Çok yaşa babacığım!
Ne kadar canciğer bir aile!
-Sıkı fıkı! -Sıkı fıkı!
Bina temsilciliği adaylık kaydım
tamam mı şimdi?
Evet.
Yarın sabah 4. Bölge'de resmen duyurulur.
4. Bölge.
Bize güvenin!
Hiç kullanmadığım spor salonuna
niye her ay 20.000 won ödüyorum?
Saçmalık.
-Merhaba. -Merhaba.
Merhaba.
Bay Choi!
Bay Choi, gelin buraya!
Merhaba hanımefendi.
Buyurun, hayırdır?
Bay Choi, geçen sefer de söyledim.
Spor salonu, sauna ve kahvaltı gibi
hizmetleri kullanmıyorum.
Niye bunlara her ay 20.000 won ödeyeyim ki?
Çok saçma.
Size geçen sefer de söyledim,
o 20.000 won ortak kullanım bedeli.
Yani bu sitedeki her daire ödemek zorunda.
Ayda 30 kez kullananla
hiç kullanmayan neden aynı parayı ödüyor?
Kime sorsanız saçma olduğunu söyler.
Sizce de öyle değil mi? Yanılıyor muyum?
Vay.
-Ne? -Geçen gün
otoparkın önünde arabaya çarpan tipsin sen.
Merhaba.
Doğru.
Ben Park Hae-kang.
Ben Jang Suk-jin.
No comments yet. Be the first to leave one.