Little Brother

Little Brother

Turkish সাবটাইটেল ডাউনলোড করুন

রিলিজ তথ্য

[𝗖𝗼𝗳𝗳𝗲𝗲𝗣𝗿𝗶𝘀𝗼𝗻] 𝗟𝗜𝗧𝗧𝗟𝗘 𝗕𝗥𝗢𝗧𝗛𝗘𝗥 (𝟮𝟬𝟮𝟲) 𝗡𝗙𝗫 𝗪𝗘𝗕
ভাষ্য লিখেছেন Coffee_Prison
𝙽𝙴𝚃𝙵𝙻𝙸𝚇 >> 𝟶𝟷𝚑 𝟺𝟶𝚖 𝟸𝟶𝚜 *𝘼𝙡𝙩 𝙮𝙖𝙯ı ç𝙚𝙫𝙞𝙧𝙢𝙚𝙣𝙞: 𝘿𝙚𝙣𝙞𝙯 𝙁𝙞𝙠𝙞𝙧𝙙𝙖𝙣ış

ট্যাগ

webdl
official_release
প্রকাশিত: 2026-06-26
ডাউনলোড: 41
শ্রবণপ্রতিবন্ধীদের জন্য: No

Turkish সাবটাইটেল প্রিভিউ

প্রথম 200টি লাইন।

MUTLU NOELLER

LANDY'LER RUDD, DEIRDRE, SHANE, CORY

RUDD LANDY KOMŞUNUZUN EVİNİ SATTIM!

PSİKİYATRİK İYİLEŞME YOLCULUĞUNA HOŞ GELDİNİZ

KAÇIŞ PLANI! ODAM - HAVALANDIRMA - ARABA - ÖZGÜRLÜK!

KARDEŞ SEVGİSİ EBEDÎDİR

KİMİN KARDEŞİ?

Ölene kadar kardeşiz.

Marcus?

Nereye gidiyorsun?

Kaçıyorum. Abimin bana ihtiyacı var.

İyi bir fikir mi, emin misin?

Son gönderdiği e-postaya bak.

"Keşke burada olsaydın.

New York'a gelirsen ara."

Gururundan itiraf edemiyor ama bu bir yardım çağrısı.

Biraz abartıyormuşsun gibi geldi.

Matilda'ya sorsak ya?

Kalbinin sesini dinle diyor.

Sağ ol Matilda.

Hoşça kal Keith.

Al, senin olsun.

Yatakta hiç bencil değildir.

Hayır, sende kalsın.

Bağrına taş basarsın.

GÜVENLİK

Siktir. Neredeyim ya?

B planı zamanı.

Hayır!

Biliyorum. Ben de onun için endişeliyim.

RÖNESANS BAKIMEVİ

Siktir be.

Geliyorum abiciğim.

Nasılım?

- Geldiklerinde ayakta mı olsam? - Nasıl yani?

Bunlar televizyoncu. İmaja önem verirler.

- Evet. - Şuna ne dersin?

Evet. Ceket düğmeli dursun.

Bu.

Şey… Bacaklarını biraz kapat istersen.

Çok mu oldu? Peki ya yan durursam?

Başım eğik, düşünceli, ciddi. İçeri girdiklerinde şöyle…

Rudd. Sakin ol.

Seni görünüşün için değil, kişiliğin için programda istiyorlar.

Sıfırdan inşa ettiğin emlak şirketin için.

Onlara şov yapmana gerek yok. Şov bizzat sensin.

- Gerçekten mi? - Elbette.

Asistanın olarak da şovu en yakından izleyen benim.

Mia, sen olmasan hiçbirini yapamazdım.

Sağ ol.

- İşte burada! - Selam!

İşte süperstarımız.

- Hoş geldiniz. - Vay, Rudd.

Ne kadar cüsseli olduğunu unutmuşum abi.

Evet, dubleks gibi adam ya.

Evet. Acayip gözüm korktu.

Laboratuvarda yaratılmış gibisin.

- Fazla irisin. - Çam yarması.

- Evet. - Evet.

Peki, bu işi yapacak mıyız?

- Seçildim mi? - Göstermek varken anlatmayalım.

- Buyur, otur. - Evet.

New York Kurtları'nda bu sezon.

Hayley Boyajian ve Kieran Francis geri dönüyor.

Ayak fetişim var.

Düzayak ev fetişi.

Babam beyin kanserine yenilip hepimizi çok üzdü.

Ama en azından radyoloğuna bir daire sattım.

Ama New York'ta yeni bir emlakçı var.

Adı da Rudd Landy.

Ve amacı arkadaş edinmek değil, ev satmak.

Şirketimi sıfırdan, ilan ilan, teker teker inşa ettim.

New Jersey'li, şişman bir çocuktum ve tek varlığım ruhsatım ve hayalimdi.

Soyadı tanıdık geldiyse hiç şaşırmayın.

Rudd, milyarder fon yöneticisi ve sosyete erkeği Josh Landy'nin kardeşi.

DJ, hayırsever, para babası,

yapmadığı şey yok.

Dememiz o ki.

Rudd'ın New York kadar büyük bir derdi var.

Yeni bir isim olabilirim

ama abimin gölgesinden çıkmak için her şeyi yaparım.

Rudd, kendini kanıtlayamamış tek Landy olarak kalacak mı acaba?

New York Kurtları'nın yeni sezonunu izleyip görün.

Çok güzel. Baksana, dili tutuldu.

Dili tutuldu. Heyecan verici, değil mi?

Evet.

Abimle ilgili öyle dememiştim.

Evet, demedin.

Yapay zekâyla birkaç söz ekledik.

Süper değil mi? Hep yapıyoruz.

Ama geçici onlar. Seçeneğimiz bol.

Abimin iti gibi değil de büyük adam gibi hissetmek için kas yaptım.

Çok güzel. Çok içten.

Yani senin için kalbim sızlıyor. Hep ikinci, hep göz ardı edilen.

Ama şimdi kendini gösterme şansın var.

Evet…

Lütfen çekinme. Geri bildirime bayılırız, buyur.

Josh'u azaltsak da beni artırsak?

- Ne kadar? - Yüzde kaç mesela?

Sıfır. Hiç Josh'tan bahsetmesek? Ben de yüzde yüz olayım.

Abinin gölgesinde kalmak istemiyorsun demek.

Fragmandakiyle aynı durum yani.

Evet, sorun ne anlamıyorum.

Bakın, bu fırsat için çok heyecanlıyım.

Programınızın bana ve şirketime katkısını biliyorum.

Güvenin bana, hakkını veririm.

Çünkü vahşi kurtlarla avlanmaya hazırım.

Ama bu açıdan oynayacaksak

maalesef bana uymaz.

Vay be.

- Rudd'ın dediği… - Hissettin mi?

Evet, hissettim.

- İşte bu açıdan oynayacağız. - Evet.

O vahşi kurt enerjini programda da görürsek.

Josh'a gerek kalmaz.

- Aynen. - Gösteririm.

Vahşi kurt olurum.

- Hayır, o kaniş. - Hayır.

Hiç olmadı. Değil mi vahşi kurt?

Evet.

O GÖTE BÜLBÜL ÖTE MOTORU GICIRDATTIM

Selam abi.

Düşünüyordum da

uzun zamandır görüşmüyoruz.

Biliyorum, programlarımız hiç mi hiç uyuşmuyor.

Ama son e-postanı okurken bir aydınlanma yaşadım.

Sonunda "Sonra görüşürüz" yazmıştın.

Ben de dedim ki

ya "sonra" şu an olsaydı?

Aslında şu an hayatım çok güzel.

Bu aralar çok geziyorum,

doğada vakit geçiriyorum,

arkadaş ediniyorum.

Günaydın.

Siz oynayın, bölmeyeyim.

- Yemekten memnun musunuz? - Garson musunuz?

Hayır, merak ettim sadece.

Neyse, meşgul olduğunu biliyorum, ikimize de bir kıyak yapacağım.

Evet, seni görmeye geliyorum abiciğim!

Sürpriz yapıp kapına dayanacaktım

ama kendimi tutamadım.

Bir hafta attırmayıp sevgilini görünce

daha pantolonu indirmeden patlarsın ya, aynen öyle.

Ne yapıyorsun lan? Tuvaletteyken göz kulak ol demiştim.

Bir saniye, aklımdakini yazayım da.

"…patlarsın ya, aynen öyle."

Seni görmeye geliyorum abiciğim!

Siktir.

Mia? Geliyor musun?

Bundan sonra tüm odağımız bu program.

- Dönüm noktamız olabilir. - Yaşasın.

Beklenmedik bir pürüz çıksa bile de…

- Mia, sürprizleri sevmediğimi biliyorsun. - Evet.

Ne çıkarsa çıksın sen halledersin.

Çünkü ne kadar hızlı gidersek

en ufak engel bile o kadar zararlı olabilir.

F1 yarışında araç çakıl taşına değse patlayabileceğini biliyor musun?

- Öyle mi? - Evet.

Taşları temizlemek de senin işin. Ne diyordun?

Diyordum ki…

Araban dışarıda bekliyor.

O güzel sesi mi duydum dedim.

BIG CITY EMLAK GAYRİMENKULDE YENİ BİR DÜNYA

Siktir.

İşte geliyorum New York!

Evet. Şu şekerlere bak.

Kardeşler!

Deirdre, bu davet…

İnanılmaz ya. Seninle gurur duydum.

Toplantın nasıl geçti?

- İki güne çekimlere başlıyoruz. - Ne? Ciddi misin?

Evet.

Sonunda üst ligdeyiz. Sadece…

Bilmeni isterim ki ailecek yaptığımız tüm fedakârlıklar

meyvesini vermek üzere.

Senin adına çok sevindim.

İşe dönsem iyi olur. Yağ çekeceğim çok insan var.

- Keyfine bak. Yerim neresi? - Beş numara. Abin orada.

Evet! Sonra dedi ki "Castle'ın kalesi bu!"

Nasılım? Yüzüm şişik mi? Şişik görününce söylüyor da.

Harikasın Rudd. Tamam mı? İnan bana.

- Clooney'yle içki arkadaşıyız. - Hadi.

George'u aradım. "Çanta için sağ ol" dedim.

"Açtın mı?" dedi.

İçinde bir milyon dolar varmış. Hediyesini o çanta sanmıştım.

Hediye diye ona denir. İşte geldi, gel koca adam.

Çok iyi görünüyorsun.

Yüzüne ne oldu? Kilo mu aldın? Güzel olmuş.

- Josh'a mı çalışıyorsun? - Ne? O mu?

Hayır, kardeşim Rudd Landy. Emlakçı kendisi.

Bir de New York Kurtları'nın yeni sezonuna çıkacakmışım.

Aman tanrım, müthiş. Dur bakalım, o neydi ki?

Meşhur bir realite programı.

Tam sana göre! Tam da sana uygun bir şey.

O realite şeyine bayılıyorlar.

İnsanlara boktan hayatlarını unutturuyor.

Tebrikler. Hak ettin.

- Sağ ol. - Josh'un evini sen mi satıyorsun?

- Evi mi satıyorsun? - Vakti geldi, hoş bir yuvaydı.

Ama hayır ya. Abisinin evini satmak istemez ki.

More Turkish subtitles for Little Brother

মন্তব্যসমূহ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left