Wildlike

Wildlike

Turkish সাবটাইটেল ডাউনলোড করুন

রিলিজ তথ্য

Wildlike 2014 1080p BluRay x264-[YTS AG]
ভাষ্য লিখেছেন devilcoelhodog

ট্যাগ

BluRay
x264
1080
TS
YTS
প্রকাশিত: 2024-04-14
ডাউনলোড: 58
শ্রবণপ্রতিবন্ধীদের জন্য: No

Turkish সাবটাইটেল প্রিভিউ

প্রথম 200টি লাইন।

Gidip kapıda mı karşılayacaksın?

Evet, güvenlik müsaade ettiği sürece yakınlaşacağım.

Kocaman kız oldu artık. En azından öyle olduğunu düşünüyor.

Jane, orada olacağım ve onu kaçırmayacağım.

Birlikte çantasını alacağız.

Evime geçeceğiz. Yedireceğim, içereceğim. Eğlendireceğim. Yaz böyle geçecek. Tamam mı?

Tamam. Gerçekten teşekkür ederim.

Kuyruk rüzgarı güneye doğru güzel esiyor.

Seattle'daki gecikmeli kalkıştan olan zaman kaybını telafi edebiliriz.

Umarım ki Juneau'ya tam zamanında 11.35 gibi iniş yapmış oluruz.

Bu arada hava oldukça açık. Güzel haber...

Kenz! Kenzie!

Kenz... Merhaba.

Nasılsın?

- Bagajların bunlar mı? - Ben hallederim, sağ ol.

- Yolculuk nasıldı? - İyiydi. - Öyle mi?

Bu kadar dolaşmak zorunda kaldığın için özür dilerim.

Yanıma gelmene sevindim ama.

Bin sen.

Alaska'ya hoş geldin.

İşte geldik.

Yuh ya. Ne koydun içine?

Artık burası senin evin.

Git, ne yapmak istiyorsan keyfine göre yap. Anlaştık mı?

Şurada mutfak var. "Benim evim senin evin."

Bir nevi senin koğuşun burası.

Burası da odan.

Buradaki dolap senin için. Fazladan battaniye ve askı koydum.

Geceleri biraz soğuk oluyor.

Hiç acele etme. Kendini evinde gibi hisset. Tamam mıdır?

Bu kadar büyüdüğüne inanamıyorum.

Baksana.

Seni en son gördüğümde...

Baban bayılırdı buraya. Neden bilmiyorum.

Özledim onu.

Ben de özlüyorum.

Tatlı ister misin? Evet mi dedin?

Bakalım neler varmış.

- Ne kadar kalacağım burada? - Bilmiyorum. Biraz zamana ihtiyacım var.

Güçlü olmak istiyorum. Sadece ikinizsiniz orada. Tamam mı?

- Her neyse. - Yapma böyle.

Yakınlarda bir daireye yerleşeceğim ki ayakta tedavi görebileyim.

- Öyle mi? Nerede? - Seattle'da. Eski mahallemizin oralarda.

Geri dönmek istiyorum o zaman.

O kadar kolay değil işte. İşler öyle yürümüyor.

- Bu da tedavimin bir parçası. Aranız nasıl? - İyi.

Harika vakit geçirdiğini söyledi.

Seninle üç gece kaldığı zamana göre epey büyümüşsün.

Hatırladın mı? Babanın cenazesinden sonra.

Yarın işe gitmem lazım. Belki sen de benimle gelirsin diye düşündüm.

Evde kalayım ben.

Hadi ama. Eğlenceli olur. Bilgisayar falan var.

Peki madem.

Evet. Tamam, bir göz atıp sana geri dönerim.

Tamamdır, sağ ol.

Burada ne kadar kalacağımı bile bilmiyorum. Annem bir ay falan diyor ama kim bilir?

Kenz, arkadaşım Blain'le tanış. Yeğenim Mackenzie.

- Merhaba. - Merhaba.

Telefonla görüşüyor.

Önemli değil. Dayım geldi.

- Kenzie, biraz daha pizza ister misin? - Yok, kusacağım birazdan.

Olur mu öyle şey? Gel, takıl bizimle.

- Otursana. - Televizyona bakarsın.

Bir şey unuttum. Hemen geliyorum.

- Senin telefonun mu? - Hayır.

- Emin misin? - Evet. - Cevap versene.

- Aç, cevap ver hadi. - Ne? - Aç da cevap ver. - Hayır, sen cevap ver.

- Aç işte. Hadi. - Hayır. İyi, tamam.

Aptal şey.

- Alo? - Sürpriz! - Sürpriz.

- Ne? - Senin telefonun.

- Sana aldım. Beğendin mi? - Gerçekten mi? - Tabii.

Ciddi misin? Benim mi oldu? Yok artık!

Blain gidip benim için aldı.

- Gerçekten beğendin mi? - Tabii ki de! Teşekkür ederim.

Hadi bakalım.

- Eğleniyor musun? - Evet.

Burada yaşamak hoşuna gidiyor mu?

Evet. Beğenilmeyecek nesi var ki?

Bilmem. Soğuk biraz.

Orası öyle. Kışın soğuk oluyor.

- Ne zamandır buradasın? - 15 yıldır falan.

Hep tek başına mı yaşadın?

- Kız arkadaşın olmadı mı? - Ayrıldık.

Sende durumlar nasıl? Var mı erkek arkadaşın?

- Yok. - Bence bütün erkekler peşinde koşuyordur.

Tabii.

Köpeğin falan var mıydı? Hiç köpeğin oldu mu?

- Hayır, senin oldu mu? - Olmadı ama istiyorum bir tane.

- Öyle mi? - Evet.

- Niye köpek almıyoruz o zaman? - Cidden mi? - Evet.

- Bir sürü yerimiz var. - Aynen, alalım o zaman.

Deneyip nasıl olduğuna bakmak ister misiniz?

Burası buzullardan dolayı daha soğuk oluyor. Kışın on derece falan daha soğuk.

Baksana Kenz. Mendenhall Buzulu.

Böyle bir şeyi başka hiçbir yerde göremezsin Kenz. Çok iyi değil mi?

Su getirdim sana.

Kamyonete gidip kameramı getireceğim.

Bayağı güzel bir gün olacak gibi.

Evet. Kenzie'yi şelaleye götüreceğim. Olur mu?

Canım balık istiyor bu arada? Olur değil mi?

- Üşüdün mü? - İyiyim.

Ekmek arası balığa ne dersin?

Yumuşacık.

Gidelim Skadi.

Tuvalete gitmem lazım.

Çantana ihtiyacın var mı?

Mackenzie...

Neredesin? Gideceğiz birazdan. Arabada buluş bizimle.

Her yerde seni aradık. Neler oluyor? İyi misin?

- Merhaba. Batı Seattle Tıp Merkezi. - Merhaba, Jane orada mı?

Ben Mackenzie. Annemi arıyorum.

- Pardon, kim dediniz? - Jane orada mı?

Jane'i bir haftadır görmüyoruz.

- Ayrıldı buradan. - Siz kimsiniz? - Hemşire Bill.

Görüşme şansın olursa endişelendiğimizi söyle. Tamam mı? Sanırım...

Tanrım.

Carolyn, bunu tek başıma halledebileceğimi düşünerek aptallık etmişim.

Keşke burada olsaydın.

Seni özlüyorum. Gerçekten özlüyorum.

Tanrım!

"Uçak bileti lazım. Para konusunda yardımcı olabilir misin?"

"Lizzie: Hiç param yok. Jeff tam bir pislik. Neler oluyor? Dayına niye sormuyorsun?"

"Dayım: Lütfen beni ara! İyi misin haber ver.

Bütün gece Juneau'da seni aradım. Gerçekten endişeleniyorum."

Her ne kadar şehre bitişik bazı yerlere yol bağlantıları olsa da...

...Juneau'ya direkt olarak kara yolu ile ulaşım sağlanamamaktadır.

Arabalar ve kamyonlar Juneau'ya filikalar...

...ya da Alaska Deniz Yolları Feribot Sistemi ile taşınmaktadır.

Otur bir yere.

- Biraz konuşalım. - Hadi ama hiçbir şey...

- İade etmen gereken bir şey var mı? - Hırsızlık falan...

- Hiçbir şey almadım ki. - Öyle mi? - Odaları karıştırmışım.

- Olabilir yani. Tamam mı? - Yemedim.

Özür dilerim. Ödümü kopardın. Ödüm bokuma karıştı.

Sadece bir yanlış anlaşılmaydı.

Tamam. Peki, unut gitsin.

Peki.

Dün gece gerçekten acayipti. Keşke kameram olsaydı, resmen havaya uçtun.

Şaka falan mı yapıyorsun? Müdürü aramama az kaldı.

Yok yok. Hiç gerek yok.

Önemli değil. Şaka yapıyordum.

- Buralarda mı yaşıyorsun? - Hayır.

Tatile mi geldin?

- Evet. - Tek başına mı? Bir grup ya da eşin falan yok mu?

Feribota bineceğini fark ettim.

- Sabah 11'de Seattle'a mı gidiyorsun? - Sabah 11'de Whittier'a.

Evet, Whittier'a yani. Oradan Seattle'a geçiyor ama değil mi?

Evet, en son oraya gidiyor.

Keyifler nasıl? Başka bir şey ister misiniz? Kahve alır mısınız?

- Hesabı alabilir miyim lütfen? - Tabii.

- Oralı mısın? - Orada yaşıyorum, evet.

Feribot çizelgesi varsa bakabilir miyim?

Var ama odamda. Gizlice girip bakabilirsin belki.

Buyurun. İyi günler.

Teşekkürler. Feribot bugün yola çıkıyor. Diğeri de iki hafta sonra.

- İki hafta mı? - Evet, aynen öyle.

Merhabalar, hoş geldiniz. Gemimiz Whittier'a hareket ediyor.

Araba rambası 15 dakika içinde kapatılacaktır.

Rotasyon ise 10.45'e kadar devam edecektir.

Whittier istikametinde yol alacağız. Lütfen biletlerinizi hazır tutunuz.

Kenz, benim. Neredesin? Bak. Bilerek yaptıysan hiç sorun değil.

Yeter ki ara beni.

Mutfaktan aldığın parayı gördüm. Önemli değil. Eminim ihtiyacın vardır.

Polise gitmeyeceğim. Böyle bir şeyi sana yapamam.

Sadece başının belaya girmesini istemiyorum. Sadece...

İyi olup olmadığını bilmek istiyorum. Ara ya da mesaj at. Bir şey yap.

Whittier. Whittier Terminali'ndeyiz.

Anchorage, Denali, Fairbanks otobüsüne hoş geldiniz.

Yaklaşık bir saat sonra Anchorage'da, beş saat sonra Denali'de...

...sekiz saat sonra da Fairbanks'te olacağız.

Gezginler, yürüyüş yapacaklar ve macera düşkünleri...

...Denali Milli Parkı'na varmış bulunmaktayız.

Önümüzdeki durak Fairbanks.

Bacaklarınızın açılması için beş dakikalığına mola vereceğiz.

Harika. Teşekkür ederim. Hadi gidelim.

Selam. N'aber?

Aynen. Merhaba, iyiyim.

Bir iyilik rica edeceğim. Banyonu kullanabilir miyim?

Odamı bekliyorum. Daha hazırlanmamış.

Kötü olmuş.

- Adım Jennifer. - Merhaba Jennifer.

Tommy.

Kusura bakma.

Duş banyoda.

Aynen. Çok mantıklı.

Çamaşırlarımı yıkayıp banyoya astım.

- Kusuruma bakma. - Sorun değil. Şimdi sıra bende.

Sen takıl kafana göre.

- Bir şeyler çalma. Olur mu? - Anlaştık.

- Yorulmuşsun sanırım. - Gidip eşyalarım kurumuş mu diye bakayım.

Yarın sabah erkenden yola çıkıyorum.

Senin planın ne? Nereye gidiyorsun?

- Seattle'a gidiyorum. - Oralı mısın?

- Evet. Ya sen? - Denali'ye gidiyorum.

Michigan'liyim ama.

- Parktan geçeceğim. - İyiymiş.

- Bakabilir miyim? - Evet. Tabii ki.

Kantishna'da bırakacaklar bizi.

Sonra McKinley Dağı'na doğru kendimiz gideceğiz.

মন্তব্যসমূহ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left