Love Me Love Me

Love Me Love Me

Turkish সাবটাইটেল ডাউনলোড করুন

রিলিজ তথ্য

[𝐂𝐨𝐟𝐟𝐞𝐞𝐏𝐫𝐢𝐬𝐨𝐧] 𝐋𝐎𝐕𝐄 𝐌𝐄 𝐋𝐎𝐕𝐄 𝐌𝐄 (𝟐𝟎𝟐𝟔) 𝐀𝐌𝐙𝐍-𝐏𝐕 𝐖𝐄𝐁
ভাষ্য লিখেছেন Coffee_Prison
𝐀𝐥𝐭 𝐲𝐚𝐳ı ç𝐞𝐯𝐢𝐫𝐦𝐞𝐧𝐢: 𝐀𝐲𝐤𝐮𝐭 𝐎𝐳𝐚𝐧 𝐓𝐚ş

ট্যাগ

webdl
প্রকাশিত: 2026-02-13
ডাউনলোড: 36
শ্রবণপ্রতিবন্ধীদের জন্য: No
FPS: 25

Turkish সাবটাইটেল প্রিভিউ

প্রথম 200টি লাইন।

Benim adım June.

June, acele et.

İlk günden geç kalma.

Seni özledim.

Tırnaklarını yeme. 18 yaşındasın. İnsanlar seni gergin sanır.

Gerginim zaten.

Bu üniformayı sevmiyorum. Erkekler gibi pantolon giysem ya?

Çünkü sen güzel bir kızsın.

Seni seviyorum. İyi günler.

Dikkatli ol.

Bekle! Hayır!

Bekle!

SEV BENİ SEV BENİ

Hey, sen!

Baksana!

Buraya gel.

Evet.

Merhaba. Benim adım June.

Bir döner misin?

Evet, dön, tamamen dön.

Böyle mi?

-Bundan iş çıkar. -Çok hoş.

Bizimle gel.

Seni o gösterişçi tayfaya yem edemem.

Evet, lafım sana.

Adın ne?

Kampüste İtalyanca konuşmak teşvik edilmez.

-Ama sen demin… -Ne?

Nereye gidiyoruz?

Okula şapşal.

Milano'nun kalbindeki Azize Meryem Uluslararası Okulu'na hoş geldin.

Zengin ve doğuştan torpilli bebelerin yuvası.

Finans uzmanlarının çocukları.

Zengin misin?

Olmasan da olur, güzelsin.

Aynen.

Bu arada ben June. Senin adın neydi?

Söylemedim.

Amelia'yı takma. Bugün fazla kıpır kıpır.

-Ben Blaze. -Alev alev yanar.

June, kendinden bahset.

Annemle birlikte Londra'dan yeni geldik…

On yönünde drama. Bakmayın.

June!

Ne demiştin?

James Hunter'dan uzak dur.

Kim? Şuradaki dövüşçü çocuk mu?

Evet.

-Tipim değil. -Sevindim.

-Tahmin edeyim. June White? -Evet.

Prof. Beckett. Beşerî Bilimler 1, Edebiyat'a hoş geldin.

Bir yere otur.

İyi misin?

O yeri tutuyordum…

Boş ver. Will.

Ben Will. Sen June. Mağara adamı gibi konuştum.

Kusura bakma.

Geleceğini bilmiyordum.

Yerimdesin. Kalk.

Nereye geçeyim?

Beni ilgilendirmez.

Hep böyle kaba mısın?

Bu nazik hâlim.

Bay Hunter, hem geç kaldın hem de dersimi bölüyorsun.

Bayan White'ı rahat bırak. Ya bir yere otur ya da dışarı çık.

Peki şaşkınlar. Olayı biliyorsunuz. Sadece kurşun kalem.

Sınavı tamamlamak için 30 dakikanız var.

June, Othello'yu işliyoruz. O yüzden senden bir şey beklemiyorum.

"Eminim Iago."

"Dürüstlüğün ve sevgin bu işi hafifletiyor"

Etkileyici.

"İnanma istersen yıldızların yandığına. Güneşin döndüğüne inanma."

"Doğrunun ta kendisini yalan bil, Ama seni sevdiğime inan."

-Bu İngiliz, Shakespeare'e hâkim. -Aynen.

Tam bir centilmensin.

Centilmenlik öldü.

Sen rakibimsin.

-Rakibin mi oldum yani? -Zaman gösterecek.

Bu kadar mı?

Şimdilik.

Bu zehirli mi?

Benden beklenir.

"Ayrılık öyle tatlı bir keder ki iyi geceler…"

Lanet olsun!

Aman, özür dilerim.

Kasten yaptın, değil mi?

Hayır, kolumu sallıyordum, sonra sen…

Bardağı tutamamanın suçlusu ben miyim?

Kazara oldu. Kabalığın lüzumu yok.

Kabalığı gösteririm sana.

Buraya girmem yasak!

Merhaba. Memnun oldum. Merhaba.

Ben June.

Merhaba.

Bıraksana ya.

Çok özür dilerim, şeyini gördüm.

Çıkın dışarı.

Evet. Çok memnun oldum.

Pekâlâ, eğlendiğin yeter…

Buradaki ilk günüm,

erkekler soyunma odasında yakalanmak istemem.

-Ne yapıyorsun? -Ne?

Pamuk Prenses karın kaslarına bakamayacak kadar mı bakire?

Yoksa ilk görüşte aşktan mı korkuyor?

İlk görüşte aşk? Sana mı?

Gülünçsün. İğreniyorum senden.

Yemin ederim devam edersen tekmeyi basarım.

Pazartesiye kadar yıkayıp ütüle.

Beni hizmetçin mi sandın?

Yapmayacağım.

Soğuk duş fikrini değiştirebilir.

Soğuk su mu? Duştan mı?

Tamam! Peki, yapacağım.

Çok kolalama.

Pek de uzun sürmedi.

Şimdiden okulun en çok konuşulan kızı oldun.

Aşırı rezil oldum.

Niye? Erkek soyunma odasında yakalandığın için mi?

Niye o kadar öfkeli ki?

James uyuşturucu mu kullanıyor?

Pek şaşırmazdım.

Neyse, iyi hafta sonları.

James'in çamaşırlarını yıkayacağım.

İlk hafta sonunu James'in çamaşırlarıyla heba etme.

Ne yapıyorsun?

Kendimi arıyorum. Bu akşam dışarı çıkıyoruz.

Alacağım yeri mesaj at. Blaze'le geliriz.

"Hayır" demek yok.

Cidden harikasın.

Farkındayım.

-Hoşça kal. -Güle güle. Görüşürüz.

Yok artık.

Yok, anladım.

Başka sefere artık.

Ne zaman döner?

Şimdi olmaz yani, değil mi?

Bir saniye, kızım geldi de. Bir saniye.

Merhaba. Yarın öğlen bir müşteriyle buluşacaktık

ama Jordan'ın bakıcısı hasta.

Jordan kim?

-Birlikte çalışıyoruz. -Ben yaparım.

Okulun var.

İyi de yarın cumartesi.

Doğru ya. Harika olur.

Jordan, kusura bakma.

June yarın öğlen bakıcılık yapacağını söyledi.

Memlekette hep yapardı.

Tamam, müthiş.

Onunla konuşup sonra sana döneyim.

Hoşça kal.

Kurtarıcı gibisin. Kesin iyi para verir.

Yardım etmek güzel.

Güzel mi? Altından ne çıkacak?

Bu akşam bir parti var.

Buradaki ilk gecemiz ama.

Teknik olarak ikincisi, gitmeyi çok istiyorum.

Günün nasıldı?

O kadar mı?

Gününün nasıl geçtiğini anlatman için para vermem.

Sen şımarık bir kızsın. Farkında mısın?

Belaya bulaşmayı seviyorsun.

Birinin bulaşması lazım, değil mi?

Hiç yakalanmadın mı?

-Hayır. -Hiç mi?

Hiç.

Merhaba.

Ne oldu?

Nasıl gidiyor bakalım?

Voilà!

-Vay be! Bravo Blaze. -Sağ ol.

Bu annemin ayrılık sonrası sürtüklük döneminden kalma,

bedenleriniz aynı gibi.

-Sürtük olmak istemiyorum. -İstiyorsun.

Hadi.

Bornozu çıkar.

Ve başlıyoruz.

Güzelmiş.

Çok kısa.

Zaten amaç o.

Peki.

Fazla 80'ler işi.

Oyuncak bebek gibi. Değiş.

Fazla meyveli.

Sıradaki.

-İşte bu! -İşte bu.

Evet.

İşte bu!

Sorun ne?

Memelerim fırlayacak gibi.

Kötü mü yani?

-Evet, kötü. -Hadi ama.

Burası neresi?

Her şeyden biraz var.

Yüzüne!

Dövüş bitti!

Kazanan Alessandra!

Garson!

Teşekkürler!

-Kafaları bulalım! -Kafaları bulalım!

Ben yavaş içiyorum.

মন্তব্যসমূহ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left