FROM

FROM

Download Turkish undertekster

Sæson 2

Udgivelsesinfo

From S02E02 The Kindness of Strangers 1080p AMZN WEB-DL DDP5 1 H 264-NTb
En kommentar af BartuW

Tags

webdl
Udgivet den: 2026-02-07
Downloads: 123
Hørehæmmede: No

Forhåndsvisning af Turkish undertekster

De første 200 linjer.

From'da daha önce...

Geri dönmeliyiz. Burada olmamalıyız! Otobüsü durdurun!

Lütfen herkes koltuğuna dönsün!

Kötü şeyler başımıza gelir eğer--

Durdur şu lanet olası otobüsü!

Donna! Ne?

Lokantanın dışında park etmiş bir otobüs var!

Oradaki evin bodrumunda mahsur kalmış bir kadın var.

Yardım iyi olurdu.

- Binalar bu şekilde parçalanmazlar! - Jim, gel.

Bekle. Neredeyse vardım.

Elgin?

Burada yardıma ihtiyacım var!

Baba!

Julie!

Üçümüzü de sağ salim çıkarmak için...

...bunu yavaş yavaş ve doğru şekilde yapmalısınız.

Baba, güneş batmak üzere.

Bu yüzden de bizi burada bırakmalısınız.

Herkes binsin. Derhal!

Gidiyoruz. Hadi.

Hayır! Hayır, hayır!

Donna!

Fatma, buraya gel!

Onları öylece bırakamayız!

- Fatma! - Fatma!

Lokantanın içine, şimdi!

- Ben de seni seviyorum, baba. İçeri girmeliyiz! Gidelim. İçeri! İçeri!

Buradalar. Gitmeliyiz.

- Neredeyiz? - Kasabanın altındayız.

Burası canavarların yaşadığı yer. Uyudukları yer.

Orada bir tünel var! Sonuna kadar takip et.

Git! Git! Git, git!

Victor!

Bir parçam bu akla gelebilecek en kötü yerde...

...tanıştığım bu muhteşem adamla İzlanda'ya gitmek istiyor.

Diğer parçan ne istiyor?

Geri dönüp aşık olduğum kadının beni bekleyip beklemediğini görmek.

Yukarıda biri mi var?

Bana yardım edersen ben de sana yardım ederim.

Başardın.

Bu da ne?

Fazla vaktimiz yok.

Beni öldürmeni istiyorum.

Ne?

Neredeyiz?

Anlaşmıştık.

Beni öldürebileceğini söylemiştin.

Tanrım.

Bunu sana kim yaptı?

Kasabadan mısın?

Ne? Kasaba mı?

Evet. Kasaba.

Kasaba.

Kasabanın her zaman en zor kısmı olduğunu düşünüyordum...

...ve sonra ağacın içinden geçtim.

Sen de ağacın içinden mi geçtin?

Evet.

Ağaç, evet.

Bir yerden giriyor, başka yerden çıkıyorsun.

Bazen sıkışıp kalıyorsun.

Bazen de tuzağa düşüyorsun.

İşte o zaman seni ele geçiriyorlar.

Kimler?

İyi birine benziyorsun.

İsmin nedir?

Boyd.

Ben de Martin.

Ne kadar zamandır buradasın, Martin?

Çok uzun zaman oldu!

Üzgünüm.

Eskiden günleri saymaya çalışırdım...

...ama yılları saymaya gücüm yetmedi.

Nezaket görmeyeli çok uzun zaman oldu.

Bu yüzden onlar gelmeden önce gitmelisin.

Sensiz bir yere gitmiyorum.

Boyd.

Bekle, sen denizci misin?

Semper fi.

Geride kimseyi bırakma. Sen bana yardım et, ben de sana.

İşler böyle yürüyor, değil mi?

Boyd, bana yardım etmek istiyorsan, hemen beni öldür.

Lütfen.

Herkes sakin olsun!

Sakin olun diyorum!

Lütfen, henüz geri dönülemez bir şey yapmadınız.

Bu sadece büyük bir yanlış anlama.

İnsanlar üzgün ama gitmemize izin verirseniz--

Gitmek mi istiyorsunuz?

Dışarıda neyin beklediğinden haberiniz yok.

Kristi nerede?

Otobüsteki kızla arka tarafta.

- Hemşireyle. - Otur yerine.

Sen de otur!

Tamam.

Korkutucu olduğunu biliyorum...

...ama düşman biz değiliz.

Düşman dışarıda.

Bunu söylemen garip.

Lütfen, açıklamama izin verin.

Tamam.

Tamam, öncelikle yolda gördüğünüz ağaçla başlayalım.

Ağacı nereden biliyorsun?

O ağacı herkes görür.

From 2. Sezon 2. Bölüm "Yabancıların Nezaketi"

Çeviri: bloodflower ¡İyi Seyirler!

Kasabaya ne kadar kaldı?

Çok uzakta. O tarafa!

Sabaha kadar orada saklanabiliriz.

Evet.

Tamam.

İçeri gir.

Şşştt. Sessiz olmalıyız.

Burada tılsım yok.

Bunlar kimin eşyası?

Benim.

Neden buradalar?

Bazen buraya gelirim.

Biraz yiyeceğimiz var.

Mari.

Bunu nasıl yaparsın?

Öğle yemeği yememiz gerekiyordu.

Seninle buluşmaya geliyordum. Öğle yemeği yememiz gerekiyordu.

Biliyorum.

Tüm zaman boyunca burada mıydın?

6 ay oldu. Ne aradın ne sor--

Ailenle beraber--

Polise gittik.

Mari, anlamıyorsun--

Saçmalık.

Bu kadar zaman boyunca 2 saat bile uzaklıkta değilmişsin.

Bu insanlarla.

O tüfeklerle.

O lanet olası kadınla.

Sanki bir tarikata katılmış gibisin.

Buradan gitmem gerek.

Lokantayı terk edemezsin.

Önümden çekil.

Beni dinlemen gerek, tamam mı?

Bana neyi yapıp neyi yapamayacağımı söyleyemezsin.

Bak.

Acı verici olduğunu biliyorum.

Ve bu berbat olmanın da ötesinde.

Ama beni dinlemen gerek, tamam mı?

Bu yer.

Düşündüğün gibi bir yer değil.

Nasıl gidiyor, Jim?

Sanırım bir kaburgam kırılmış.

Nefes almam zorlaşıyor.

Ağırdan al.

Bunu atlatacağız.

Bunu daha önce yapmış mıydın?

Geceyi saklanarak geçirmeyi?

Evet dersem daha iyi hisseder miydin?

Bu da ne böyle!? Lanet olsun!

Hareket edemiyorum!

- Yardım edin! - İsmin Rick'ti, değil mi?

Brick! İsmim Brick.

Sakinleşmelisin, ahbap.

Hey, beni buradan çıkarmanız gerek, tamam mı? Lütfen.

- Brick. Brick. - Göğsüm ağrıyor.

- Brick? - Evet?

Sessiz olman gerek, ahbap.

Yanına geliyorum, tamam mı?

Nefes-- Nefes alamıyorum! Nefes alamıyorum!

Evet, alabiliyorsun.

Konuşabiliyorsun, değil mi? Bunun anlamı nefes alabiliyorsun.

Sadece böyle sakin ol.

Tamam mı? Tom?

Neredeyse vardım.

Dur!

Hadi ama dostum, hareket etmeyi bırakmalısın.

Hey, bana bak.

Beni görüyor musun?

Evet. Evet, seni görüyorum.

Bak, ben tam olarak dar alanlarda pek rahat edemem, tamam mı?

Sorun değil.

Sadece sessiz olmalısın.

Ben buradayım. İkimiz de buradayız, tamam mı?

Bundan kurtulacağız.

Sessiz olmalı ve işleri daha da kötüye götürmemeliyiz.

Çoğunlukla da sessiz olmalıyız.

Olabildiğimiz kadar sessiz.

Neden?

Hadi ama ahbap.

Bir şeyler olmalı.

Beni serbest bıraksan bile, sonra ne olacak?

Kasabaya kadar gidebileceğimi sanmam.

O halde seni taşırım, ha?

Kasabada tanıdıklarım var.

Doktor. Sana yardımcı olabilir.

Hey, bak.

Bunu görüyor musun?

Bunları ormanda bulmuştum.

Bizi koruyorlar. Güvende tutuyorlar.

Orada sana zarar veremezler.

Sence bunu geceleyin ormanda çıkan o şeyler mi yaptı?

Onlar sadece öncü grup.

Hey, konuyu değiştirmeye ne dersin, ha?

Hey, Martin, nerelisin?

More Turkish subtitles for FROM

Kommentarer

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left