Die ersten 200 Zeilen.
Detayları açıklayamayız ama size söyleyebileceğimiz şey şu,
büyük bir felakete hazırlanıyoruz.
İnsanlığın yok olması seviyesinde bir olaya
yol açabilecek devasa bir felaket.
ÖNCEKİ BÖLÜMLERDE
Dinle, kulağa çok zorlama geldiğini biliyorum
ama ne zaman öyle görünmeyecek, biliyor musun?
10 yıldan kısa bir sürede
bir tsunami, ABD'nin doğu kıyı şeridini sular altında bıraktıında.
Marsha, gelir misin?
Xavier beni yürüyüşe çıkaracak.
Versay başlatıldığı an
konuşmayı kaydedeceksiniz, bizi götürecekler.
Andrews Ortak Üssü'ne giden en güvenli rotanın doğrulanmasını bekleyip gideceğiz.
Collins. Eşine karşı sert olma vaktin geldi.
Atlanta seyahatleri eskisi kadar risksiz değil.
Eşim 20 yıldır beni dinlemiyor efendim.
Öyleyse sanırım gidip onu oradan almamız gerekecek.
Gitme.
Seni seviyorum bebeğim.
10 gün içinde görüşürüz.
Eşin dışarıda hayatta Xavier.
Bu saçmalığa bir son verirsen
onu bulmana yardım edebilirim.
Şimdi de Birleşmiş Milletler'den Bill Roberts bildiriyor.
28 EKİM 1962
Neredeyse iki hafta süren Küba Füze Krizi'nin
son perdesi olması umulmakta.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne
Büyükelçi Adlai Stevenson, hitap etti.
Bu karar, tüzüğün 40. maddesi uyarınca
Küba'daki tüm füze ve taarruz silahlarının
derhâl dağıtılması ve geri çekilmesi için
çağrı yaptı.
Dünyanın dört bir yanındaki liderler barışçıl bir çözüm olarak...
Eve döneceğini bilmiyordum.
Bir saat önce istihbarat aldık.
Nükleer füzeyle dolu Sovyet denizaltısı Moskova'yla irtibatı kesmiş.
Geri dönen mi?
Son emri köşeye sıkıştırılırsa tüm füzeleri ateşlemekmiş.
Kaptan kendi başına ateşlememeye karar vermiş.
Tanrım.
Yine olacak Miriam.
Bu kaçınılmaz.
Ya bir dahaki sefere yanlış kişi kontrolde olursa?
Ya yanlış kişi dönmemeye karar verirse?
Yorgunsun.
Yatağa gel.
Bu gece dünyayı kurtaramazsın.
Tamam.
-Evet. -Tamam.
O Gün
Dediğimi duymadın mı?
-Eşin yaşıyor. -Saçmalık.
Oyunlarını oynamayacağım.
-Saçmalık değil Ajan Collins. -Her şey yok edildi.
Dışarıda nükleer kış var.
Başta biz de öyle düşünmüştük.
Keşif seferi, geri dönmeyen dört kişi.
Çevre yüzünden ölmediler.
Hayatta kalan birini sığınağa getirdikleri için öldüler.
Onlara bunu yapmamalarını emretmiştim.
Bir sürü sorun çıkacaktı, o yüzden onların icabına bakmalıydım.
Tanrım, Bond filmlerindeki kötü adamlar gibi konuşuyorum.
Yemin ederim, canavar değilim.
Canavar olmadığına yemin eden insanların genelde öyle olması ilginç.
Keşif ekibi onlar dışarıdayken
iletişim kurabilmemiz için kısa dalga vericileri hazırladı.
Vericiler hâlâ aktif ve ben de dinliyorum.
Ben Zanesville, Ohio'dan Cameron Middleton.
Carla ya da Joseph Middleton dinliyorsa,
onlara Colorado Sığınak Tesisi'ne gittiğimi söyleyin.
Colorado için güvenli yollar arıyorum.
Batı Kansas radyasyona maruz kalmış.
Paso Robles'in güneyinde bir topluluk kuruyoruz.
Dinliyorsanız, birkaç üye orada kamp kurmayı planlıyor--
İnsanlar yaşıyor...
...ve bizi arıyorlar. Sanırım eşiniz de onlardan biri.
Yapma.
Sakın ha. Atlanta'daydı. Doğrudan vurulmuştu.
Hayatta kalınamazdı.
Başkan o gün bir şey yaptı Ajan Collins.
Bilmediğin bir şey.
Yalan. Ben onunlaydım.
O korkunç gün boyunca onunlaydım. Olan biten her şeyi bilmiyorsun.
Oradaydım!
Oradaydım.
Antarktika'da başlayan ve dünyada eşi görülmemiş yıkıma ve kaosa yol açan
durumla ilgili raporumuza devam ediyoruz.
Şu an bildiklerimiz şunlar.
Yaklaşık üç saat önce
bilim insanlarının devasa mega kaldera ya da süper yanardağ dediği şey
Antarktika buz tabakasının altında patlayarak
milyonlarca ton külü atmosfere püskürttü.
Patlamanın etkisi, buz sahanlığının büyük kısmını parçaladı,
trilyonlarca litre suyu anında eritti
ve saatte 900 kilometre hızla kuzeye doğru ilerleyen
bir tsunamiyi tetikledi.
En rahatsız edici olansa, bazı raporlara göre
dalganın 90 metreye kadar çıkabileceği.
Ulusal Okyanus ve Hava İdaresi emsalsiz bir kararla
ABD'nin tüm kıyı bölgelerini tsunami gözetimine aldı.
İki saat sonra Key West'e ve beş saat sonra başkente
ulaşacağı tahmin ediliyor.
-Xavier? -Kaosa ve kafa karışıklığına ek olarak...
Xavier, beş saatte Washington'ı duydun mu?
Xavier.
-Bunun için mi buradasınız? -Merhaba. Ben...
Neden ikiniz kabine odasının kapısının dışındasınız?
Bana sormayın efendim. Bu üçüncü günüm.
Bu normal değil mi efendim?
Marsha, bize söyleneni yapıyoruz. Ek bilgim yok.
Orası Melbourne mu?
Nancy'nin ailesi orada yaşıyor.
Ashbridge Hazırlık.
Bana 20 saniye verir misin?
Selam Denise, yine ben Xavier Collins. Tekrarlamak için...
Biraz meşgulüz Xavier.
Biliyorum ama James ve Presley'nin Jeremy Bradford'a yakın olması
çok ama çok önemli.
-Daha önce söylemiştin. -Biliyorum.
Üzgünüm. Ama biri onları almaya gelecek.
Aslında konuşabilmem için onlara telefonlarını verebilirseniz.
-Arama düşmüyor. -Hoşça kalın Bay Collins.
Lanet olsun!
Ve endişe verici olan şey ise …
Xavier, konuş benimle. Ne biliyorsun?
Kabine toplandı, sanki bir plan devreye girmiş gibi
ve "Versay" kelimesini duydum.
Marsha, yemin ederim söylerdim.
Edward'ı kreşten almam gerekiyor mu?
Sağlık sorunları var.
Konuş onunla.
Senato kampanyasından beri Başkan'la birlikteyim.
-Edward yalnız kalmamalı. -Onunla konuşacağım.
Öğrendiğim her şeyi anlatacağım.
Yoldan çekilin. Başkan Yardımcısı geliyor.
Gizli!
-Üzgünüm efendim. -Sayın Başkan Yardımcısı.
-Başkan'la konuşmam gerek... -Dalga mı geçiyorsun?
Rusya iletişimi kesti. Tamamen.
Teşekkürler Henry. Biliyoruz. Neden oturmuyorsun?
Biraz soluklan, bir sakinleştirici al.
Genelkurmaylar bize durumu anlatıyordu.
General Curtleigh.
Evet, efendim.
Başkan Yardımcısı'nın belirttiği gibi Rusya iletişim kurmuyor.
Svoboda darbesinin başarılı olup olmadığını doğrulamaya çalışıyoruz.
-Göstergeler başarılı olduğunu gösteriyor. -CIA bunu doğrulayabilir.
Ayrıca Argun ve Amur nehirleri ve Batı Moğolistan boyunca
Çin sınırında askeri birliklerin hareket hâlinde olduğunu doğruladık.
Toprak almaya hazırlanıyor gibiler efendim.
Svoboda Grubu lideri hariç tüm oyuncuları tanımadığımız için...
Cherkin, öngörülemez, acımasız.
Ben de onu diyecektim.
Genelkurmay Başkanı'nın tavsiyesi
DEFCON Üç'e geçmemizdir.
Bu, Hava Kuvvetleri'nin hazırlık zarfını 15 dakikaya düşürür.
Tanrım. Tamam, başka bir şey var mı?
BM Güvenlik Konseyi iki saate toplanıyor.
-NATO ülkeleri temasa geçiyor. -İki saat mi?
Florida'yı iki saatte kaybederiz!
Daha önce de söyledim ama Seçmen Kurulu'yla ilgiliydi.
Tamam.
Durum ne kadar kötü?
Bilmek istiyorum. Kötü olduğunu biliyorum ama bu kadar mı?
Buraya kadar mı?
Dünya liderlerinin yarısı dünyanın sonu diyor. Diğerleri demiyor.
İngiltere'deki Muhafazakârlar, yanardağ onları etkilemeyecek kadar uzakta diyor.
Bir adada yaşıyorlar.
Onları kesinlikle etkileyecek efendim.
Öyle görünüyor Sayın Başkan.
Buna hazırlanıyorduk.
Peki ya Avustralya?
Melbourne'e ulaşan var mı? Ben ulaşamıyorum.
Melbourne gitti.
Üzgünüm Henry.
Nancy'nin tüm ailesi.
Sidney de öyle.
Tüm kıyı şehirleri.
Yeni Zelanda gitti.
Arjantin, dağ bölgeleri dışında tamamen gitti.
Şili, Güney Afrika. Devam edeyim mi?
-Kararı vermeliyiz. -İneklerim nerede?
Bilim insanları, hadi. Yaklaşın.
Uyarı alacağımızı söylemiştiniz!
Günler ya da haftalar öncesinden. Ne oldu lan?
Sayın Başkan, uyarı alırız sandık
ama bu tüm modellemelerimizdeki en kötü senaryodan
daha hızlı oldu.
İlk sismik aktiviteyle patlama arası
10 gün olacağını hesaplamıştık ama dakikada gerçekleşti.
-Efendim! -Yanlış karar vermiyoruz.
Bizi DEFCON Üç'e alın.
Borunun etrafından. Versay, evet veya hayır.
-Genelkurmaylar. -Evet.
-İç Güvenlik. -Evet.
Unvanlarımızı biliyoruz, cevapları verin.
-Evet. -Evet.
-Evet. -Evet.
No comments yet. Be the first to leave one.