Esimesed 200 rida.
İyi misiniz?
Bu ilk bebeğiniz mi?
Pekâlâ.
İşte bebeğin kalp atışları.
Şu bebeğin karnı.
Şu sağ böbreği,
şu sol böbreği,
şu omurgası,
kuyruk sokumu, beli,
sırtı, omzu, dirseği.
Bebeğin çok fazla hareket alanı var.
HAREKET ALANI
Şu bebeğin kafası.
Bu da bebeğin kafatasının üstten görünüşü.
Beyne yukarıdan bakıyoruz.
Anatomisi normal görünüyor. Bebeğin boyutu iyi.
Mide, omurga, mesane, böbrekler, kalp,
bu kadar haftalık bir bebek için her şey normal görünüyor.
NORMAL NEDİR
TİPİK VEYA NORMAL NEDİR
NÖROÇEŞİTLİ - SIFAT
ZİHİNSEL VEYA NÖROLOJİK FONKSİYONLARI TİPİK VEYA NORMAL OLANLARDAN FARKLI
33 YIL SONRA
Herkese selamlar.
Merhaba.
Çok fazla vaktimiz yok, o yüzden…
Çoğunuz yakında mezun olacaksınız.
Hayata atılmak daima belirsizliklerle doludur.
Böyle zamanlarda insan her taraftan akıl almaya ihtiyaç duyuyor.
Hayatınıza nasıl yön vereceğinizi anlamak için her yere bakıyorsunuz.
O yüzden şunu hatırlatmak istiyorum, siz buradasınız.
İçinize dönün ve kendinize güvenin
çünkü aradığınız cevapların büyük kısmı zaten içinizde gizli.
Korkuyorum.
Kendimi keşfetme sürecimin…
…böyle zor olacağını bilmiyordum.
Bana soracağın bir şey var mı?
Evet.
Ama zamanla meraklı olmanın
ya da soru sormanın tehlikeli olduğu fikrine kapıldım.
On ve bir…
İnsanlar şunu anlamalı,
bazıları dünyayı farklı şekilde deneyimliyor.
Ama dünyayı algılama şeklin olağanüstü bir kere.
Dans elimden alınsaydı kendimi tanıyamazdım.
Ama o yüzden bu her şeyi değiştiriyor.
Biraz daha anlat.
Kendini bildin bileli hissettiğin şeylerin
adını koyup onları kabullendiğinde insanın içinde bir şeyler değişiyor.
Her şey daha sahici oluyor.
Hep bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordum.
Artık her şey farklı geliyor.
Üç alanda zorluk gözlemliyoruz.
Biri iletişim.
Biri sosyalleşme.
Biri de tekrarlayan, kalıplaşmış davranışlar.
Bu üç alanda da belirtiler gösteriyorsun.
İlk çocukluk yıllarından bugüne uzanan bu süreci incelemem gerek.
Kişinin yapısının temelinde ta çocuklukta başlayan
ve ömür boyu ona eşlik eden nörobiyolojik bir gerçeklik var.
Yani otizm spektrum bozukluğu kriterlerini karşılıyorsun.
OTİZM SPEKTRUM BOZUKLUĞU
Otizm spektrum bozukluğu, karmaşık bir gelişimsel durumdur.
Bu da sosyal etkileşimde, konuşmada ve sözsüz iletişimde
kalıcı zorluklar ile kısıtlı, tekrarlayan davranışlar meydana getirir.
OSB genellikle bebeklik ya da erken çocuklukta teşhis edilir.
OSB'nin etkisi ve semptomların şiddeti her kişide farklıdır.
Bana soracağın bir şey var mı?
Bir ihtiyacın var mı?
Sanki biraz…
Bir bakıma rahatladım aslında.
Tahmin bile edemem.
Bugün bana resmî olarak
birinci seviye otizm spektrum bozukluğu tanısı kondu.
"Destek gerekiyor."
Valizini hazırla.
-Valiz mi hazırlayayım? -Evet.
-Ne için? -Bu yeni macera için.
Benzetmeleri sevmediğini unutmuşum.
Hiç anlamamışım valla.
Evet, çok yoğun duygular hissettim. Yani…
Kendi zihnime güvenemezmişim gibi tuhaf bir his geldi.
Yani mesela…
Otizmli veya birinci seviye OSB'li birinin
özelliklerini okuyorum
ve kendi hayatımı okuyormuşum gibi oluyorum.
Çok aşina geliyor ve çok derin bir bağ kuruyorum.
Sonra bir anda hepsini uydurduğumu, gerçek olmadığını
ya da kolay bir kaçış aradığımı falan hissediyorum.
Kendimle tuhaf bir oyun oynuyorum sanki.
Ama bugün resmen teşhis kondu.
O yüzden biraz rahatlayıp
kendimi kabullenmeye başladım.
Bunu yapma fırsatını ya da imkânını hiç bulamamıştım.
Bu yüzden aslında ağır geliyor ama bir yandan da
umut verici.
Bu süreçten geçme fırsatı bulabildiğim için şükrediyorum.
Neden korkuyorsun?
Bir belgeselde yer almak en büyük kâbusum.
Biriyle bu kadar derin bir seviyede
iletişim kurmak…
Alex'e güveniyorum ama nasıl yapacağımı bilmediğim işlere kalkışmayı sevmiyorum.
Ama cevabı biliyorsun
çünkü şu an yapabildiğin şeyleri bir zamanlar yapamıyordun.
O zor anları aşmanı sağlayan neydi?
"Neredeyim ben?" diyorum. Nasılsınız?
-Memnun oldum. -Ben de öyle.
-Bu Ian. -Selam Ian. Ben Alex.
Bence doğru olan bu.
O yüzden yapacağım.
Bu James.
-Vay be, şuna bak. -Vay be. Pozlara bak.
-Pozlar çok iyi. -Havalara bak.
Ve efsanenin ta kendisi.
-O fotoğraf… -İlk resitalim.
-El de şöyle… -Aynen.
-Mikrofon takabilir miyim? -Tabii.
Bir belgeselin nasıl yapıldığını ya da senin çalışma şeklini bilmemek de
beni strese sokuyor.
-Siz de beni çekiyorsunuz. -Evet.
Onun o kendi hâlinde varoluşunu yakalamaya çalışıyorum.
Süper şeyler çıktı.
Garip çünkü şu anda karşılaştığım kimsenin bundan haberi yok.
Bir de tüm bunların filme alındığını düşünmek…
Her şey çok çılgınca.
Her şey…
Her günüm sanki hiç yaşamadığım bir gün gibi.
Çok şaşıracaksın.
Vay, şuna bak.
Dans konusunda…
DANCE UNLIMITED 2003 YILIN SANATÇISI
…Jenn olarak yapamayacağım şeyleri
yapacak cesarete sahibim.
-Şu anda yaptığımız şey gibi. -Aynen.
Hayatımdaki birçok konuda da böyle
çünkü her etkileşimin,
her fırsatın, her işin en başında şöyle diyorum,
"Bunu yapmak istemiyorum."
Bir anda bir kaygı seli kaplıyor içimi.
Ama yine de yapıyorum.
Ben de aynı böyleyim.
Bu proje farklı bence.
Henüz ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.
Kariyerim, sergilenen performansın seyirciye kattıkları üzerine kurulu.
Ama aslında hep performansın
sanatçılara ne kattığını keşfetmek istemişimdir.
Anlıyorum.
Bu da beni hareket temelli psikoterapiye yönlendirdi.
Yani bu "kelimelerin tükendiği yerde dansla iletişim kurmak" demek aslında.
-Kesinlikle. -Bu da benim zorlandığım bir alan.
ALTI YIL ÖNCE
-Aklıma ilk sen geldin. -Tabii.
Görüşmeyeli altı yıl olmuş ama sana yazdım
çünkü çektiğimiz o klipten beri kariyerini takip ediyorum.
Bence yıllar sonra, tam tanı konduğu gün sana yazmış olmam kaderin bir cilvesi.
Hâlâ aklım almıyor. Çok tuhaf.
Los Angeles'tan döndüğüm geceydi.
Ertesi sabah muayenemiz vardı. Bir anda e-posta geldi.
-Evet. -Muayene de çok acayipti.
Sahne sanatlarına ve dansa yönelmenin sebebi neydi?
Eskiden cevabım şuydu…
Bu alana yönlendirildim ve bu sanata âşık oldum.
Ayrıca hayattaki amacım buymuş gibi geliyor.
Hayatta yapmam gereken şey buymuş gibi.
Bu benim yeteneğim. İnsanlarla böyle bağ kuruyorum.
İnsanlara bu şekilde yardım edebiliyorum.
Ama hep bir şekilde yönlendirildiğimi hissettim
ya da bir el bana yol gösteriyormuş gibi geldi.
Hâlâ da öyle hissediyorum bir bakıma
ama sanırım…
Belki de otistik olduğum için dansı takıntı hâline getirdim.
Ve bana öyle yardımcı oldu ki
nasıl olduğunu ancak şimdi anlayabiliyorum.
Tamam, bakalım bu iş nereye varacak.
Yavaştan başlarız ve seni takip ederim.
-Tamam. -Bakalım bir şey çıkacak mı.
O zaman başlayalım.
RIPLEY-GRIER STÜDYOLARI
GIBNEY TOPLULUĞU KÜLTÜR MERKEZİ
GRAHAM DANS OKULU STÜDYO 1
Bir, iki, üç, dört, beş, altı…
Ve bir, iki…
Aferin Barry!
Beş, altı…
Evet!
Evet, geniş alın…
Etrafınızdaki boşluğu kullanın.
Evet.
Gözler buraya. Sizi göreyim.
Başta sadece dans vardı.
Ama dans yıllar önce…
Açılıyor, çiçek açıyor.
…benim için terapi olmaktan çıktı.
Zamanla verdiğinden çok daha fazlasını benden götürmeye başladı.
Evet!
Bir insan olarak dansınızı izlerken
gözlerinizi göremezsem
sizinle bağ kuramam.
Sevdiğim işi yaparak geçinmenin yolunu buldum
ama uzun zamandır danstan eskisi gibi keyif alamıyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.