نخستین 200 خط.
ISAAC ASIMOV'UN ROMANLARINDAN UYARLANMIŞTIR
ÜÇ YIL ÖNCE
İmparator, bizi varlığınızla...
Psikotarih.
- Daha fazlasını öğrenmek isterim. - Elimizde bazı eski ciltler var, ben...
Kalle'nin Dokuzuncu Katlama İspatı.
Anladığım kadarıyla temel bir ilham kaynağıymış.
Eminim İmparator bunun yasaklandığını da biliyordur...
Cleon XII tarafından mı?
Evet.
Nadir Kitaplar koleksiyonunda olacak.
Bu taraftan. Eğer hoşuna giderse.
Maalesef bir seferde iki kişiye izin var.
Sıkı sıcaklık kontrolü.
Hari Seldon'ın mirası, hassas bir konu olmaya devam ediyor.
Açıkçası, bunlar okuma materyalinden çok eser olarak saklanıyor.
Sanırım yozlaşmaktan kaçınabilirim.
Tarihten korkmuyorum.
Eldiven gerekiyor mu?
Bir kütüphaneci eski bir kitabı almanız için
size eldiven taktırıyorsa sadece sizi etkilemeye çalışıyordur.
Sayfalara eldivenle zarar verme olasılığınız cildinizden yüksektir.
Elimin gerçek dokunuşu korumalarımın sıcak nefesinden daha iyi huylu.
Bu beklenmedik bir şey.
Raven Seldon bana hep tehdit etmek yerine uyarmaya çalışmış gibi gelmiştir.
İmparatorluk'un üç başı var. Hepsinde bu gibi fikirlere yer var mı?
Orijinal el yazmasının Thrax'te dokunmuş ipek sayfalardan oluşan
tekil bir metin olduğu söylenir.
Bunlar Thrax ipeği.
Seldon, orijinal el yazmasını Gaal Dornick'e bu kütüphaneden verdi.
Kurtuluş'a giderken onu da götürmüş ama Terminus'a hiç varamamış.
Peki bu cilt nasıl geri döndü?
Bu çok ilginç bir hikâye
ama anlatacak kişi ben değilim.
O zaman kim anlatabilir?
Bir meslektaşım.
Bana bu kitabı soran herhangi biri olursa
o kişiyle tanışmayı
çok istediğini söyleyen meslektaşım.
Ery Bölgesi'nde bir çayevi var.
Yarın gece.
Sakin saatlerde.
Masada kabuklar olacak.
Çay yapraklarını Jovan'dan aldıklarını söylüyorlar.
Kesinlikle doğru değil.
Jovan artık bir Vakıf dünyası.
Çay berbat ama yine de burayı seviyorum.
Sen Gaal Dornick'sin.
Hari Seldon'ın 300 yıl önceki duruşmasındaki
holo-kayıtlarını izledim.
321.
- Peki nasıl oluyor da... - Burada mıyım?
Ben canlı diyecektim.
Yaşamak için pek çok yol var.
Örneğin, sürekli kriyo-uyku ve uyanma döngüleri.
Ben hololarda gördüğün Gaal Dornick'im.
O zaman imkânsızı başardın.
Bir Cleon'un kendini sonlu biri gibi hissetmesini sağladın.
Bu değerli bir şey.
Bunu bana bir arkadaşım öğretti.
Dokuzuncu İspat'ı isteyeceğimi biliyor muydun?
Benzer zihinleri tanımamıza yardımcı olabileceğini düşündük.
Onunla bir imparatoru yakalayacağımızı hiç düşünmemiştik.
Biz dediğin Vakıf mı?
Sayılır.
Yeni Terminus varlığımdan haberdar değil.
Senin için fark etmezse bu şekilde kalmasını isterim.
Ya da seni tutuklatabilirim.
Tutuklatmayacaksın.
Buradasın.
Ve fark edilmeden gelebilmek için çaba sarf ettin.
Bu boş bir merak.
O kadar boş olduğunu sanmıyorum.
Kılık değiştirmene bakılırsa
sade kıyafetler, boyanmış lensler eklenmiş sakallar...
Bu arada eşit değil.
Seleflerimden biri sayesinde yüz bozucular Trantor'da izlenebiliyor.
Yani bu işe çok kafa yormuşsun.
Neden kütüphaneye gittin İmparator?
Işıksaçan için.
- Danışmanımızın elinde. - Işıksaçan sizde mi?
Bilmiyor muydun?
Seldon onu Terminus'un yok edilmesinden hemen önce Demerzel'e vermişti.
Onu ilk kullandığında beş yaşındaydım.
Matematik hareket ettiğinde, sanki
meleklerin dili gibiydi.
Ama onun hesapları Genetik Hanedanlık için en iyisinin ne olduğuyla ilgili.
- Geri kalanlar için değil. - İnsanlık için.
Galaksiye uyan bir giysi yoktur.
İşimi kolaylaştırıyorsun.
İsteseydin yapabileceğin şeyler var.
Tahmin edeyim.
İhanet mi?
Vakıf'ınızın İmparatorluk'u devirmesine yardım etmek mi?
Bütün imparatorluklar yıkılır, yardımımıza ihtiyaçları yok.
Hem kuralları koyan sen olunca bu ihanet midir?
Mevcut Birader Day'in görevi ihmalinin sana fiilî güç verebileceğini duydum.
Ve yakında.
Birader Day'i bilmemelisin.
Bilmememiz gereken pek çok şey biliyoruz.
Bana dokunulduğunu hissedebiliyorum.
Beni çok fazla dürtersen kaybedersin.
Ve o gün, bizi ifşa edip beni yok edebilirsin.
Sana gelerek bu riski alıyorum.
Bana henüz bir şey teklif etmedin.
Ne istiyorsun?
Ne düşündüğümü biliyor musun?
Dawn XIV bir bahçıvanla sarayı terk etmeye çalıştı,
Dawn XVIII yabancı bir kraliçeyle Trantor'dan kaçtı...
Ve o Dawn'lar haindi.
- Firariler. - Hayır.
Onlar sadece, kendilerini düşünmeye başlayan adamlardı.
Hesapları gördün.
Nasıl çalıştığını gördün.
Bu seni daha büyük düşünmeye itti.
İstek hâlâ orada.
Senin yaşındaki her Cleon'un istediği şey.
Bir kaçış kapısı.
Senin için o olabilirim
ve tek yapmamız gereken bu.
Hepsi bu mu?
Büyük bir tasarım, büyük planlar yok mu?
Bir zaman gelecek,
bir tehdit,
Katır denen bir adam
ama o başka bir konuşmanın konusu.
Şimdilik, konuşmaya devam etmeyi kabul ediyoruz.
Ne zaman döneceksin?
Ben hiç burada değildim ki Dawn.
ŞİMDİ
Katır.
İsmini duyar duymaz aramanı bekliyordum.
Kendini işe yarar hâle getirmenin vakti geldi İmparator.
Onu tahmin etmiştin.
Ama Işıksaçan edemedi.
Onun hakkında ne biliyorsun?
O bir uzay korsanı, küçük bir mürettebat.
Yıllardır bana bu adamdan bahsediyorsun
ama ne olduğunu hiç söylemedin.
Yardım edebilirdim.
Herhangi bir talepte bulundu mu?
Henüz değil.
Muhafaza çağrısı.
Ne için?
Kalgan'ın Kuşatılması için çağrı yapmanı istiyorum.
Hayır. Kalgan bizim değil.
Vakıf bunu bir savaş sebebi olarak görecektir.
Vakıf'ı ben halledebilirim.
Filo eylemleri için hâlâ konsey onayına ihtiyacımız var.
Bunu kabul etmelerine imkân yok.
Tek yapman gereken, konseyi acil bir oturum için toplamak.
Dikkatini dağıtma.
Katır şu anda yönetim kurulunda.
Ve bu kısa an için izole edilmiş durumda.
Ya harekete geçeriz ya da kaybederiz.
Girişimlerini yap.
Katır'ı kendin gör, öğrenebildiğini öğren ama sadece holo'yla görüşün.
Elçi göndermeyin, yüz yüze görüşmeyin.
Neden?
Onun hakkında söylentiler
ve düşünceleriyle insanları kontrol edebildiğini duyabilirsin.
O söylentiler doğru.
Bu mümkün değil.
Mümkün mü?
Devamı yakında.
Peki yüzbaşı, bu Katır karakterini gördüğümüzde ne yapacağız?
Hiçbir şey. Sen sadece giriş biletimsin.
Arkamda kal ve tek kelime etme. Bu bir keşif görevi.
Kim olduğunu ve ne istediğini öğrenmem gerek.
Bir silah görürseniz beni uyarın.
Aksi takdirde...
İşte onun baladcısı, Magnifico Giganticus.
Söylentiye göre, Katır onu gittiği her yere götürürmüş, savaşa bile.
Neden kimse bize bakmıyor?
Müzik yüzünden.
Hipnotik hissettiriyor.
Ses insanın içine işliyor, değil mi tatlım?
Belki de mesele budur.
İşte orada.
Şimdi sadece ona yaklaşmam gerekiyor.
Sen de benim gibisin.
Gaal Dornick kim?
Yüzbaşı Pritcher?
Ne oldu?
Gelmemeliydim.
Evinize gidin.
Bravado!
Bravado!
Bravo.
Magnifico Giganticus!
Benim küçük kel aptalım iki uçtan da iyi üflüyor.
Ne dersiniz?
Lütfen, devam edin.
Eğlenelim mi?
Yüzbaşı "Sadece biletimsin" gitti.
Kesinlikle öyle. Ve birdenbire, değil mi?
Belki de neler olduğunu anlamalıyız, biliyor musun?
Biliyor musun tatlım, bu Katır güneş ışığımızı çaldığından beri
sabrımı zorluyor.
Devam et.
No comments yet. Be the first to leave one.