نخستین 200 خط.
R.J. Decker'da daha önce ...
Levi Brenner, Apalachee'den yeni çıkmış.
Yine peşime düşerse beni burada bulamasın diye. Eve gidiyorum.
KONFOR VAHASI YAKINDA
- Gezmek istiyorsun, belli. - Buna hastalıklı merak de.
Duruşmada söylediklerim için özür dilemek istedim ama duymak istemedin.
Babandan emir aldığını bilmiyorum sanıyorsan...
Öyleydi. Ama yine de yanlıştı. Özür dilerim.
Güzel eski karının,
güzel yeni karısıyla ve güzel kızlarıyla yaşadığı eve...
Yanına bile yaklaşmadım.
Zorla girmedim.
- Bu saçmalık. - Doğruyu söylüyorum.
Üç, iki, bir!
OYUN PARKI YENİDEN AÇILDI
Yaşasın!
Rosa Ramiro İlkokulu oyun parkı bugün yeniden açıldı.
Kasırga Martin’in bölgeyi vurmasından
altı ay sonra, öğrencileri ilk kez konuk ediyor.
Florida Eyaleti Senatörü Victor Ochoa, oyun parkı restorasyonunu
afet iyileştirme programının önemli parçası yaptı.
SENATÖR OCHOA OYUN PARKI PROGRAMI HAKKINDA
İyileşme tuğla ya da bütçeyle olmaz.
İnsanlara yatırımdır, umuda yatırımdır.
Hey, bir iki şey daha var.
Evet, sonra da piyango kuyruğuna gireceğim.
Tamam. Görüşürüz.
Kekler- Şarküteri
217 numaralı ürün için fiyat kontrolü...
ÇIKIŞ
BUGÜN OYNA soğuk içecekler
Whitby's'den alışverişiniz için sağ olun.
KAYKAY BİSİKLET - OYUN OYNAMAK YASAKTIR
Bayım...
Affedersiniz bayım...
Sanırım ödemeyi unuttunuz.
- Üzgünüm. Bir şey mi unuttum? - Evet. Sepetin tamamını.
Onları loto sırasındaki arkadaşın yükledi, sen çıkarken ödenmiş zannedilsin diye.
Dostum, sana ne bundan?
Adım R.J. Decker. Kayıp önleme dedektifiyim.
Uydurma gibi.
Uydurma değil. Whitby's zinciriyle sözleşmem var.
Evet, araya karışıp izliyorum. Kimse parasını ödemeden çıkmasın diye.
Gizli süpermarket polisi misin?
Çoğu zaman özel dedektifim.
Manav denetçisi mi?
Hayır...
Ben özel dedekt... Boş ver, içeri dönelim.
Bunu sessizce çözeriz. Polis olmadan.
Doğru. Evet, neden polisi aramıyorsun?
Çünkü polis demek rapor demek. İfade vermek demek.
Altı ay sonra bir duruşma var,
kravat takıp hâkime "gramaj düşürme"yi anlatacağım.
Bunu istemiyorum. Sen de istemezsin.
Yumurtaları alma dostum. Yoksa peşine düşerim.
Lütfen.
Tatlım! Henüz parasını ödememiştim.
İşte gidiyor.
Sadece yumurtaların parasını öderim.
- Bir koşucu daha mı? - Evet.
- Ahlak zayıf. Ama güçlü bacaklar! - Bu doğru.
Her şeyi burada bırakın. Ben rafa koyarım.
- Tamam mı? - Tamam. Sağ ol Arturo.
Gülümse! Sıradakini yakala bakalım!
- Efendim. - Yemeği unuttun.
Yemeği unuttum.
Otuz dakika bekledim.
Rezervasyon yapmak kolay olmadı, benim için bile.
Uzun bir gündü. Benimle bir bira iç.
Özür birası. Lütfen.
Hemen geliyor.
- Buyurun. - Ne oldu?
Bugün işte büyük avokado vurgunu mu vardı?
Hayır, Mel ve Cath'in evindeki soygunla ilgileniyordum.
Zırhlı aracı soyan adamı hapishane arkadaşın değil miydi?
Ortağıyla birlikte geçerli mazeretleri varmış.
Peşimizde başka biri var, dedi.
Galiba benimle oynuyor, bir haftadır bununla uğraşıyorum
ve her şey sıradan bir hırsıza işaret ediyor.
"Sıradan" için değmez.
Mel'in kızı Sophia olaydan beri kâbus görüyor.
Adamı yakalarsam hepimiz daha iyi uyuruz diye düşündüm.
Bu şüpheli mi?
Henüz belli değil.
Evet, bir komşu mahallede şüpheli bir adam gördüğünü bildirmiş.
Ama mahallede sürekli şüpheli adam gördüğünü söyleyen biri.
Kim bilir.
Bu arada harika görünüyorsun.
Biliyorum.
Tadı tuhaf.
Evet, o... Şerbetçi otu.
Yarın marketten daha iyi bir bira al.
Hey. Bu kadar mı?
Akşam yemeğini telafi edeyim. Lütfen.
Yan işinde bol şans.
Gece ekibi kutuları asla kaldırmaz.
Kim kapattı? Dur, tahmin edeyim.
Terry. Bunlar yapılmasın diye bütün gece sıkı çalışıyor.
DİKKAT: MAKİNE ÇALIŞIRKEN ELLERİNİZİ UZAK TUTUN
- Bu da neydi? - Kutuların sesi gibi gelmedi.
Bildirilen olası bir 10-54-10-65 var...
Hey.
Mesain yoktu, biliyorum.
- Sorun yok. - Geldiğin için sağ ol.
Tamamdır. Ne oldu?
Soygun. Kırıp çalma değil, gerçekten planlı bir operasyon.
Temiz giriş ve sorunsuz çıkış.
Yaklaşık 10 bin dolarlık envanterle kaçtılar.
Tamam. Soygun için çok polis var, değil mi?
Bunu yapan ekip sadece bizi soymadı.
Çalışanlarımızdan birini öldürdüler.
- Ne? - Arturo Correa.
Arturo mu? Girişte çalışan o tatlı ihtiyar mı? Onu öldürdüler mi?
Seksen beş yaşında. Onlarca yıldır bizimle.
Şunu dinle, emekliliğine sadece üç hafta kaldı.
Kafam karıştı. Neden gece çalışıyordu?
Mağaza açıkken yerleri cilalayamayız.
Ofis sandalyesine bağlayıp öldürmüşler sonra da cesedi balya makinesine atılmış.
Balya makinesi mi? Kutuları parçalayan şey mi?
SUÇ MAHALLİ GEÇİLMEZ
Cesedi stok elemanı Sarah buldu.
Balya makinesini çalıştırınca onu öldürdüğünü sanıp korkmuş.
Ama ona karaciğer sıcaklığının,
en az dört saat önce öldüğünü gösterdiğini söyledim.
Bunları nereden biliyorsun?
Olay Yeri İnceleme konuşurken duydum.
- Tamam. - Bir de Bones izliyorum.
Tabii ki.
Arturo'nun boynunda ip izi vardı.
Ölüm sebebinin boğulma olduğuna dair güçlü bir kanıt.
Adli tabip onaylamalı ama morluklar ölümden sonra olmaz.
- Efendim, olay yeri bandından uzaklaşın. - Elbette.
- Bir daha uyarmayacağım. - Affedersiniz.
Gavin. Şunu netleştireyim, iş kayıp önlemeden
cinayete dönerse ücretim değişir.
Cinayeti çözmek için burada değilsin. Çalıntı mallarımı bulmak için buradasın.
Tamam. Bak şimdi, 11.56’da ne olacak.
EMP cihazı olabilir. Ocean’s Eleven’daki gibi.
EMP cihazı mı? Süpermarket soymak için mi?
Danny Ocean ne çaldı?
Birkaç yüz milyon mu? Perakende hırsızlığı 100 milyar dolarlık bir sektör.
Peki. Diyelim ki bunu Danny Ocean yapmadı.
Kameralar sadece içeriden kapatılabilir. Arka oda kameralarını göster.
- Bunu konuşmuştuk. - Biliyorum.
Arka oda kameraları. İlk gün konuşmuştuk.
Biliyorum, şirketin talebi onaylamasını bekliyordum
ve bu zaman alır.
Peki ya Arturo?
Belki de bunu yapanlar onu zorladı
ve kameraları kapattı.
Polisle ilk kontrol ettiğimiz şey.
Evet, anladım.
Tamam, tüm görüntüleri aç, satış katı da dâhil.
Hepsini açsana.
- Bakabilir miyim? - Evet, evet.
İşte. Soldaki alt rafa dikkat et.
Polis zorla giriş kanıtı bulamadı demiştin.
Çünkü zorla giriş değildi. Firardı.
Kapanana kadar rafta bekliyor, kameraları devre dışı bırakıp ekibine
içeri girmeleri için işaret veriyor.
Ama işler ters gitmiş. Yalnız değiller. Arturo da onlara rastlamış.
Evet, daha derli toplu hâli.
Elektrik odasını inceledim.
Paneller, şalterler, devre kartları dolu.
Bu adam o düğmeyi öyle şans eseri bulmaz.
İçeriden biri mi?
Aslında öyle olduğunu biliyorum. Şunu izle.
Mira, dün gece biri öldüğünü bilmesem paylaşırdım.
Evet ama izle. Aynı saat, mağazanın başka bir yeri.
Gördün mü? Arturo sesi duyuyor ama çalışmaya devam ediyor.
Yüzüne bak. Termostatı biraz oynatınca bana attığın aynı bakış.
- Gıcık olmak. - Evet.
Sence kurbanımız iş birlikçi mi?
Beni tutan adamla konuştum.
Arturo emekli olmak üzereydi. Ama daha derine indim.
İstifaya zorlanıyordu.
Arturo mağazaya kazık atmaya karar verdi, sonra da ortağı ona kazık attı.
Mağaza sabah onda kapanıyor. 9.50.
Sonra da...
Bu planlıydı. Koordineydi.
Arturo işin içindeyse ailesiyle konuşmalıyız.
Son zamanlarda kimlerle görüşmüş.
Süpermarket, mallarını aradığını sanıyor
ama bunu cinayet soruşturmasına sızmak için kullanıyorsun.
Biliyor musun, Arturo'yu tanırdım. Onu severdim.
Hep çok çalışırdı, hep gülümserdi.
Ayrıca malları bulursak katili de buluruz.
Başlıyoruz.
Affedersiniz, Arturo'nun kızı Maria'yı arıyoruz...
Ne diyorsunuz?
İngilizce bilmiyorum.
Affedersiniz efendim.
Arturo'nun kızı Maria'yı arıyoruz.
Nerede olduğunu biliyor musunuz?
İspanyolca da bilmiyorum.
Baltazar. Baş belası olma.
Baltazar'a aldırmayın. Yaşlı bir amargao. Zor olmayı sever.
Sadece Maria'yı arıyoruz.
İçeride. Mutfakta.
Teşekkürler.
No comments yet. Be the first to leave one.