نخستین 200 خط.
ISAAC ASIMOV'UN ROMANLARINDAN UYARLANMIŞTIR
Yaşam formu yok...
Çok fazla su da yok.
İkinci Vakfı inşa etmek için tuhaf bir yer.
Öyle diyebilirsin.
İnişe dört dakika.
Yani konuşmadığımız şeyi konuşmak için dört dakikamız mı var?
- Kemerini bağla, iniş sarsıntılı olacak. - Salvor.
Bana söyledin, tamam mı? Söyledin.
Gördüğün tüm kâbuslar gerçek oldu.
Bunun da olacağı anlamına gelmiyor. Değiştirebileceğimize inanmalıyım.
Ama inanmıyorsun.
Buna inanmıyorsun.
150 yıl sonra, insanlığı kurtarmaya çalışırken bir savaş meydanında ölüyorum.
- Yatakta ölmekten iyidir. - Bunu görmezden gelemezsin.
Demek ki daha erken ölmeyeceğim, değil mi?
- Hiç böyle canlı hissetmemiştim. - Kriyo-kapsüle binebilirsin.
Şu anda Terminus'a dönebilirsin.
Yine de uzak dönüm noktamızdaki savaş alanında olabilirsin.
Ne de olsa kaçınılmaza varmanın sonsuz yolu olabilir.
Dikkat, gezegen yüzeyi ince.
İniş alanı dengesiz.
Seçeneğimiz yok Beggar .
- Sen mi kullanıyorsun? - Evet, kontrol bende. Sıkı tutunun.
Bizi indireceğim.
Ignis mi bu? Terk edilmiş madenler mi?
Ignis'te değiliz.
O zaman hangi cehennemdeyiz?
Oona'nın Dünyası, 3.000 yıl önce kaynakları tükenene kadar
imparatorluğa ait bir maden dünyasıydı.
Şu anda kimse yaşamıyor.
Hari, Ignis'in İkinci Vakıf için önemli olduğunu kabullenmiştin.
Öyle. Burası da öyle.
Ne zamandır?
- Işıksaçan öyle istediğinden beri. - Matematiğin nasıl işlediğini biliyorum.
- Seyahat planları tasarlamaz. - Artık tasarlıyor.
Buraya 500 metre uzakta o dağlarda
gitmemi istediği bir yer var.
Model her şeyi bilmez Hari, sadece uyarlanabilir.
Oraya gitmek istiyorsan yalnız başına yapabilirsin.
Ben bir yansımayım Gaal, en yakındaki ağa bağlıyım.
Kendimi Işıksaçan'a geri aktarabilirim ama birinizin onu taşımasını istiyorum.
Kontrol edemeyeceğim bir şey konusunda sana güvenmeyeceğim.
Bu iş bitene kadar Beggar'ın kontrolünü bırakmıyorum.
Onunla git Gaal.
Hayır, seni el çantasındaki fare gibi her yere taşımamı istiyorsun.
- Bunu yapmam Hari. Bu... - Hey!
Yap, Gaal.
Onu yanında götür ki buradan çıkıp gidebilelim.
Onlara Endüstrinin Abideleri diyorlardı.
Onlara nadir derecede yakından bakacağız.
- Biz yokken dikkatli ol. - Neden? Gezegende kimse yok ki.
Kimse olmaması yalnız olduğumuz anlamına gelmez.
Bekçiyi yakmak, akıl alır şey değil.
- Barbarlık. - Belki hata falan oldu.
Mahzen de neticede bir aygıt.
Hayır.
Mazhen bir insan ve kesinlikle Hari Seldon'dan yapılmış.
Burada yaptıklarınızı tasvip etmezdi demiştim.
Bunun ilahi adalet olduğunu mu düşünüyorsun Rahip?
Hayır ama adaletti.
Ne olursa olsun...
...ağlayıp korkacak vaktimiz yok.
Seldon'ın hesapları, varlığı istenmediği hâlde doğan
Hober Mallow gibi spesifik birini nasıl öngörebilirdi?
Mahzen'in bir talepte bulunduğunu bilmiyoruz.
- Uyarı da olabilir. - Doğru.
Yapmamız gereken son şey, o kansız piçin
- Mahzen'e yaklaşmasına izin vermek. - Saçmalama.
Tabii ki Hober Mallow'u bulacağız ve onu o Mahzen'e götüreceğiz.
Psikotarih belirlenimcilik değildir Poly.
Tek bir yol değil ama bu, bazen kaçınılamaz derecede tehlikeli
bir dağ geçidine dönüşen bir şeydir.
O yüzden buna kriz diyoruz.
Seldon ilk krizinde başarı için aksiyona girmesi gerektiğini biliyordu.
Ve o zaman girdiğimiz aksiyonun da bir adı vardı.
Salvor Hardin.
Hari Seldon, Salvor Hardin'in adını o zamanlarda bir yere kazısaydı
haklı olurdun.
Poly?
Hayır.
Yeni aksiyonumuz Hober Mallow mu sanıyorsun?
Sebebini bilmiyorum.
Şu anda Seldon'ın Planlarının elimizdeki tek somut örneğinde onun adı var.
- Sen inançlı biri değilsin. - Psikotarihe inanıyorum.
İmparatorluk'un çökeceğine inanıyorum.
Zeki olursak da onu çökerten bizler oluruz.
İnsanlar uzun bir süre hayvanlar gibi yaşayacak.
Tabii Seldon'ın bize verdiğini kullanıp
o adi puşt Hober Mallow'la birlikte
o lanet dağ geçidinden geçmezsek.
Peki.
Hober Mallow mu?
O ismi daha önce duymadım. İnsan olduğundan bile emin değildim.
Bana göre Mallow, uzayın bir bölgesi ya da bir fındık türü olabilir.
Kaçığın teki olduğunu da söyleyebiliriz.
Pederlik eğitimi almış
ama Saygın Pederler için biraz zorlu biriymiş.
Onun yerine, zührevi bir hastalık gibi misyoner arkadaşlarımı takip edip
dinî öteberiler ve sahte kutsal objeler satmış.
Vakıf, tüccarlık ruhsatını iptal etmeden önce
Seldon'ın 38 parmak kemiğini satmış.
- Peygamber neden öyle birini istesin ki? - Seldon iyi espriyi seven biriydi.
O da insandı.
Peygamber unvanı bizim ona daha sonra verdiğimiz bir şeydi.
- E, nereye gidiyoruz? - İrtibatlarımın dediğine göre Korell'e.
Whassalia Yarığı'ndaki mi? Tüccarların girişine izin verilmiyor.
Yasakları kişisel bir meydan okuma olarak gören bir adamdan bahsediyorsun.
Yasaksa Hobber oradadır.
- Onlar nedir? - Kendi kendine çalışan maden makineleri.
Gezegendeki Paladyum'u çekip aldılar.
Sonra değerli bir şey kalmayınca da halka düşman oldular.
İmparatorlar dünyalarının içini boşaltan boş adamlardır.
Bunları nereden biliyorsun?
Bunları neden biliyorsun?
Bunun adı psikotarih, Gaal.
Sana yardım edebilirim Hari. Sadece bana izin vermelisin.
Galakside, Işıksaçan'ı okuyabilen ikinci yegâne kişi benim.
Evet ama işleri aksatıyorsun.
Yine aynı muhabbetler.
Buraya Işıksaçan'ın isteğiyle geldik.
Seni istediğinden uzak tutan bir yol değişikliği değil.
İstediğim seni tokatlamak.
Onu denedin zaten.
Salvor'dan bahsediyorum.
Onu umut vererek etkiliyorsun.
Bu bir hata.
Gördüğün gelecek, değişemez olabilir.
İmgemdeki "Ignis" kelimesini kullanmaya pek hevesliydin.
- Şimdi ben yapınca mı yanlış oluyor? - Çoktan anlamış olman gereken fark şu:
Planım gelecekte büyük şeyleri değiştirmek için şu an ufak değişiklikler yapıyor.
Sen gelecekteki çok ufak bir olayı gözlemek istiyorsun,
spesifik bir insanın ölümünü...
Onun olmamasını sağlamak için de şu anda büyük şeyler yapmak istiyorsun.
- Salvor ilk krizini çözdü. - Yardım aldı.
Tüm tarihsel şartlar onun yanındaydı.
O olmasa başka biri yapacaktı.
Şartlar mı?
Terminus'a hiç psikotarihçi koymadın.
- Ve onun yeteneği olmasaydı... - Terminus'ta bir psikotarihçinin
olmasını istemiştim!
Değil mi?
Başka şartlar altında,
kızına Mahzen'imi öğretmiş olabilirdin.
Çok vazgeçilmez olduğunu düşünüyor gibisin.
Planım bu, Gaal.
Ama hayır, standart şartlarda ben önemsizim.
Bu işte her zaman yalnız değildik.
- Ne? - Demin söyledin...
Işıksaçan'ı okuyabilen ikinci yegâne kişiyim dedin.
Her zaman öyle değildi.
Bir hayat arkadaşım vardı. Yanna.
Psikotarihi yaratmama yardım etti.
İkimizin tek çocuğu oydu diyebilirsin.
En azından yaşayan tek çocuğumuz.
Bence onu hemen bitirme.
Daha yolumuz uzun.
500 metre demiştin.
Yatay olarak.
Yemin ederim umarım buna değer Hari.
Değecek.
Eski bir dostla buluşacağız.
Eski dost mu?
LEPSIS CEZA KOLONİSİ
442, kalk ayağa!
Çabuk!
Hayır.
Mahkûm 429'dan ellerini çek 713.
Ona biraz izin ver. İşini yapacak.
Kasıtlı yapmıyordu.
Daha çalışabilirdi.
Bel Riose.
Leydi Demerzel.
Sana bir teklif getirdim.
İmparator, 20'nci Filo'nun kahramanını istiyor.
Girilecek savaşlar var.
- Nerede? - Sınır Bölgesi'nde.
Siwenna'da başlayacaksın, Normannic Sektörü'nde.
Yeni bir düşman peydah oldu.
Siwenna ücra bir çöplüktür.
Bunu burada yaşayan biri söylüyor.
Görevi tamamla ve özgür ol.
Neden bu kadar cömertsiniz?
- Day reddedebileceğini düşündü. - Evet. Haksız değil.
Kaprisli ve akılsızca liderlik ediyor.
O zaman bu da senin elini güçlendirir, değil mi?
Onlar da özgür kalacak.
Açık konuşayım, bu, seninle gitmemin bedeli değil.
Bu konuda konuşmamın bedeli.
Gemicilerin için daha güvenli bir yolda ısrarcı olduğun için Lepsis'e yollandın.
Benzer bir hatayla burada kalmak mı istersin?
Onlar için özgürlük.
Özgürlük değil.
Daha uzun molalar. Daha iyi ekipmanlar. Tıbbi bakım.
Peki.
Şimdi dönüp dönmeyeceğimi konuşacağız.
Serbestlik istiyorum.
İmparator karşıt emir vermeyecek.
Plan zaten buydu.
Peşimden gel.
No comments yet. Be the first to leave one.