Paradise

Paradise

Scarica il sottotitolo Turkish

Stagione 2

Informazioni sulla release

Paradise S02E02 DSNP WEB-DL-TR
Un commento di BartuW

Tag

webdl
Pubblicato il: 2026-02-24
Download: 56
Sottotitoli per non udenti: No

Anteprima dei sottotitoli in Turkish

Le prime 200 righe.

Gitme.

Seni seviyorum bebeğim ama geç kaldın.

On gün sonra görüşürüz.

PARADISE'TA DAHA ÖNCE

İnsanlar hayatta kalanların olduğunu,

orada yaşayanların olabileceğini bilmeli.

Peki sonra… Aramaya mı çıkacaklar? Her neyse artık.

Adım Teri Rogers-Collins. Diğer kurtulanlarla birlikte buradayım.

Yeniden inşa ediyorlar.

Karın hayatta Xavier. Onu bulmana yardım edebilirim.

SIRLARI SAKLAYAN ADAM

Collins sana yol gösteriyor. Hayatını bunun için verdi.

Mesele sadece karın değil.

Orada ne olduğunu, kimin hayatta kaldığını öğrenmeliyiz.

Geliyorum bebeğim.

Batıya gidiyorsan neden St. Louis?

Çünkü nehri aşıp Arkansas tarafına geçmek istemezsin.

Şurayı görüyor musun?

Hâlâ riskli bölgeler var.

Gel buraya.

Burası Cessna. November 55-9-108, 3.048 metre uçuyorum,

sadece mekanik aletler.

Baş açısı yarım. Pusulam biraz tuhaf davranıyor.

Tahmini seyir yapıyorum ama biraz paslanmışım.

Anladığım kadarıyla rota doğu, güneydoğu.

Burası Cessna, November 55-9-108.

Tekrarlıyorum, duyan cevap versin.

Bir tür dolu fırtınasında uçuyorum.

Bu mesajı alan biri varsa adım Xavier Collins.

Eşim Dr. Teri Rogers-Collins'i bulmak için Atlanta'ya uçuyorum.

Şehir merkezine yakın bir yerden mesaj gönderdi.

Teri bunu duyuyorsan çocuklar güvende.

Colorado'da sığınak bölgesindeler. Koordinatlar: 39 kuzey, 105 batı.

Teri, Presley, James, sizi seviyorum.

Mayday! Mayday!

GİZLİ SERVİS EĞİTİM MERKEZİ

Sıhhiye! Buraya.

Hareket etme.

Eğitim subayın

parkur rekoruna gidiyordun, dedi.

- Üzgünüm, bu çok kötü. - Bu onun rekoruydu.

Onun için kötü. Çünkü yine de geçeceğim.

Bağ dokusunda hasar olabilir. MR ile doğrulayacağız.

Ama ameliyat gerekecek.

Diz kapağın da etkilenmiş. Patella çıkığı var.

- Görebilir miyim? - Kafanda canlandırmana gerek yok.

Evet.

Çıkığı düzeltmek için alt bacağını destekleyeceğim.

Kalçanı esnet, sonra bacağını uzat.

Yandan baskı uygulayıp diz kapağını yerine oturtacağım.

Bunu nasıl anlayacağım?

Çıt sesi duyacaksın.

- O zaman çıt sesini dinliyorum. - Hiçbir şey duymayacaksın.

Seni uyuşturacağız Xavier.

Bunu hissetmek istemezsin. Güven bana.

Tamam.

Kuadrisepslerini gevşet. Çıt sesini dinle.

SIRLARI SAKLAYAN ADAM

O benim çantam.

Dediğimi duydun mu evlat?

Bunlar benim şeylerim. Kitaplarım, haritalarım.

Hayatımın yarısı orada. Hey.

Geri ver. Hey, ver şunu…

Onlar kim?

Hey. Hey.

Hey! Siktir.

Kahretsin!

Siktir!

Git!

Kahretsin! Hadi, hareket et!

Teknenin içinde mi?

Dizimle ilgilenmem gerek.

Tanrım.

Başka bir isteğiniz Bay Collins…

Fazladan battaniye var mı?

Ayak ucuna sıcak bir şey…

- Sorun değil. - Bir şey daha.

Bu vişne aromalı jöleyi başka bir çeşitle

değiştirebilir miyim?

Diz ameliyatında uyutmayın diye yalvaran birinin

böyle nazlı olması tuhaf.

Annem sabırsız olduğum için iyi bir hasta olmadığımı söylerdi.

Biliyorum.

Vişneli jöle nefretim de çocukluğumdan geliyor.

Annemin ben gripken verdiği vişne midemi bozmuştu.

- Sana farklı bir türünden vereyim. - Çok teşekkürler.

Ağrı seviyen birden ona kadar kaç?

Belki beş.

Akşama kadar değişmezse taburcu olursun.

- Tanrı'ya şükür. - Ha ha.

Başka hangi çeşitler var bilmiyorum

ama yeşil ya da sarı varsa,

muhtemelen yeşil, sarı, turuncu… Siktir.

Bu misket limonu.

İstemiyor musun?

Ameliyat olup buradan defolup gitmek istiyorum.

Evet.

Ben ameliyatımı oldum bile. Menüsküs onarımı.

Evet, duydum. Hepimiz duyduk.

Ben Xavier. Memnun oldum.

Ben Teri.

Tanıştığıma çok memnun oldum.

Hazırım hemşire. Oda arkadaşım verdi ama onu da alırım.

Biliyor musun, şimdi düşünüyorum da dizimdeki ağrı

sekize daha yakın.

Belki biraz daha kalmalıyım.

Hiç şansın yok.

Göreceğiz.

O benim çantam.

Yemeği paylaşabiliriz ama eşyalarım lazım.

Lütfen, eşyalarım lazım.

Çocuklar, suya ihtiyacım var.

Dizimle de ilgilenmeliyim.

Sağ ol.

O meşaleli adamlar kimdi?

Uçağıma dönmem gerek.

Dizimi yerine oturtmam gerek.

Korkutmak istemiyorum çocuklar ama acıyacak.

Muhtemelen çığlık atıp acıdan bayılacağım.

Torbadaki kabloyu uzatır mısın? Kablo lütfen.

Sağ ol.

Selam oda arkadaşım.

Ne yapıyorsun?

Orada mısın? Umarım müsaitsindir.

Oradaki perdenin bir sebebi var, değil mi?

Yürüyüşten yeni döndüm.

Doktor hareket edip dizime ağırlık vermemi istiyor.

Ambulasyon deniyormuş.

Aferin sana.

Revirde doğum günü partisi var. Tabii pasta da…

Eğlenceli.

Sana da alabilirim. Biraz daha yürüme olur.

Yok, böyle iyi. Şimdi izninle…

Kartlar ne için?

Ders çalışıyorum.

Ne çalışıyorsun?

Hücre ve moleküler biyoloji doktorası yapıyorum.

Çalışma ortağına ihtiyacım yok.

Muhtemelen en iyisi bu.

Tamam, sanırım çeksem iyi olacak…

- Tanrım. - Ben alırım.

Muhtemelen eğilmemen gerekiyor.

- Hayır, bu ambulasyon. Hatırladın mı? - Hemşireyi çağırsana.

Bu ne?

"Amanita Phalloides" mi?

Amanita Phalloides.

Birazdan numaran gerekecek, anlarsın ya…

Seversin. Bir tür mantar. İstilacı bir mantar türü.

Selam.

Gerek yok… İyiyim. Tamam.

Neden buradasın?

Doğuştan skolyoz.

Bel ağrısı hayat boyu peşimi bırakmadı

ama doktor yarından itibaren geçmişte kalacak, dedi. Yani…

Gergin misin?

Evet. Biraz.

Eminim emin ellerdesin.

Sağ ol.

Belki ikimiz de ayaklanınca bir kahve falan içeriz.

Randevu gibi mi?

Evet.

Sonra bir randevu daha mı?

Sonra bir tane daha? Sonra ne olacak?

Evlilik, çocuk?

Önümüzdeki 50 yıl herkese tanışma hikâyemizi anlatır,

aynı ameliyathaneyi paylaştık deriz.

Sevimli bir hikâye olurdu.

Tamam ama sorun şu.

Doktoramı bitirdikten sonra DSÖ sponsorluğunda

bir araştırma pozisyonu için Brezilya'ya gideceğim.

Oradan ABD'ye ve BM'ye döneceğim, sonra da

hayalini kurduğum işe Sağlık Enstitüsü'nde başlayacağım.

Çok kısaltma var.

Benim için yakın gelecekte evlilik yok.

Bazı kadınlar bunu kabul etmese de

çocuk istediğimden de emin değilim.

Yani diyorsun ki…

Hayat planımı, hastane yatağında ayağıma battaniye

örten bu seksi adamın bozmasına izin vermeyeceğim.

Sağ ol. Ama şimdi gidebilir misin lütfen?

Seksi adam.

Sana pasta getireyim. Hemen dönerim.

Gel buraya.

Ne zamandır baygınım?

Beş dakika mı? Beş saat mi?

Biraz su verir misiniz?

Sağ ol.

Ben Xavier.

Adım Xavier.

İngilizce anlıyoruz.

Pekâlâ, elbette anlıyorsunuz.

Adın ne?

Ben Daniel.

Memnun oldum Daniel.

Bunlar arkadaşlarım.

Ve bu da kız kardeşim.

Pek konuşmazlar.

Çantamı alabilir miyim? İçinde kitaplarım ve resimlerim var.

Benim için önemli. Çantamdakilere ihtiyacım var.

Çantamdakiler olmadan gitmem gereken yere gidemem.

More Turkish subtitles for Paradise

Commenti

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left