Le prime 167 righe.
"Eğlence" kelimesini internette arattım.
"Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey" demekmiş.
Yakında restoran açıyorum.
Hiç de neşeli ve hoşça vakit geçirmiyorum.
Hayır, şaka yaptım. İyi bir şey.
Ben...
Nasıl desem? Sağlıklı bir
başlangıç yapmak istiyorum,
olumlu bir başlangıç
ve...
Buraya geliş amacımız da bu, değil mi?
Çocukluğumda
beni heyecanlandıran, neşelendiren
veya hoşça vakit geçirten şeyler hep piç olurdu.
Annemle babamın onları bilerek piç ettiklerini
hiç sanmıyorum
ama bazen çok zorlarlardı.
Tutamayacakları sözler verirlerdi.
Bazen kendime "Biraz sakin ol." derim,
"Elindeki işe odaklan." derim.
"Dünyanın sonu değil. Belalar üst üste gelmez." derim,
ki bu, çok zor bir şey çünkü belanın ardı arkası kesilmiyor.
Yani, nasıl desem...
Öncelikle kendimi neşelendirsem ve hoşça vakit geçirsem
başkalarını neşelendirip hoşça vakit geçirtmek kolaylaşabilir.
Kim bilir?
Her neyse. İyi ki gelmişim.
Dinlediğiniz için sağ olun arkadaşlar.
AÇILIŞA 11 HAFTA VAR
Funkenhausen, Şikago'da Kapanan Pek Çok Restorandan Biri Oldu
Şikago'daki Restoranların Kapanması
Yetmiş yıldır bölgenin gözde mekânlarından
biri olan Bridgeport, kapılarını son kez açacak.
Restoran yönetimi kapanma kararını dün açıkladı.
Oranın yemeklerini herkes sever.
Hizmetini sever. O restoranı severler.
Alınan bu ani karar, pek çoğu onlarca yıldır
orada hizmet veren çalışanları üzüntüye boğdu.
Restoranlar hangi konuda sıçıyor sence?
Hepsini saymak için ne kadar sürem var?
Tatlı konusunda.
- Uçuş milimiz var mı? - Evet. Pete'in United'da var.
- Biz kullanabilir miyiz? - Tabii.
Çılgınca bir fikrim var.
Marcus'u şutluyor muyuz?
O kadar da çılgınca değil.
Bence akıllıca olur.
-Öyle mi? -Öyle.
Annesi nasılmış?
Galiba durumu sabitmiş.
Marcus'u çok sağlam bir yere göndersek iyi olabilir.
- Sağlam derken... - Kopenhag nasıl?
Evet, orada mekânlarım var.
Ben de öyle düşünmüştüm.
- Oldu mu dersin? - Evet.
Kırmızı hindibayı marine ettim, greyfurtu yaktım, acı biber de kattım.
- Hadi. - Hadi.
Ha siktir! Çok tuzlu!
-Çok tuzlu! - Siktir!
- Su ister misin? - Evet.
Uzun süre marine etmişsin. Yine de iyi.
İyi falan değil. Bu, iki etti.
Tanrım!
Bunu görmek için yapmadık mı?
Bir önerim var. Bence dillerimizin amına koyduk.
Bunun nesi öneri?
Diğer mekânlarda bir şeyler yemeliyiz.
Sıfırlanmalıyız.
- Beni kovuyor musun? - Hayır, kovmuyorum.
İlham almak için dışarı çıkalım, diyorum.
Buraları temizlemem bir saat sürer.
Ardından Kasama'da buluşalım mı, ne dersin?
Evet, bana uyar.
Güzel. Sağ ol. Syd...
- Efendim? - Neredeyse kusursuzdu.
- Neredeyse. - Evet.
Bir saate görüşürüz.
Kendall Üniversitesi Mutfak Sanatları
iş Aşçılık (Tam Zamanlı) Şikago,
Aşçı ve Garson Aranıyor
HER SANİYE DEĞERLİ!
Bu muydu? Bu mu?
Galiba değil. Hayır, tamam, buymuş.
Tamam, hallediyorum. Hazır mısın? Hallediyorum.
Hallederim, demiştim.
Güzel.
Gel bakalım. Ver elini.
Bu arada, annen nasıl?
-İyi. -Öyle mi?
Zoom'un başından kalkmıyor, demiştin. Ne konuşuyor, biliyor musun?
Terfi etti.
Frank amca onunla gurur duyuyor. Ben de duyuyorum.
Küçük bir parti verdik.
Frank ha?
Annemin ücreti de arttı.
Frank amca da ona Weber's'dan iyi bir pasta aldı.
Annenin terfi etmesi harika bir haber.
Çok çalışıyor ve bu, önemli bir şey, değil mi?
Evet.
Tabii sen nafakayı ödemeye devam edeceksin, orası ayrı.
Seninle ilgilenmeyi seviyorum. Daima ilgileneceğim,
biliyorsun, değil mi?
Biliyorum babacığım.
Peki. Sarıl bakayım.
Pekâlâ, çantanı tak, hadi bakalım.
Sen içeri girene kadar buradayım.
Seni seviyorum.
Eva!
Taylor Swift'i ben de seviyorum ama bir süre dinlemeyeceğim, olur mu?
- Alo? - Bana yanlış numara mı verdin sen?
Claire...
İlla kalbim mi kırılsın? Galiba kırıldı.
Hayır, olur mu? Affedersin. İstemeden vermişimdir.
Tüm aileni ve Fak'lerin tamamını tanıyorum, biliyorsun, değil mi?
- Fak'lerin tamamını mı? - Evet, tamamını.
Hepsi seni dövecek.
Fak'ler çok kalabalık, doğru.
Yanlış numara vermenin mazeretini söyler misin?
Hayır, bilerek...
Bilerek yapmadım, özür dilerim.
Kusuruma bakma, olur mu?
Sağ ol. Özrünü kabul ediyorum.
Yanlış numara verdiğini öğrenmeden önce
bugün işin olup olmadığını soracaktım.
Sonra Neil'dan doğrusunu aldım. Artık iki sorum var.
Sor bakalım.
Peki. İlki şu: Numaranı almama kızdın mı?
Numaranı bilmemi gerçekten istemiyor musun?
Hayır, hiç... Numaramı bilmeni isterim.
Bir kez daha söyler misin?
Numaramı bilmeni isterim.
Peki, güzel. Bugün işin var mı?
YAPILACAKLAR Buzdolabı Tamircisini ara
İZİN İŞİ FAK - TESİSATÇI
Benim biraz...
Lafı dolandırmadan söyleyeyim.
Sana işim düştü. Kuzenim beni sattı.
Hangisi? Koca Denny mi?
Hayır, Mac. Denny öldü.
- Yapma be! Denny ha? - Evet, çok yazık.
Annemde birkaç eşyam var.
Kendisi ölmedi. Hatta gayet sağlıklı.
Eşyayı depoya taşımak için...
Kutular epey büyük olduğu için büyük bir araba lazım.
Minibüsün duruyor mu?
Evet, minibüsüm duruyor. Hallederim.
Cidden mi?
Evet, cidden.
Peki. Adresi mesajla gönderirim.
- Gerek yok, biliyorum. - Emin misin?
Telefon numarası konusuna benzemesin.
Adresi biliyorum.
Adresimi Fak'e söyleyeyim. O da sana söylesin.
Böyle yapalım mı?
Suratına yumruk da atar. Ne dersin?
Hayır, Fak'i karıştırmayalım.
Biliyor musun,
çok yakın olduğunuzu söyledi. En yakın arkadaşın oymuş.
Fak böyle mi dedi?
Hayır, en yakın arkadaşım Fak değil.
Cidden mi?
Aslında öyle. En yakın arkadaşım o galiba.
Böyle bir şeyi senden duymak çok ilginç.
Peki. Görüşmek üzere.
Evet, görüşmek üzere.
- Peki. - Peki.
- Hoşça kal. - Sen de.
No comments yet. Be the first to leave one.