ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Haydi, çabuk.
Hayır! Otur! Ne var? Ne?
Haydi, çabuk ol. Bok herif seni!
Yok "yanında götür", yok "dolaştır." Sus lan!
- Sus! Yürü! - Of ya! Sustur şunu.
Ne var?
Ne sevimsiz köpek, değil mi?
- Ne bileyim ben. - Sus be!
Sus lan!
Sustur şunu ya!
Sus! Sus lan! Haydi!
Sus, sus!
Ne bakıyorsun?
Hop, hop, hop! Dur!
Aman... N'oluyor!
Ne istiyorsun? Niye yapıyorsun bunu?
Fark eder mi?
SONSUZA KADAR KAÇAMAZSIN
Ay!
- Çok fena tekmeliyor. - Çıkmak istiyor.
Evet!
- Hey! - Ne yapıyorsun? - Onlar sana zararlı.
Lezzetli ama.
Çantayı versene.
- Eddie! - Açsana.
COOPER AİLESİ MÜKEMMEL HARMAN
Bayıldım.
Boşandıktan sonra bir daha mutlu olamam sanmıştım.
Ailemizi seviyorum.
Bir çocuğumuz üniversiteli, diğeri altı bezli olacak.
- Eyvah! Saat kaç? - Emily ne zaman geliyor?
3 gibi. Sınavdan hemen sonra gelecek. Şimdi gidersen, o dönene kadar evde olursun.
Tamam.
Miranda, sandviçin hazır.
Miranda?
Miranda?
Ben çıkıyorum.
Baksana.
Çok yüksek ya.
Bir şey olmaz. O ağaca bin kere tırmanmıştır.
Ne zaman bitecek bu? Artık ne yapacağımı bilmiyorum.
Nasıl yardım ederim bilmiyorum.
- Zamanla düzelir. - Ama düzelmedi.
Neredeyse bir yıl oldu.
Doktor zamana ihtiyacı var dedi.
Çok erken yaşta doğurdum onu.
Hey! Sen çok iyi bir annesin.
Oğlumuza da çok iyi annelik yapacaksın.
Onu da götürsen?
Konuş onunla. Hey! Belki sen açarsın onu.
- Tamam. - Teşekkürler.
Pardon!
- Peki. Bir şey lazım olursa ararsın. - Tamam.
- İyi misin? - Hayır.
Bak çamaşırlıkta ne buldum.
2'de bunu içmeyi unutma.
- Sen dönene kadar Emily gelmiş olur. - Belki Emily ile kapkek yaparsınız?
Tamam, gidin. Gidin.
Bu bebek beşiğini alacağımız yer var ya...
üç nesildir aynı aile işletiyor.
- Bütün ürünleri el oyması. - Çok iyi.
Bazen atölyede sunum yapıyorlar. Belki biraz kalır izleriz.
Evet, belki.
- Ben oysam oysam hindi oyarım. - Ben niye vejetaryenim sanıyorsun?
Biraz dursak olur mu?
- Tabii, bir sorun mu var? - Tuvalete gitmem gerek.
Tamam.
Şehirden kaçmak güzel, ha?
Doğaya?
Evet, tenha.
Evet...
sana iyi günler.
- Sürpriz! - Merhaba, Emily.
Seni görmek ne güzel.
- İnanmıyorum, kocamansın! - Sen de erkencisin!
Trafik yoktu. Finalde de parçaladım.
Yapmışsındır tabii. Umarım genlerde vardır.
- Pek sanmıyorum. Matematik dehası olan annemdi. - Tüh.
- Şu haline bak! - Biliyorum. Üç hafta var ama ben çoktan hazırım.
Vay! Çanta hazır, ev tertemiz.
- Hiç boş durmuyorsun. - Öyle denebilir.
- Miranda da yardım etti, birazcık. - Miranda nerede?
- O babanla gitti. Aç mısın? - Evet.
- Sana bir şeyler hazırlayalım o zaman. - Sağ ol, sağ ol.
Biliyorum annenle ikiniz zor zamanlar geçirdiniz.
Boşandıktan sonra uzun süre yalnızdı.
Benimle tanışana kadar.
Biliyorsun annen seni seviyor. Emily ve ben de seviyoruz.
Biz...
Hepimiz mutlu ol istiyoruz.
Bu sabah seni ağaçtayken gördük.
Belki o kadar yükseğe tırmanmamalısın.
Özür dilerim.
Sadece annen biraz korkuyor.
Öyle bir şey değil.
Miranda, hayatım...
Biliyorsun, bana her şeyi anlatabilirsin.
Sana yardım etmek istiyorum.
Annen de aynı şekilde. Hepimiz öyle.
İşte sen o ağaca tırmanınca tehlikeli oluyor. Yüksek, biliyorum.
Yani bildiğimden değil de. Sadece...
Evet?
Tenha, ha?
Evet, doğru. Sen devam edebilirsin. Biz konuşuyoruz.
Bir sorun yok, değil mi? Rahatsız ediyor mu seni?
- Siktir git. - İyiyiz biz.
- Oha Miranda! - Saçmalıyor.
Ne var? Ne istiyorsun?
Eddie!
Niye takip ediyor, Eddie?
- Hayır ya! Olamaz! - İnanmıyorum.
- Eddie! - Ne yapayım?
Eddie!
Eddie!
Aman tanrım, Eddie! Gitmemiz gerek!
- Lütfen! - Tamam, beni dinle. Dinle.
Kızlara söyle, annene söyle. Onları seviyorum.
- Kaç. - Hayır. - Kaç!
Kaç!
İşin bitmiş.
Derdin ne senin?
Hayır, hayır!
Bak sen. Silahlı kavgaya çakıyla gelmişsin. Kullanmadın bile.
Baharatlı.
Şifren ne?
Huzurlu buralar, değil mi?
Tenha!
Sağ ol.
Bu iyiymiş.
- İyi misin gerçekten? - Evet.
Hormonlarım yüzünden işte.
Cidden, yardım için buradayım.
Teşekkürler.
Nefis.
- Baban gibi tatlıya düşkünsün. - Doğru, o kesinlikle genetik.
- Güleryüzlülüğün de. - O onu sana borçlu.
Beni çok güldürüyor.
Gerçekten? Sence komik biri? Seni sevmesi boşuna değil.
- Yapma! Komik biri. Bence komik. - Peki madem.
Bunu Anthony'ye aldım. Tatlı, değil mi?
Çok tatlı!
Bunu da psikoloji okuyan bir arkadaşımdan aldım.
Belki işe yarar. Babam Miranda'nın hâlâ sorunlar yaşadığını söylemişti.
Sağ ol ama endişe etmene gerek yok.
Biz ilgileniyoruz. İyi olacak o.
Tamam. Gelirler yakında, değil mi?
Evet, gelmeleri gerek.
Baban bu.
ÖZLEDİM SENİ! BEN DE KAPKEK İSTERİM!
Jenny.
Vay vay vay!
Şanslı adamsın.
Adamdın.
Vay anasını.
Bakma.
Silahı ilk görünce köpeği vuracak sandım.
Ama sonra insanları vurmaya başladı.
Ben gidebilir miyim? Gerçekten kalmak istemiyorum artık.
Bir saniye. Dwyer! Hey, Dwyer!
Şu resimci kadına ulaşabildin mi?
- Ne dedin? - Robot resimci. Ulaşabildin mi?
Evet, 20 dakika sonra benzinlikte olurum dedi.
- Tamam. - Gidebilir miyim?
Mümkünse kalıp robot resme yardım etmenizi istiyoruz.
Direkt bana baktı.
- Bir şey söyledi mi? - Hayır. - Hiçbir şey?
- Fark eder mi? - Evet, efendim. Faydası olabilir.
Hayır, böyle dedi.
Şu adam... Niye yapıyorsun bunu, diye sordu ona.
O da "fark eder mi?" dedi.
Yardım lazım mı?
"Dikkatinizi bu belgede listelenen görevlere verin...
"ve suç mahalline ek görev gücü gönderin."
Gerek yok.
"Gelişmeleri Şerif'e bildirin."
Olsa dükkan senin.
"Tüm DNA'ları CODIS'e işleyin."
CODIS, tamam.
"Tek yapabildiğiniz suç mahallini korumaksa onu en iyi şekilde yapın." Hadi canım!
Hey, Morgan. Şu yeni şeriften haber var mı?
Yok.
Püh.
- Çok uzun sürüyor. - Evet, bürokrasi.
Tamam, biz parmak izlerini sorguladık.
- Ee? - Eşleşme yok.
Hastir ya!
Evet.
Neden öldürmemiş...
- Neydi adı? - Sally, adı Sally.
Sally'yi. Neden tanık bıraksın ki?
- Belki beğenmiştir kadını. - Yaşlı herif mi?
Belki bir kontrol olayı falandır.
Bazı erkekler sever öyle şeyleri.
Oha ya!
Alo?
- Alo, duyuyorum sizi. - Alo?
- Adınız nedir? - Adım Miranda Cooper.
Ormanlık alanda kayboldum. Lütfen yardım edin. Üvey babam vuruldu.
Ana yoldaki dinlenme tesisinden yeni çıkmıştık.
Lütfen yardım edin ona.
No comments yet. Be the first to leave one.