ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Ağustos ayında bir Pazar günüydü.
Annem, babam, Deborah ve ben tatildeydik, açık denizlerde fosil arıyorduk.
Annemin o sabah Los Angeles'a dönmesi gerekiyordu.
İki buçuk saat sonra bildiğimiz dünyanın varlığının sona ereceğini bilmiyorduk.
Çeviri: nutuzar
- Deborah. - Hm?
Babacığım!
Yakaladım seni.
Bir anlaşma yaptığımızı sanıyordum.
Ben gizlice fotoğraf çekmeyeceğim, sen de radyo çalmayacaksın.
Bütün bu sessizlik seni rahatsız etmiyor mu?
Etmiyor.
- Hazır mısın, Barbara? - Evet, hazırım.
Keşke kalabilseydim.
Evet, ben de isterdim.
Bak ne diyeceğim, neden bir hafta daha...
kobaylarla başkasının ilgilenmesine izin vermiyorsun?
Keşke ama yaşlı Phil'in bu deneyi kaldıramayacağını biliyorsun.
Oh, evet.
Her neyse, şu makaleye girişmem lazım.
Evet, makale.
Biliyorum, biliyorum, ben vazgeçilmez değilim.
Benim için asla.
Keşfedilecek bir mağara kaldıysa değil.
O Tom mu?
Evet, buralarda bir yerde.
- Umarım acele eder. - Tom!
Buradayım, Tom!
Görünüşe göre bu akşam yemekte yine tavşan yahnimiz var.
Kimse gelip annesine veda etmek istemiyor mu?
Ben istiyorum.
Sen ne dersin?
- David! - Hala mağarada.
Hey baba.
Temiz iş oldu, tüy gibi uçup gittiler.
İyi atış, Tom.
Teçhizatını toplasan iyi olur.
Bayan Anders hazır.
Anne!
Seni mağarandan çıkardığım için üzgünüm.
Saatime bakmayı unutmuşum.
Daha 18 yaşındasın ve şimdiden kötü alışkanlıklarımı kapmaya başladın.
Hadi, uçağını kaçıracaksın.
Tamam.
Birini aramamı isteyen var mı?
Ofisini aramamı ister misin?
Hayır, sakın.
Bu tatil bitene kadar öyle bir yer yok.
Tamam, iyi uçuşlar tatlım.
- Teşekkür ederim. - Kendine iyi bak.
- Tamam. - Haftaya görüşürüz.
Gaza biraz yavaş bas, hız tutkunu.
Kırık dingile ihtiyacım yok.
Annene benden selam söyle.
- Güle güle, anne. - Güle güle!
- Sonra görüşürüz. - Tamam, görüşürüz.
Güle güle, hayatım.
Güle güle.
Baba?
Sence gelecek yıl tatilimizi...
Hawaii ya da Meksika gibi bir yerde geçirebilir miyiz?
Hey, belki Meksika.
Orada kazmak için harika yerler var.
Kazı yapmaktan bahsetmiyorum.
Yani otelde kalıp okyanusta yüzmek gibi.
Biz okyanusta yaşıyoruz.
Neden okyanusta yüzmek istiyorsun?
Ne tür bir tatil bu?
Sanırım kız kardeşin biraz daha farklı bir tatil istediğini söylemeye çalışıyor.
Evet.
Belki ayrı tatiller.
Artık yeterince büyüdüm.
Yeterince değil ama eve gittiğimizde bunu annenle konuşalım, olur mu?
Tamam.
Deprem, hadi!
Dışarı!
Hadi, çık dışarı!
Baba!
Tamam, tamam.
Pekala.
Richter'de altıya vurmuş olmalı.
Vay!
Bir an için bütün dağın yıkılacağını sandım.
Hey!
Herkes iyi mi?
İyiyiz Clancy.
Vay canına, hayatımda gördüğüm en inanılmaz şeydi bu.
Sanırım Hava Kuvvetleri şimdiye kadarki en büyük bombayı test etmiş olmalı.
Bomba mı?
Deprem olmadığına emin misin?
Hayır, hayır, doğal bir deprem değildi.
Ortalık sessizleşti...
ve tüm gökyüzü...
sanki Tanrı fotoğraf çekiyormuş gibi aydınlandı.
Ciddi misin?
Gördüklerimin en büyüğü.
Yerin üstünde nükleer test yapmıyorlar.
Yapmıyorlar.
Sana söylüyorum, gözlerimi kapatmak zorunda kaldım.
Mağara gitti mi?
Bilmiyorum, ama öğrenmek için oraya geri dönmeyeceğim.
Komik görünüyorsun.
Hadi gidip üstümüzü başımızı temizleyelim, ha?
Üç saattir o şeyin üzerindesin.
Pilleri bitireceksin.
Hala bir şey alamıyorum.
Oh, harika, şimdi müziğimi bile dinleyemiyorum.
Müziği boş ver.
Ya hükümet bir patlama gerçekleştirdi ya da bir tür nükleer kaza oldu...
ama radyonun bu konuda ne dediğini öğrenemiyorum.
Siz ikiniz de hep mağaralarınıza kapanmışsınız.
Şimdi ne yapacaksınız?
Balık tutabiliriz, satranç oynayabiliriz, yürüyüş yapabiliriz.
Hey, bir dakika buraya gel, Deb.
Şuna bir baksana.
Sanırım kendimize çok güzel bir şey bulduk.
- Bu bir trilobit, ama... - Baba!
Clancy?
Hey, bu da ne?
K niner, K niner X sıfır sekiz, tamam.
K niner, X sıfır niner.
Burası K niner X sıfır sekiz.
Beni duyuyor musun, tamam?
Sadece parazit var.
Denemeye devam et.
K niner X sıfır niner.
Hadi, Bay Clancy.
Bu sizin için iyi.
K niner X sıfır niner
Hayır, yemeği boş ver Deb.
Sadece onu olabildiğince rahat ettirmeye çalış.
Sıfır dokuz, burası K dokuz sıfır sekiz.
Beni duyuyor musun?
Anlamıyorum.
Pil yeterince güçlü görünüyor.
Belki Bayan Clancy bir süreliğine dışarı çıkmıştır.
Hayır, saat 10:00'u geçti.
Ahizeyi o kadar uzun süre boş bırakmaz.
Ayrıca, Tom saatler önce evde olmalıydı.
Bir sorunu olmalı.
Sence bir çeşit enfeksiyon falan mı?
Bilmiyorum.
Bilmiyorum, David.
Fizikçi olan sensin.
Radyasyon zehirlenmesi bu belirtileri verebilir mi?
Sanırım, ama bu kadar hızlı olması için büyük bir doz olmalı, en az 200 röntgen.
Keşke Clancy Geiger sayacını getirseydi, o zaman bilirdik.
Baba?
Sanırım durumu kötüleşiyor.
Ne yapacağız şimdi?
Telsizden imdat çağrısı yapsan iyi olur.
Ya kimseye ulaşamazsam?
Onu buradan çıkarmalıyız.
Sabah...
bir çeşit merdiven yapıp onu dışarı taşıyacağız.
Bu iki günlük bir yürüyüş.
Başka seçeneğimiz yok David.
Tom'un gelmesine daha bir hafta var.
Oturup onun kötüleşmesini izleyemeyiz.
Yemek yemek isteyen var mı?
Evet, ben.
Güzel.
Hayır.
Clancy'nin bir tür radyasyon hastalığından mı mustarip olduğunu bilmiyorum...
ama bunu bir ihtimal olarak kabul etmemiz gerek.
Bu, demek oluyor ki bütün bölge etkilenmiş olabilir...
ve mağaraya yanımızda getirmediğimiz hiçbir şeyi yiyip içebileceğimizi sanmıyorum.
Baba, mağarada yanımızda sadece bir matara su vardı.
İki gün boyunca onunla nasıl hayatta kalacağız?
Mecburuz.
Bekle bir dakika.
Evet, fazla değil ama kalori var.
Mayday çağrısını başlat!
Bak bakalım Clancy'e başka bir battaniye bulabilecek misin Deb.
Burası K niner X zero niner, Mayday, Mayday.
Burası K niner X zero niner, Mayday, Mayday.
David.
Hadi, gitmeye hazırız.
Bana yardım eder misin Deb, lütfen?
Sadece ihtiyacın olanı al, David.
Ne kadar az ağırlık, o kadar iyi.
Bırak, buna ihtiyacımız yok.
Eğer yüksek dozda radyasyon varsa, filmde görünecektir.
Nasıl gösterecek?
Filmin üzerinde beyaz lekeler olur.
Baba!
Hadi gidelim buradan.
Pekala, burada dinlenelim.
Yavaşça.
Baba?
Hayır, sen iç tatlım.
Ben böyle iyiyim.
Onun için başka bir matara getirmeliydik.
Mağarada sadece bir mataramız vardı.
Zaten radyasyondan mustarip.
Radyasyonlu su içmek ona fazla zarar vermez.
Ona yarardan çok zarar verirdi.
Benim suyumu içebilir.
Öyle demek istemedim.
Hayır, istemediğini biliyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.