ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Selam, Char.
Bir tane daha çekeyim. Korkmuş görünüyorsun.
Tom.
Lütfen. Işık mükemmel. Sen de harika görünüyorsun.
Çiçekleri kaldır, biraz önüne gelsinler.
Güzel.
Hay aksi.
Dijital bir kamera alsana?
Gelişim de eğlencenin parçasıdır. Neredeydin? Geciktin.
Metro ağzına kadar doluydu.
- Taksi tutsaydın ya? - Sonunda öyle yaptım.
Müsaadenle.
- Çiçek güzelmiş. - Aranjman için aldım.
Duş almalıyım.
Afiyet olsun.
Gidilecek bir yer olmasa da süslenmek güzel, değil mi?
- Tom. - Hayatımız güzel, değil mi?
Düşünüyordum da...
...bu gece yine çocuk yapmayı deneyebiliriz.
Annem arıyor. Açmalıyım.
Hey.
Kusura bakma.
Bundan daha fazla içmemeliyim.
Tom, sana bir şey söylemeliyim.
Senden ayrılıyorum. Senden hiçbir şey istemiyorum.
Daha fazla dayanamayacağım.
Ciddi misin?
Anlamıyorum.
Bu senin için yeterli değil mi?
Sahip olduğun, sana verdiğim bunca şey?
Mesele asla para olmadı.
Başka biri mi var?
Başka biri yok. Yürümüyor işte.
İlişkimiz yürümüyor.
Yürüyor, ilişkimiz yürüyor!
Yarın sakinleştiğinde konuşalım.
Bana ihtiyacın olursa malikânede olacağım.
Selam, Ewan'a ulaştınız. Lütfen mesajınızı bırakın.
- Merhaba, Ewan burada mı? - Kusura bakmayın, öyle birini tanımıyorum.
Gitti mi?
Beş yıldır burada yaşıyorum.
- Daha dün buradaydık. - Sanmıyorum.
Çantanızı alabilir miyim?
Onunla nasıl tanıştın?
Bu dünyada tek başına olmak zorunda değilsin.
Bir baksana.
"Oltaya gelmek" lafını hiç duydun mu?
Kandırıldın, Charlotte.
Bazı insanların kalbi kötü.
Dinle.
Anlıyorum.
İlişkimizde zorluklar çekiyorduk. Yeterince yanında olamadım.
Hep işimle ilgileniyordum ama bu değişecek.
Kendimi değiştireceğim.
Ama seni kaybetmek istemiyorum.
Umarım bu durumu atlatabiliriz.
Nasıl kabul edersin?
Çünkü sen eşimsin.
Dediğim gibi, muhtemelen hata bende.
Çok özür dilerim.
İkimiz de hata yaptık.
Ama bunu duymak iyi geldi.
Zamana ihtiyacımız var.
Şimdilik boş odada kalacağım.
Seni seviyorum, Charlotte.
Bunu sorup durduğumu biliyorum ama beraber kaçalım lütfen.
Hadi kaçalım.
Sen kazandın.
Bu akşam.
- Ciddi misin? - Hadi, toplanmaya başla.
- Ne oldu? - Hayır, sadece...
Önce yapmam gereken bir iş var, özür dilerim.
Biliyordum.
Hayır, hayır. Özür dilerim. Aptalım ben.
Benim hatam. Ciddi olacağını düşünmemiştim.
Tabii ki ben de istiyorum.
Yarın yapalım.
Hadi ama, yapma bunu bana.
Dinle, bu benim için çok büyük bir adım.
Daha önce hiç böyle hissetmemiştim, bunu biliyorsun.
Ama kız kardeşime haber vermeliyim. Yoksa beni asla affetmez.
Özür dilerim, yakında her şeyi açıklayacağım.
Yarın.
Harrods'ın önünde, saat 10'da.
Bunu gerçekten yapıyoruz.
Evet, yapıyoruz.
Yarın.
Nasılsın tatlım?
Günaydın hanımlar. Ne alırsınız?
İki cin ve tonik lütfen, limon dilimiyle.
- İçkiler duble olsun. - Elbette.
Şimdi...
- Nereye gidecektin ki? - Ne?
Bizden başka ailen yok.
Tom ile geçinmek zor, biliyorum. Ama hâlâ seni seviyor.
Benim nasıl hissettiğim önemli mi? Uzun zamandır mutsuzum.
Hayır kurumu balolarında pek mutsuz görünmüyordun.
Yalnız hissediyordum.
Tom için her şeyimden vazgeçtim.
Şirket sahibinin eşi olmak da bir iş sayılır.
Yalnızlık çekeriz, hatta fedakârlıklar yapmamız gerekebilir.
Ama karşılığında ödülünü de alırız.
- Teşekkürler. - Buyurum
İç, daha iyi hissedersin.
Tom olmasaydı hayatın daha zor olurdu, orası kesin.
Sana sahip çıkacağım.
Çok özür dilerim.
Ne olduğunu anlamadım.
Seni yine ne zaman göreceğim?
Seni seviyorum, Charlotte.
İyi misin, tatlım?
Evet.
- Arayabileceğim biri var mı? - Hayır.
Selam, Ewan'a ulaştınız. Lütfen mesajınızı bırakın.
Her kimsen, benden uzak dur!
Bunu duyduğuma sevindim. Etrafımda gülen yüzler var.
Yakında yine görüşeceğiz. Teşekkürler, görüşmek üzere.
Birazdan kutlayalım, eşim gelmiş.
Hey.
- Tebrikler. - Sağ ol.
- Az önce annenle beraberdim. - Nasıl geçti?
Haftaya malikâneye gidip biraz orada kalmamızı tavsiye etti.
Harika.
- Biliyorum, işin var. - Hayır, gidebiliriz.
Buna ihtiyacımız var, değil mi?
- Orada daha güvende hissederim. - Güvende mi?
- Yine takip ediliyormuş gibi hissediyorum. - Üniversitede değilsin, Charlotte.
- Beni ciddiye almıyorsun tabii. - Hayır, haklısın.
Duyarsız davrandım, özür dilerim.
Belki hayal görüyorum ama öyle hissettirmiyor.
Dinle.
- Haklısın. - Ne? Pardon, neden bahsediyorsun?
Gerçeği bilmem gerekiyordu.
Sabah yoktun, bu yüzden telefonunu takip ettim.
Beni takip mi ettirdin?
- Annemin eski bir arkadaşı takip etti. - Şerefsiz!
Şerefsiz olan ben miyim?
Soğuk yapıp mesafeli davranan sendin. Aldatan ben olmalıydım asıl!
Dinle, özür dilerim.
Haklısın, bunu yapmamalıydım. Ama bilmem gerekiyordu.
- Bunu anlıyorsun, değil mi? - Evet.
- Gördüğüm adam kim peki? - Bilmiyorum.
Güzel kadınsın, Charlotte. İnsanlar sana hep bakıyor.
Özür dilerim.
Bugün eve erken geleceğim.
Belki akşam yemeği yer, hafta sonunu planlarız?
Evet.
Sizi yine görmek güzel.
Buraya bayılıyorum.
Çok huzurlu.
Stefan bu.
Av sezonu. Ben istedim.
Tabii ya.
- Bazen evin sana ait olduğunu unutuyorum. - Annemin eviymiş geliyor.
Babam vasiyetinde annem isterse burada kalabilir demiş.
Hep Isadora'nın eviymiş gibi gelecek.
Malikânenin hanımı olunca kendini farklı hissedeceksin.
Bu da ne?
Annem her baharda çiçek eker.
Çok güzel.
Evet, poz ver bakayım.
Yeni hatıralar edinelim.
Selfie çekelim hadi.
Peki.
Gülümse.
Harika.
Ne yapıyor?
Gözüm üstünde olacak.
- İnanılmaz görünüyorsun. - Sağ ol.
- İyi akşamlar. - İyi akşamlar.
Afiyet olsun.
Bu ne?
Charlotte!
Farkındayım.
- İnanabiliyor musun? - Bu harika bir şey!
- Emin misin? - Bu yaptığım 10'uncu test.
- Benden mi? - Evet, tabii ki.
İstersen kanıtlamak için test yaptırırım.
İyi gidiyoruz, değil mi?
Neredeyse her şeyi mahvettiğime inanamıyorum.
Ben de öyle.
Daha iyi olacağım.
Lütfen söyle.
Bana ait olduğunu söyle.
Ne yapıyorsun?
Her an dönebilir.
İyi misin?
Bayılacak gibiyim.
Char?
Ewan.
Neredeydin?
"Ewan Daniels kayıp ilanları"
"Londra'daki kayıp insanlar"
"Bu insanları gördünüz mü?"
"Daniel, cumartesinden beri kayıp. Ablası Rebecka onu arıyor."
Charlotte, iyi misin?
Özür dilerim. Seni uyandırmak istemedim.
Birazdan dönerim.
Ne yapıyorsun?
Bayılma ve hamilelik ile ilgili bakınıyordum.
No comments yet. Be the first to leave one.