ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Resident Alien'da daha önce.
Merhaba, hıyar.
Asta benim tarafımda. Buraya neden geldiğini öğreneceğiz.
Bana Harry hakkında bildiğin her şeyi anlatacaksın.
Onu tuzağa düşürdüm.
Bu karenin çıktısını aldım. Yolcu koltuğundaki bu adam
tüm soruşturmamızın anahtarı.
Penceremin dışındaki baykuş yüzünden pek uyuyamıyorum.
Evden biraz çıkmalısın.
- Mükemmel yeri biliyorum. - Yellowstone.
Grilerin Dünya'da ne yaptıklarını öğrenmeye çalışıyordum.
Ama cevap belki de bunca zamandır
Belediye Başkanı Çıktırıldım'ın ayağındaydı.
Evet.
Merhaba.
Tatlı kızım.
Merhaba. Benim tatlı kızım.
Merhaba.
Benim tatlı kızım.
Hayır. Hayır, on dakika daha. Lütfen.
Hayır. Geri dön, lütfen.
En azından bu sefer hatırlayayım.
Lütfen, izin verin hatırlayayım.
Üzgünüz, Kapalıyız
Asta'yı işlerine bulaştırmaya hakkın yoktu.
O uzaylının onu öldürmesine neden olabilirdin.
Aklından ne geçiyordu ki?
Midem bu kadar boşken aklımdan ne geçtiğini hatırlayamıyorum.
Biri ızgarayı açabilir mi? - O kendi sorunun.
Kendinden başka kimseyi düşünmüyorsun.
Bu doğru değil. Başka insanlar da pancake ister.
Hem gömlek ve ayakkabı giyiyorum ya.
Servis nerede?
Baba, evet.
Korkunçtu. Ama gitmeyi ben seçtim.
O iyi. Her zamanki gibi arkasını kolladım.
Bizi on iki yaşında bir oğlan kurtardı.
Hikayeyi önce ben anlatırsam, hayır.
Joseph onları az kalsın öldürecekti diye
neden bozulduklarını anlamıyorum.
Her varlık hayatta kalmak için savaşmalıdır.
Güveneler kamuflajla avcılardan saklanır.
Kaktüsler diken çıkarır. İnsanlar da istisna değil.
Etraflarının onlardan büyük güçlerce çevrili olduğunu
unutuyorlar. Kurtuluşun asla garantisi yoktur.
Gitmeliyim. Ben ve boş midemin gidip
bir belediye başkanının, antidepresanlarının
cinsel güdülerini nasıl mahvettiğinden şikayet etmesini
dinlemek zorundayız.
Bence terapilerin gizli kalması gerekir.
Ayrıca arsız. - Bir belediye başkanı dedim.
Başka bir kasabanın Şerif Mike'ın dikkatini çekmek için
ıslık çalmasından nefret eden başka bir belediye başkanı.
O başka bir belediye başkanı terapiyi iptal etti
çünkü ailece Yellowstone'a tatile gidiyorlar.
Yellowstone. Yellowstone!
Tamam. Parmak izinden eşleşme çıkmadığı için
elimizdekilere geri dönmek zorundayız.
Şimdi, söyle, ne görüyorsun, Şerif Yardımcısı?
Öldüğü gün araba kullanan Peter Back'ı
ve yanındaki ekose gömlekli gizemli adamı.
Tamam. Seni yeni failimizle tanıştırayım.
Bak nasıl dimdik, hazır oturuyor.
Bu neyi işaret eder? Sana bir ipucu vereyim. "P" ile başlıyor.
- Askeri personel. - Pandomim.
O ikinci tercihimdi.
Pandomim hak ettiği değeri görmeyen bir fiziksel disiplindir.
Kıpırdamadan otururlarken bile duruşları faaldir.
Ve geldiklerini hiç duymazsın bile.
Bir katil pandomimciye bakıyor olabiliriz.
Veya biraz daha gerçekçi ve yaratıcı düşünürsek
ya ordudansa ama hizmet edeli çok olmuşsa?
Bu, askeri arşivlerdeki yığılma nedeniyle
parmak izinden eşleşme çıkmamasını açıklar.
Bak, bu doğru. Ama küçük bir sorun var.
Orduda hiç pandomimci yok. Onlar konuşmaz da anlatmaz da.
Şansımızı deneyelim. İçeriden birine ulaşmalıyız.
Askeri bağlantılarımızı denemek ister misiniz?
Hayır çünkü iz bırakmak istemiyorum.
Joseph ordudaydı. Ona araştırtabiliriz
ama bugün işe gelmedi.
Dedektif Torres'le konuşalım. Olup olabilecek
her üç harfli kurumla bağlantıları var.
İyi deneme, Şerif Yardımcısı. Bir telefon açıp
bizi oyuna getirip barıştıracağını mı sanıyorsun?
Hiç şansın yok.
Çalıyor.
Sesli mesaj. Merhaba, Dedektif.
Ben Patience Şerif Yardımcısı Baker.
İzini sürmeye çalıştığımız bir parmak izini
saptamamıza yardım eder misiniz diyecektik.
Parmak izi teşhis sisteminde şansımız yaver gitmedi.
Biz derken tabii beni kastediyorum.
Kesinlikle şerifi değil çünkü onun kendi hayatı var
ve çok azgın.
Çok mutlu. Mutlu demek istedim. Peki, o zaman.
Beni arayın.
Diğer elinizle yazmayı hiç denediniz mi?
Merhaba, Şerif.
Teslim olmaya geldim.
Ne de olsa dün gece birkaç kanunu çiğnedim.
Tamam.
- Yüce Tanrım. - Tamam.
Şimdi, Mike,
bir zahmet annemle tanışmanı istiyorum.
Bu April. - Merhaba.
Çok seksi değil mi ama?
Şu kalçaya bak. Göster onlara kalçanı.
Herkes bizi kardeş zannediyor.
Evet. İnsanlar benden on dört yaş büyük olduğunu duyunca
şaşırıp kalıyor. - Kesin öyledir.
Hakkında çok şey duydum, Şerif.
Kızım bana her şeyi anlatır.
Her şeyi. - Her şeyi.
- İğrenç. - Şimdi, Mikey,
seni hafta sonunda doğum günü yemeğime
davet etmek istedim. Çok özel artı birim de gelirse
çok daha eğlenceli olur.
Bu hafta sonu hani şu diğer şey yok muydu?
Hayır, yoktu.
Yemekte başlık parasını konuşuruz.
Otoparktan çıkarırsan parasını ödemek zorundasın.
Baharatlı margarita.
Baharatlı "anna-rita". - Evet. Tamam.
- Tamam. Beni ararsın. - Evet.
Cumartesi gecesi bir partiye gitmek ister misin?
Hayır. İstemem.
Tamam.
Gitmeliyiz. Eşyalarının geri kalanını sırt çantana koy, olur mu?
Kış vakti neden Yellowstone'a gidiyoruz? Orası buz gibi.
Kış, bir yerlere gitmek için en iyi zamandır.
Mevsimsel depresyon intihar oranlarını artırdığı için
az kişi seyahat eder. Tüm park sadece bize kalacak.
Harika olacak. Kafanı temizlemen, masaj yaptırman,
dinlenmen için bir fırsat. Taze bir başlangıç.
Merhaba, Doktor Vanderspeigle.
Yellowstone'a seyahat edeceğinizi duydum.
Size katılacağım.
Bu aslında bir aile tatiliydi.
Evet.
Aile. Bir zamanlar ailem vardı.
İki sevgi dolu ebeveyn. Sarı taşlarla oynamam için
beni Yellowstone'a götüreceklerine söz vermişlerdi.
Orada şeyde olduğumuzu hayal etmiştim,
doğada mı desem?
Ama sonra yola çıkmamız gereken gün öldüler.
Hikaye böyle. Öldüler. Hazindi.
İkisi de öldü. - Evet. Evet, bu çok hazin.
Evet.
Belki ne olur, ne olmaz, yanımızda bir doktor götürmeliyiz.
Bence Yellowstone'da da doktorlar vardır.
Ya oraya giderken trafik kazası geçirirseniz?
İkiniz de çarpışmada ölürsünüz ve Max yalnız kalır.
Aç biilaç. Annesiyle babasının ölü etini yemek zorunda kalır.
Orada olursam
beni yiyebilir.
Doktor olmanın bu durumla alakasını pek anlayamıyorum.
Biliyor musun? Sorun değil. Bizimle gelebilirsin.
Evet. Evet.
Ben'in uzaylılarca kaçırılması
besbelli onu Yellowstone'daki bir şeye yönlendiriyor.
Ve ne olduğunu keşfetmek için orada olacağım.
Ön koltuk benim!
Yellowstone Oteli. Lütfen, bekleyin.
Güzel. Çok hoş.
Evet, kesinlikle her Law and Order bölümünden
kafadan alıntı yapan Harry'le seyahat etmekten
çok daha dinlendirici. - Evet.
Tamam. Yalnızız. Şimdi, neden geldiğini söyleyebilirsin.
Daha bitirmedim. Sonra Lenny Briscoe "Hayat kısa." der.
Çünkü kendisi kısa. Bir de öldü tabii. O kısmı unuttum.
Haydi, bana borçlusun.
Gelmene izin vermeleri için onları ikna ettim.
Tamam. Neden burada olduğumu söyleyeceğim.
Babanı Grilerin gizli karargahına kadar izlemek için.
Bu
Karton rakunla eğlenmek için.
Rakun mu?
Burada, Yellowstone'daki binlerce gayzere
ve sıcak su kaynağına güç veren ne?
Ayaklarınızın altındaki volkanik magma odası.
Aman. Sıcak!
Geldiğime değdi.
İnternette sizin şu sıcak taş masajınızı okudum.
Buradan randevu alabilir miyim?
Çok üzgünüm. Masaj stüdyomuz kapalı.
Ne? Hayır. Hayır. İnternet sitesinde okudum.
Yıl boyunca açık yazıyordu. - Öyle.
Ama bir kar fırtınası oldu ve masaj terapistimiz
otele inemiyor. Kar küreyicinin oraya ulaşması zaman alacak.
Kar küreyicinin manikürcünüz için durumu nedir?
Şanslısınız. Manikürleri ben yapıyorum.
Küpeli. Biliyor musun? Aslında galiba zaten eldiven takacağım.
Yukarıda görüşürüz, tatlım.
- Görmek ister misiniz? - Bu gerçekten güzel.
Tırnağı o şekilde nasıl deliyorsunuz?
- İyi misin? - Evet.
Yan taraftaki ağlayan bebek beni uyandırdı.
Sen de duydun mu?
Hayır. Sanmıyorum.
No comments yet. Be the first to leave one.