I Know What You Did Last Summer

I Know What You Did Last Summer

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

I Know What You Did Last Summer 1997 UHD BluRay 2160p TrueHD Atmos 7 1 DV HEVC REMUX-FraMeSToR
കമന്ററി എഴുതിയത് 1see0ne
Netflix altyazısıdır. Süre: 01:40:52 - https://linktr.ee/darkdefender

ടാഗുകൾ

bluray
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2024-06-15
ഡൗൺലോഡുകൾ: 95
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No
FPS: 23.976

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

4 TEMMUZ MAVRUSGİL BALIĞI FESTİVALİ

Bugüne kadar yarışmaya aldığımız en güzel kızlar bunlar.

Size söylüyorum.

Altı finalistimizi sahneye çağırıyoruz.

Dışarı gelin kızlar.

FİNALİSTLER

İşte geldiler.

Daha tatlı olamazlar, değil mi?

Sizinle gurur duyuyoruz.

Çok çalıştınız. Aileniz de çok çalıştı.

Sizinle çok gurur duyuyoruz.

Tanrım, şuna bak. Sanki bunun için dünyaya gelmiş.

Göğüslerinin böyle büyük olduğunu bilmiyordum.

Büyütmek için egzersiz yapıyor.

Beyler, hop. Cinsiyetçilikten bezdim burada.

Yorumlamayı kesin.

"Azize Teresa adına, bulunduğunuz topluma

ve genel olarak da dünyaya ne katkınız olacak?"

Pekâlâ, Bob. Yaz bitince, New York'ta

aktris olmayı düşünüyorum.

Dünyayı sanatımla etkileyip

ülkeme hizmet edeceğim.

Sen mi öğrettin ona bunları?

İyi gidiyor!

Yuttular. Bak. İnanılmaz.

Ve bu yılın kraliçesi:

Bayan Helen Shivers!

Evet, bebeğim! Evet!

İşte bu benim kızım!

O benim kız arkadaşım!

Evet, bebeğim!

Bebeğim! Evet!

İSTİRİDYE BARI

- Saçım nasıl? - Fırtınaya dayanıklı.

Hey! Saçlar çok önemlidir. Bunu asla unutma.

Bunu bir avukat olunca da unutma.

Profesyonel kadınlar her şey beyinle ilgili sanırlar

ve görünüşü unuturlar.

Görünüştür önemli olan. Anladım.

- Benimle geliyor musun? - Hayır. Anneme geç geleceğimi söyle.

Kraliçe havaya mı atılacak?

- Şaka yapan bir ukala. - Kıçımı ye.

Julie, bu burasının ikramıdır.

Sağ ol Max ama

o boğazımdan geçmiyor.

Sen şehri terk etmeden benimle çıkmaya ne dersin?

"Veda" gibisinden.

Olmaz Max.

Eskiden beri arkadaşız. Hoşça kal demeden gidemezsin.

- Öyle mi? - Öyle.

Sağlımıza

içelim.

Geçen yazın

gençlik heyecanlarına.

Birisinin kafası güzel olmuş.

Balık yemi, ikile.

Sakin olun!

- Barry, sadece arkadaş onlar! - Şerefsiz!

Hadi, bitti artık.

Ray. Sadece kızına göz kulak oluyordum!

Sağ ol dostum. Yeter.

Evet. Hey.

Dawson Plajı'na gidelim. Kısa bir yolculuk.

Hoşça kal.

Oğlanla kız yiyişiyorlarmış

ve radyoda dinlediklerine göre

bir eli kanca olan bir katil

akıl hastanesinden kaçmış.

Yanlış anlatıyorsun.

Sus. Kız çok korkmuştu.

Kız eve gitmek istiyor.

Oğlan da çok korkuyor ve kaçıyor.

Hayır. Öyle olmamış.

Oğlan yardım bulmaya gidiyor ve kız arabada kalıyor.

- Kız bir gıcırtı duyuyor… - Gıcırtı değil.

Bir damlama sesi. Damlama sesi.

Hayır, oğlan ağaçta asılıydı.

Ayakları arabanın tavanına sürtünüyor.

Hayır, başı kesilmiş

ve kanı arabaya damlıyor.

Damlıyor, damlıyor.

Başı kesilmemiş, kancayla asılmış.

- Ben böyle duydum. - Hepiniz yanlışsın.

Kızın evine gittiler

ve arabanın kapısında kanlı kanca buldular.

Bu gerçek hikâye.

- Gerçekten böyle olmuş. - Hey.

Bunlar gerçek değil. Palavra hepsi.

- Hayır. Gerçek. - Sanmıyorum Ray.

- Yemin ederim. - Yapma!

Kızların evlilik öncesi seksten korunması için uydurulmuş bunlar.

Tatlım,

bilirsin zekândan korkarım

ama bu bir şehir efsanesi. Amerikan folkloru…

Ve gerçek olaylardan esinleniyorlar.

Yani, o tarihte

Işığa Yön Vermek ile olan iki yıllık antlaşmam bitmiş olacak.

Bu arada senin de Steelers'la antlaşman sona eriyor.

- Cowboys. - Her neyse.

O zaman Avrupa'ya gideriz

ya da Caymanlar'a.

Her neresiyse…

Orada üç çocuğumuzun ilkine

hamile bırakırsın beni.

Rehabilitasyona girmeden önce.

Sonra

sonsuza kadar mutlu yaşarız.

Vesaire, vesaire, vesaire.

Ray?

Nereye gittin?

Kancalayacağım seni!

Buna inanıyor musun gerçekten?

- Gerçek bu! - Kanca cinsel bir semboldür.

- Öyle mi? - İğdiş edilmek.

- Seni özleyeceğim. - Mecbur değilsin.

Her an Boston'dan kurtulup benimle New York'a gelebilirsin.

Her zaman kafelerde oturup

bilgisayarla oyalanamayız.

- Yer yok. - Senin gibi kimse anlamıyor beni.

- Izdırabını anlıyorum. - Aynen.

Bundan nefret ediyorum. Nefret ediyorum.

Gidip kafası kazınmış, siyah giyen, dövmeli,

vücudu halkalı bir felsefe öğrencisiyle beraber olacaksın.

Kulağa hoş geliyor.

- Seni tekrar göremeyeceğim. - Hey.

Lise arkadaşlıkları

diğer arkadaşlıklardan daha başarılı olur.

Öyle mi? Kim söylemiş bunu?

Emin misin?

- Ellerini cebimden çıkar. - Anahtarları ver.

Kimin arabası bu? Ben arabamı kimseye vermem.

Biliyorum ama artık Kraliçe evine gitmeli.

Teşekkür ederim!

- Selamlar. - Şu lanet anahtarlarımı verin.

- Sarhoş olmuşsun. - Sarhoş değilim ben.

Benimle arkada git. Bir şeyler yapmana izin veririm.

- Söz mü? - Arabamı kimseye vermem.

- Anlaşıldı mı? - Net. Bin arabaya.

Tanrım!

Asla süremezsin. Biliyorsun değil mi?

- Tanrım! - "Alkolik" diyebilir misin?

Bu saçmalık da ne demek oluyor?

- Hey, yapma! - Pislik!

- Neyin var senin? - Dikkat et!

- Neydi o? - Bilmem.

Herkes iyi mi?

- Evet. - Bir hayvandı sanırım.

Tanrım, kan akıyor.

- Benden değil. - Bir köpek falan olmalı.

Tanrım, arabam!

Pislik! Önünü göremiyor musun?

Aniden çıktı. Görmedim!

- Köpek yapamaz bunu. - Belki bir geyiktir.

- Şişeni düşürdün. Ben de… - Babam kıçımı tekmeleyecek.

- Bir kazaydı. Bırak onu! - Nerede?

Geyiktiyse, nerede şimdi?

- Kaçtı belki. - Umarım.

- Umarım öldürmedik. - Boş ver! Gidelim.

Aman tanrım!

- Olamaz. - Aman tanrım!

Sandım ki…

Görmedim onu.

Hayır! Olamaz!

Aman tanrım, olamaz bu!

- Şu tarafa bak. - Evet.

Hadi.

Göremedim! Yemin ederim!

- Ölmüş mü? - Bilmiyorum.

- Nabzına bak. - Hayatta olmaz!

- Ona sen çarptın! - Yap hadi!

Ölmüş sanırım.

Kahretsin! Lanet olsun!

Kim acaba?

Anlaşılmıyor.

- Yüzü dağılmış. - Ne yapıyordu burada?

Polisi arayıp, bir ambulans çağırmalıyız.

Acelen ne?

Adam ölü.

Sen doktor değilsin. O kararı veremezsin.

Beynini kullan Julie.

- Polis çağırırsak yanarız. - Bir kazaydı ama.

Biraz düşünelim.

Neyini düşüneceğiz?

Gece yarısı yolumuza çıktı.

Kazaydı. Sarhoş değildin, hız yoktu.

- Arabanın her yeri içki. - Sarhoş değilsin.

Benim kullandığıma inanmazlar!

Araba benim. Beni suçlarlar.

- Bu doğru değil. - Dalga mı geçiyorsun?

Bak bana. Sarhoşum.

- Ayvayı yedim! - Polisi arayalım.

Doğruyu söyleyelim. Bize inanırlar.

Bu adam öldürmektir.

Her şekilde ayvayı yedik.

- O zaman kaçalım. - Olmaz. Deli misin?

Ön kaput çöktü ve kanlandı.

Temizleriz. Hadi.

Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu? Polise gideceğiz!

Seni dinleyecek vaktimiz yok!

Anlıyor musun? Hızlı hareket etmeliyiz!

More Turkish subtitles for I Know What You Did Last Summer

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left