Take the 10

Take the 10

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

Take the 10 720p WEB-DL
കമന്ററി എഴുതിയത് Spectral

ടാഗുകൾ

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
720p
720
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2017-01-21
ഡൗൺലോഡുകൾ: 33
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

NETFLIX SUNAR

NETFLIX ORİJİNAL FİLMİ

-Brown Bunnyy'i izledin mi? -Hayır.

O nedir?

Chloë Sevigny ile Vincent Gallo'nun filmi.

Ve filmde Chloë Sevigny, Vincent Gallo'ya beş dakika boyunca sakso çekiyor.

-Üstelik adamın penisi görünüyor. -Resmen pornografi.

17 TEMMUZ, CUMARTESİ 13:38

Hayır, değil. Bu oyunculuk. Sana beş dakika oral seks

yapacağımı söyleyen bir senaryo yazsan bunu yapardım.

Neden? Çünkü para veriyorsun.

Altı ya da dört dakika yapmazdım.

Metod aktörü olurdum

ve penisini Daniel Day-Lewis gibi beş dakika ağzıma alırdım.

Bu, beni eşcinsel mi yapar?

Hayır, gerçekten iyi bir aktör yapar.

Peki bu durumda neden bana oral seks yapman için ben sana para ödüyorum?

-Sen oral seks yapmayı mı tercih edersin? -Kimseye yapmak istemem.

O zaman senaryoya bunu koymamalıydın.

Danny, ne diyeceğini biliyorum. Sorun yok. Paranı getireceğim. Merak etme.

Ne? Neden 800?

Neden bahsettiğini bilmiyorum, dostum!

Tamam, polisi ara. Artık umurumda değil.

Hepsi sensin! Hoşça kal!

-Ne oldu? -Boku yedim.

"Boku yedim. Benim için üzül."

Bazen dram yaratmayı seviyorsun.

Kahretsin!

-Frene bas! Fren yap! -Fren yap!

1997 MODEL TOYOTA COROLLA

112.000 kilometrede ama çok iyi durumda.

AYNI GÜN DAHA ÖNCE

Evet. Bagajın otomatik mandalı var.

Ön tarafta.

Evet. Ayrıca bagaj çok geniş.

13 14

Çok büyük. Oturma odası gibi. İki kişilik kanepe bile sığar.

Hayır.

Hayır, pek değil. Hayır.

Orada görüşürüz, Carlo. Teşekkürler.

Tamam.

Tamam. Hoşça kal.

Evet!

Yolda Dil Öğrenme'ye hoş geldiniz.

Bu, Portekizce 101 dersi.

Bu derste sık kullanılan selamlaşmaları öğreneceksiniz.

"Merhaba" için "oi" kelimesi kullanılır.

"Por favor" ise "lütfen" demektir.

Doğru. R'leri yuvarlamayı unutmayın.

-"Obrigado" ise "teşekkürler" demektir. -Gidelim!

Çalıştır arabayı! Gidelim!

Tamam. Hey, kapıyı çarpma. Kapıyı...

Ne dinliyorsun böyle?

-Portekizce öğreniyorum. -Bunu değiştirmeliyim.

-Bunun nesi var? -Yapma.

Bu neden çalışmıyor?

Arabayı kurcalama.

Bu eski model bir otomobil ve içinde dikkatli davranmalısın.

Tamam mı? Sen ne zaman sigaraya başladın?

Bir şeyleri değiştirmem gerekiyordu. Bu olmasaydı Scientology'ye girecektim.

Denizci üniforması da giyemiyorum. Yüzümü şiş gösteriyor.

Arabayı az önce sattım. Bu yüzden iyi bakacağız. Sigara içmek de yok.

Benim kasama 30 dakika bakabilir misin? Saat 10.30'da adamla buluşacağım.

Hangi adamla?

Carlo. Craigslist'ten. Bu sabah aradı.

Arabayı satın almak istiyor. Şahane bir hikayesi var.

Ülkeye yeni gelmiş...

-Arabanı bana danışmadan mı sattın? -Beni dinliyor musun sen?

-Bu çok bencilce. -Kasama bakabilir misin?

Arabanı satarsan Rock the Bells'e nasıl gideceğiz?

Konsere gidemem ben. Carlo'yla buluşacağımı söyledim.

Sonra iki kat çalışıp, eve gideceğim.

-Toplanacağım. Bugünüm dolu. -Biletleri nasıl buldum, biliyor musun?

Kardeşinin sahte biletleriyle konsere gitmeyeceğim.

Biletleri sat ve arabanı hacizden al, dostum.

-Büyü artık. Kendine gel. -Peki.

Peki neden toplanıyorsun?

Brezilya. Brezilya'ya gidiyorum. Hatırlıyorsun, değil mi?

Sabahın köründe Brezilya muhabbeti mi yapacağız?

-Hayır... -Pekala. Yapalım.

Biletini aldın mı?

Hayır, henüz değil ama alacağım.

Evet, ben de öyle düşünmüştüm. Konsere gidiyoruz.

Hayır. Konsere gitmiyoruz.

Çünkü bu arabayı satar satmaz, o parayla bilet alacağım.

Bu sefer ciddiyim. Beni vazgeçiremeyeceksin.

Sen... Hala benimle geliyorsun, değil mi?

Evet, bir milyonuncu kez, evet. Seninle geliyorum, tamam mı?

İyi.

O zaman olumsuz konuşup durma.

-Tamam mı? -Olumsuz değilim.

Sadece son dört yıldır her hafta Brezilya'dan bahsettin.

Yalancı çobanın kurt diye bağırması ve kurtla tüm arkadaşları tarafından

-tecavüze uğraması gibi. -Bir kelime daha duymak istemiyorum.

Şu başka kıtaya taşınma konusunun üzerinden hızla bir geçebilir miyiz?

Yani ben varım ama sonsuza kadar pişman olmayacağımızdan emin olmak istiyorum.

İyi fikir.

Pekala.

Brezilya'ya taşındığımızda böyle emekli olmayı planlıyorum.

-Onu sarıp içecek misin? -Ne? Hayır.

-Burnuna mı çekeceksin? -Nasıl...

-Sen delisin. Ben varım gerçi. -Hayır. Bu guayusa.

-Anlamadım. -Amazon'da yetişen süper bir ot.

Kafein ve doğal antioksidanlar içeriyor.

Aylardır bunu araştırıyorum, dostum.

Bu tek şişeyi üretip göndermek

-ne kadara patlıyor biliyor musun? -Dört dolar 79 sent mi?

75 sent.

Ve burada dört dolar 79 sente satıyorlar.

Şöyle insanlar için.

Bu şirketler şişe başına üç dolar kar ediyor.

Boş zamanlarında şişelenmiş içecekleri mi

araştırıyorsun, Chester?

-Bu tuhaf. -Kes sesini. Bu garip değil.

Gelecek guayusada.

-Öyle telaffuz etmeyi bırakır mısın? -Nasıl?

-Guayusa diye. -Guayusa.

-Guayusa. -Guayusa.

-Guayusa. -Ben de guayusa diyorum.

Peki. Yani Brezilya'ya gittiğimizde

planın guayusa kullanarak doğal bir enerji içeceği üretmek

ve bunu ABD'deki marketlere satmak, öyle mi?

Dahice, değil mi?

Bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama planın inanılmaz derecede aptalca.

Bu bir şey ifade ediyor mu?

Kafan alıyor mu yoksa...

Unut bu işi. Sen yoksun. Asgari ücretle çalış sen.

Sana neden işe yaramayacağını anlatayım. Brezilya'ya

gittiğimizde işimiz olmayacak ve para kazanamayacağız.

Kimseyi tanımıyor olacağız, sosyal hayatımız olmayacak.

Seks için prezervatif kullanacağız. Yani geri çekme yöntemini uygulayamayacağız.

Kusura bakmayın.

-Özür dilerim. Buyrun. -Sorun değil.

Orada ertesi gün hapı yasal mı?

Pekala, sesini biraz kısabilir misin?

-Müşteri var... -Orası Katolik bir ülke. Düşünsene.

Brezilyalı güzel bir hatunu düdüklüyorum.

Tamamen içindeyim ve prezervatif gidiyor.

-Burada bebek var. -Eczaneye gidip ilacı alabilir miyim

yoksa holistik bir şekilde halletmek için lisanssız

-bir doktora mı gitmem gerekecek? -Seni tanımıyorum. Hoşça kal.

-Ben seni tanıyorum. -Hayır.

Ben zor soruları soruyorum, Chester. Sen de sormalısın.

Seni tanımıyorum.

Geleceğin çok parlak, Chris.

Teşekkürler. Biliyorum.

Chris. Dostum.

Olanları duydum. Bak, beni dinle.

Bu omuz senin için ayrıldı.

Ağlamaya ihtiyacın varsa hiç çekinme...

Neden bahsediyorsun?

Dostum, herkes Brooke'un seni nasıl terk ettiğini anlatıyor.

Bak, beni dinle.

Senin çıktığın bir kızla takılmayı umursamam.

Aslında böyle olmasını tercih ederim.

Sanki kıza onay damganı basmışsın gibi.

Sabahın köründe bundan mı bahsedeceksin, Greg?

Büyükannemin bunaklığını da konuşalım istersen?

Kahrolası Greg ve içecekleri.

Seninle ya da sensiz gidiyorum. Buradan nefret ediyorum.

Zengin insanlar beni yargılıyor.

Greg ve aptal Cool Runnings şapkası.

Brezilya'da böyle konserler olmayacak.

-Brezilya'da böyle konserler olacak. -Rock the Bells gelecek mi?

Hayır ama belli ki Jorge Ben Jor'un funk müziğini

duymamışsın.

Irkçı gibi görünmek istemem ama bu müzik beni öldürüyor.

Neden? Bu harika bir müzik. Brezilyalı kadınların dansını görmedin mi?

Evet. "Brezilyalı", "sarhoş" ve "amatör"den sonra

en sevdiğim porno arama kelimem.

Amatörlerin olayı ne bilmiyorum ama ben seviyorum. Bence daha gerçekçi.

-Bana bir şey satacaksan şerefinle yap. -Yüzde yüz.

Porno tercihleri ve salsa müziği eşliğinde

samba hakkında konuşmak için çok vaktimiz var.

IE'de, dostum. Orası üç saatlik mesafe.

Lütfen, buna ihtiyacım var.

Konserden sonra toplanırım

ve sabah ilk uçakla gideriz.

-Hadi. Gerçek bilet bile alırım. -Konserden önce toplanırsın

ve yarın sabah ilk uçakla gideriz. Tamam mı?

-Sözüm şerefimdir. -Pekala.

-Hey sen. Danny seni görmek istiyor. -Neden?

Bölge müdürü uğrayacak diye gergin sadece.

-Kahretsin. Teşekkürler. -Şuna bak.

Bak: "Harbiden mi? İki VIP bilet

üç yüz papel, kalabalıktan uzka."

"Uzak" demek istemiş.

Vücudunu seksüel olarak iyileştirirsem bana 300 dolar öder miydin?

Kimse ödemez.

Gir

Brooke beni görmek istediğinizi söyledi.

Gel, içeri gel.

Kahrolası bir ucube gibi kapıda durma.

İçeri gel. Kapıyı kapat. Seninle konuşmak istediğim bir şey var.

Birkaç ay önce kamyonlarımızdan birinden çalınan

mallarla ilgili olayı hatırlıyor musun?

Kamyon mu? Ben... Neden bahsettiğinizi bilmiyorum.

Öğrenemeyeceğimi sanmıştın, öyle değil mi?

Sırtında bir kambur taşıyorsun.

O pislik arkadaşın Chris yok mu?

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left