ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Güzel ve Çirkin
Yazan ve yöneten Jean Cocteau
- Hazır. - Perde.
Güzel ve Çirkin. Çekim bir.
Kes. Bir dakika.
Çocuklar anlattıklarımıza inanırlar. Bizlere olan güvenleri hep tamdır.
Bahçeden koparılmış bir gülün bir aileyi...
kavgaya sokacağına inanırlar.
Vahşi bir hayvanın kurbanını katlederken...
ellerinin tüteceğine inanırlar.
Ve odur ki, genç bir kızın evinde yaşamaya başlaması...
bu vahşinin utanmasına neden olacaktır.
Bunun gibi başka başka binlerce sıradan şeylere inanırlar.
Sizden bir parça çocuk saflığında olmanızı istiyorum,
ve bize şans getirmesi için,
çocukluğun gerçek sihirli sözlerinden söyleyeyim: 'Açıl susam açıl'
"Bir varmış, bir yokmuş..."
Oh şu kız!
Nasıl olduğunu biliyorsun. Haylaz.
Kötü!
Sahtekar! Ayağın çizgiyi geçiyor.
Elbisem!
- Sorun nedir? - Odaya ok atıyorlar.
Sizi hayvanlar! Gözümüzü çıkarabilirdiniz!
- Belle iyi mi? - Hep Belle.
Belle'nin canı cehenneme!
Neredeyse Cabriole'yi öldürdünüz.
İşte oradalar.
Belle, yerleri ovala. Düşeslere geç kalacağız.
- Katiller! - Kız kardeşlerim birer cadaloz.
- İçki içmek, kız peşinde koşmak, kumarda hile yapmak... - Tek düşündükleri bunlar.
Fakirsen, evde kalır, çamaşır yıkar ve çatak bıçak parlatırsın.
Bu cadılar kendilerini prenses sanıyorlar.
ve herkesin yüzlerine güldüğünü de hiç fark etmiyorlar.
- Cevabını ver şunun. - Onu tatmin etmeyeceğim.
Ne de güzel yaratıklar!
Acele edelim biraz, yoksa konseri kaçıracağız.
Ne büyülüyeci! Ne kutsal!
Avanaklar!
Uşaklar!
İnanılmaz!
Uyuman için mi sana para veriyoruz?
Hiç böyle bir rezalet görmemiştim!
Bu sandalyeler!
Bu sandalyeler pis!
Uşaklar!
Acele et!
Haydi, gidiyoruz!
Merdivenin altında yok!
Ayyaşlar, ayakta uyuyorsunuz!
Şu sarhoş nerede olduğunu bile bilmiyor.
İşe yaramaz herif!
İçki içiyorlardı!
Haydi, uşaklar!
Şeytan üzerinize hayvan gübresi sıçratsın.
Belle,
Sen bir hizmetçi olmak için doğmamışsın.
Bu döşeme bile sana ayna olabilmek için can atıyor.
Gece gündüz kız kardeşlerine kölelik etmeyi bırakmalısın artık.
Eğer babamızın kayığı fırtınada kaybolmasaydı,
belki o zaman ben de onlar gibi eğlenebilirdim.
Lakin biz mahvolmuşuz Avenant, çalışmalıyım.
Kız kardeşlerin neden çalışmıyorlar?
Kız kardeşlerim çok güzeller.
Bembeyaz elleri var.
Belle,
Sen hepsinden güzelsin!
Ellerine bak.
Avenant, elimi bırak.
Lütfen git. İşimi bitirmeliyim.
Seni seviyorum.
Evlen benimle.
Hayır, Avenant. Yine bundan bahsetmemelisin.
Yararı yok.
Benden hoşlanmıyorsun.
Konu bu değil, Avenant.
Öyleyse, ne o zaman?
Bir kız olarak, babamın evinde kalmalıyım.
Seni bu aptal hayattan çekip kurtaracağım.
Bırak beni!
Çek ellerini kızın üzerinden! Mor bir göz ister misin?
Önemli değil, Ludovic. O'nunla evlenmemi istiyordu.
- Sen ne dedin? - Kız kardeşin benimle evelenmek istemiyor.
Ben hergelenin tekiyim, ve bundan gurur duyuyorum,
ama senin biriyle evlenmene katlanamam.
Bu sana bir uyarı!
Şimdi toz ol, seni serseri!
Avenant, sen delisin!
İçeri girin, beyler.
Ben güzel haberleri veriyorken, kendinizi evinizde hissedin.
Babam!
Görmesin.
Kızlarım dışarıda. Yüksek sosyete tarafından şımartılmaktalar.
Onları bekleyemem. Haberi hemen vermeliyim.
Buraya gel, Belle.
Gel, Ludovic.
Siz de buyurun, Avenant.
Bu beyefendiler sizin kabahatinizi affedecek,
buradaki savcılar hakkımdaki tüm davaları erteleyerek...
bana büyük bir iyilik yaptılar bile.
Zengin olacağız!
Gemilerimden biri yüküyle birlikte limana vardı.
- Avenant bunu biliyordu! - Ludovic!
Belle'yle bu yüzden evlenmek istiyordu.
Hala fakir olduğumuzda da benimle evlenmek istemişti.
- Beni terk mi edeceksin? - Hayır baba, seni hiç terketmeyeceğim.
Düşesin misafir kabul etmediğini söylediler,
ama biz müziği ve kahkahaları duyabiliyorduk.
Tebrikler, baba! İşte aptallığının meyvelerini toplamaya başladık.
Kendinle övünmelisin!
Kızlarını aşağılayıp kapıları yüzlerine kapatsınlar,
sen elalemi içkiye davet et!
- Canlarım! - Şu düşes çok akıllı bir kadın.
Utancımdan ölebilirim!
Gel, Adelaide. Bırak onlar kötü kaderimize içsinler.
Baba!
Bu şeytanlar küserse küssün. Fazla sürmez barışırız.
Yarın limana gidip, sorunlarımı çözeceğim.
Onlar bir dükle, bir prensle evlenecekler!
Beyler!
Dönerken bize simli elbiseler getir.
Mücevherler, yelpazeler ve devekuşu tüyü!
Bütün kasabanın kıskançlıktan çatlamasını istiyorum.
Maymun! Bir maymun isterim.
Bir papağan.
Sana ne getireyim, Belle?
Baba, bana bir gül getir.
Etrafta hiç yok.
Eğer parayı bu gece ödemezsem, beni hapse atacaklar.
Tefeciler kurnazdır. O'na tüm hikayeyi anlattım.
Biraz pohpohla. İşte geliyor.
Bu çok büyük para.
Biliyorsun, limdandaki kaybolan gemi yüzünden.
Babam döner dönmez sana geri ödeyeceğim.
Yasayı biliyorsun: Ödeyemezsen, babana dava açabilirim.
Eğer baban ödeyemezse, mobilyalarını alırım.
İmzala. Ne kaybedersin?
Ne yapabilirim, efendim?
Son gelen gemiden hiçbir şey kalmamışsa, ne olacak benim halim?
Limandaki alacaklıların, şehirdekilerden hızlı çıktı. Dava et onları.
Şehirde otelde kalacak param bile yok.
O zaman dön evine.
Gecenin karanlığında ormandan mı geçeyim? Kaybolurum.
Buraya gelmek için gece geçmiştin ya.
Ama o zaman ay ışığı vardı. Şimdi sis var.
- Sana diyorum, kaybolurum. - Kaybol, o zaman!
Senin için demesi kolay! Seni benim yerimde görmek isterdim.
Korkunç!
Orada kimse var mı?
Kimse var mı?
Biri var mı?
Merhaba?
Merhaba?
Demek, sevgili bayım,
güllerimi çalıyorsunuz.
Dünyada en çok sevdiğim şeyler olan...
güllerimi çalıyorsunuz.
Artık hiçbir şansınız kalmadı.
Her şeyi al, ama güllerimi asla...
Bu basit hırsızlığın cezası ise...
ölümdür!
Bayım, bilmiyordum. Zarar vermek istemedim.
Kızım O'na gül götürmemi istemişti.
Bana "bayım" diye hitap etme.
Bana "vahşi" derler!
İltifatlardan hoşlanmam.
Anlamaya çalışma.
Ölmeye hazırlanman için...
15 dakikan var.
- Bayım... - Yine!
Vahşi sana sessiz olmanı emrediyor.
Bir gül çaldın, bu yüzden ölmelisin.
Kızlarından biri...
- Kaç tane var? - Üç.
Kızlarından biri borcunu ödemeyi kabul eder,
senin yerine geçerse, kurtulursun.
İtiraz etme. Aptal!
Sana verdiğim bu şansı kullan.
Kızın senin yerine ölmeyi kabul etmezse...
üç gün içinde geri döneceğine yemin et. Yemin et!
Yemin ederim.
Fakat evimin yolunu nasıl bulacağım? Ormanda kayboldum.
Ahırımda beyaz bir at bulacaksın.
Adı Heybetli'dir.
Kulağına, "Beni gideceğim yere götür, heybetli.
Haydi, haydi!" diye fısılda.
Seni evine götürüp, tekrar şatoma geri getirecek.
Kızların korka korka senin yerine geçtiklerini belli etsin.
Şimdi git!
Yolculuğun çok mu hızlı, ya da yavaş olup olmadığını hatırlamıyorum.
Heybetli ahırımızda.
İşte hikayem bu.
Al şu gülü, Belle.
Bana pahalıya patladı, canım.
Bir aptal senden gül getirmeni isterse, böyle olur.
Kibirinin nelere yol açtığını görün!
Bize alçakgönüllülük dersi vermeye çalıştı!
Ağlamıyor bile!
Ölmeyeceksin, baba. Bu benim suçum.
Senin yerine benim geçmem doğru olur. - Delirdin mi?
No comments yet. Be the first to leave one.