The Banker

The Banker

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

The Banker 2020 720p BluRay x264 AAC-[YTS MX] TR
കമന്ററി എഴുതിയത് Thyco

ടാഗുകൾ

BluRay
x264
720p
720
TS
YTS
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2020-04-25
ഡൗൺലോഡുകൾ: 68
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

Çeviri: Hakan Yarbaoğlu, Mart 2020.

Birleşik Devletler, Senato Devlet Operasyonları Komitesi, bugün...

federal yönetimce sigorta edilen bankaların oturumlarına başlamaktadır.

Amerikan kapitalizminin ve Amerikan rüyasının temel taşları olan bankaları...

edinen kişilerin karakter, deneyim ve

dürüstlüğünün mevcut yasalarla yeterince garanti altına ...

alınıp alınmadığı hakkında endişe duymaktayız.

GERÇEK OLAYLARDAN ESİNLENİLMİŞTİR

Başkent Washington, 1965

Orada dikkatli ol, Bernard. Seni ibret olsun diye cezalandıracaklar.

Komite, ifadesi için Bernard S. Garrett'i davet ediyor.

Bay Garrett, sanırım bahsolunan şeyleri anlıyorsunuz.

Carlyle ile Spring'in köşesi mi?

Doğrudur. Yıllık kira getirisi en az 80,000

ancak Bay Miller altı katsayılı değeri kullanmamızı istiyor.

Bu çok yüksek.

Pazarlık için bir saate burada olacak. Belki katılmak istersin.

Tamamdır.

Çocuk ayakkabıları iyi parlattı.

Çoğundan daha çalışkandır.

M= Gereken katsayı r= Gereken geri dönüş g= büyüme oranı

6m=çok yüksek

Willis'de fazla kıyas edilecek yer olmayabilir,

ama ilçedeki diğer mülklerime de bir bakın.

Altı katsayısı makul.

Diğer binalar ise petrol bulunmasından sonra gelişen Conroe'da.

Bu yüzden iyi bir kıyas olduğundan pek emin değilim.

Willis de gelişiyor.

Hey! N'apıyorsun sen orada?

Beyazların iş konuşmalarını mı dinliyorsun sen?

Gel Buraya!

Babana söyleyeceğim hepsini!

Hey! Dikkat et, çocuk!

Onları dinlediğini bilseler beyazların sana ne yapacaklarını biliyor musun?

Ben büyürken daha önemsiz şeyler için çocukların öldürüldüklerini gördüm.

Genç bir çocuğun ağaçta asılarak öldüğünü görmek ne demek bilir misin?

Sakın son zamanlarda olmuyor diye bir daha olmayacak sanma.

Sadece nasıl para kazandıklarını öğrenmeye çalışıyordum.

Çok yeteneklisin.

Tüm bunları nasıl öğrendin?

Yanlış renkle doğmuşsun, evlat.

Zenciler bu şekilde para kazanamazlar.

Ne kadar iyi olursan ol, beyaz adam buna izin vermez.

Belki Teksas'ta böyledir.

Başka yere gitsen de senin için farklı olacağını mı sanıyorsun?

Kaliforniya'dayııızz!

Ne oldu?

Sadece amcan ile yemek yiyeceğiz diye ölüyorum.

Uçak şirketleri şu an patlamada.

Northrop yeni montaj hattı için 5,000 kişi alacakmış...

ve bizim çocuklardan alacaklarmış.

Yarın sana bir görüşme ayarlayabilirim.

Teşekkür ederim, efendim. Ancak ben buraya emlak konusunda şansımı denemeye geldim.

Çok fazla siyahi emlakçı yok.

Amacım kendi mülkümü alıp, kiraya vermek.

Sen bir milyonerle mi evlendin, Eunice?

Deacon.

Umarım dediğin gibi olur, evlat.

Burası Teksas'taki tek atlı kasabalara benzemez.

Burada emlak pahalıdır.

Bernard, Houstan'da kurduğumuz şirketten iyi para kazandı.

Peki, paranın yetebileceği bir şey buluncaya dek planınız ne?

Aramaya devam etmek.

Ve tüm tasarrufunuzu tüketmek?

Sonra da kiranı ödeyememek?

Deacon, yapma!

Her ayın ilk günü kiranı alacaksın.

Ay başında peşin.

Ben gidip Bernard Jr.'u yatırayım.

İzninizle.

Eunice, kocanın çalışmaya karşı bu alerjisi nedir?

Kocam doğru mülkü buluncaya dek gelirimizi arttırmamız gerekirse,

Plantation Kulüp'de çalışacağım.

Orası evli bir kadının çalışabileceği bir yer değil.

Bernard oraya geri dönüp çalışmana evet dedi mi?

Şey, henüz konuşacak şansımız olmadı.

Gerçek bir adamsa, sana izin vermez.

O kararı ben veririm.

Nasıl yani?

Kocam zeki biridir.

Göreceksin.

Pek fazla bir şey sayılmaz ama...

Evet, ben de burada çok kalmayı planlamıyorum zaten.

Neden kendine karşı bu kadar acımasızsın?

Bernard Jr.'ın bir kulübede büyümesini istemiyorum.

Ama ben bir kulübede büyüdüm.

Abraham Lincoln da bir kulübede büyüdü.

Abraham Lincoln ahşap bir evde büyüdü.

Ama ormanda olursa ona kulübe derler.

Farkı yok yani.

Ben seni ve oğlumu bu kulübeden kurtaracağım.

En kısa zamanda.

Getirdiğin için teşekkürler.

Önemli değil.

Babam dün akşam biraz hıyarlık etti, kusura bakma.

Hadi ya? Fark etmedim.

Hey, güzel araba.

Teşekkürler.

Bernard, bu arkadaşım Matt.

Bana zengin bir amcan olduğundan bahsetmedin hiç. Memnun oldum.

Hiç de zengin değilim. Ve kuzeniyim.

Bence araban varsa, zenginsindir.

Hey, doğru yeri bulmanda şans dilerim.

Hey.

Hey, kuzenin ne iş yapar?

Binaları var.

Cidden mi?

Vay be!

Merhaba, ismim Bernard Garrett.

''SATILIK''

Victoria Caddesindeki mülkünüzü gördüm de, acaba fiyatı ne kadar...

Merhaba, ismim Bernard Garrett. 12 numaranın sahibi siz misiniz...

Merhaba, ismim Bernard Garrett. Emlak yatırımcısıyım.

İstenilen fiyat nedir?

Bu kadar yüksek mi?

Piyasadaki kiraları düşününce bu kadar yüksek bir fiyat nasıl doğrulanabilir ki?

Binada kaç daire var ve gerçekten ne durumdalar...

Bana kalırsa biraz yapılacak iş var binada.

Belki biraz pazarlık olabilir...

Peki. Anladım. Zamanınız için teşekkürler.

''SATILIK''

Burası beyazların mahallesi, Bernard.

Çok uzun sürmeyecek.

İki blok ötedeki siyahi mahalle dikiş yerlerinden patlamak üzere çünkü.

Barker ve Ortakları ne kadar istiyor?

Alabilecek yeterli paramız var.

Sadece tamiri için gereken paramız kalmayacak.

Peki ya ben bir ortak yatırımcı bulursam?

Çok iyi, beyler. Harikaydı.

Joe!

Eunice!

Bana geri mi döndün?

Bak sen şuna!

Kes şunu. Akıllı ol.

Tatlım.

Bu da kim?

Bana hep bahsedip durduğun amcan mı?

Kocam.

Neyin, neyin?

Dur biraz.

Üç yıl oldu.

Tebrikler, adamım.

Tam 12'den vurmuşsun.

Evlilikten yanaysan eğer.

Ben değilim, ama olsaydım, Eunice Perkins'den iyisini bulamazdım.

Garrett.

Tanıştığıma memnun oldum, Garrett.

Hayır, adım Bernard.

"Garrett." dedi gibi geldi bana. Siz de "Garrett" dediğini duymadınız mı?

Ben de öyle duydum.

Sadece kafa buluyorum seninle, adamım.

İçki ister misin?

Saat daha 4:00.

Farkındayım. Siz geç başlarsınız.

Sert bir şeyler yaptırayım size.

Jackie, dostuma sert bir şeyler yap.

Üç misli olsun.

Bakalım bu adamı biraz neşelendirebilecek miyiz?

Adama fikirlerinden bahsetmedin bile.

Benim bu adamla iş yapmama imkan yok.

Ne borç almak için, ne de özellikle bir iş ortağı olarak.

Dejenere olmuş lanet herif.

Bernard, lütfen!

Onun yardımına ihtiyacım yok.

Onun hakkında yanlış fikre kapıldın.

Gerçekten mi? Sen böyle mi düşünüyorsun?

Çünkü görünüşe göre ahlak zabıtası seninle aynı fikirde değil.

Bu belediye reisi, şapşal.

Tanışmak ister misin? Çünkü kendisi Joe'nun arkadaşıdır.

Hayır.

Şayet Joe'nun yatırım yapmasını istemiyorsan,

o zaman Barker'a fiyatı indirtmen gerekecek.

Talep edilen fiyat 40,000.

35'den bir kuruş fazla vermem.

35'mi teklif ediyorsun?

30 verebilirim.

35 alabilecekken neden 30 alayım ki?

Değerini arttırmak için binanın tadilata ihtiyacı var.

Kiracılarım için bir sorun yok ama.

Kiracıların binanın sadece yarısında ikamet ediyor.

Ama yeni mutfaklar ve döşemelerle...

Kiracılarım suratlarının yansımasını döşemede görse bile daha fazla ödemezler.

Fakat başka bir pazar ödeyebilir.

Siyahi doktorlar, avukatlar, öğretmenler

zorla oturtuldukları o varoşlardan taşınmayı dört gözle bekliyorlar.

Kimse bu pazarın peşinde değil.

Ama ben peşindeyim.

Özgüvenin etkileyici.

Ama istenilenden 10,000 az vermek yeterli değil.

Daireleri kiralar kiralamaz sana bakiyeyi öderim.

Mesela diyelim ki...

''EKİM''

Haziran.

Sana, binamı alman için 10,000 borç mu vereyim yani?

Borç sayılmaz. Bu bir yatırım.

Bence borç.

Ortalama bir Amerikalı ailenin bir yıldaki gelirinin üç katından da fazla.

- İki nokta dört kat. - Ne?

1953'de ortalama Amerikan ailesinin geliri 4,233 dolar idi.

On bin ortalama gelirin 2.4 katı yapar.

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left