ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
BİR YILDIZ DOĞUYOR
Bayanlar ve baylar. Bu gece Hollywood'da önemli bir gece.
Muhteşem bir Hollywood gecesi olduğunu bile söyleyebilirim.
Shrine Oditoryumu'nda, Sinema Yardımlaşma Fonu için...
Hollywood'un yıldızları için düzenlenen, Night of the Stars isimli...
yardım gecesine hoşgeldiniz.
Film yıldızları kendi yıldızlarını asla unutmaz.
Ve bu gecenin bütün geliri Sinema Yardımlaşma Fonu'na gidecek.
Durun bir dakika.
Sanırım onu görüyorum... Evet, bu o.
Oliver Niles'ın arabası yaklaşıyor.
Ve Lola Lavery hayranlarını selamlıyor.
Ünlü yapımcı Oliver Niles.
Bayanlar ve baylar. Size Lola Lavery'i takdim edebilir miyim?
Teşekkür ederim George, tatlım. Bu gece burada olmak öyle şahane ki.
Hepinizin en sevdiği yıldızı görmek için sabırsızlandığını biliyorum.
Tabii ki, Norman Maine bu gece Shrine Oditoryumu'ndaki...
en büyük çekim merkezlerinden biri. Ve tabii ki...
Norman Maine nereye giderse, küçük, tatlı Lola da oradadır.
John, bu gece çok güzel görünmüyor mu?
Nasılsın canım? Muhteşem görünüyor, değil mi? Şahane görünüyorsun.
Bu gece ne giyiyorsun? Siyah, dar bir elbise giyiyor.
Şahane, değil mi? Beyaz tilki kürkünden bir etol. Ve saçında elmaslar var.
Hiç böyle bir şey... Muhteşem!
Güzel Lola Lavery'yi mikrofonlarımıza konuk etme zevkine ulaştık.
Bu kadar tatlı, mazbut ve ayakları yere basan birini gördünüz mü hiç?
O, bir tanedir.
-Merhaba Lola. -Libby, hayatım.
Norman burada değil.
Onu evinden aramadın mı?
Orada değildi. Bütün şehri dolaşıp olabileceği yerlere baktım. Ondan eser yok.
Libby, Normie geç kalmayı sever. Beni hep bekletir.
Ama sen pek halka açık bir gösteri sayılmazsın canım.
-Nerede oturduğumu biliyorsun. -Kulise tekrar bakayım.
-O burada. -Güzel.
Sarhoş!
-Ne kadar sarhoş? -Çok. Ne yapmamı istiyorsun?
Ona engel ol. İçmesine izin verme Libby.
-Bir sorun mu var? Normie iyi mi? -İyi.
Norman Maine.
Dikkat et, kameramı kıracaksın!
Nereye gidiyorsun Norman?
Bir at!
Bir at! Bir ata krallığım.
Onu sahneden uzaklaştırın!
Ne yapacağız?
-Maine'den sonra kim sahne alıyor? -Glenn Williams Orkestrası.
-Buradalar mı? -Evet.
-Hazırlar mı? -Evet.
Platforma, sıra bizde. Onlara yardım eder misin, çabuk olsunlar?
Herkes yerine, sıra bizde. Acele edin.
Kim gelmedi?
-Her zamanki açılış, şarkı ve koro, değil mi? -Evet, aynen öyle.
Norman Maine'e bakar mısın?
Baksana.
Bay Maine pek eğleniyor.
Yardım gecelerini sevmem!
Acele etsen iyi olur Esther.
Neil, müzik bitti mi?
Selam Norman.
Merhaba Matt, dostum. Birbirimizi bayağı özlemişiz.
-Beni mi arıyordun? -Evet. Geleceğini biliyordum.
Bana olan güvenin gözlerimi yaşarttı Matt. Çok dokunaklı.
Bay Libby muhasebeden iyi anlayan...
şefkatli bir anne gibi bana bakar. Şunu belirtmeliyim ki, Bay Libby...
stüdyonun halkla ilişkiler bölümünden sorumludur. Haber ajansları nasıl...
Norman, çocuklar bekliyor...
Bugün halka kaç tane yalan söyledin?
Birkaç yüz tane. Bir röportaj ve resim çekimi var.
Artık ne resim ne de röportaj istiyorum.
Halk beni seviyor.
Tabii seviyor. Sadece birkaç tane. Onlara söz verdim.
Çek ellerini üzerimden!
Ve benim adıma söz verme. O sözleri yerine getirmem. Bir at!
Bir ata krallığım!
-Bak sana ne diyeceğim. -Ne?
Susadım. Gösteriden önce bir içkiye ihtiyacım var. Bana içki ver, resim çektireyim.
-Anlaştık. -İki içkiye iki resim.
Üç içkiye üç resim.
Üç içki. Sen kötü bir adam değilsin Libby.
Neden beni iğrendiriyorsun? Neden senden bu kadar nefret ediyorum?
Bunu ben bilemem Norman.
-Bir tane daha çekelim. -Bu kadar yeter.
-Birkaç tane daha. -"Bu kadar yeter" dedim.
Ama çok zamanın var. Tamam, başka resim yok.
Kalemlerinizi çıkarın çocuklar.
Üzgünüm beyler, zamanım yok.
-Yapmayın. -Çok zamanın var.
Beni engellemeye mi çalışıyorsun?
Gösteriye çıkmama engel olmaya mı çalışıyorsun? Öyle mi?
-Bundan ne hikaye olur ama! -Herif küfelik.
Esther.
Efendim.
Selam kızlar.
-Esther, acele edersen kahve içebiliriz. -Tamam.
-İyi geceler. -Hoşçakal.
-Danny. -Efendim.
Bir dakika bekle.
Yine gelirse diye endişelenmekten dudaklarımı ısırmış olmalıyım.
Hiç bu kadar korkmamıştım. Dizlerim titriyordu.
Şarkıyı doğru söyledim mi? Duyamadım.
-Hep doğru notadaydın. -Hiç anlamıyorum.
Bay Norman Maine'in hala sinemada olmasını hiç anlamıyorum.
Hakikaten anlaşılır şey değil!
Aslında, her sabah tıraş olurken bunu kendime soruyorum.
"Ayna ayna" diyorum...
"en büyük yıldız kim, söyle bana?"
Ayna ne cevap veriyor, biliyor musun?
Norman Maine mi?
Kesinlikle doğru Bayan...
Blodgett. Esther Blodgett.
Bu gerçek ismin olmalı. Bunu uydurmuş olamazsın.
-Gerçek ismim. -Afedersin.
Kendine böyle bir isim uydurmazdın, değil mi?
O ruju daha yeni almıştım.
Esther Blodgett'in Norman Maine'i...
her zamankinden de fazla...
aptal durumuna düşmekten kurtardığı...
bu gecenin anısına.
Sağol. Stüdyom sana minnettar. Eminim, endüstrimizi yakından izleyen...
bütün o memurlar da aynı derecede memnun olacaktır.
Benimle akşam yemeği yer misin?
Arkadaşların da gelsin.
Korkarım yiyemeyiz Bay Maine. Biz Grove'da çalışıyoruz.
Bu, Danny McGuire. Piyanistimiz.
Piyanonuzu da getirin Bay MacGuire.
Kimse iyi ve bakımlı bir Amerikan piyanosuna hayır diyemez.
Ama yemek konusunda ısrarlıyım.
Haydi.
Beni durdurmaya kalkmayın Bay McGuire. Kendimi çok iyi tanırım.
Şu anda kavga etme safhasına geçmek üzereyim.
İstediğimi yapamazsam, hemen insanları ve nesneleri kırmaya başlarım.
Anlıyorsun, değil mi?
Evet, anlıyorum.
Yemeği başka bir zamana bırakamaz mıyız?
Yarın gece ya da daha sonra. Size ne yapacağımı söyleyeyim.
Bir torba dolusu ruj getiririm ve bütün duvarları boyayıp kutlama yaparız.
-Lütfen Bayan Blodgett. -İyi geceler.
Sanırım arkadaşlarınız geldi Bay Maine. Gidelim.
Kelimenin tam anlamıyla muhteşemdin canım. Muhteşem.
Harikaydın.
Sarhoş ya da değil, o hoş biri.
Gerçekten çok hoş.
Sadece sevimli. Gidelim.
Böyle sarhoş olduğu zamanlar taş gibi uyur, Bay Libby.
Birazdan uykusunda gülümsüyor olacak.
Bir çocuk gibi.
Elinde alev tabancası olan bir çocuk.
Ne dediniz efendim?
Hiçbir şey.
Bay Maine'i hiç sevimli bulamadım.
Hiçbir zaman.
Unutma, tam altıda. Onu giydirip hazırla.
Peki efendim.
Arabanın anahtarlarını al. Onları sakla, olur mu?
Bu gecelik Bay Maine'le yeterince uğraştım.
O şimdi taş gibi uyur.
Tam 6.00'da.
Sabah kendini çekim mekanında bulunca çok şaşıracak.
AMBASSADOR - Cocoanut Grove GLENN WILLIAMS ORKESTRASI
-İyi akşamlar Bay Maine. -Merhaba Bruno. Nasılsın?
Glenn Williams Orkestrası'yla şarkı söyleyen minyon, esmer bir kız vardı.
Glenn Williams Orkestrası'nın konseri 1.30'da biter Bay Maine.
Sonra rumba orkestrası sahne alır. Onlar bir saat önce bitirdiler.
Boşver Bruno. Şu anda her şey aptalca geliyor zaten.
Size bir şey söyleyeyim Bay Maine.
Burada çalan bütün gruplar, yani müzisyenler...
burada işleri bitince Sunset Bulvarı'ndaki küçük bir yere gidiyor.
Belki kız oradadır. Onlar çılgın insanlar, bilirsiniz.
Bütün gece burada çalıyorlar.
Sonra gidip yatmak yerine, o küçük yere gidiyorlar...
ve kendileri için çalıyorlar, bedavaya!
Bir masa ister misiniz efendim?
Benimle rumba yapmak istemediğin sürece olmaz Bruno.
Burada tanıdığım biri var mı?
Bir bakalım.
Paramount'tan yeni bir kız var.
Şuradaki, evet.
Çok güzel bir kız Bay Maine.
Biriyle beraber, öyle değil mi?
O sadece menajeri.
Gitmeye can atacaktır.
Çok genç. Geçen hafta çok genç biriyle beraberdim.
Buna değmez.
Başka biri var mı?
Bayan Sheldon.
Bu gece çok güzel görünüyor Bay Maine.
Hayır. Kafama bir şişeyle vurmuştu.
Evet, hatırlıyorum. Tam burada olmuştu.
-Her şeyin düzeldiğini sanmıştım. -Hayır, bana sadece bir kere vururlar.
Yeşil elbiseli kıza ne dersin?
Hayır Bay Maine.
Pasadena.
Onu rahat bırakın.
İzin verir misiniz? Hemen dönerim.
İşine bak.
Başla tatlım. Haydi.
En baştan alalım.
-En baştan mı? -Evet.
-Harika. -Çok güzel.
No comments yet. Be the first to leave one.