ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Hayır!
Sevdiğiniz biri öldüğünde...
...boşluk nedir bilirsiniz.
Tamamen yalnız ve kimsesiz olmanın...
...nasıl bir şey olduğunu bilirsiniz.
Hiç unutmazsınız.
Ve asla...
...ama asla affetmezsiniz.
- Zadie? - Shelly?
Sana gönderdiğimi gördün mü?
Hayır, ne gönderdin?
Videoyu birine gösterdim.
Sanırım öğrendiler. Neler oluyor?
Mesajlarına bak.
Ona ne yaptın?!
- Bunu nereden buldun? - Dom çekmiş.
Bak, bununla onu yakalayabiliriz.
O yenilmez değil, Shelly.
Evet, öyle.
Eşyalarımı toplayıp buradan siktir olup gidiyorum.
Benimle gelin.
Sen ve Dom. Üçümüz.
Bunu ne sikime yaptın ki?
Burası artık bizim için güvenli değil.
Orada bekle, sana geliyorum.
Sanırım peşime birini taktılar.
Beni takip ediyorlarsa seni de ediyorlardır.
Merhaba, Zadie.
Zadie?
Zadie?
Zadie?
Shelly!
Dom, dur!
Başka seçenekler de vardı, Zadie.
Keşke önce benimle konuşsaydın.
Merhaba, Dom'a ulaştınız. Mesaj bırakın.
Dom, beni dinle.
Zadie aklını kaçırdı.
Az önce bana senin çektiğin bir video gönderdi.
Zadie'nin evinde buluşalım. Onun için endişeliyim.
Şüpheli gözaltına alındı. Kadın, 201i yaşlarda.
Merkeze götürüyoruz.
Serenity Park Rehabilitasyon Merkezi
Bir şey söyle!
- Uyan, Eric. - Kendini savunacak mısın?
- Bana bak. - Ne yapacaksın?
Kendini savunabilecek yaştasın.
Baban kurtarmaya mı gelecek?
Bradayız işte. Alo?
Bir şey söyle!
Yok mu? Diyecek lafın yok mu?
Bir şey söylesene lan!
Bir şey söyle!
Bunun zor olduğunu biliyorum, Eric.
Ama bu egzersizlerin amacı seni buraya getiren...
...zararlı davranışlarından kurtulmak.
Öfkelenmek ve uyuşturucu kullanmak...
Bu kolay çıkış yolu. Acını saklamana...
...imkan tanıyan şeyler.
Bize katılacak mısın?
Hemmingway şöyle yazmış...
"Dünya herkesi dağıtır.
Çoğu insan dağıldığı yerden güçlenir.
Ama dağılmayanları...
...öldürür."
İçeri girmeye hazır ol.
Telefon yok, gardiyanlarla konuşmak yok...
...karşı cinsle iletişim yok.
Bay Roeg, işte Marion'a sözünü ettiğim...
...anç Viyanalı dahi.
Sizinle tanışmak bir zevk, Bay Roeg.
Lütfen, oturun.
Ben de Viyana'da doğdum, biliyor musunuz?
Ölümsüz müziğin beşiğinde.
En büyüklerin çalışını izleyecek kadar uzun süre yaşadım.
Bana senin de oldukça dinami olduğunu söylüyorlar.
- Seni ödünç alabilir miyim? - Tabii.
Çalışını dinlemek için sabırsızlanıyorum.
Ne oldu?
Onu bulduk.
Sorun yok, Zadie. Sorun yok.
Olan oldu.
Arkadaşlarını arıyoruz.
Shelly'yi gördün mü?
Hayır.
Sen iyi birisin, Zadie.
Bilsen de bana söylemezdin...
...değil mi?
Senin gibi yüzlerce masumu öldürdüm...
...burada bulunduğum yüzyıllar boyunca.
Hiç daha kolaylaşmıyor.
Katillerin, tecavüzcülerin, dünyadaki pisliklerin...
...kafi olmasını dilerdim...
...ama...
...onların gideceği yer zaten cehennem.
Ama senin gibi insanlar...
...onun istediği ruhlar bunlar.
Benim yaptığım anlaşma bu.
Ben gitmeyeyim diye sen cehenneme gideceksin.
Lütfen...
Lütfen, bırakın gideyim.
Gideceksin.
N'oluyor lan burada?
Kendine gel!
Niye hala buradayız biliyor musun? Senin saçmalıkların yüzünden.
Merhaba.
Seni burada sevmiyorlar, değil mi?
Hayır, pek değil.
Erkekler ve kadınların birlikte oturmamasını söylemişlerdi.
Biliyorum. Bana da söylediler.
Dövmen hoşuma gitti.
Teşekkürler.
"Şimdi gül, sonra ağla."
Benim için olaylar böyle gelişti gibi.
Benim için daha çok, "şimdi ağla, sonra daha çok ağla."
Bir fikra duymak ister misin?
Bilmem, komik mi?
- Pek sayılmaz. - Harika.
Duyalım bakalım.
Hangi çeki bozduramazsın?
- Bilmem. - Gerçeği.
Vay be, bu...
Güzelmiş.
Üzerinde çalışmaya devam edeceğim.
Hey, grup seansınızın vakti geldi.
İşte geliyor. Tam vaktinde.
Adın ne? Ben Eric.
- Shelly. - Sonra görüşürüz, Shelly.
Sessiz olmaya zorlandıysanız...
...dairenin içine girin.
Herhangi bir şeyin sizin hatanız olduğuna...
...hissetmeye zorlandıysanız...
...dairenin içine girin.
Sizi koruması gerekenler tarafından...
...terkedildiyseniz, yüzüstü bırakıldıysanız veya kandırıldıysanız...
...dairenin içine girin.
Hayatın size getireceği iyi şeyleri...
...sabırsızlıkla beklemeye hazırsanız...
...dairenin içine girin.
Onu bulmana çok sevindim.
Sana ve kızına çok düşkünüz.
İyi misin?
Hey... Evet.
Mekanın altını üstüne getirmişler, ha?
Evet.
Ben miyim bu?
Pekala.
Bunlar şarkı mı yoksa şiir mi?
İkisi de demezdim ben.
Sadece karaladığım birkaç şey.
Yazın çok güzel.
Bunlar iyi bir müzikle harika olabilir.
Müzik mi yapıyorsun?
Evet.
Ya da belki..
Ne bileyim, belki...
Belki bir ara birlikte çalabiliriz.
Olabilir.
Nasıl anlaşacağımıza bakalım.
Burada ne işin var?
Bilmiyorum. Sanırım...
...sonunda geçmişte olanlar beni yakaladı.
Hasta 005. Shelly'nin dikkatine, ziyaretçin var.
Burada olduğumu kimse bilmiyor ki.
Gidip bir bakacağım, tamam mı?
Bunlar bana avukat gibi görünüyor.
Bakmak ister misin?
Hassiktir...
Kim onlar? Beni burada bulmamalılar.
Beni bulurlarsa siki tutarım.
Odası bu tarafta.
Beni burada bulmamalılar.
Siktir! Gel benimle.
Hasta 005'in yerini iletebilir misiniz?
İşte burada. Yukarıdaki pencereyi görüyor musun?
Evet. O seni avluya çıkaracak.
Bekle, bekle!
Bilekliği çıkarmamız gerek.
Sinyallerini alabiliyor musunuz?
Çamaşırhanedeler.
- Ne yapıyorsun? - Sokarım böyle yere.
Ben de geliyorum.
Başardık be!
Hey! Hey!
Hey!
Hey, dur! Bekle!
Kimdi onlar?
Eski hayatımdan.
Pekala.
Benim de var öyle.
Eminim vardır.
- Tanrım! Burası manyakmış. - Burası arkadaşımın evi.
Antigua'da yaşıyor. Ara sıra burada takılıyorum.
Eee...
Şimdi ne olacak?
Burada kalmak zorunda değilsin.
Belki de kalmasan daha güvenli.
Kalmak istiyorum.
Tamam o zaman. Bir süre burada saklanacağız.
Ya sonra?
No comments yet. Be the first to leave one.