Cliffhanger

Cliffhanger

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

Cliffhanger 1993 REMASTERED 1080p US BluRay H264 AAC-RARBG
കമന്ററി എഴുതിയത് CSTGT
Cliffhanger.1993.REMASTERED.1080p.US.BluRay.H264.AAC-RARBG

ടാഗുകൾ

BluRay
1080
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2023-04-23
ഡൗൺലോഡുകൾ: 75
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

Çeviri: ilker AVCI

Kurtarma 3. Jessie, onu gördün mü?

Sabret, aşkım, sabret.

Dur biraz. Galiba onu gördüm.

Frank, sen de gördün mü?

Ben de gördüm. Tam şuradalar.

Kurtarma 3, burası Kurtarma Merkez. Tamam.

Burası 3. Devam edin.

Jessie, bölgenin güneydoğu kesimindeki bir açıklığa geliyoruz.

Kule bölgesine gidemezsiniz, çünkü orası çok bulutlu.

Ama lütfen güçlü rüzgar ve türbülanslara karşı dikkatli olun.

Onları oradan direkt almamanızı öneririz. Tamam.

Anlaşıldı Merkez. Karşı tarafa inip, halattan bir köprü kullanacağız.

- 3, tamam. - Merkez, tamam.

Gabe, Hal iyi olduklarını işaret ediyor.

Gabe?

Gabe, neredesin?

Buradayım Jess.

Tanrım.

Yüzü çıkaramadım ama kalçalar tanıdık geldi.

Dikkatli ol, yoksa yaşlı Frank'i utandıracaksın.

Utanmam için bundan fazlası gerekir.

Gabe?

Kulenin zirvesinin hemen altındalar.

Hemen üzerindeki çıkıntıdalar.

Birkaç metren kaldı.

- Bize katıldığına sevindim. - Evet tabii. Selam, Sarah.

Merhaba, Gabe.

Dizin nasıl?

Sanırım döndü. Ama büyük bir sorun yok.

Duştan çıktığında kayıp, incittiğin dizin her halde.

Vietnam'dan kalma bir savaş yarası olduğunu sanıyordum.

Sahi mi?

Kurtarma 3.

Halat bir merdiven istiyorum.

Jessie, lütfen buraya bir halat gönder.

Söyle bakalım, nasıl hissediyorsun?

Fena sayılmaz.

Buradan beraberce gitmeye,

...ve bu palyaçoyu burada bırakmaya ne dersin?

Beni kışkırtma.

Kurtarma 3.

Görevli Walker şu anda kız arkadaşıma kur yapıyor.

Bu hareket bana, onu buradan aşağı atma hakkını vermez mi?

Gabe'e sadece bana kur yapmasını, yoksa 1200 metreyi...

...yürüyerek ineceğini ve de dışarıda uyuyacağını söyle.

Bebeğim, yalan söylüyor.

- Gerçekten 1200 metre mi? - Evet, hemen hemen.

Bu adam benim hakkımda ne söylerse söylesin, inanma, tamam mı?

Teşekkürler.

Pekala. Hadi bakalım.

Gergin olduğunu biliyorum ama bunu belki de yüz kez yaptık.

Affedersiniz, Bay Duş?

Kollarını ve bacaklarını aracın içinde tut.

Bu harika, Hal.

Bu, insana gerçekten güven veriyor.

Söyle bakalım, bu palyaço sana ne dedi de buraya çıkarttı?

Seksten daha iyi olduğunu söyledi.

Sahi mi?

Parktaki en eğlenceli iş için hazır mısın?

Bir saniye. Bir düşüneyim.

Durumun ciddi gibi.

Başardı.

Tabii ki başardı.

Korkacak bir şey yok.

Pekala, bunu ben de yapabilirim.

Eminim yapabilirsin.

Tüm bunlar için üzgünüm.

- Sarah, takma kafana. - Teşekkürler.

- Şunu gördün mü? - Evet, evet.

- Bu akşamki yemeğe hala çıkacak mıyız? - Tabii ki çıkacağız.

Tamam.

Tamam. Artık hazırsın.

İşte böyle.

Şimdi kendini rahat bırak.

Hadi çocuklar. Rüzgar sertleşiyor.

Sarah, gözlerini benden ayırma.

Sarah, aşağı bakma.

Sarah, bana bak. İşte böyle.

- Evet. - Çekmeye başla.

Önce bir el, sonra diğeri.

Harika gidiyorsun, gerçekten. Böyle devam et.

Bana bakmaya devam et.

Harika! Bu işi yıllardır yapıyor gibisin.

Devam et.

İşte böyle. Sakin ve yavaş.

Hey, Hal, yakında işimizi kaybedeceğiz.

Az kaldı Sarah.

İşte böyle.

Bir, iki.

Tanrım!

Gabe! Gabe!

Olamaz!

Dayan!

- Düşeceğim! - Hayır, düşmeyeceksin!

Merak etme!

- Halata ulaşabilir misin? - Ulaşamam! Kayıyorum!

- Gabe, halatı düz tutabilir misin? - O toka fazla dayanmaz!

Tutunamıyorum! Yardım edin, lütfen!

- Gabe, onun yanına gitmelisin. - Olmaz!

- Gabe, hayır! - Seni kurtarmaya geliyorum!

İki kişiyi kaldırmaz. Sallanmasını engelle yeter. Ben kendi kayışımı yolluyorum.

Zaman yok! Ona gidiyorum!

Gabe, kahretsin! Olmaz!

Sarah, sana geliyorum!

Tutunamıyorum! Kayıyorum!

Biraz daha dayan! Geliyorum!

Gabe, lütfen acele et! Tutunamıyorum!

Aşağı bakma. Bana bakmaya devam et.

- İşte böyle. Dayan. - Deniyorum!

Kırılıyor. Kayıyor.

Sarah! Birazdan yanında olacak bebeğim!

Dayan bebeğim! Pes etme!

Acele et, Gabe. Neredeyse vardın.

- Devam et. - Geldim Sarah.

Sarah, geldim.

Ölmek istemiyorum!

Uzan ve onu yakala! Uzan!

- Sarah, uzan! - Hadi tatlım!

- Diğer elini kullan! - Uzan!

Dayan! Dayan! Seni yakaladım, seni yakaladım!

Dayanamıyorum! Öleceğim!

Ölmeyeceksin.

Onu bırakma Gabe.

Onu tuttum. Uzan.

Kayıyorum. Kayıyorum!

- Başarabilirsin Sarah. - Tut onu Gabe!

Lütfen düşmeme izin verme.

Lütfen, ölmek istemiyorum.

- Ölmeyeceksin. - Kayıyorum!

Sarah, seni tuttum! Biraz daha uzan!

Yapamıyorum Gabe!

Yapabilirsin. Lütfen bebeğim, uzan hadi!

Hal! Hal! Kayıyorum!

Gabe, onu sakın bırakma!

- Onu sakın bırakma! - Düşmeme izin verme.

Kayıyorum!

Sarah, lütfen.

Hayır, kayıyorum! Gabe!

Gabe, düşmeme izin verme!

- Hayır! - Yardım edin! Düşüyorum! Gabe!

Hayır! Sarah, olamaz!

Tanrım.

Hazine Ajanı Mac Lamoore, lütfen şefinizle görüşün.

Kilitleyin.

Travers, 10 dakika içinde yakıtımız doldurulacak ve gitmeye hazır olacağız.

Çok güzel.

Bay Travers.

- Hey, Rich. - Günaydın Walt.

Ben Ajan Matheson, F.B.I.'danım.

Travers.

Matheson, Denver ofisinden Frisco'ya transfer edildi.

Profesyonel naziklik olarak onun için bir yer var mı diye soruyorum.

Yerimiz bol. Sana yer verdiğimiz için memnun olmalısın.

- Memnun oldum. - Patron sensin.

Gidelim. Matheson, sana tüm yapacaklarımız anlatıldı mı?

- Tümü değil. - Ne taşıyoruz peki, biliyor musun?

Sahip olduğumuz en korunan ve de en yararsız kargo.

Bu banknotlar asla kullanılamaz.

Taşıdığımız 1,000 dolarlık banknotlar, sadece uluslararası bankalardaki takaslarda kullanılabilir.

Her zaman uçakla mı götürürsünüz?

Çoğunlukla. Zırhlı arabalar soyulabiliyor, trenler raydan çıkarılabiliyor...

...ama havada kimse bize dokunamaz.

12 yılda tek bir banknot bile çaldırmadım. Sakın nazar değdirme.

Hazine ajanları, hükümetteki, en çok batıl inancı olan insanlardır.

Öyle olmalıyız. Herkes elimizdekini istiyor.

Gabe! Hey, adamım, Gabe!

- Bu Gabe. Dönmüş! - Görebiliyorum.

Hadi adamım, gidelim!

Nasılsın Gabe?

Ahbap, kıs şunu biraz.

Selam gençler. Nasılsın, Brett, Evan?

Nerelerdeydin? Gezegeni falan mı terk ettin?

- Hayır, Denver'da çalışıyordum. - Çalışmak mı?

O kelimeyi söyleme.

Çalışmaktan nefret ederim, başka biri yapsa bile.

Gabe, bugün kuleden atlayacağız. Sen de bizimle gelmelisin.

Bugün harika bir atlayış olacak.

- Hayır, teşekkürler. Gelemem. - Hadi, adamım.

Denver'daki işinden sonra yükseklerden korktuğunu söyleme sakın!

Fırtına geliyor, kendinize dikkat edin, olur mu?

Biz çılgınlığı severiz.

Sonra görüşüz, Gabe. Geri dönmene sevindik.

Evet, sizi de görmek güzeldi. Görüşürüz.

Barış.

Nasılsın Jess?

Merhaba Gabriel.

Kendine yeni bir at mı aldın?

- Nerelerdeydin? - Çalışıyordum.

Cenazeden sonra, gitmem gerekiyordu.

Gitmen mi gerekiyordu?

İnan bana, hepimiz gitmek istedik.

Ama ne oldu biliyor musun?

Burada kaldık.

Jess.

...o uçurumda, benden birçok şey daha düştü.

Biliyorum.

Ama ne kadar olduğunu bildiğini sanmıyorum.

Neden elinden geleni yaptığına inanmıyorsun?

Öyle mi dersin? Bilemiyorum.

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left