ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Çeviri: aytug2001
Daha önce ağır bir suçtan mahkum edildiniz mi?
Onu ben vurdum.
Gerçekten mi?
Dayanıklı bir orospu çocuğuydu.
9 kere vurdum onu.
Sonunda öldürdüm.
- İşin bitti mi? - Evet, efendim.
Bana Ed diyebilirsin.
Gel benimle.
Daha önce hiç benzincide çalıştın mı?
Hayır.
Kendine ait araban var mı?
Henüz değil.
- Ama arkadaşım beni getirebilir ya da otobüsle gelebilirim. - Tamam.
Gece vardiyasında çalışacak birini arıyoruz.
Saat 10'dan sabah 6'ya kadar.
Söyleyeyim gece fazla iş olmaz burada.
Ama bazen avcı ve çiftçiler saat dört beş gibi gelir.
Bu saatler senin için uygun mu?
Evet, ne zaman isterseniz çalışabilirim.
Keşke daha fazla tecrüben olsaydı.
Hızlı öğrenirim ve çok çalışkanımdır.
Ağır bir suçtan mahkum edildin demek?
Evet.
Hapse gittin mi?
Kısa bir süre.
Neden?
Erkek arkadaşımı yaktım.
Haketmiş miydi?
Evet.
- Ne zaman çıktın? - İki hafta önce.
Şartlı tahliye memurum burayı bana söyledi.
- Şartlı tahliye memurun var demek? - Tom Doogan.
Bana bu işi söyleyen oydu.
Tom'u tanırım.
Bu işe çok ihtiyacım var.
Bu sabah bir iş görüşmesi yaptım, doğrusu adam pek hoşuma gitmedi.
Bana kızımın kocasını hatırlattı. Götün tekidir.
Genelde önsezimle hareket ederim.
Başıma bir iş çıkarmayacağına söz veriyor musun?
Evet, söz.
Pekala, iş senindir.
Teşekkürler.
Hapisten çıktığımdan beri iş arıyordum.
Bu çok iyi oldu.
Pişman olmayacaksınız.
- Bu gece başlayabilir misin? - Tabii, kesinlikle.
Sana ulaşabileceğim bir numara var mı?
Hayır, şu anda cep telefonum yok.
Ev telefonu?
Saat 9:30 gibi buraya gel.
Bobby sana etrafı gezdirir ve yazarkasayı nasıl kullanacağını gösterir.
Pekala.
Tanıştığıma memnun oldum, Mary. İyi şanslar.
Teşekkürler.
Tom'a söyle bana 6'lı paket bira borcu var.
Eee?
İşe girdim.
Aman Tanrım, Mary! Tebrik ederim.
Maaşı çok iyi değil ve gece vardiyasında çalışmam gerekiyor ama...
...ne olursa kabulümdür, değil mi?
Kesinlikle, işe girmen gerekiyor. Harika bir ilk adım bu.
Peki ne zaman başlıyorsun?
- Bu gece. - Vay, hızlıymış.
Evet.
Kutlamak için seni bu öğlen yemeğe çıkaracağım. Planların ne?
Saat 11'de şartlı tahliye memurumla görüşmeliyim.
- Saat 12:30'da Canton meydanında buluşalım mı? - Tamam.
Bence bu yeni bir hayatın başlangıcı.
- 12:30. - O zaman görüşürüz.
Yardım et! Yardım et!
Yardım et!
Her şeyi senin için yaptım, Mary.
İzle beni, Mary.
- İzlemeyi sevdiğini biliyorum. - Hayır.
Sen gerçek değilsin.
Sen gerçek değilsin.
Sen gerçek değilsin.
Evet, evet. Ben iyiyim.
Neden kapıyı çalmadın? İnsanların evine öylece giremezsin.
Kapı açıktı.
- Saat 11 oldu mu bile? - Evet.
Banyoda kim var?
Kimse.
Kiminle konuşuyordun?
Kimseyle konuşmuyordum.
Seni aramayı denedim. Telefonunun nesi var?
- Takılı değil. - Neden?
- Çünkü telefon istemiyorum. - Telefonu duvara tak.
Bu bir rica değil.
Sana ulaşamazsam işler zorlaşabilir.
Dinle, erkek arkadaşın ve seninle ilgili bilgim var.
Eminim hayatın boyunca bazı şeyleri seninle taşıyacaksın.
Şimdi bir şeyler yapma şansın var.
O yüzden berbat etme.
Ben deli değilim.
Dosyan paranoyak ve sanrılı diyor.
Halüsinasyonlar gördüğünü.
- Ben bir şey yapmadım. - Peki neden buradasın?
Bu inkarcı lafları umurunda olacak birine saklamalısın.
- Bir işe girdim. - Aferin.
- Nerede? - Deer benzin istasyonu.
Gördün mü? Tavsiyemi dinlemişsin.
- Ed ona 6'lı bira borcun olduğunu söylüyor. - Evet.
O yaşlı piçe 6'lı biradan daha fazlasını borçluyum.
Ne zaman başlıyorsun?
Bu gece.
İyi bakalım.
Teşekkürler.
Bu gece seni kontrole gelirim.
Sana bir sır vereyim.
Çoğu kişi salınmanı istemedi.
Hala durumunun bayağı istikrarsız olduğunu düşünüyorlar.
Birçok aile ve yetkili başarısız olmanı istiyor.
Senin salakça bir şeyler yapman onları çok memnun edecektir.
Böylece o şeyi aleyhine kullanacaklar, seni içeri tıkıp, anahtarı fırlatacaklar.
Tıpkı erkek arkadaşın gibi.
Tahmin et, onların yegane bilgi kaynağı kim?
- Sen. - Doğru.
O yüzden davranışlarına dikkat et, her gün bana rapor ver.
Ben de hapse dönmediğinden emin olurum.
Anlaşıldı mı?
- Umurunda olmadığını sanmıştım. - Değil zaten.
İyi misin?
Evet.
- Neye bakıyordun? - Hiçbir şey. Birini gördüm sandım.
- Kimi? - Kimse.
- Hazır mısın? - Evet. Harmons'a mı gidelim, Mayflower'a mı?
Mayflower olsun.
Hadi ama. Bana şu işten biraz daha bahset.
Ne bilmek istiyorsun?
Dükkan sahibi ne dedi?
Keşke daha fazla tecrüben olsaydı, dedi.
Orası benzin istasyonu. Beyin ameliyatı yapmıyorsun.
Evet ama daha önce hiç benzincide çalışmadım.
Benim kuzen çalışıyor ve salağın tekidir.
O yüzden halledersin.
Yiyemiyorum, çok gerginim.
Neden gerginsin?
Bilmiyorum.
Yemeyeceksen, ben alabilir miyim?
Tabii.
Dışarıda neye baktığımı sormuştun ya hani.
- Evet. - Biri bana bakıyordu.
Kim?
James'e benziyordu.
James hapishanede.
Evet, biliyorum.
Ve bir mucize eseri dışarı çıkmış olsa bile...
...yürüyebilir mi şüpheliyim. Adamı kömüre çevirdin.
İyi olduğuna emin misin?
Evet.
İlacını alıyor musun?
Evet.
Evet ama...?
Hala bazen sanrılar görüyorum.
Tanrım.
Şartlı tahliye memuruna ya da doktora bunlardan bahsetme sakın.
- Bahsetmem. - Hayatın boyunca içerden çıkamazsın.
Sence ben düzelecek miyim?
Dinle, çok şey yaşadın.
Nasıldır, hayal bile edemiyorum.
Ama geçmişte yaşayıp duramazsın.
Yatacağın kadar yattın, olan oldu.
Önüne bakmalısın.
Evet.
Haklısın.
Her şey güzel olacak.
Hadi, gidelim buradan.
- Alo? - Telefonu takmana sevindim.
Takacağımı söylemiştim.
Aferin, Mary.
- Umarım her şey yolunda gider. - Teşekkürler.
Hoşça kal.
Evet, Tom?
Kızımı ölürken izledin.
Ben de şimdi senin ölüşünü izleyeceğim.
Selam.
Bu gece yağmur bekleniyor.
Mary.
Bunu daha önce konuşmuştuk.
Her yağmur yağdığında panik olamazsın.
50'li yıllardaki "Yağmur Damlaları" isimli şarkıyı biliyor musun?
Hayır.
Yağmur damlaları.
Birçok yağmur damlası.
Sanki yağmur damlaları...
Tamam, lütfen. Söylemeyi kes.
Evet, o şarkıyı biliyorum.
James her yağmur yağdığında beni arar ve...
...telefondan o şarkıyı dinletirdi.
Birini öldüreceğini öyle anlardım.
Tanrım, berbat bir şey bu.
O yüzden mi telefon istemiyorsun?
Birçok sebepten biri o.
Bu sürede yanımda olan tek sen oldun.
Sen olmasan bunların hiçbirini yapamazdım.
O yüzden teşekkürler.
Teşekkür etmene gerek yok.
No comments yet. Be the first to leave one.