ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
ABD Bölge Mahkemesi Brooklyn, New York
Vakit geldi.
Esme'nin Hikayesi
İnanmıyorum.
- Tavşan ister misin? - Köpeğimiz var zaten.
Belki köpeğin tavşan ister?
Belki.
Evet.
Gel hadi.
Biliyorum, seni çok seviyorum.
Özür dilerim. - Olsun. Belki başka zaman.
Artık bir köpeğimiz mi var?
- Evet, bilmiyor muydun? - Evet, yok, bilmiyordum.
Bu hiç... - Bir şey söylemek zorundaydım.
Çünkü yüzündeki ifadeyi gördüm
ve hayır deme irademi kaybediyordum.
Ayrıca o da benim başıma kalacaktı.
Evet, hep öyle diyorsun, ama bence bu doğru değil.
- Öyle mi? - Ben sorumluluk sahibiyim.
- Şunu görüyor musun? - Evet.
Beyaz insanlar saldırı altında.
Eğitimsiz, beceriksiz, zavallı insan sürülerinin
kontrolsüz şekilde sınırlarımızdan geçmesi...
Aman Tanrım.
İnanmıyorum, bugün pazar.
Kahvaltıya git.
Geri çekil. Geri çekil!
Bir tane beyaz adam yaşadığı sürece,
tüm topraklarımız asla sizin toprağınız olmayacak
ve yerimize asla geçemeyeceksiniz.
Tamam bebeğim, gerçekten gidebilir miyiz?
Aaliyah!
Lütfen. - İyi misin?
- Hayır. Hayır, değilim. Gidelim mi? - Evet, gidebiliriz.
Tamam.
- Aslında değil. Tamam değil. - Hey, hey, hey... Tamam.
Hayır, değil. Bu yüzden buraya taşındım, bundan uzaklaşmak için.
Lütfen... Gerçekten eve gitmek istiyorum.
- Gitmek mi istiyorsun? - Evet, istiyorum.
Tamam, eve gidelim.
Brooklyn Bit Pazarı Saldırganları Hâlâ Serbest
Hâlâ mı uğraşıyorsun?
Evet, galiba bir şey buldum.
Olay yerinde olan bir adamla konuşuyorum.
Orada olduğunu söylüyor.
Hayır.
Hayır. Bir şeyler biliyor.
Ayrıntılar. Bence sürücüyü tanıyor.
Dur, bu sen misin?
Beyaz Gelecek?
Sence bu gerçekten sağlıklı mı?
Beyazları üstün görür gibi interneti trollemek?
Hayatım,
bir haftadır bununla uğraşıyorsun.
Bu seni deli ediyor.
Hayır, arkadaşımız Jordan'ın komple alçıda olması
ve belki bir daha yürüyemeyecek olması beni deli ediyor.
Polisin hiçbir şey yapmaması
beni deli ediyor.
Ve beni en çok ne deli ediyor, biliyor musun?
O gün orada olup çok kızgın olduğunu
söyleyen ama
hiçbir şey yapmayan insanlar.
Hey.
Ben...
Bak, seni kastetmedim.
Ben de kızgınım, tamam mı?
Bunu yok sayalım demiyorum. Sadece...
Kendini buna kaptırmanı istemiyorum.
Bunun bir sonu yok, bu zararlı.
İçinde yaşadım, biliyorum.
Bunun etrafında olmak seni mahvedecek.
Şimdi 7/24 bunun içindesin.
Tamam. Peki.
Hey.
Şimdilik bütün bunları unutalım, tamam mı?
Ben buradayım.
Yanındayım.
Belki burada yanımda olabilirsin.
Olabilir.
Aman Tanrım.
Bebeğim, neyi kutluyoruz?
Barış.
Savaş mı vardı?
Anladın işte.
Bak, neredeyse ezilmemizden
sonra biraz deli gibi davranan sadece sen değilsin.
Galiba bunların beni etkilemesine
fark etmediğim kadar çok izin verdim
ve acısını senden çıkardıysam özür dilerim.
- Yoksa bu... - Özür dilerim.
Ben... Bu saatte internete gireceğini söyledi.
Hani bunu artık bırakacaktın?
Bırakacağım, evet.
Sadece sürücüyü bulmam lazım.
Tamam. Şimdi...
Ne... Ne yapıyorsun?
Beni dinlemedin mi?
Bir şey diyeceğim. Boş ver. Gerçekten.
- Ne yapıyorsun? - Dışarı çıkıyorum.
- Ne? Çıkamazsın. - Ne demek çıkamazsın?
Dur, çıkamazsın. Gerçekten, hey.
- Evet, çıkarım. - Dur, dur, dur.
O burada.
- Kim burada? - O adam.
Konuştuğum adam.
Ona yaşadığımız yeri mi söyledin?
Hayır, tabii ki söylemedim.
O zaman buraya nasıl geldi?
Bilmiyorum.
Bu o mu?
Ne yazmış?
Benimle tanışmak istiyor.
Yapamazsın. Seni beyazları üstün gören biri sanıyor.
Biliyorum.
Onunla ben tanışamam,
ama sen tanışabilirsin.
Hayır. Bunu yapmam.
Essie, birinin oraya gitmesi lazım.
Bak.
O adam arabasıyla kalabalığın üstüne giderken,
seni hedef almıyor.
Beni hedef alıyor.
Benim gibi insanları.
Oradaki adamın
orada olduğunu ve bir şeyler bildiğini biliyorum.
Lütfen.
Lütfen Essie.
Beyaz Gelecek?
88?
Çat kapı geldiğim için özür dilerim.
Evet, bence de.
Seni korkutmak istemedim, sadece...
Söylediğin kişi olduğundan emin olmak zorundaydım.
Tanımadığım birini evime davet etmemi beklemiyorsun, değil mi?
Tanımadığım biri demene alındım.
Hadi, bir şeyler içmeye gidelim,
o kadar yoldan geldim.
Tamam, sen... Teşekkür ederim.
İyi bir haberim var.
Bölge savcısı yeni bir anlaşma teklifiyle geldi.
Kasıtsız adam öldürme suçunu itiraf edersen kasıtlı öldürme
suçlamasından vazgeçecek.
Ama ifade vermen gerekiyor.
Sadece resmi bir pişmanlık ifadesi.
Hayır.
- Esme. - Olmaz.
Yaptığımdan pişman değilim.
Esme, kasıtlı cinayet suçlamasından kurtulursan,
şartlı tahliyesiz müebbet ihtimali de kalmaz.
Avukatın olarak,
bunu ciddi ciddi düşünmeni şiddetle tavsiye ederim.
Düşünecek bir şey yok.
Esme, emin misin?
Eminim.
Tamam.
Peki, bunu giy.
Duruşman yarım saat sonra başlıyor.
Teşekkürler.
Korkuttuysam özür dilerim.
Bir araya gelmemiz için zorluyorsun diye düşündüm.
Belki de öyle yaptım.
Peki IP adresimi mi buldun?
Aslında polis olmanı bekliyordum.
Bütün bunlar gerçek olamayacak kadar güzeldi.
O zaman neden geldin?
Galiba buna değeceğin içime doğdu.
Şu şansa bak, değil mi?
"Kutsal Sular"?
İncil Kampı.
Bana sorarsan toplama kampı.
Evet, oraya gittiğimi söylediğime inanamıyorum.
Dünya küçük, ha?
Evrenin işi gibi.
İkimiz.
Kendini büyüleyici sanıyorsun, değil mi?
İşe yarıyor mu?
Söyle bakalım, senin gibi bir kızın burada ne işi var?
Geçinmeye çalışıyorum.
Evet, ama nasıl katlanıyorsun?
Bunların kokusu.
Sokakta yürürken bile iz bırakıyorlar.
Evet, "kahverengiyse sifonu çek" değil mi?
Babam bunu tamponuna yazdırmıştı.
O zamanlar özgürce konuşabiliyorduk.
Aynen.
Şey, ben... Biraz kıskandığımı itiraf edeyim.
Neyi?
Olay olduğunda oradaydın.
Sürücü arkadaşın mıydı?
Belki.
Veya belki tevazu gösteriyorsun.
Gerçeği söyleyeyim mi?
Bence buna değmedi.
O kadar ilgi, ne için? Okyanusta bir damla.
Çok daha büyük bir şey planladık.
Öyle mi?
Bize birer içki daha alayım mı?
Evet.
İki bira daha alabilir miyim?
No comments yet. Be the first to leave one.