ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
QUERELLE
Cinayet fikri akıllara çoğu zaman
denizi ve denizcileri getirir.
Deniz ve cinayete dair fikirler de akla kuşkusuz
aşkı ve cinselliği getirir.
Kapatıyoruz!
Duydun mu Robert? Kapatıyoruz.
Öyleyse kapıyı kilitle. Robert benimle kalacak.
Ne dedin sen?
Gayet iyi duydun. Robert bu gece benimle kalacak.
- Buna ne demeli? - Neye?
- Sonuçta o senin karın. - Kıskanmam mı lazım?
- Kıskanman normal olurdu. - Normal dediğin nedir ki?
Bir anlaşmamız var.
Lysiane istediğini yapıyor, benim yaptıklarıma da karışmıyor.
Benim için önemli bu.
- Şikago. - Doğru bildin.
Tarot falına bakmak istiyorum işte.
Neye giriştiğinin farkındasındır umarım.
Bilirsin, ne istediğimi bilirim.
Kaybettin Mario.
Bir içki daha içelim.
Kardeşin mi var?
Varsa var.
Bahsetmemiştin.
Niye bahsedeyim ki?
Benziyorsunuz.
Başkaları öyle der.
Ama benzemeyiz.
Querelle denizcidir.
Benziyor olamaz mısınız?
Aslında birbirinizi
istediğinizden çok seviyorsunuz.
Hiç de bile.
Abi kardeşiz biz.
İlişkimiz bundan ibaret.
Niye başını sallıyorsun?
Neden bilmiyorum
ama kardeşin tehlikeli bir süreçte.
Ne süreci?
Kendini keşfetme süreci.
O güçlü ve çevik oğlanların
cinayet işleyebileceğini akla getirmeden
omuzlarına, cüsselerine, kaslı kollarına
sürtünüp geçmek öyle zor ki...
Kara göründü nihayet.
Fahişelere kavuştuk!
Sımsıcak, ıpıslak amcıklar.
- Brest'e daha önce geldin mi? - Neden sordun?
Dünyanın en pis genelevi buradadır.
Feria.
Evet. Adı bu.
Var mı bileniniz?
- Anlatılanlardan biliyorum. - Neymiş anlatılanlar?
Detayını bilmiyorum.
Bir fahişeyle yatmak istiyorsan
patronla zar atman gerekirmiş.
Feria'nın patronunun adı Nono.
Nono.
Evet. Nono.
Niye zar atılırmış ki?
Kural böyle.
Kazanırsan istediğin hatunu seçersin.
Kaybedersen önce patron seni düzer.
Gerçekten mi?
Eminim ki kaybetmek bazılarının hoşuna gidiyordur.
- Tahrik oluyolarsa tabii. - Neden olmasın?
Farklılığımın getirdiği yalnızlıkla yeterince boğuşursam
pervasızlıkları ve güçleriyle beni paramparça eden
bu oğlanları çırılçıplak koynuma alabilirim belki de.
Buna inanmaya zar zor cüret etsem de...
Bu mutluluğu bahşettiği için gözümde yaşlarla tanrıya teşekkür ederim.
Gözyaşlarım yumuşatıyor beni.
Yanaklarımı ıslatıyor, beni eritiyor. Kıvranıyorum.
Bu oğlanlar için, sert ve içe çökük yanakları için
şefkat dalgalarında boğuluyorum.
Querelle'in en büyük tutkusu kendi bedenini dinlenirken seyretmek.
Kendi görüntüsünün üstüne kendisini bindiriyor gibi.
Kendine büyüteçle bakıyor sanki.
Bir etimolog edasıyla en ufacık detayları bile irdeliyor.
O gururlu hareketlerinin saçtığı ışıkla bedeni ne denli ışıldıyor peki?
Evet?
Çizmelerinizi getirdim komutanım.
Şuraya bırak.
Başka bir isteğiniz?
Yok, teşekkürler.
İkisi de inkâr etmeyi seçtiğinden
iki kardeş arasındaki tuhaf benzerlik
yalnızca başkalarının ilgisini çekerdi.
Yalnızca geceleri, olabildiğince geç saatte
aynı yatakta bir araya gelirlerdi.
Yanı başlarındaki diğer yatakta ise yoksul anneleri yatardı.
Belki de anne sevgisiydi onları tekrar buluşturan.
Bu sevgi öyle derine gömülüydü ki
farkında bile değildiler.
Bu filmi El Hedi Ben Salem ile dostluğuma adıyorum.
Rainer Werner Fassbinder
Ne zamandır Brest'tesin?
Dün geldim.
Seni göreceğim aklımın ucundan geçmezdi.
Mekânın patronu Lysiane ile
altı aydır sevgiliyiz.
- Kocası? - Onun da kendi zevkleri var.
Burada ne işin var?
Ufak bir işim var. Müşteri arıyorum.
- Afyon mu? - Evet.
O iş kolay. Nono sana birini bulur.
Tanıştırabilirim.
Yanındaki polis?
Dekorun bir parçası o. Gerçekten polis değil.
Tam tersi.
Güvenliğimizin teminatı o.
Kardeşim Querelle'i tanıştırayım.
Sana bir teklifi var.
İyi çocuktur.
- Merhaba. - Merhaba.
İyi akşamlar.
Nedir teklifin?
Afyon satıyorum.
Beş kilo.
10 bin dolar.
Anlaştık.
Nakit.
Tabii ki.
Querelle, Mario'nun bakışlarıyla donup kalmıştı.
Kayıtsız kaldı demek yanlış olurdu.
Mario'nun bakışları ve duruşu insana buz kestirirdi.
Bu esnada Querelle de patronun olağanüstü heybetinden
ve polisin güzelliğinden etkilenmişti.
Bu ikisinde gördüğü gerçek rekabet gibisine
daha önce hiç rastlamamıştı.
Bu işte bir bit yeniği yok, değil mi?
Bana güvenebilirsin.
Malı getir, parayı götür. Anladın mı kardeşim?
Mario'dan korkma sen. Dekorun bir parçası o.
Bu adamın hükmettiği âlem gayet de dünyeviydi,
Querelle'in şüphesi yoktu.
Polisin böylesine yakışıklı, zengin olması nasıl mümkün olabilirdi?
İçelim!
Ne zaman geleceksin?
Malı gemiden nasıl indireceğimi bulmam lazım. Halledeceğim.
Beni orasına karıştırma.
Başım yansın istemem.
Benimle dans etmek ister misin?
Ederim tabii.
Adım Lysiane.
Burası benim.
Anlamıştım.
Robert'ın kardeşiyim ben.
Biliyorum.
Düşüncelisin Querelle.
Mario'nun otoritesinin varlığını tanıyorum.
Nesnel hareketlerini aklıma yazıyorum.
Nesnellik, mutlak güçle el eledir.
Ahlaki otoriteye egemen olur.
Kusursuz bir sosyal düzendir bu.
Şerefe.
Kazandın.
Sinirli gibisin.
Kız kardeşimin gelmemesi benim hatam değil.
Onu bir şekilde getirebilirdin.
Getiremedim işte Gil. Yemin ederim.
Paulette'i ne kadar sevdiğimi gayet iyi biliyorsun.
Paulette'i seviyorsun demek.
Komik mi Roger?
Komikse söyle.
Var ya...
Kardeşin benim olsun istiyorum.
Şu an seni tuttuğum gibi tutabilsem onu nasıl becerirdim, bir bilsen.
Gil'sin sen. Gilbert Turko. Polonyalısın.
Kendini bildin bileli duvarcısın.
Biraz da asabisin.
Beni kışkırtıyor.
Onu öyle bir becerirdim ki...
Çehreniz benziyor.
Gözleriniz aynı.
Keşke o olsaydın.
Ona ne diyeceksin?
Yarın gelmesi için ikna etmeye çalışacağım.
GENÇ ERKEK KOCA SİKLİ OĞLANLAR ARIYOR
Querelle yaratık olduğu fikrine alışık değildi.
Bu genç adam, yaşayanların dünyasında
yalnız olmanın dehşetini pek iyi bilirdi.
Bravo! Bravo!
Bizim küçük kız eline gitarı alınca erkeğin hasına dönüştü.
Koş yavuklunun peşinden.
Mazallah, kendini denize atar yoksa!
Seni gördüğüm iyi oldu.
Neden?
Sana bir iş teklifim var. Beyrut'takinin aynısı.
- Afyon mu? - Evet.
Yarın sabah karaya çıkacağım.
Gece gümrük idaresinin sağına,
rıhtımın duvarından bir ip sallandıracağım.
Sabah altıda bir tekne alıp paketi ipe bağlayacak
ve gümrükten geçeceksin.
Sonrasında karada buluşacağız.
Ne kadar?
300.
Bana uyar.
No comments yet. Be the first to leave one.