ആദ്യത്തെ 190 വരികൾ.
Neredeyse hazırlar, Bayan Goldman.
Mükemmel.
Tamam.
Televizyona ilk çıkışın mı?
- Neden böyle söyledin? - Hiç.
İyi gidiyorsun.
- Cildim nasıl görünüyor? - Mükemmel görünüyor.
Bu iş sende. Dinle, sen en iyisisin.
Her şey yolunda. Endişelenecek bir şeyin yok.
- Tamam mı? - Tamam.
Tamam, güzel.
Tamam, oraya çık ve kim olduğunu göster.
Tamam. Tamam, hazır.
Tekrar hoşgeldiniz.
Bugün stüdyoda, estetikçi Hope Goldman bizlerle birlikte.
Hope Goldman, aynı isimli Hollywood cilt bakım stüdyosu
Hope Goldman Cilt Bakım'ın sahibi.
Hope, cidden Amerikan rüyasını yaşıyorsun.
Küçük bir kasabadan, ünlülerin
yüz uzmanlığına kadar yükseldin.
Ve şimdi de kendi ürün serini piyasaya sürüyorsun.
Endişeli değildim, yine de sağ ol.
Hmm.
Brett'in ürünlerinin ne kadar harika olduğunu,
- söylediğini duymuştum. - Biri kulaklarımı çınlattı.
- Brett, merhaba. - Kayıttan önce uğrayıp
- bir merhaba demek istemiştim. - Seni görmek çok güzel.
Herkese ürünlerinin ne kadar
inanılmaz olduğunu söylüyordum.
Sana söylüyorum, kendi serini
çıkarmış olmandan dolayı çok mutluyum.
Senin nasıl bir öncü olduğunu hatırlamalarının zamanı geldi.
Mandy, bu genç hanım Hollywood'un esas
cilt bakımcısı,
ve yakında bilinen bir isim olacak.
Pekala, dışarıda görüşürüz.
Bekle, bu doğru mu? Tüm bunları İtalya'da mı
- yaptın? - Evet, öyle.
Bazılarının, en yüksek kalite ürünleri
yaptıktan sonra bunları dünyanın
öbür ucundan göndermenin en bariz
iş planı olmadığını söylediğini biliyorum.
Fakat benim için, cidden başka seçenek yok.
Böyle çok rekabetçi bir işte,
nasıl gündemde kalabiliyorsun?
Şey, kendimi yüceltmek istemiyorum,
lakin bu meslekte itibar her şeydir.
Ve ben...hayatımı,
kim olduğumu, işimden ayrı görmüyorum.
Hope Goldman Cilt Bakım, Hope Goldman,
Hope Goldman Cilt Bakım.
Alıp şişeledim. Alıp şişeledim.
Bu meslekteki 20 yıllık kariyerimde
öğrendiğim ne varsa,
- alıp şişeledim. - Vay canına.
Şey, tahminimce geriye kalan tek soru, onları nereden alacağız?
Çünkü daha fazlasını istediğimi biliyorum.
Şey, resmi piyasa tarihimiz hala iki hafta sonra.
Yani, şimdilik, benim Hollywood stüdyom olan HGS'den temin edilmekte.
Fakat yakında size en yakın mağazaya gelecek.
Bakar mısın tatlım?
Hope stüdyoda telefona izin vermez,
bu yüzden telefon ihtiyacın varsa dışarı çık.
Teşekkür ederim.
- Merhaba! - Teşekkür ederim.
Pekala. Görüşürüz, hanımlar.
Yakında görüşürüz.
Sence o tarafta ne açılıyor?
Yeni neon tabelalar bulundurmamıza izin verilmediğini sanıyordum.
Yeni tabela mı istiyorsun?
5,000 şişe losyon sipariş etmemiş olsaydık olabilirdi.
Bunu da kalanlarla birlikte Armen'e mi bırakmalıyım?
Evet. Yerimiz kalmadı ve onun garajda yeri var.
Ona mesaj atayım, geldiğini haber vereyim.
O sana aşık.
Şu komşuyu bir ziyarete gideceğim,
ne bulacağıma bakacağım.
Hope, unutma, öğlen Colleen var.
O geç kalacak.
Merhaba?
Hu hu? Komşu?
Burası da ne böyle?
- Henüz açmadık. - Ben şey için...
Randevu almak için mi geldiniz?
Hayır, onun için değil...
Ben Hope.
Hope Goldman Cilt Bakım, yolun tam karşısında.
- Tabii ya. - Evet, tam orada.
Ben Angel. Angel Vergara.
- Memnun oldum. - Aynen.
- Tamam. - Sana bunları getirdim.
Bunlar ürünlerimden bazıları.
- Onları seveceksin. - Teşekkürler.
- Ne kadar... tatlısın. - Evet.
- Onları İtalya'da ürettim. - Güzel!
Senin kendi serin var mı bilmiyorum da
tüm formüllerim telif korumalıdır.
Çok akıllıca.
Evet, Ben sadece... Senin ne iş yaptığını fark etmemiştim.
Ne demek istiyorsun?
Cilt bakım işi yaptığını bilmiyordum.
- Jeff sana söylemedi mi? - Jeff? Hayır. Hayır.
Şey...
Yoğun bir gün geçiriyorum da, tekrar hoşgeldin.
Sonuçta, bu bir sektör, değil mi? Yani...
Evet.
Dinle, Umarım senin bölgeni işgal ettiğimi düşünmüyorsundur.
Niye böyle söyledin ki?
Ben... aynı müşterileri paylaşacağımızı sanmıyorum.
- Öyle mi? - Hayır, hayır. hiç sanmıyorum.
- Hayır. - İyi.
- Güzel. - Güzel.
Yani, komşu olarak,
bu... bugün buraya park etmiş olman hiç sıkıntı değil,
fakat benim bölgelerimden birine girmişsin.
O bölgeler yalnızca benim parlak müşterilerim için.
Seninle konuşmak güzeldi.
Neden karşımdaki boş dükkanı başka bir
yüz uzmanına kiraladın, Jeff?
Zamanında kirasını verebilene kiralarım, Hope.
Tamam, açıkçası, ürün hattımla alakalı
bazı sıkıntılar oldu, ve bana pahalıya patladı.
Bunu önceden düşünmedin mi?
Bir destekçim vardı.
Geliştirme aşamasını finanse eden sessiz bir ortağım vardı
ve lansman boyunca beni uçurması gerekiyordu.
Adam kalkıp ortadan kayboldu. Yani, bu benim hatam değil.
Hope, biz de burada iş yapmaya çalışıyoruz
Bu kişisel değil. Tamam mı?
Jeff, hadi ama.
Beni ne zamandır tanıyorsun?
- Hope... - 15 yıldır, Jeff.
Ve bunca zaman, iyi bir kiracı olmadım mı?
- Evet, evet, evet, elbette. Evet. - Tamam.
fakat durum başlangıçtaki gibi değil.
Şimdi ortaklarım var. Paraya ihtiyacımız var.
Tamam, dinle,
Sana bunu söylememem gerektiğini düşünüyorum,
fakat "The Brett & Kylie Show"un bir bölümüne katıldım.
Bu hafta yayınlanıyor.
İşler patlamak üzere, değil mi?
İşleri rayına oturtuyorum. Ve sana...
...senin kendi ürününü, sadece senin için,
kendi adıma, İtalya'dan getirdim.
Oh.
Çünkü sen de bu işin bir parçasının.
Şey, teşekkür ederim.
Pekala.
Dinle, şu Angel denen herife tekmeyi basacaksın, tamam mı?
Sanki mekanın sahibiymiş gibi ortalıkta geziyor, Jeff.
Hope, ilk olarak senin probleminle,
- ilgilenebilir miyiz lütfen. - Evet.
Gelecek hafta senin için alacağım.
- Pazartesi mi, Salı mı? - Ne gerekiyorsa, Jeff.
Pazartesi, Salı.
Tamam, ama 90 dakikanın tamamını alacak mıyım?
- Tabii ki. - Colleen. İşte buradasın.
- Biliyorum. Geciktim. - Lütfen ama.
Bunu bu haftaki programa ayarlamıştık.
Benim kabahatim değil.
O çok gevezelik ediyordu,
ve biz zaman kavramını kaybettik.
Bunu görüyorum.
Kötü çocuklar olduk. Kötü çocuklar olduk.
Kötü çocuklar olduk, olduk.
Siz ikiniz birbirinizi tanımalısınız.
O Thai Town'da yaşıyor. Komşu sayılırsınız.
Sen Hollywood'un
- mucizevi işçisi olmalısın. - Hope.
Jordan. Senin hakkında çok şey duydum.
Tamam, peki, karar nedir? Ümitsiz vaka mıyım?
Yoksa beni tekrar 19 yaşında gösterebilir misin?
Şey, kaç yaşındasın?
26.
- Ne? Sen nasıl... - Sana dememiş miydim?
Bunu nasıl yaptın? Bunu nasıl... Ne?
Jordan, sen Marine'i oyalayabilirsin.
Yardımımı istemediğinize emin misiniz?
- Ellerimi gayet iyi kullanırım. - Eminim öylesindir.
Peki, siz ikiniz...
Lütfen ama, o daha bebek.
Bu seni daha önce durdurmamıştı.
Kadınlardan hoşlandığına bile emin değilim.
Bu da seni daha önce durdurmamıştı.
Genç insanları bilirsin.
Bu günlerde fazla odaklılar.
Artık sex için bile zamanları olmuyor.
Aynı ben.
Bilmiyorum. O beni çok...
işe yarar hissettiriyor.
No comments yet. Be the first to leave one.