ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.
Çeviri: Carlito_Br
Teşekkürler.
- Sadece bunlar. - Tamam.
- Hangi tren efendim? - 7:55, Nottingham.
- Dr Radcliffe için rezervasyon olacaktı. - Peki, efendim.
'7:55 treni peron 13'den kalkıyor.
'Rugby, Leicester, Nottingham ve Sheffield'da duracaktır.'
- Gerçekten çok teşekkürler. - Teşekkürler, efendim.
- Her şey tamam? - Evet, teşekkürler.
Evet, iyi tatiller, Dr Radcliffe. Henderson sizi Notthingham'da karşılayacak.
- Tamam. Güle güle. - Oldu. Hoşçakal.
'... peron 13’den kalkıyor.
'Rugby, Leicester, Nottingham ve Sheffield'da duracaktır.'
Herkes trene!
Dr Radcliffe kameranızı mı unuttunuz?
Dr Radcliffe nerede?
Günaydın.
Sabah olunca uyanmalısınız. 20 dakika geç kaldın, biliyorsun.
- Yeni bir şey var mı? - Hepsi raporda yazıyor.
Bazılarının aksine gayet derli toplu.
Hatırlaman gerekir ki sen hala ordudasın, dostum.
Sana bir şey söyleyeyim mi. Sen benim yerime hatırla.
sabah 9:45, posta dağıtımı.
Postacı senin adamın Haggerty'ydi, iki paket ve dört mektup dağıttı.
sabah 9:56, fırının minibüsü çağrıldı.
iki büyük kepekli ve dilimlenmiş bir beyaz ekmek bıraktı.
Ayrıca her zamankinden 1 lt fazla süt aldılar.
Ya içeride daha fazla kişiler ya da daha fazla çay tüketiyorlar.
Ne arıyorsun burada? Senin sırana daha saatler var.
Ross seni istiyor. Bu nedenle benim gibi yaşlı kurtlar gelip senin nöbetini devralmalı.
- Ne istiyor? Sana söyledi mi? - Hayır.
Hiç bir şey söylemedi mi?
Evet. Onun güvencesi altındaymışım.
Sana da ihtiyar Ross'a da lanet olsun.
- Biliyorsun? - Neyi biliyor muyum?
Kaseti silmen gerekiyor. Kayıt devam ediyordu. İyi sabahlar.
- Günaydın. - Günaydın, efendim.
- Teşekkürler. - Teşekkürler.
Haydi, küçük güvercinler.
İçeri gel, Palmer.
- Çavuş Palmer emredildiği gibi rapor veriyor. - Kapıyı kapat, Palmer.
Hamile bir deve gibi iki büklüm ofisime gelme. Hazırola geç.
Rahat.
Bu benim B-107 mi, efendim?
Sanki bilmiyormuşsun gibi.
Ayrıca okuması oldukça zor, Palmer.
Orduyu çok seviyorsun, değil mi?
Oh, evet, efendim. Orduyu çok seviyorum, efendim.
Esprilerin için daha iyi bir kitle bulmalıyız.
- Seni Binbaşı Dalby'nin oraya gönderiyorum. - Oh. Görevim ne olacak, efendim?
Senin garip yeteneklerini gözetleme görevlerinden daha çok kullanmanı sağlayabilir.
- En azından iki boyunca tavan arasının birinde kısılıp kalmazsın. - Ah, bu bir terfi mi, efendim?
- Sayılır. - Maaşım artacak mı?
Bir bakalım. Şimdi 1300 artı harcamalarını alıyorsun.
Evet, efendim.
- Sana 1400 vermeye çalışacağım. - Oh, teşekkürler, efendim.
- Şimdi yeni çıkan kızılötesi mangallardan alabilirim. - Paranı harcama.
Gittiğin yerde yemek yapmaya çok vaktin olmayacak. Dalby adamlarını çalıştırır.
ve bendeki mizah anlayışı onda yoktur.
Evet, efendim. Bunu özleyeceğim, efendim.
Pekala, gel bakalım, devrini yapalım.
Ah, B-107, bu bizimle gelmek zorunda mı?
Korkarım öyle.
Hadi gel, Palmer.
...eski bir işi almak...
...hayır, hafta sonları olmaz.
Oh. Günaydın, efendim.
İstemiş olduğunuz adam görüşmek üzere yukarıda sizi bekliyor.
Kapıdan geçin, koridoru takip edin ve merdivenden yukarı çıkın.
- Anladın mı? - Ah, evet, teşekkürler.
Beklemek ister miydin?
Efendim.
...Ben zor olduğumu zannetmiyorum, zor olan bu işler.
Yani, demek istediğim...
Günaydın, Dalby.
- Günaydın, efendim. - Az önce T-104'ünü okudum.
Bunun sizin ziyaretinizi hızlandıracağını düşünmüştüm.
Hızlandırdı da.
Radcliffe'i kaybetmeniz ne yazık.
Aslında böyle bir şeyin olmasını bekliyorduk.
Umarım bölümümü işi boşlamakla suçlamıyorsunuzdur.
Sevgili dostum, bununla ilgili bir şüphemiz yok.
Anlamana yardımcı olayım, Dalby.
Radcliffe'in korumasının öldürülmesi şüphelerimizi doğruladı.
Bir süredir beyin göçünü araştıran bir bölümümüz var.
Devlette çalışan birçok bilim adamı kariyerlerinin
tepesindeyken işlerinden ayrılıyorlar. Çalışmayı bırakıyorlar.
- Hepsini kontrol ediyoruz, değil mi? - Tabii ki. Hepsini kontrol ediyoruz.
126'sı son iki yılda ayrıldı.
107'sinin ayrılmak için geçerli nedenleri vardı. Daha iyi olanaklar, daha çok para.
Üçü öbür dünyaya göç etti.
- Peki diğer 16'sı? - Radcliffe ile 17. 17 üst düzey adam.
Olasılık kanunlarına karşı gelen şeyse
hiçbirinin ayrılmak için mantıklı bir sebebi yoktu.
Ama Radcliffe istifa etmedi.
- Kaçırıldı. - Kesinlikle.
Şimdi ilk gerçek ipucumuzu bulduğumuzu düşünüyoruz.
Ve senden Radcliffe'i geri getirmeni istiyorum.
- Deneyeceğim. Tabii. - Bu yeterli değil.
Eğer onu geri getirmezsen, yukarıdakiler senin bölümü kapatmak zorunda kalabilirler.
Bir dakika.
Bu bölüm karşı istihbarat için kurulmuştu.
Radcliffe gibi güvenlik düzeyi bir (S1) gözetimleri için değil.
Wilson ve Roberts'ın bölümleri de öyle.
Ama ben onları S1 görevlerine atıyorum.
Onlar savaş dairesi, ben içişleri dairesiyim.
Bunun farkındayım Dalby.
Bunu sana ben ayarladım, hatırladın mı?
İşi bitmiş bir binbaşıya göre gayet iyi bir işin var, değil mi?
Hm.
Taylor'ın yerine sana yeni birini getirdim.
Hm?
Nasıl biri?
Biraz itaatsiz biri ama iyi bir adamdır. Çavuş Palmer.
- Bu çok fazla Bayan Norman. - O kadar da değil.
Lyons Corner evini yaptıktan sonra benden bir barı temizlememi bekleyemezsiniz.
- İyi bir oteldir. - Bilmiyorum.
İşçi bulma kurumunda daha iyisini bulabilirdim.
Evet, efendim? Şimdi yukarı çıkabilirsiniz.
İyi şanslar, Palmer.
Gerekli her şeyi hazırla.
- İyi günler, efendim. - İyi günler.
Kapıdan geçin, koridorda ilerleyin ve merdivenden yukarı çıkın.
Anladım!
Kapıyı kapat.
Genelde bir B-107'nin konusu olmuş birine içeriği okunmaz, Palmer,
ama sana doğrudan söyleyeceğim.
"İtaatsiz,
"Saygısız...
"ve bir düzenbaz...
"ve belki de suç işlemeye meyilli. "
Evet, oldukça adil bir değerlendirme olmuş.
- Efendim. - İyi.
Bu son özelliğin faydalı olabilir.
Ama senle ilgili bir sorunum olursa, Palmer, seni yakarım Palmer,
seni öyle bir yakarım ki, Ross'un seni bulduğu yere geri dönmek zorunda kalırsın.
Gel benimle.
Kulağına küpe olacak bir söz.
Eğer Ross'a raporlanacak bir şey çıkarsa ben raporlarım.
- Anladın mı? - Evet, efendim.
Bu güzel akşam için size teşekkür ederim.
Şakalarını sakla, Palmer, Albay Ross'un mizah anlayışı bende yoktur.
Evet, bunu çok özleyeceğim zaten, efendim.
İşini devraldığım adam bana gerekli bilgileri verecek mi?
- Eğer ruhuyla konuşabilirsen evet. - Affedersiniz anlamadım?
Bu sabah vuruldu.
- Günaydın, efendim. - Günaydın.
Günaydın, efendim.
Murray.
Palmer.
- Merhaba. - Merhaba.
Tabancanı ona ver.
Ona bir Colt. 32 verin.
- Bunu nasıl kullanacağını biliyor musun? - Colt. 32'yi mi? Evet.
- Otomatiğimi kullanmayı tercih ederim. - Colt'u kullan.
Colt'u kullanırım.
- Günaydın, efendim. - Günaydın.
- Günaydın, efendim. - Günaydın.
Günaydın.
- Teşekkürler. - Bluejay üzerine olan dosya bu, efendim.
- Buna ihtiyacınız var mı? - Hayır... Oh, gir içeri, Palmer.
Evet, anladım.
Ben buradan gideceğim. Eğer sen de buradan gidersen.
Oh, evet. Affedersiniz.
Geçen gece oraya nasıl gittin?
Ortaya ne çıktı?
Sabah S1'miz, Radcliffe kaçırıldı ve Taylor öldürüldü.
Bana bildirilen şu ki, eğer Radcliffe'i geri getiremezsek
bu bölüm kapatılacak.
Mesaj alındı ve anlaşıldı.
Palmer.
Bu Palmer, Taylor'ın yerine geldi.
Chilcott-Oakes.
- Merhaba. - Carswell.
Gray, Edwards ve Courtney.
Alice tanıyorsun, tabii. Pekala, o zaman...
Oh, oturabilirsin.
Avrupa’da Radcliffe'i pazarlayabilecek
boyutta çalışan sadece iki kişi var.
İlki, kod adı Serçe, bana adı prens Sûreté tarafından bildirildi.
iki ay evvel tutuklandı ve hala hapishanede.
Böylelikle geriye Erik Ashley Grantby kalıyor.
Kod adı Bluejay, Arnavutluk 1918 doğumlu
Teşekkürler, Chico.
Şapkalı olan, Bluejay,
Kel olan ekibinin şefi, kod adı Housemartin.
Bu iki yıl önce Stockholm'de çekildi.
Bu Bluejay'in daha yakın zamanda çekilmiş bir filmi Geçen ekim, Viyana.
O zamandan beri gözüküyor ki kendini saklıyor.
Alice onun dosyasından Londra ve çevresinde sıkça uğradığı bilinen yerlerin listesini çıkarttı.
Ben hepsinin kontrol edilmesini istiyorum.
- Jock, bunları al. - Efendim.
- Gray. - Efendim.
- Edwards. - Efendim.
- Chico. - Teşekkürler, efendim.
Palmer.
Son olarak, eğer Bluejay'in elinde Radcliffe varsa onu en yüksek teklifi veren satacaktır.
ve bu da biz olmalıyız.
Onunla kim bağlantı kurarsa onun bizim de alıcı olduğumuzu bilmesini sağlamalı.
Pekala, işe koyulun. Courtney, seninle bir şey konuşacağım.
No comments yet. Be the first to leave one.