The Beekeeper

The Beekeeper (Ο Μελισσοκόμος)

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

The Beekeeper 1987 1080p WEB-DL AAC 2 0 x264-NDD
കമന്ററി എഴുതിയത് 1see0ne

ടാഗുകൾ

other
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2023-03-26
ഡൗൺലോഡുകൾ: 30
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 175 വരികൾ.

ARICI

Çok şanslısın. Dinle bak.

-Şarkı gibi gelmiyor mu kulağa? -Ne bu?

Kraliçe olmak isteyen bakireler

balmumu hapishanelerinin kapılarını dövüyorlar.

Onlar kapıları kırmaya çalışırken,

diğerleri, yani muhafızlar, o çatlaklara yama yapıyor.

Neden onları dışarı salmıyorlar?

Çünkü sadece kraliçe seçilen dışarı çıkabilir.

Diğerleri kraliçeye bir şey olursa diye yedekte tutulur.

Bir süre sonra erkek arılar su aramaya gidecek.

Bize yetiştiler, görüyor musun?

-Ne yapıyorlar? -Kraliçeyi bekliyorlar.

Kraliçe gelecek, erkek arılarla dans edip havada yükselecek,

sonra da içlerinden birini seçecek.

Kraliçenin dansı mı bu?

Kraliçenin dansı, evet.

Hava muhalefeti de planımızı bozdu. Değil mi hocam?

Gerçi yine de dışarısı bahar kokuyor.

Bu gece mi gidiyorsun?

Evet, bahar güneye daha erken geliyor.

Sonra görüşürüz Eleni.

Gelinin babası nerede? Anna, Spiros nerede?

Hadi Spiros! -Geliyor, geliyor.

Gülümseyin lütfen! Düğün fotoğrafı çekiyoruz.

Damat Girit'te görev yapıyor dedim ya teyze!

-Yardım edeyim mi? -Hayır, sağ ol.

-Oğlun ne okuyor? -Benden mi bahsediyorsun?

-Stefanos, kaseti değiştir. -Ne koyayım? -Ne istersen.

Kuşa bakın!

Kuş...

Onu korkutmayın.

Bir pencere açın.

Ben çıkıyorum Spiros. Gidip hazırlanayım.

Yorgun görünüyorsun. Erteleyelim mi?

Gerçi diğerleri şimdiye yüklemiştir.

Merak etme, tam vaktinde gelirim.

Gitti.

-Görüşürüz, Spiros. -Görüşürüz.

Ne oldu anne?

Ne oluyor? Anlamıyorum.

-Bardakların olduğu tepsiyi düşürmüş. -Uğurdur, uğur!

Ne bu böyle? Neden kimse dans etmiyor?

-Islandın mı? -Ayaklarım ıslandı.

-Burası mı? -Evet, müziği duymuyor musun?

Merhaba. Yeni bitti.

-Siz yeni öğretmen misiniz? -Evet.

Gelip eski öğretmenlerini tebrik etmek istediler.

-Tebrikler. -Mutluluklar.

Gelsenize.

-Nasılsın Nikos? -İyiyim öğretmenim.

Hâlâ tuzak kuruyor musun?

İstifanızı hâlâ kabullenemediler.

Gel.

Önce buldum seni Sonra kaybettim

Keşke yalnız olaydım...

Spiros!

Neredeydin? Herkes seni arıyor.

Seni anlayamıyorum baba.

Biz gidiyoruz.

Tırmandım biber ağacına Biber toplamaya

Birden yıkılıverdi biber ağacı Ellerim bomboş kaldı

Görüşürüz.

Gidip taksi çağırayım.

Bitti işte.

Ne yapacaksın?

Oğlanla bir süreliğine Atina'ya gideceğim.

Şu sıra sınavları var.

Kendine bakacak zamanı yok.

Sonra da...

Bilmiyorum.

Evi satarım belki.

Ya da belki işe geri dönerim.

Ben sana ne yaptım, Spiros?

Hiçbir şey.

Hiçbir şey.

Güle güle.

Güle güle!

S.A.'nın günlüğünden,

21 Mart.

Delice, yonca, kaz otu...

...portakal ağaçları, yabanmersini, kekik, fesleğen.

Babamın dediği gibi, çiçekten bir yol...

Kahvehanede görüşürüz!

Kahretsin!

Kızın evlenmiş. Seni tebrik etmeyi unuttum.

Bu sene her şeyi satıyorum artık, yoruldum.

Geçen yıl on kişiydik, değil mi?

Bunca yıl çiçek peşinden koştuk, yeter artık...

Her baharda olduğu gibi yola çıkma vakti.

İki gündür yağmur yağıyor.

Kovanların durumu iyi.

Sadece 3, 4, 9, 20 ve 31 no'lu kovanları değiştirmeli.

Koloniler seyreliyor.

Kraliçeler yaşlanıyor.

Eskiden yola çıkışlarımız bayramları andırırdı.

Kaç kişi olduğumuzu saydık.

Geçen yıl on kişiydik.

Yorgos yorgun olduğunu söylüyor artık.

Yollara düşülecek, her bahar olduğu gibi...

Hadi bakalım, güle güle git!

İstediğin yerde bırakabilirsin beni.

-Nereye gidiyorsun? -Buradan gideyim de fark etmez.

İlk fırsatta indiririm seni.

Endişelenme. Peşimden gelen yok.

Fazla sigaran var mı?

Hâlâ burada mısın?

Aç mısın?

Gel.

Endişelenme. Dediğim gibi, peşimde kimse yok.

Başka bir şey ister misin?

Uzağa mı gidiyorsun?

Beni de götürür müsün?

Benzin alacağım.

-Geldik mi? -Geldik.

Beni gönderecek misin?

Hayır, ama öyle konuşmuştuk.

Evet, öyle konuşmuştuk.

Fikrini değiştiren cumartesiye sağ çıkmasın.

Ne?

Geri gelecek misin?

Benden ne istiyorsun?

Şey...

Gidecek hiçbir yerim yok.

Kapıyı kapat.

Uyudun mu?

Sen hâlâ burada mısın?

Açabilir misin?

Haritanı buldum. Üstüne rota çizmişsin.

Bütün o yerlere gidecek misin?

Duruma göre değişir.

Hangi duruma?

Hava durumuna, diğer şeylere...

Ne zaman yola çıkacaksın?

Henüz bilmiyorum.

Bunu sevdim.

Neyi?

Bunu. Yola çıkmayı.

Sürekli bir yere gitmeyi.

Alabilir miyim?

Fazla konuşmuyorsun.

Nasıl istersen.

Pekâlâ baba!

Ben sigara almaya çıkıyorum.

Biraz para alabilir miyim? Beş kuruşum yok.

Uyuyor muydun?

Ne tesadüf ama! Mihalis'le ben birlikte büyüdük.

Ona plajda rastladım.

Geceyi burada geçirebilir mi?

Yeni terhis olmuş. Sabah gidecek.

Olur mu?

Söylememe gerek yok tabii, sigara bulamadım!

Sen istersen uyu. İşimiz uzun sürmez. Çok yorgunum.

Eşyalarını topla.

Duydun mu?

1200.

Dün gece üç kişiydiniz Bay Spiros.

Normalde üçüncü kişi için de sizden para almam gerekir.

Kovanlar... Rüzgâr çıktı.

Bu gece benimle içmeyen arkadaşım değildir!

En iyisi var hem de.

Özel günler için saklıyordum.

Dur da kapıyı kilitleyeyim.

Hep geçmişe dönüyor.

Normandiya'da geçirdiği çocukluk yıllarına.

Yunanistan'a 1948'de gelmiş.

Sonra da hapis yılları işte.

Ben de seni bekliyordum.

Ben de pencereden dışarıyı izliyordum.

Tam bahar havası.

Dedim ki...

"Gelip benimle içecekler, el mahkûm."

Nasılsın?

İyiyim.

Ya şarap?

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left