The Rain

The Rain

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

സീസൺ 1

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

The Rain 2018 S01 1080p NF WEBRip x264 DD5 1-OPED
കമന്ററി എഴുതിയത് BartuW

ടാഗുകൾ

webdl
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2026-08-17
ഡൗൺലോഡുകൾ: 0
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No
FPS: 23.976

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

-Bir tane var. -Durdu mu?

Hayır.

Devriyeye devam ederlerse buradan çıkamayız.

-Ne yapıyorsun? -Bakacağım.

Jean, yere çök. İkimizi de öldürteceksin.

-Pardon. -Ne yapıyorsun?

Tanrı seni koruyordu hani?

Evet, koruyor ama aptallıktan değil.

Ben aptal değilim.

Hayır, değilsin ama az önce yaptığın şey aptallıktı.

Sen iyi birisin Jean.

-Ne? -İyi birisin.

İnanmıyorum. Anneler der öyle.

"Jean, sen çok iyi bir çocuksun. Çok iyisin."

Ama öylesin.

Emin değilim.

Bana hep iyi davrandın.

Lea.

Ne yapmış olurlarsa olsunlar, herkes ölünce cennete gider mi?

Ne?

Ben çok kötü bir şey yaptım.

Geçmişte ne yaptığın önemli değil. Şu an kim olduğun önemli.

Seni tanıyorum.

Hayır, tanımıyorsun.

Yardım et.

NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ

Diğerlerine söyleme yoksa bizi yanlarına almazlar.

Kahretsin!

-Çok mu kötü? -Doktor bulmamız gerek.

Biraz ağrı kesici al.

Selam.

Susadın mı?

Sağ ol.

Nasıl geçeceğiz, bilmiyorum.

Øresund Köprüsü tek yol. Karşıya yürümek çok riskli.

Öylece ortada kalırız.

Ama tek çaremiz orası.

Martin, doktoru bulmamız gerek.

Geçmemize yardım et.

Solgun görünüyorsun yakışıklı.

Tamam. İyice sarınıp karanlıkta karşıya geçeriz.

Hey!

Konuşuyoruz burada...

Biz de.

Ne konuşuyorsunuz?

Hiç.

Hiç...

Peki. Bu gece gideceğiz. Hazır mısın?

-Evet. -Güzel.

Beatrice, benimle gel.

Senin derdin ne?

Benimle yemeğe çıkar mısın?

-Yemeğe mi? -Evet.

Her şey bittikten sonra benimle yemeğe çıkar mısın?

Ya sonra?

Güzel bir yer biliyorum. Kuzeyde.

Idre. Ben çocukken oraya kayak yapmaya giderdik.

-Kayağa mı gitmek istiyorsun? -Hayır, ama orada bir dağ var.

Aslında bir tepe.

Ben küçükken orayı dünyanın en büyük dağı sanırdım.

Tüm dünyayı görebildiğimi düşünürdüm.

Birer bardak pembe şarap ile başlarız.

Güzel olur.

Rasmus ile neye gülüyordunuz?

-Kıskandın mı? -Hayır.

-Ama onunla oynuyorsun. -Hayır.

Niye bunu yapıyorsun?

Baksana. Başka bir yol bulmamız gerek.

-Rasmus yürüyemiyor. -Yürümek zorunda.

-Onu alışveriş arabası ile götüremeyiz. -Araba sadece Yabancılarda var.

O zaman bir tanesini çalalım.

Delirmişsiniz siz.

Burada devriye yapıyorlar.

-Nerede? -Bir tanesi şuradaydı.

Şu an bilmiyorum.

-Köprüye gitmeye çalışanları yakalıyorlar. -Onları kendime çekeceğim.

Bu boktan bir plan.

Dikkatli ol Simone.

Seni öldürürler.

Hey. Dur!

Kımıldama.

Silahlarını alın.

Jean, bağla onları.

Öldürelim gitsin.

-Hayır, sadece arabayı alacağız. -Burası çizgi film dünyası değil.

Tamam. Bazen tam bir hıyarsın.

Sen ne diyorsun?

Patrick, onları sorgulayacağız.

Ne soracağız? Kıyafetlerini mi? Sabah ne yediklerini mi?

Gidip arabayı çalıştır.

Haydi.

Aferin Simone.

Tanrım!

Çok kötü duruyor.

Sağ ol.

En azından güzel bir şeye sarılı.

Hoşuna mı gitti?

Bu normal değil mi?

Bilmiyorum.

İnsanların bana güzel şeyler söylemesinden hoşlanmam.

Söyleyecek pek de güzel bir şey yok.

Çabuk öğrendin.

Ablan ve Martin...

Ne olmuş?

İyi anlaşıyor gibiler.

Simone ondan hoşlanıyor mu?

Sen söyle.

Martin'le birlikte değil misiniz?

Bu dünyada kimse kimsenin değil.

Ama âşıksınız, değil mi?

Çok gençsin.

Cevap ver.

Bunu nereden buldunuz?

Burası tamamen karantina altında, değil mi?

Diğer tarafta ne var? Diğer devriyeler nerede?

Buradan asla çıkamayacaksınız.

Alfa takımı. Bravo takımı olarak Bölge Beş'e giriş yapıyoruz.

Martin.

-Cevap ver. -Tekmelemek işe yaramıyor.

Tamam ama maskelerini çıkarma. Onları öldürmeyi zorlaştırır.

Diğer tarafta ne olduğunu söylerseniz sizi öldürmeyeceğiz.

Diğer devriyeler de geliyor. Gitmeliyiz.

Alfa takımı.

-Patrick. -Bekle.

-Simone onlarla konuşuyor. -Onları öldür ve gidelim.

Öldüreceğim. Gerekli bilgiyi alınca.

Simone her şeyi kendine göre yapıyor.

Bizi siklemiyor. Kafanı karıştırıyor Martin.

Ona güvenemezsin.

Ne yapıyorsun Simone?

Zarar vermek istemiyoruz.

Sadece cevap arıyoruz.

Diğer tarafta ne olduğunu bize söyleyin.

Ne olursa olsun beni öldürmeyeceğine inanayım mı?

Nasıl bu kadar safsın?

Hepsi hasta zaten, bizi öldürecekler.

Martin! Çocuklar!

Onları öldürmemiz gerek.

Sana söylemiştim.

-Konuştular mı? -Hayır.

Önce onu öldür.

Dövmeli olan.

Niye?

Öylesine.

Herkes arabaya geçsin.

Evet, haydi.

-Öldürmeyeceğine söz vermiştin. -Haydi artık!

İyi misin Jean?

Arabaya gir.

Diğerlerini alalım.

Haydi.

Nereye gidiyoruz?

Küçük Bjärred.

Orası neresi?

Bir şehir.

Küçük Bjärred.

Tuvalette yapılan bir şeymiş gibi.

Boklu Küçük Bjärred...

İyi misin?

Onları öldürmek zorunda değildin.

Hayır.

Sonu bizim için kötü olacaksa başka çaremiz yok.

Bu yöntem değişmeli.

Ölmeyi hak ettiler Simone.

Selam.

Günaydın.

İyi uyuyabildin mi?

Evet.

Aç mısın?

Evet, çok açım.

Ailen nerede diye soruyor.

Bilmiyorum.

Yağmurdan beri onları görmedim.

-Çok güzel bir yemekti. -Teşekkürler.

-Ben... -Evet.

Gitmek istediğini söylüyor.

Kalmanı istiyor.

Kalamam.

Hayır.

-İstediğin kadar kalabilirsin. -Evet, yerimiz var.

İyi olur.

Harika.

J...

E...

N...

V...

I...

L...

Vilde.

Jean.

Ve Vilde.

KÜÇÜK BJÄRRED

İyi misin Rasmus?

Doktor buralarda olmalı.

Rasmus, duyuyor musun? Geldik.

-Rasmus? -Nerede? Doktor nerede?

-Lea? -Evet?

Drone'u getir.

Gel bakalım.

-Çalışmıyor. -Çalıştırmamız gerek.

More Turkish subtitles for The Rain

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left