The Last Woman

The Last Woman (La Dernière Femme)

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ ഡൗൺലോഡ് ചെയ്യുക

റിലീസ് വിവരങ്ങൾ

The Last Woman 1976 FRENCH 1080p WEBRip x264 AAC-[YTS MX]-tur
കമന്ററി എഴുതിയത് nutuzar

ടാഗുകൾ

webrip
web
x264
BRip
1080
TS
YTS
പ്രസിദ്ധീകരിച്ചത്: 2023-12-21
ഡൗൺലോഡുകൾ: 26
ശ്രവണ വൈകല്യമുള്ളവർക്ക്: No

Turkish സബ്ടൈറ്റിൽ പ്രിവ്യൂ

ആദ്യത്തെ 200 വരികൾ.

18 yaş altı için sakıncalı olabilir!

Bir Marco Ferreri filmi

SON KADIN

Çeviri: nutuzar

Bir ay boyunca bebekle evde tıkılı kalıp ne yapacağım?

Sadece kendini düşünüyorsun. Peki ya ben ne olacağım?

Benim bir karım ve çocuğum var.

Bak, ücretli tatili unut.

Burada ciddi bir kesinti söz konusu.

Ücretsiz izinlerin fabrikanın sorunlarını bize ödetmenin bir yolu olduğu açık.

Böylece üretimi azaltıyorlar ve biz de izin almak zorunda kalıyoruz.

Her zamanki gibi bizi kullanıyorlar.

Bizi eve gönderiyorlar ve sonra ne yapacaklarına karar veriyorlar.

Bu izinler tam bir saçmalık.

Sonunda anladın.

Ama ne yapabiliriz, söyle bana.

Hepsi anlaşmış, patronlar ve sendikalar, ve bu sayede bizi mahvediyorlar...

İşçiler haklı, artık kimsenin güvenliği yok.

Sende taşak yok Gerard.

Kendi işimizi kuralım.

Bütün hayatını bu boktan fabrikada mı geçirmek istiyorsun?

Ben bu boktan fabrikada büyüdüm, başka ne yapabilirim ki?

İşime inanıyorum.

Lanet olsun.

Buradaki yönetim bize lanet olası köpekler gibi davranıyor.

Gerard!

Delirdin mi sen?

Ellerini çek ve benimle konuşurken ağzından çıkana dikkat et.

Defol buradan yoksa kıçına tekmeyi basarım.

Mühendis dediğin böyle olur.

Çabuk öğreniyorsun!

Her zaman başını belaya sokuyorsun. Kahretsin, elim acıyor!

Şikayet etmeyi bırak, başka ne yapabiliriz ki?

Şikayet etmiyorum.

Haklıyım, değil mi? Bize köpek gibi davranıyorlar.

Sanırım bileğim kırıldı.

Her zaman onlardan daha fazla ödüyoruz.

Geç kaldım, gidip çocuğu almam lazım.

Sıçıyorsun, ha? Ne güzel.

İşte baban, Pierrot.

Ne yapıyorsun orada?

Onu aldım çünkü ağlıyordu.

Ağlıyor muydun?

Açsın ufaklık, babana gel.

Yalnız mıydın?

Oh, şu güzel oyuncağa bak.

Ben de oynayabilir miyim öğretmenim?

Bak, oyuncağımızı götürüyor.

O bizim oyuncağımız.

Onu geri vermeyecek.

Anne?

Ah, buraya gel. Bir şey yok, bir şey yok.

Defol buradan, git sahibine havla!

Gördün mü? Korkma, ben buradayım.

Beni bırakabilir misin?

Tabii. Bizimle gel.

Köpeklerden mi korkuyorsun?

Hayır, şiddetten korkuyorum.

Bugünlerde çocuklar bile bunu hissediyor.

Ben bunu bilemem.

Benim sadece bir çocuğum var.

Tatile nereye gidiyorsunuz?

Assiz Dağı'na.

Nereye?

Tunus'a.

Güzel. Politik olarak ne kadar bilinçlisin.

Deniz, güneş...

Niçin bizimle birlikte evde kalmıyorsun?

Çünkü bir arkadaşım beni bekliyor.

Seni dışarıda mı bekliyor?

İkiniz güneşin altında çırılçıplaksınız, ha?

Seni kapıya kadar bırakayım. Kaskı al.

Her zaman fazladan bir tane bulundururum. Hiç belli olmaz. Atla bakalım.

Bu çok kötü, çünkü senden hoşlanıyorum.

Valerie!

Seç... Tunus ya da benimle ev.

Git!

Bu daha iyi.

O da neydi öyle?

Hâlâ bizi takip ediyor.

İşte eşyaların.

Umalım da bu sahne kısa sürsün.

İstediğini yapmakta özgürsün.

Ben burada acımla baş başa kalacağım.

Hoşça kal Michel.

Hiç güneşe doğru yolculuk yapacak mıyız?

Banyoyu seviyorsun, değil mi?

Annesi nerede?

Annesi mi?

Gitti.

Bir kuş gibi uçup gitti, değil mi Pierrot?

Ve bu da çiftin mirası.

Çift tarih oldu.

Çok zordu. İki kişi için.

Neden evlendiniz?

Küçük tabancasını görmek ister misin?

İşte, al onu, bir bak.

Gördün mü? Küçük pipisi.

Babanın pipisi hakkında ne düşünüyorsun, ha?

Baban senin annen olmalı.

İstersen kurula, ama ona tek başıma bakamam.

Ben kitaplardan bir şey öğrenmedim.

İkimiz birlikte öğrendik.

Her şey hazır mı Pierrot? Yağlandı ve cilalandı.

Artık onunla ilgilendiğimize göre, kendimizle de ilgilenebiliriz.

Bana karşı nazik olmalısın.

Hayır, hayır, bu senin için değil, benim için canım.

Şimdi ne yapmak istiyorsun?

Gidip biraz kestirelim.

Hadi, benim küçük prensim.

Sonra sana yiyecek bir şeyler getiririm.

Biraz gerginim.

- Adın ne senin? - Valerie.

Sen Gerard'sın, değil mi?

Nereden biliyorsun?

Çocuğunu almaya gelen tek erkek sensin.

Bana karşı nazik olmalısın.

Yavaşça.

Pierrot, sonra yiyeceksin, kes şunu!

Tam boşalacakken hep sözümü kesiyor.

Babanın ne kadar hızlı olduğunu görüyor musun, Pierrot?

Bağırıp çağırıyorsun ve şimdi de yemiyorsun.

Ben de acıktım.

Ben de acıktım.

- Aç mısın? - Evet, açım.

Karnın boş mu?

Seni doyuracağım.

Şimdi giyineceğiz ve sonra dansa gideceğiz.

Her şeyi doğru yapalım, ha?

Hüp yap.

Deli misin, ona uyku ilacı mı veriyorsun?

Çok tatlı, değil mi?

Uyuyacak ve bizi rahat bırakacak.

Sevişmek istediğinde hep böyle mi yaparsın?

Dans ettikten sonra biraz daha sevişiriz.

Önceden çok ateşliydim, çok hızlıydım.

Yine de iyiydi.

Ne kadar iyi olduğumu göreceksin.

İlk sefer her zaman gariptir.

Güzel, yerini biliyorsun.

Bak, bu tavuk, yani sen.

Ve bu da ben, horoz.

Hayır... Bu ateşle oynamak olur.

Al, onun yerine bunu em.

Ciddi olalım. Şimdi giyinelim.

Senin şerefine mavi giyeceğim.

O düğünler içindir.

Tangonun seksin bir ifadesi olduğunu biliyor musun?

Seni tam buraya getiriyor.

Bu ne, ruh halini yansıtan müzik mi?

Duruma göre değişir.

Dışarı çıkmak zorunda mıyız?

Yapma... Yapma...

Bu da ne?

Gitmiş olmalı.

Adı neydi?

Valerie?

Kazağımı çaldı.

Mavi olanı! Valerie!

Neler oluyor burada?

"Dışarı çıktı."

Bu hiç iyi değil.

Şimdiden aileden olduğunu düşünüyor.

Bak ne kadar pratik.

Valerie.

Buraya gel!

Merhaba Gerard, öğlen oldu!

Ne olmuş yani?

Her yerimi ısırdı.

Kendini çocuğa bağladı.

Çalışmadan evde kalınca, bir sürü şey düşünmeye başlıyorsun.

Birbirimizi anlamak için iletişim kurmalıyız.

Başarılı bir iletişim.

Cevap vermiyorsun, bana yardım etmiyorsun.

Okyanusu duyuyorum.

Seni istiyorum. Seni istiyorum.

Konuşmak zor, biliyorum.

Hadi o zaman.

Haklısın, sadece kendimi düşünüyorum, bu doğru.

Değişeceğim, göreceksin. Kal, tamam mı?

Her şeyin yoluna gireceğini göreceksin.

İstediğimi yapmama izin verdin ve biz de aşırıya kaçtık.

Kendimi çok hırpaladım.

Zavallı küçük adam.

Umarım yakında iyileşir.

Onsuz ne yapardık?

Bu küçük yaralanmaları hafife alamazsın.

Haklısın.

Ne yapıyorsun?

Üzerine bir şey mi sürdün?

Özür dilerim, benim hatam.

Biftek nasıl?

- Çok iyi. - İyi, ha?

Yemek yapmayı biliyorsun.

Bu benim uzmanlık alanım.

Ben de biraz alacağım.

Şimdi de elini keseceksin.

Kan görmeye dayanamıyorum.

Şimdi bebeği bırakıp dışarı çıkacağız.

Pekâlâ.

The Last Woman subtitles in other languages

അഭിപ്രായങ്ങൾ

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left